Kredi Kartı dolandırıcılığına dikkat!

Son dönemlerde ortaya çıkan kredi kartı dolandırıcılığına bir de "takla attırma "yöntemi eklendi. Trabzon'da özel bir firmada pazarlama elemanı olarak çalışan Tuncay Kıroğlu, şirket kurarak da Mustafa Ozay Küçükertunç ile Umay Bahçekapılı adlı kişilerin, piyasayı dolandırdığı iddiası ile haklarında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu bildirildi.

  Kredi Kartı dolandırıcılığına dikkat!

Kredi Kartı dolandırıcılığında yeni yöntem “Takla attırma”...

Son dönemlerde ortaya çıkan kredi kartı dolandırıcılığına bir de “takla attırma” yöntemi eklendi. Trabzon'da özel bir firmada pazarlama elemanı olarak çalışan Tuncay Kıroğlu'nun takla attırma yöntemi ile,  Mustafa Özay Küçükertunç ile Umay Bahçekapılı adlı kişilerinde şirket kurup, aynı yöntem üzerinden  piyasayı dolandırdığı iddia edildi. Alışveriş sırasındaki ödemelerde kredi kartlarının tercih edilmesinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu kartların değişik yöntemlerle dolandırıcılık amacıyla kullanımı da arttı. 

 

Emniyet Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, bugüne kadar 10 değişik türde kredi kartı dolandırıcılığı polis kayıtlarına girdi. Dolandırıcıların, genellikle çalıntı kartlar ile posta yoluyla gönderilen kartları ele geçirerek eylemlerini gerçekleştirdiğini saptayan polise göre, en tehlikeli dolandırıcılık, mağazalardan, “kredi kartlarının kopyalanması” şeklinde yapılıyor. Bu yöntemde, karttaki bilgiler gerçek olduğundan, dolandırıcılığın ispatı da mümkün olmuyor.

 

Polis, dolandırıcıların, bilgileri genellikle internetten temin ettiklerine dikkati çekerek, kredi kartı sahiplerini, kişisel bilgilerini internette güvenli olmayan sitelere göndermemeleri konusunda uyardı.

YÖNTEMLER

Bugüne kadar polis kayıtlarına geçen, kredi kartı dolandırıcılığı yöntemleri şunlar:

1-Kayıp ve çalıntı kartlar: Dolandırıcılar, kimlik ve imza kontrolü yapılmayan iş yerlerindeki alışverişlerde kayıp ya da çalıntı kartları kullanıyorlar. Bunu engellemek için kredi kartı kaybolan kişinin en kısa sürede bankasına bildirim yapması gerekiyor.

2- Ele geçmeyen kartlar: Kredi kartının müşteriye, posta ya da kargo yoluyla ulaştırılırken çalınarak kullanılması. Bu dolandırıcılık, sahte kimlik belgeleriyle banka şubesinden kart alınarak da yapılabiliyor.

3- Boş plastik: Kredi kartı boyutundaki boş plastik plakalara gerçek kredi kartlarına ait numaralar basılıyor. Müşteri sanki alışveriş yapmış gibi, bu kart imprinter cihazından geçirilerek satış belgesi düzenleniyor. Sonra bu para bankadan tahsil edilmek suretiyle dolandırıcılık gerçekleştiriliyor. Bu dolandırıcılıkta işyerlerinin de parmağı bulunuyor.

4- Değiştirilmiş kart: Dolandırıcının kendisine ait ya da bir şekilde ele geçirdiği kredi kartındaki numara, ütüleme yöntemiyle yok ediliyor ve yerine yeni ve başkasına ait bir numara basılmak suretiyle dolandırıcılık yapılıyor.

5- Sahte kartlar: Sahte para gibi önce sahte kredi kartı basılıyor. Dolandırıcılık, kartın arkasında bulunan manyetik şeride, encoder (kodlayıcı) adı verilen bir cihazla gerçek kredi kartı bilgilerinin kodlanması suretiyle gerçekleştiriliyor.

6- Manyetik şerit sahteciliği: Dolandırıcı, kendisine ait kredi kartının arkasındaki manyetik şerit bilgilerini siliyor ve encoder cihazıyla başkasına ait bilgileri yüklüyor.

7- Kart kopyalama: Alışveriş yapan müşterilerin kartları müşteri görmeden encoder cihazından geçirilip kopyalanıyor. Sonra bu bilgiler, üretilen sahte bir kartın şeridine aktarılıyor. Bu, en tehlikeli dolandırıcılık olarak nitelendiriliyor, karttaki bilgiler gerçek olduğu için yolsuzluğun ispatlanması zor oluyor.

8- ATM dolandırıcılığı: Dolandırıcı, bankaya gelen müşteriden önce ATM’nin kart giriş haznesine bir cisim yerleştiriyor. Sonra gelen müşterinin kartı ATM cihazında kalınca, dolandırıcı, yardım etmek bahanesiyle şifreyi öğreniyor. Müşterinin bankadan ayrılmasından sonra da kartı ATM cihazından çıkarıp kullanıyor.

9 - İnternetle mal siparişi: Dolandırıcı, internette şirket ve kişilerin güvenlik şifrelerini aşarak, kart numaraları ve özlük bilgilerini çalıyor ve bu bilgilerle sipariş veriyor.

10 - Hesap yönlendirme: Kart sahibinin kimlik bilgileri, kredi kart bilgileri öğrenilerek bankaya telefonla veya başvuru formuyla müracaat ediliyor. Eldeki bilgilerle kartın adresi değiştiriliyor ve bir süre sonra kaybolma bahanesiyle yeni adrese yeni kart isteniyor. Gelen kartın arkasına imza atan dolandırıcı kartı kullanmaya başlıyor.

Yeni Yöntem Takla Attırma

Emniyet kayıtlarına geçmeyen ancak şuanda piyasada revaçta olansa dolandırıcılıkta yeni yöntemse “takla attırma yöntemi”

Trabzon’da özel bir sigara firmasında çalışırken samimiyet kurduğu işyerlerinden borçlu kredi kartlarını alışveriş yaparak, takla attırdığı öne sürülen Tuncay K.'nın şirket yetkililerin durumu fark etmesi üzerine kovulduğu belirlendi. Tuncay K.'nın piyasayı takla attırma yöntemiyle 70 bin YTL'den fazla dolandırdıktan sonra ortadan kaybolduğu öne sürülüyor. 

Edinilen bilgilere göre, Tuncay Kıroğlu'nun çalıştığı şirket sayesinde girdiği işyerlerinde Trabzon’un en zengin ailesinin adını “referansım” olarak gösterip güven oluşturduğu, ardından da borçlu kredi kartlarını yine tanıdığı işyerlerinden alış veriş yapıp, bir sonraki ödemeye kadar erteletmesiyle “aracı”lık yaptığı ifade edildi.

Çalıştığı firmayı da dolandırmış...

Tuncay K.'nin kredi kartlarındaki limiti sonuna kadar kullandığını ve son olarak ta nakit avans çekerek ortadan kaybolduğunu söyleyen M.A, O.M, Ö.K, A.U, “Pazarlama elemanı olarak çalışan Tuncay K. çalıştığı firmayı da dolandırınca işine son verilmişti. Tuncay K., bize borçlarını, annesinin de payının bulunduğu dayıları Ali Aynacı ve Şenol Aynacı’ya ait Trabzon Belediyesi’nin zağnos vadisi kapsamındaki kamulaştırmada satılacak konuttan alınan parayla kapatılacağını söyledi. Ev satıldı, parasını aldılar ama biz hala paramızı alamadık. Bizde sabırla bekledik ama duyduk ki Ankara’ya kaçmış. Biz, hala “ayıp olmasın, arkadaşımızdır” dedik bugüne kadar sabrettik ama artık Avukata vekalet verip olayın peşini bırakmayacağız” dediler.

Tuncay K.'nin dayısı Şenol A' da alacaklıların biriyle yaptığı görüşmede Tuncay Kıroğlu’nun borçlarını kapatmaya giriştiğini ancak şuana kadar 60 milyar para verdiğini, kendisinin de yapacak bir şeyi olmadığını söyledi.Kıroğlu ile  aynı yönteme başvuran Mustafa Özay Küçükertunç ve Umay Bahçekapılı ise paravan şirketler kurup, yine aynı yöntemlerle piyasayı dolandırdıkları iddiası ile haklarında cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu öğrenildi.

Uzmanların uyarısı, "Kredi kartınızı kimseye vermeyin"

Son dönemlerde kredi kartı borcunu ödemekte zorlanan ve tanıdık işyerlerinden alış veriş yapmış gibi kredi kartını kullanıp, takla attırma bahanesi ile de olsa siz siz olun hiç kimseye kredi kartınızı vermeyin. Bakalım bundan sonra kredi kartlarında daha kaç yeni yöntem daha göreceğiz.

öte yandan, R.Tuncay Kıroğlu'nun son olarak İstanbul'da İstoç'ta, bir cam firmasında üst düzeyde görev yaptığı öğrenildi. Resimaltı:Kredi kartı "takla attırma" da adından söz ettiren R.Tuncay Kıroğlu, şimdi surekli kılık değiştirerek kendini gizlemeye çalışıyor. 

 

6 yıl hapis cezası

 

Öte yandan Yeni Türk Ceza kanununa göre, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılmasını kapsayan 245. maddesinde, kart dolandırıcılığı ile menfaat sağlayan kişilerle ilgili, şikayet halinde , "Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılır" hükmüne yer veriliyor.

 

“Kredi kartında tek sorumlu tüketici değildir”

TBMM. nde görüşülmekte olan sicil affı yasa tasarısı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kredi kart mağdurlarına ilişkin yaklaşımını değerlendiren Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, “kart mağduriyetinde tek sorumlu tüketici değildir” dedi. 

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:

130 milyar TL. ye yaklaşan kredi borç stokuna ilişkin toplumun beklentisinin aksine, gerek bankacılık sektörü ve gerekse siyasi iktidar tarafından olumsuz yaklaşımlar devam etmekte, küresel ekonomik krizin sürece yaptığı olumsuz katkı görmezden gelinmekte, milyonlarca kart kullanıcısı, bankaların ve icra dairelerinin kucağına terk edilmektedir.

Küresel kriz önlemleri arasında sayılan “sicil affı yasa tasarısı”, TBMM. nde muhtemelen bu hafta görüşülerek yasalaşacaktır. Çözüm gibi sunulan bu yasa tasarısı kredi kart borçlarının tasfiyesine ilişkin herhangi bir çözüm içermemekte, sadece her nasılsa borcunu ödemeyi başarmış kredi kart borçlularının Merkez Bankası kayıtlarından silinmesini öngörmektedir.

Oysa ki, Tüketiciler Birliği tarafından mevcut kredi kart sorununun, toplumsal  felâkete yol açacağına ilişkin endişeler belirtilerek, “TAKSİTLE ÖLMEYELİM-TAKSİTLE ÖDEYELİM” kampanyası başlatılmış, kampanya kapsamında; 01.12.2008 tarihinden önceki kredi kart borç aslına, yüzde 36 eklenerek, 24 taksitte ödenmesini sağlayacak yasa çalışmasının yapılmasına ilişkin toplumsal talebin somutlaştırılması yönünde , gerek kent merkezlerindeki imza standlarında ve gerekse //kredikarti.tuketiciler.org adresindeki internet sitesinde yüzbinlerce imza toplanmıştır.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan, gerek toplumun bu konudaki beklentisi ve gerekse her gün icraya verilen binlerce kredi kart mağdurunu görmezden gelmeye devam etmekte, kredi kart borcunun tek sorumlusu olarak “tüketici”yi görmektedir.

Oysa ki, kredi kart borcunun toplumsal sıkıntı haline gelmesine baş sorumlu sosyal tabanlı ekonomik politika izlemeyen siyasi iktidar, bu sorumluluğun iştirakçileri de limit hesabı yapmaksızın tüketiciye 40 milyon kredi kartı dağıtan bankalar ve bankaları denetlemeyen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’dur.

Sanayici ve esnafa sağlanan kredi borçlarının yapılandırılması olanağı, anayasal eşitlik ilkesi gereği tüketici için de düşünülmeli, kredi kart borçlarının toplumsal felâkete dönüşmesi engellenmelidir.

Kredi kart borcunun yüzde 60’ının zorunlu tüketim harcamalarından oluştuğu gerçeğini görmezden gelen Başbakan kabul etse de-etmese de, “kredi kart mağduru” sözünün toplumsal bir gerçeklik olduğunu fark etmeli, başında bulunduğu siyasi iktidarın yürüttüğü ekonomik politikayı gözden geçirmelidir.

Nazım Kaya (Genel Başkan )

Güncelleme Tarihi: 09 Eylül 2016, 04:33

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER