AK Parti'nin değil,Gönül dilinin zaferi

  

M. Kemal AYÇİÇEK- 13 Haziran 2011  
Genel seçim sonuçları açıklandı, artık herkes rahatlamıştır. Öyle ya meydanlardan meydanlara koşan siyasi partiler, hele de o partilerde görev alanların sırtlarından ter eksik olmamıştır. Sade vatandaşlar bile, “artık gına geldi, şu seçim olsa da geçse artık, şu gürültü bitse yeter” diyordu, onlarda zaten oylarını kullandı ve o gürültü patırdı bitti nihayet. Şimdi partililer, kendi aralarında “nerde hata yaptık”ın hesabına dönerler, orası bizi ilgilendirmiyor. Ben bu seçimlerde Ak Parti’nin değil, gönül dilinin zaferinden söz edeceğim. Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendine has üslubu, yani gönül dilini konuşturdu ve  Türkiye’nin yarısının oyunu yeniden almayı başardı. Şüphesiz, bu kayıtsız ve şartsız büyük bir zaferdir. 
CHP, MHP, Bağımsızlar (BDP),SP ve diğer tüm partiler, mutlaka bir yerlerden kendilerince uygun bulacakları gerekçelerle mutlaka başarı elde etmişlerdir. Mesela,  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun balkon konuşmasında, “3.5 milyon yeni oydaş kazandık” açıklamasında olduğu gibi..evet Türkiye’de bu seçimlerde önceki genel seçimlerden farklı olarak 8 milyon yeni seçmen oy kullanmıştır. CHP, aldığı bu yeni seçmen oyları ile “başarılıyız” diyebilir de, AK Parti’de bir önceki seçimlere göre 5 milyon daha fazla oy almış oldu. O zaman Ak Parti de, bu 8 milyon oydan 5 milyon yeni oyu almış oldu. Saadet partisi bile, onca bölünmüşlüğe rağmen hala eski oranını koruyor. MHP’de biraz düşüş oldu ama yine de parti kurmayları, kendilerince bazı haklı nedenleri ileri sürecek ve “kazançlıyız, çünkü kamuoyu araştırmalarında bizi barajı bile aşamazlar deniyordu” diyecekler. Yukarda dedim ya, Has Parti bile, “biz geçen seçimlerde yoktuk ama bakın bu seçimlerde şu kadar oy aldık”la kendilerini başarılı bulacaklardır.
Oysa sorun şu parti veya bu partinin ne kadar oy aldığı değildir. Türkiye’de tüm siyasi partiler, iktidar olmak için seçime girerler ve burada başarı veya başarısızlık, hükümet olabilirlikle orantılıdır. Ak Parti, 2002 seçimlerinden önce yeni kurulmuş bir partiyken aldığı oylarla bu ülkede iktidar oldu. Ve hala oy oranını tüm iktidarlık yıpranmışlığına rağmen hala oylarını artırarak iktidar olabiliyorsa burada farklı bir durum var demektir. Bana sorarsanız bu durumun aslı, liderlerin gönül diliyle yapmacık dilleri arasında yatan farklılıktan kaynaklanıyor. CHP eski genel başkanı Deniz Baykal, bir şekilde partisinin liderliğinden uzaklaştırıldı. Yerine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, eline verilen bir proğrama göre davranıp, kendisi olmayan ve başkalarınca dayatılan bir takım söylemlerle halkın önüne çıktı. “Gandi kemal”, “halkçı kemal”, “mavi gömlek”, “güvercinli kemal”, “kemal abi” gibi, başkalarınca kendisine önerilen bir dil ile halka hitap etmeye kalktı. Kendisi olmadan, kendine verilen adeta bir “figüran”lık rolü ile halkın huzuruna çıktı ve ona verilen metinler üzerinden hitap etti.  Halk, bu prototipi, yemedi. Yanı aslı olmayan ama olmasını istedikleri bir tipi yaratmaya dayalı bir hileyi kabullenmedi. Halk, Yapmacıklı bir liderlik istemiyor demek ki.
MHP’de ise, özellikle bir takım futbol kulüplerinin taraftar dernekleri gibi dernekler altında örgütledikleri gençlerden istediği sonucu alamadı. Evet, o kulüp taraftarlıkları adı altında yaptıkları siyaset bazı illerde milletvekili kazanmalarını sağladı ama genelde istedikleri ve düşündükleri neticeyi almalarına bu yapılanmaları yetmedi. Önceki seçimlere göre meclisteki temsil sayıları düşerken bu vekillikleri bağımsızlıklara kaydı. Yani BDP’ye gitmiş oldu. MHP, 16 milletvekili kaybetmişken, Bağımsızlar yani  BDP’de 20 olan milletvekili sayısını 35’e çıkarmış odlu. MHP, belki o kaset rezaletleri yüzünden istediği veya beklediği oyu alamadı ama yinede partinin ileri gelenlerine sorarsanız, mutlaka bu seçimlerde kendilerine bir “başarı” payesi bulurlar.
Anlatmak istediğim şey, gönül dilinin kazancıdır aslında. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel başkanı olarak birilerinin önermeleri ile lider olmuş bir insan değildir. Yetiştiği kültür ve aldığı terbiye ve adab-ı muaşeret kültürü, onun yapmacıklıktan uzak, tamda gönül dilinin konuşturmasıyla aldığı başarıdır. AK Parti’nin zaferi, Genel başkan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi kimliği, kişiliği ve aldığı kültürün gereğini, olduğu gibi davranmasının sonucudur. Kimse ona, şöyle konuş, bunu böyle yap diyerek bir şey söyletemez. O başbakanın Dünya’ya bakışı ile alakalı bir gönül dilini konuşturmasının neticesidir. Buradan Başbakan Erdoğan’ı yakından tanımayan ve huyunu, suyunu bilmeyen ve bu bilmemezlikten dolayı kaygı duyanlara şunu söylemek isterim, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı yeni baştan, ön yargısız ve de ideolojik bir bakışla değil, herkes kendi gönül gözü ile yeniden değerlendirirse, o kaygılarının yersiz olduğunu anlayacak ve rahatlayacaklardır.
Onun için ısrarla “gönül dili”nden söz ediyorum. Bizim Eminbey’i bilirsiniz, daha önceleri yazmıştım hani benim kankam. Evlerine gittim, annesi uzanmış yatıyor ama suratı asık. Yaşlıdır, hastadır diye düşündüm önce, sonra Eminbey çıtlattı. “annemin beni görecek gözü yok” diye. “hayırdır, ne oldu” dedim. “ne olacak, oy kullanamadı diye bana kızgın, hele bir de kendi oyu ile bir milletvekilinin değişebileceğini bilse beni evlatlıktan siler, atar, aman sen bir şey deme” diye beni de uyardı. Yanına gittim, sarıldım, “nasılsın” dedim. O sıra, kızı Makbule döndü bana, “sen bu insanlara olan yakınlığınla cennete gştmezsen başka kim gider diye düşünür dururum” diyiverdi. Hayda, beklemediğim bir tepki bu. Nerden çıktı, hayırdır derken, bizim gelin abla dediğimiz Eminbey’in annesi, “bana az iş etmedi” dedi ve Eminbey’i şikayet etti. Eminbey, Trabzon’da mesai saatini hesaba katarak, nasılsa 17’ye kadar oy kullanılır diye annesini oy kullanması için sandığa götürmemiş, çayır biçmiş, saat 16’dan sonra da, “hadi oy kullanmaya göçtüreyim” demiş, gitmişler ama sandıklar kalkmış. Yani oy verme işlemi meğer saat 16’ta sona ermiş ve gelin abla oy kullanamamış, o yüzden Eminbey’e fena halde kızgın. “etmediğim dua kalmadı ama ben sandığa zamanında gidemedim” diyerek, “şimdi ben oy vermedim diye Tayyip Erdoğan başbakan olamazsa, ben senin evlatlığını ne yapayım” diyerek kızgınlığını sürdürüyor. Eminbey, seçimin ilk sonuçları alınınca bunu annesiyle paylaşıp, onunda gönlünün rahatladığını anlatıyor gülümseyerek. “yoksa benle konuşmazdı” diyor annesi için.
Siyaset, dayatılmalarla, önceden hazırlanan bir takım sloganvari sözlerle olacak iş değil. Belki geçmişte bunlar yapılıyordu ama artık halk, buna itibar etmiyor. “Ya olduğun  gibi görün ya da göründüğün  gibi ol” devrindeyiz. AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’da olduğu gibi göründüğü için üçüncü dönemde de oylarını artırarak halkın gönlünde taht kurdu ve AK Parti iktidarını Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir başarı ile yeniden devam ettirme hakkını kazandı. Anladın mı lan Acıpayamlı şeyimin eniştesi(!)Bu zafer, onun için “gönül dili” zaferidir diyorum. Bu seçim sonuçlarının ülkemizin birlik ve beraberliğinin bozulmadan başarıyla devamına vesile olması dileklerimle kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.