Ak Parti, Demokrasi sınavında!

 
M. Kemal AYÇİÇEK – 18 Kasım 2007 
Ak Parti, iktidara gelirken sürekli “daha fazla demokrasi”, “daha fazla insan hakkı”, “ daha özgür bir ülke” gibi sloganları kullandı. Halk, bu söylemlere inandı ve Ak Parti’ye, birinci ve ikinci dönemlerde de Hükümet etme hakkını tanıdı. 
Şimdi, gerek Avrupa Birliği yolunda atılan adımlar, kanunlarda yapılan değişikliklerle bugüne gelindi. Bugün, dünden farklı mı değil mi, onu işte bu süreçte göreceğiz. Nasıl mı?
DTP için açılan dava ile tüm bu süreçler gözler önüne serilecek ve dün partileri kapatılan tüm siyaset adamları, bugün DTP için açılan kapatma davasında sınav verecek. Tabiî ki burada asıl sınavı verecek olan Ak Parti iktidarı olacaktır.
DTP sözcüleri, ne kadar yasa tanımaz olsalar da, geçmişte suç sayılabilecek ifadelerde kullanmış olsalar da, Demokratik, Laik ve sosyal Bir Hukuk Devleti olan ülkemizin dünden farklı olarak ne kadar adım attığını ispat edecek bir sürece girmiştir. 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP), kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı. DTP milletvekillerinin PKK’ya “terörist” dememesini ve bu konudaki açıklamalarını dikkate alarak “terörü destekledikleri” iddiasında bulunan Başsavcılık, DTP milletvekillerinin de Meclis üyeliklerinin düşmesini ve yargılanmalarını talep ediyor.
Türkiye’de parti kapatılmasına alışığız. Uzun yıllar, çeşitli gerekçelerle siyasi partiler kapatıldı. DTP’de kapatılabilir tabi ki de ama nereye kadar sürecek bu parti kapatma olayları, yani bunlardan ders almayacak mı yız? Ya da, parti kapatarak neyi ne kadar halledebiliyoruz, veya bu parti kapatmalar, ülkemiz de istenen ve beklenen sonucu vermiş mi dir?
Bakınız, bugüne değin 26 defa parti kapatmışız.
Kapatılan partiler ve kapatma tarihleri şöyle:
İşçi-Çiftçi Partisi (İÇP)-(1968)
Milli Nizam Partisi (MNP)-(20.5.1971)
Türkiye İleri Ülkü Partisi (TİÜP)-(24.6.1971)
Türkiye İşçi Partisi (TİP)-(20.7.1971)
Büyük Anadolu Partisi (BAP)-(19.12.1972)
Türkiye Emekçi Partisi (TEP)-(8.5.1980)
Büyük Anadolu Partisi (24 Kasım 1992)
Sosyalist Parti (10 Temmuz 1992)
Yeşiller Partisi (10 Şubat 1994)
Halk Partisi (25 Eylül 1991)
Türkiye Birleşik Komünist Partisi (16 Temmuz 1991)
Halkın Emek Partisi (14 Temmuz 1993),
Özgürlük Demokrasi Partisi (30 Nisan 1993)
Sosyalist Türkiye Partisi (30 Kasım 1993)
Demokrasi Partisi (16 Haziran 1994)
Demokrat Parti-2 (13 Eylül 1994)
Demokrasi ve Değişim Partisi (19 Mart 1996)
Diriliş Partisi (1996)
Emek Partisi (1997)
Sosyalist Birlik Partisi (7.6.1994)
Refah Partisi (16.1.1998)
Demokratik Kitle Partisi (26.2.1999)
Fazilet Partisi (22.06.2001)
Halkın Demokrasi Partisi (13 Mart 2003).
Ne zamana kadar parti kapatarak bu ülkeyi ileriye daha da ileriye götüreceğiz. Gerekçeler ne kadar haklı olursa olsun insanların düşüncelerini söyleme haklarına saygılı olmayacak mıyız? “Susun”, “kesin sesinizi” “hımm bak” “yoksa fena yaparız” gibi çocuk terbiye edercesine insanlara davranma veya öyle bir muameleyi reva görmek hakkımız var mı?
Yukardaki tüm siyasi partiler, o siyasi partilere gönül veren insanlar, şimdi bu ülkenin insanları değil mi? Bu ülkede yaşamıyorlar mı? Partileri kapatıldı diye, sustular mı? Susturduk mu yani?
Susmadılar. “bak hala konuşuyorlar” değil mi? Konuşacaklar, konuşmalılar, susmaları kötüdür, konuşsunlar, gizlenmesinler, en acı sözü söylesinler, dost acı söylere sayarız ama bu parti kapatmalarıyla ilerleyemiyoruz. Bu ülkeye yakışmayan durumlar bunlar, onun için AK Parti’ye Demokrasi sınavında diyorum.
Geçmişte en ağır bedeli ödeyenlerin içinde bulunduğu bir siyasi parti, hatta Cumhurbaşkanlığı ilk seçimleri sürecinde başsavcılığın, Ak Parti’yi kapatmak için delil topladığı çıkmadı mı medya da? İşte o parti, bugünün hükmedeni.
Buyursunlar bakalım, DTP, TBMM’de grubu bulunan bir siyasi parti. Adına yakışır davrandı veya davranmadı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı elbette görevini yapacaktır, mehkemeler elbette bu ülkede “hukukun üstünlüğünü” tarafsız ispat edeceklerdir ama “hukuk” adil olmak durumundadır. Bunun, senini benini olmaz. Hakemler maçlara çıkarken takımlar arasında ayırım yapmazlar ama sonrasında maçlar hep tartışılır, sonuçlarıyla tarihe mal olurlar. 
Şimdi bizim ülkemiz de de dünden farklı ne değişti göreceğiz. Bu Avrupa Birliği’ne uyum yasaları dediğimiz bir yığın yasa değişti ama bakacağız Türkiye’de dünden bugüne ne değişti veya değişmedi göreceğiz hep birlikte.
Türk Milleti adına kararlar veren yüce mahkemelerimiz, elbette devletimizin Dünya insanlığı önündeki konumunu, duruşunu, gücünü, demokrasisini, insan haklarını ve asil niceliğini gösterecek ve Türkiye’nin bir Pakistan olmadığını, insanlarının rahatça görüşlerini açıklayabilen insanların ülkesi olduğunu gösterecektir diye ümit ediyorum.
Bu ülkenin suyunu içmiş, ekmeğini yemiş, toprağını sürmüş hiç kimsenin bu ülkenin birlik ve bütünlüğünün bozulmasına çanak tutacak eylemlerde bulunacağını düşünemiyorum. Aklı selim kimsenin de ekmek yediği kaba pisleyeceğini de düşünmüyorum. Yaramazlık, çocukların işidir. Olgunlaşmamış insan işidir ama o yaramaz çocuklar da bizim çocuklarımızdır, onlar yaramazlık yaptı diye de evlatlarımızı kapı dışarı edecek halimiz yok!
Evet, yaramazlığın bedeli bir nevi cezadır ama bu ceza bizi el aleme rezil edecek bir ceza olmamalıdır. Evlat, nasihatlerle büyür, nasihatten babalar bıkmaz, evlat bıkabilir ama babalar asla bıkmaz. Bıkmamalıdır. Nasihat yerine kalkıp testiyi kırmayalım, testi bize lazımdır. O testi ile daha ne sular taşıyacağız, öyle değil mi? Kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda  www.kuzeyhaber.com  , www.hizmetgazete.com  ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.