Fındık Odununu zona, zonu da sepete çeviriyor

Recep Usta, kimilerinin "meslek" diye beğenip yapmadığı işi severek yapıyor, belki ürünlerindeki zerafete özen gösteremiyor ama siparişlere yetişemediği de bir gerçek. İş sadece sepeti yapmakla bitmiyor, bir de onun tüketicide ki etkisi var.Sepetlerdeki zerafet,doku,desen ve şekiller, kullanıcısının zevkine ne kadar uygunsa o kadar sevilip, beğenilebiliyor tabi. Bunu başarabilmek de isim yapmayı sağlıyor.

Fındık Odununu zona, zonu da sepete çeviriyor

M. Kemal AYÇİÇEK

www.karadenizolay.com (özel)-Yol kenarında bir mavi tenta. Altında önde zon yapan bir baba, yan tarafında da oğlu var. Baba-oğul yan yana bir uğraş içindeler. O görüntü beni çoçukluğuma götürüyor. Çok küçükken bizim köyde “sepetçiler” olarak adlandırılmış bir mahalle vardı.orada ilk kez insanları, fındık odunlarını yonarken görmüştüm ve hayran kalmıştım. Ne yapmaya çalıştıklarını anlamak için izlemiş, izlemiş ama bir türlü onların ne yapmak istediklerine karar verememiştim. İki elleriyle tuttukları bir bıçak (Eğri bıçak), habire kendilerine doğru çekiyorlar ve fındık odununu yontuyorlardı. İşte o anları yeniden anımsadım.

 

Trabzon’da Rahmetli Karadenizli sanatçımız  Erkan Ocaklı’nın söylediği türküden hatırlayanlarınız olabilir, “Araklı’nın bir köyü pervanedir pervane, rastladım düğününe oldum deli divane” diye, işte bu türküye konu olan  Pervane köyünün hemen altında, eski adıyla Bifara, yeni adıyla Merkezköy’de  Araklı- Uğrak-Bayburt  Devlet karayolu’nun hemen kenarındalar.39 yaşındaki Recep Erbay ile 17 yaşında, lise öğrencisi oğlu İzzet Erbay’la birlikteler. Duruyorum yanlarında. Yoldan geçen araçlardan zaman zaman çalınan kornalarla verilen selamı alıyorlar, kimi zaman da yanlarında duranlara sepet satıyorlar. 


Günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş bir mesleği yapıyorlar. Sepetçilik..sepet ustası dedesi, sepetçi Gencanın Hasanmış, ondan babası Gencanın Yusuf’ta aynı mesleği yapmış, babasının vefatından sonra Recep bu işi öğrendiği kadarıyla yapmaya çalışıyor. Ailede var bu meslek, amca çocukları Murat ve Halil, aynı işi Araklı’da yapıyorlarmış. Recep’in yanında çalışan oğluna dönüyorum, “sen neler yapıyorsun” diye, “perdah ve sepetin dibini yapıyorum” diyor. Demek ki, yetişiyor. Ama okulun dışında hafta sonları babasının yanında zaten.


Ağaç’tan zon’a, zon’dan sepete

 

Beşikdüzü’nden 75 yaşlarında bir hacı (müşterisi) varmış, 20 tane sepet siparişi vermiş ama Recep usta bir türlü adamın siparişlerine yetişememiş ve artık ona mahcup olmamak için neredeyse nefes almadan harıl harıl çalışıyor. Bir zon, bir zon daha derken, konuşmak istiyorum ama adamın konuşacak zamanı bile yok! Recep usta, “yetiştiremiyor, atlatıyordum ama şimdi ona yayla sepeti  yapıyorum” diyor. Yonma tezgahında en önemli malzemelerinden, elinde iki sapı olan ve fındık odununu yontmaya yarayan Eğri bıçak, zonların uçlarını düzelttikleri el bıçağı, sepet yapımında topuz çivisi dedikleri yine odundan bir alet, açacak dedikleri yine odundan bir alet ve tutacak dedikleri de yine odundan bir aletle yapıyorlar bu sepetleri.


Köylülerin getirdiği fındık odunları tüm sermayesi. Odun getirene bunun karşılığınca sepet yapıyor, geri kalan odunları kendisi sermaye yapmış oluyor. Dalsız fındık odunlarını önce parçalara ayırıyor, o parçalara zon (tembes) diyor, o zon’u da işlenebilir hale getirip sepeti yapıyorlar. Şimdilerde eskisi kadar kullanılmasa da hala büyük sepetlerin yanında daha çok süs sepetleri ve günlük kullanımlar için piknik sepeti, ekmek sepeti, meyve toplama sepeti, fındık sepeti, Tay sepeti, Alaf (ot) sepeti, ahbun veya kemre  (hayvan gübresi)sepeti, küp sepeti örüyorlar. 10 tane fındık odunundan bir sepet yapılabiliyor ve Günde 2-3 sepet yapabiliyor Recep usta, sepetlerin en küçüğünü 8 liradan,  büyüklüğüne göre de 10-15-  20 -25 gibi fiyatlarla  bir yandan toptan, bir yandan da yoldan gelip geçenlere satıyorlar. Kısaca sepetçilik, Fındık odunundan zona,  zondan da sepete çevrilme sanatı işte.


Dört çocuk babası Recep Erbay, çocuklarını okutabilmek için şehre inmiş bir yıl dayanabilmiş hayat şartlarına, tekrar köyüne dönmüş ve baba mesleğine bu kez tam asılmış. Şehirde inşaatlarda çalışmış bir müddet ama kendi mesleği dururken buna daha fazla devam edemeyeceğini görmüş, kaybolmaya yüz tutmuş sepetçiliğe yeniden ama tam dönüş yapmış anlayacağınız. Akrabaları Bursa, Düzce ve İstanbul’a dağılmış, anne ve babası hayatta olanların yaz aylarında onları bahane ederek gelebildiğini ama anne ve babası ölenlerin artık memlekete de gelmediklerini söylüyor Recep usta, sonra da, “zaten bizim akrabada fazla yaşayan yok.. Babam 58 yaşında öldü, amcamin biri 63, diğeri 62 yaşında öldü.” diyor, ama yanından oğlu izzet giriyor araya, “en büyük amcam 65 yaşında öldü baba” diye, yaşama yaş sınırını hafifte olsa yükseltmiş oluyor. Recep Usta, kimilerinin “meslek” diye beğenip yapmadığı işi severek yapıyor, belki ürünlerindeki zerafete özen gösteremiyor ama siparişlere yetişemediği de bir gerçek.

İş sadece sepeti yapmakla bitmiyor, bir de onun tüketicide ki etkisi var.Sepetlerdeki zerafet,doku,desen ve şekiller, kullanıcısının zevkine ne kadar uygunsa o kadar sevilip, beğenilebiliyor tabi. Bunu başarabilmek de isim yapmayı sağlıyor.


Not: Recep usta'ya ulaşmak için telefon: 0 5376633223




Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2018, 22:08

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER