Sarp'tan Sinop'a karadeniz sahil yolu

Sarp'tan Sinop'a Karadeniz sahil yolunu sizler için kat ettik Karadeniz Bölgesi, öncelikle yeşilinin bin bir tonuyla anılır bölge dışında, evet yeşil her yerde vardır renk olarak, ağaçlarda, tabiatta da vardır mesela Bolu’da , Uludağ’da, Diyarbakır’da, Kırklareli, Edirne, Şırnak, Konya , Antalya’da ve Muğla’da da ama hayır o yeşilin Karadeniz versiyonu değillerdir tüm yeşillikler. Yeşilin en içselleştirilebilecek olanı, en natureli, en hamı,en safı belki en tatlısıdır Karadeniz’deki yeşil, bunu söylemekle anlatamazsınız sadece görülerek, yaşanarak  anlaşılması gerekir.

Sarp'tan Sinop'a karadeniz sahil yolu

M. Kemal AYÇİÇEK -22 şubat-3 Mart  2007  

 

 (Özel)- Yıllarca çok eski yıllardan yapılma yollarındaki uçurumlarla adını duyuran Karadeniz’de, Bir yandan Ordu-Bolaman arasındaki o bitmek bilmeyen tehlikeli virajlar, bir yanda Giresun’un Espiye ilçesinden içe kıvrılan ve korkunç uçurumlarıyla yol hikayelerinde önemli yeri olan Armelik dağı, sürekli yağışlar nedeniyle porsuk yuvası diye adlandırılan kasisli yollar artık hepsi mazide kalıyor.

Gazetelerin 3 gün sonra ulaştığı bir bölgeydi Karadeniz Bölgesi, sonra bu süre kısaltıldı havayolu ulaşımı gelişince ama karayollarında durum pek değişmediydi. Ama, 1990’lı yıllarda ANAP’ın Trabzon Milletvekili Necmettin Karaduman’ın TBMM başkanlığı ile  Mesut Yılmaz’ın Başbakanlığı, Karadenizli bakanların kurulan hükümetlerde yatırımcı bakanlıklarda görev almasıyla bu makus talih tersine çevrildi. Son olarak ta Ak parti Hükümeti’nin de ağırlığını koymasıyla belki yıllarca daha sürecek Karadeniz Sahil yolu, Sarp sınır kapısından Sinop’a kadar çift şeritli gidiş dönüşlü olarak tamamlanma aşamasına geldi. Sinop'tan başlayıp Sarp Sınır Kapısı'nda sona eren 604 kilometrelik bir şeridi kapsar. Yapılış amacı, Karadeniz Karayolu'nu güvenli ve kısa hale getirmek, ticareti ve turizimi artırmaktır. Karadeniz Sahil Yolu, Sinop'tan Sarp'a kadar, 7 il, 64 ilçe, 17 bucak merkezi, 10 liman, 4 havaalanı ve birçok yerleşim birimine hizmet vermektedir.

Türkiye’nin en uzun tüneli, tam 3 bin 800 metre ve 3 bin 820 metre olan ve ünlü Bolaman virajlarını ortadan kaldıran Nefise Akçelik tüneli başta olmak zere 12’si tek tüp 20 tanesi iki tüplü 32  tünelin bulunduğu yolun açılması için geri sayım başladı. Zaman zaman  “karadeniz katliamı” na varan olumsuz nitelendirmelere ve çevre katliamı gibi karşı çıkışlara rağmen tamamlanmak üzere olan Karadeniz Sahil Yolu,Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla 7-8 Nisan tarihlerinde düzenlenecek törenle hizmete açılacak. İşte bu açılış öncesi Karadeniz sahil yolunu bir baştan Sarp’tan Sinop’a kadar sizler için görelim istedik ve bunu yaptık. Yolculuğumuz tamamladığımızda bizdeki hisler, Karadeniz’in artık sadece Dünya ile değil kendi ülkemiz ile de bütünleşeceği ve şenleneceği yönündeydi.

Karadeniz Sahil Yolu,Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla 7-8 Nisan tarihlerinde düzenlenecek törenle hizmete açılacak. Bu yolun planlanması 4 Aralık 1983 günü 292 oy ile TBMM Meclis Başkanı  seçilen ANAP Trabzon Milletvekili  Necmettin Karaduman’la başlamıştı. Öncelikle Trabzon ve çevre ilçelerinin yollarının yapımıyla başlanan yol hikayesi, nihayet düşlerinde gerçeğe dönüşmesiyle bugün artık bitiyor.

Bir arkadaşımla birlikte çıktık Trabzon’dan önce Sarp’a ve sarp’tan itibaren de geri dönerek Sinop’a kadar yolu tam anlamıyla gezecektik. Fakat Sarp’a direk değil de  uğraklar yaparak gidecektik. Nitekim  İlk olarak soluğu  Rize’nin İkizdere ilçesi’nde yapımı hızla süren ve bölgemiz için de termal turizmin can damarı olacak  Cimil yolu üstünde bulunan ılıcaköy’deki kaplıca’da aldık.(Ridos) Şimdilerde ben yazıyorum, zamanla bundan herkes söz edecek! Mükemmel bir doğa ve mükemmel bir sıcak su ile bir çekim merkezi olacak şüphesiz İkizdere..

Sonra Ovit dağına tırmanıyoruz ama kar yolumuzu kesiyor. Ovit dağı, Rize ile Erzurum arasındaki ulaşımın en kısa ve kestirme yolu ama kış mevsiminde bu yol kullanılamıyor. Nitekim biz de Ovit dağının eteklerinden geriye dönüyoruz.  Bu yol güzergahında Doğalgaz boru hattını döşeyen işçilerle karşılaşıyoruz. Hummalı bir çalışmayı gruplar halinde yürütüyorlardı.Yolun bu bölümünde biraz nostalji yapıp İlkokul’da üçüncü sınıfta okuduğum Uzunköy (Redoz)’e çıkıyoruz. Okula gidiyoruz ama okulum kaderine terk edilmiş bir harabeye dönmüştü. Cam ve çerçeveleri olmayan okulun içine giriyoruz. Okulun tabelası yerde ve hala sağlam duruyor. Biraz hüzünleniyorum açıkçası, sonra bir fiş buluyorum. “masa” yazan fişi lime alıyorum o kadar. Dönüyoruz.

Sonra Kaplıcasıyla, Kaçkar dağlarıyla adından söz ettiren Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı ünlü Ayder yaylasına çıkıyoruz. Burada da kar yağışının güzelliğini yaşıyoruz. Önceleri kış mevsimlerinde kapalı olan Ayder’de Avrupa’dan gelen zengin turistlerin Heliski adını verdikleri Helikopterli kayak faaliyetleri yüzünden bir kısım tesisler açık tutuluyormuş. Bu sayede de yine kış mevsimlerinde hizmete kapalı olan Ayder kaplıcası da açıktı. Bundan böyle de her mevsimde tesislerin açık olacağını duyuyoruz. Bu da bölgemiz adına sevinilmesi gereken haberdi.

Yer yer bir metreyi aşan kar altında Ayder’in kışında bir başka güzel olduğunu bir gün sonraki kardan adam şenliklerinde yaşayarak görüyoruz. Dünya’nın gelecek şekillendirme toplantılarının yapıldığı( Dünya Ekonomik Formu toplantıları) İsviçre’nin Davos kasabasına rahatlıkla alternatif olabilecek Ayder, Rize valisi Kasım Esen’in gayretleriyle sanırım öyle bir  misyon için şimdiden  hazırlanıyor.Ayder’de kardan adam şenliklerinin de yapılacağı  gün çok güzel bir güneş var ama yollar da bir önceki gün yağan karlarla kaplı. Buzlanmış Yollarda kalan araçlar, iş makinalarının yol açma çabaları, işyeri sahiplerinin kar temizleme gayretleri derken bir güzel yoğunluklu günü kaplıca sularında yorgunluk atarak gideriyoruz.

Yöre insanının samimi ve sıcakkanlı yaklaşımlarıyla her geçen gün gelişen Çamlıhemşin, şüphesiz görülmesi gereken bir ilçe..Hele Fırtına vadisi üzerinde bulunuyor olması, aynı anda Kaçkar dağlarının müdavilerinin de rehberlerinin bulunduğu çevrecileriyle ünlü bi ilçe. İkizdere yolunda İyidere üzerinde bir köprüde vardı çevrecilerin itiraz içeren bir afişi.Köprüye asmışlardı. Orada “derelerimize dokunmayın, huzurumuzu kaçırmayın” diyorlardı. Bu, dereler üzerinde yapılan Hidrolik santrallere karşı uyarıydı. Afiş, elbette tartışılır.Bu olaya nereden ve nasıl baktığınızla alakalı bir olay tabi.

Çamlıhemşin’de bir kahvehanede çay içerken vatandaşın biri, köyün tam girişine bir tabela yapıp asacağını anlatıyordu arkadaşlarına.o tabelaya da “bu köye dışarıdan gelen başkası giremez” diyecekmiş,Bu “başkası” dediği yabancılar değil, yani turistleri kastetmiyormuş, misafirler de değilmiş kastettiği, o o çevreden olup da dışarı giden gurbetçileri kastediyormuş meğer..”biz bekçilik yapacağiz, sonra onlar gelecek, buradanik diyecekler, onları koymamak lazım buralara” diyerek, göç eden hemşerilerine göndermelerde bulunuyor.

Şüphesiz Karadeniz Sahil yolunun açılmasıyla karadenize geri göç yaşanması konuşulur olmuş bölgede tüm kahvelerde. İşte o vatandaşın konuşması böyle bir içerikten alınmaydı. Yol bir medeniyettir ve bu gerçekleşecek, beklentiler çok büyük, umutlar hep yolun bitimine saklanmış, bir beklenti var haklı olarak. Bu beklenti, elbette bölgeye gelecek olanların artmasıyla bölgenin canlılık kazanması temeline dayanıyor ve belki de “ ne yapabiliriz, geç kalmamak için şimdiden” arayışlarının da bir seslendirilişi.

Sarp’ta o gün bir resmi heyet trafiği yaşanıyordu. Kalabalık bir grup vardı Sarp Gümrük kapısında. Türkiye-Gürcistan arasındaki yılda iki kez yapılan hudut komiserleri toplantısı varmış ve Artvin Valisi Cengiz Aydoğdu ’da Türk heyetine başkanlık ediyordu. Hopa-Sarp sınır kapısı arasındaki yolda bazı heyelanlar nedeniyle yol yer yer tek şeride düşüyor. Zaten bu yolda aşırı bir trafikte yok. Sarp sınır kapısından geçecek araçların oluşturduğu kuyruk, tünel içine kadar uzayabiliyordu.

Karadeniz sahil yolu, bölümler halinde ihale edilerek çok sayıda inşaat firmasının üstlenerek aynı anda yapılan bir dev projeydi. Bu yolun teknik ayrıntılarından çok bir yolcu açısından ne alam ifade edebileceğine değineceğiz. Yoldaki çalışmalar artık çevre düzenlemesi , trafik işaretlendirmeleri veya istinat duvarları yapımı şeklinde sürüyor. Yer yer şehir geçişlerinde hala tamamlanmayan kısımlar bulunuyor ama bunlar trafiğin aksamasına yol açmıyor.

İlk gün Sarp, Kemalpaşa, Hopa, Arhavi, Fındıklı, Ardeşen,Pazar, Çayeli ve Rize’ye geliyoruz. Yol boyunca fotoğraflarda çektiğimiz için birazda sağa sola zaman ayırıyoruz. Rize’de sahil yolu üzerinde yapılan balıkçı lokantalarında taze balık yiyoruz mesela ve balıkçı lokantalarının  Karadeniz sahilindeki yerleşim yerlerinde yeterince olmadığını ve bunun büyük bir eksiklik olduğunu gözlemliyoruz. Rize’de bu eksiklik giderilmiş ve kente ayrı bir güzellik katmışlar. Tüm balıkçı lokantalarının sahiplerini kutluyoruz. Aynı duyarlılık ne Trabzon’da ne Giresun’da Ordu’da ne  de Samsun’da yok.

Rize, Derepazarı, İyidere, Of, Sürmene ve  Araklı arasında sorun yok yol güzergahında ama Araklı’da  viyadük ve Tüneller henüz tamamlanmamış. Kalecik’ten sonra Arsin, Yomra, Trabzon, Akçaabat, Çarşıbaşı, Vakfıkebir, Beşikdüzü, Eynesil, Görele arası gayet güzel. Tirebolu’da eski yolla devam edilen kısa bir bölüm var. Espiye, Keşap bağlantılarıyla tamamlanmış durumda. Giresun, Bulancak,Piraziz, Gülyalı,Ordu arasında da herhangi bir eksik yok. Ordu-Perşembe arası tamamlanmış ama zaten Ordu’nun çıkışından itibaren sahilden kopuyor ve Bolaman virajlarının olduğu o 42 kilometrelik yolun 27 kilometreye düşürüldüğü Tüneller yoluna giriyorsunuz. Burada 5 ayrı tünel var ve Türkiye’nin 3 bin 820 metre uzunluğundaki en uzun tüneli olan Nefise Akçelik’te bu tünellerden biri sadece.

Tüneller bölgesinden geçerken yapılan çalışmaların ne denli büyük işler olduğunun farkına varıyorsunuz. Hem görsel ve hem de fiziksel olarak bunu yaşamak ayrı bir dudu. Tehlikeli ve yanıcı madde taşıyan  ağır  tonajlı araçların tünellere girişi otomatik sistemlerce engelleniyor ve onlar eski yola yönlendiriliyor. Size tünellerin girişinde  radyolarınızı  tünellerde açmanız  öneriliyor. Herhangi bir kanalda radyo dinlerken tünele girdiğinizde size seyir hızınızın 80 kilometre olması anonsu dinlediğiniz radyo frekansına girilerek ulaştırılıyor. Ayrıca, tünellerle ilgili bilgi veriliyor.

Tünellerle alakalı trafik lamba ve işaretlendirme çalışmaları henüz tam olarak tamamlanmamıştı ama çalışmalar yoğunlukla sürüyordu. Biz bu tünellerden geçtik, ve Bolaman’a döndük. Eski yoldan tekrar Ordu’ya kadar geri dönüp o 42 kilometrelik eski yolu geri gittik ve Tünellerden yeniden geçtik. Arkadaşım, Karadeniz Bölgesine ilk kez geliyordu ve “neden tüneller yapıldı” sorusuna en güzel cevap, onu eski yoldan da götürüp, hem eski yolu ve hem de tünelleri göstermek olacaktı. Biz de bunu yaptık.Fatsa’nın Ilıcası’na çıktık ve orada da kaplıcaya girdik. Kaplıca yolu ve tesisleri hala eski halindeydi ama orada da Ilıca’nın özel idareden özelleştirildiğini öğrendik. Ilıca’da da eski tesislerin yerine daha modern ve termal turizme hizmet edecek tesislerin projelerinin tamamlanmak üzere olduğu ifade edildi.Karadeniz sahil yolundan turist gibi geçme yerine elbette gezi maksatlı gidişimizde Giresun’un kalesine çıktık. Topal Osman’ın mezarını ziyaret edip, oradan şehre kuşbakışı attık.  Ordu’nun Boztepe’sinden sis nedeniyle tam seyir yapamadık ama Boztepe eteklerinden yinede fotoğraf çekebildik.

Karadeniz Sahil yoluna öyle ya da böyle hangi maksatla olursa olsun karşı çıkanların elbette haklı oldukları taraflar vardı. Doğa’nın tahrip edilmesi veya denizin doldurulması ve yeşilin darbe yemesi falan hepsinde haklılıkları  vardı elbette ama bu yolun yapılması gerekiyordu. En kısa zamanda yapılabilecek  böylesine bir dev projeye bu bölgenin ihtiyacı vardı. Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı ve Karadenizli bakanların hükümetlerde yer almış olmasıyla bu dev hizmet gerçekleştirildi. Hiç kimse eski başbakan Mesut Yılmaz’ı, veya eski bakanlardan Yaşar Topçu’yu veya Eski bakan Koray Aydın’ı bu konuda eleştirmesine gerek yok ama büyük hizmetlerde mutlaka bedel ödemeleri vardır. Birileri bedel öderler ve eski başbakan Yılmaz ile Yaşar Topçu ve Koray Aydın’da bu yol ile alakalı yargı önüne çıktılar.

Karadeniz sahil yolunda seyrederken eskiden olduğu gibi tüm yerleşim birimlerinin içinden değil artık, onları şimdiye kadar hiç görmediğimiz açıdan deniz tarafından seyredebiliyoruz. Giresun, Ordu, Fatsa, Ünye ve Çarşamba hariç tabi. Samsun’dan  Sinop’a yöneldiğiniz de aynı çalışmaları aynı yoğunlukta göremiyorsunuz. O yola ağırlık verilmemiş ve yine eski yolu takip ediyorsunuz.Kim nasıl ne kadar hangi gözle bakarsa baksın ve sizlere bu yol hikayesini dilediği gibi anlatsın anlatması mümkün değil. Onun için bence elinde imkanı olan,bu yollar dolmadan ve de bozulmadan aracıyla bu yolu bir baştan diğer bir başa gidip görmeli. İşte o zaman Karadenizli olmanın ilk kez keyfine varacak bir Devlet yatırımı almış olmanın haklı gururunu da yaşamış olacak. Belki biraz masraf olacak ama inanın bu yolu boylu boyunca görmeye değer yapılan masraflar.

Hem düşünsenize böyle bir yol nimetine kavuşan Karadeniz Bölgesi, artık bundan böyle öncelikle yerli turistlerin akınına uğrayacak. Kısaca Karadeniz Bölgesi bir baştan diğer uca kadar tıklım tıklım olacak ve şenlenecek. Nasıl yayla yollarında göçler dizilince yola bir kalabalık oluyorduysa inanın Karadeniz Sahil yolunun açılmasıyla da bu bölgede aynı heyecan  yaşanacak. O zaman da bu yolda rahatça gezmemiş olmanın hayıflanmasını çekeceksiniz.

Yol inşaatları sırasında tümü değil ama zaman zaman bu yolda taşeron olarak iş yapan bazı müteahhitler, kendi sorumluluk bölgeleri de insana saygı göstermeksizin trafik işaret levhalarına özen göstermeksizin çalışma yaptılar. Bunlarda zaman zaman kazalara ve can kayıplarına neden oldu. Az iş yapılmadı, ama saygısızca da olsa tamamlanan bu yol ile Karadeniz Bölgesi tarihinde yaşamadığı güzellikleri ulaşımın kolaylaşması ve tehlikeli olmaktan çıkmasıyla bundan sonra yaşayacak umarım. Sinop’a gece yarısı varıyoruz ve Karadeniz Sahil yolunu tamamlıyoruz. Dediğim gibi  Samsun- Sinop arasında Bafra ve Alaçam’a kadar çift şerit var ama  Gerze’ye kadar da  yer yer yol genişleme çalışmaları yapılmış. Gerze’den sonrasında da yol çalışması kısmen sürüyordu.

Karadeniz Sahil yolunun Sinop’a kadar a tamamlanması, şüphesiz ki tüm bölge milletvekillerinin önceliği olmalıdır. Sahil yolunun ilk kazmanın vurulmasından bugün son noktaya gelinceye kadar emeği geçen herkese bir Karadenizli olarak teşekkür ediyorum. Bu yolu gören herkesinde aynı duyguları taşıyacağını düşünüyorum.

Karadeniz Sahil yolu Projesi



 
Yaklaşık 4.2 milyar dolara mal olan Karadeniz Sahil Yolu'nun inşasında, 138 milyon metreküp kazı-dolgu, 180 milyon ton tahkimat, 3 milyon metreküp beton imalatı gerçekleştirilmiştir. Yolun 559 kilometre olan uzunluğu, yapılan 17 kilometrelik kazıyla, 542 kilometreye düşürülürken, bu kazıların 15 kilometresi Bolaman-Perşembe yolunda, 2 kilometresi de Samsun çevre yolunda yapılmıştır. Karadeniz Sahil Yolu’nda 27 kilometre uzunluğunda 263 adet köprü, 41 kilometre uzunluğunda 12 adet tek tüp tünel, 18.5 kilometre uzunluğunda 20 adet çift tüp tünel yer alır.
 
Sinop'tan Sarp Sınır Kapısı’na kadar uzanan Karadeniz Sahil Yoluyla ilgili ilk büyük ihale, 1987 yılında, trafiğin en yoğun olduğu Çarşıbaşı-Trabzon-Araklı kesimi için yapılmıştır.
 
Bu ve takip eden ihalelerde milli bütçeden yeterli ödenek ayrılamadığı için çalışmalar istenildiği gibi gitmemiştir. Projenin planlanan sürede tamamlanabilmesi ve yolun hizmete açılabilmesi için 1997 yılından itibaren ihale edilen kesimlerin, dış kredili olarak yapılması kararlaştırılmıştır. 16 ayrı bölümden 12 kesimde dış kredi, 4 kesim ise bütçeden finanse edilerek çalışmalara başlanmıştır.
 
Karadeniz Sahil Yolu, 8 Nisan 2007 pazar günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla resmen açılmıştır.
Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2018, 00:06
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER