Arap baharı'ndaki Papatya

 M. Kemal AYÇİÇEK – 19 Eylül 2011 

Turist rehberi bir arkadaşım uğradı, tam o sırada da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın libya’da Cuma namazının ardından yaptığı konuşma var canlı yayında, onu gördü. Ardından da “Arap ülkesi olduk” dedi. Morali bozulmuş meğer..sonra neden bunu söylediğini düşündüm, doğrumu söylüyordu yani “Arap ülkesi olduk” derken..bu spontane bir söz ve demek ki adamın kafasında daha önceden de nüksetmiş bir takım düşünceler var. Öyle ya, bu adam turist rehberi, hem de diplomalılarından..o zaman düşünmek lazım, o rehberin söylediklerini öyle değil mi?
“Arap baharı” dendiğine göre, baharda da çiçekler açtığına göre bu çiçekler arasında mutlaka papatya da vardır. Evet farklı çiçekler de vardır ama en dikkat çekici, en sevilen çiçek ve en bilinen çiçek papatyadır. Mesela Karadeniz’de yaylalardan göç etme zamanını bildiren ve “vargit” çiçeği olarak adlandırılan çiçeklerde vardır. Arap Baharı’ndan yararlanmak isteyen ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır, Tusun ve Libya’yı kapsayan gezisini haber alır almaz Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile İngiltere Başbakanı David Cameron’un Libya’ya alalecele gidişi işte o “Arap baharı”nda bu çiçekleri aklıma getirdi. “Arap baharı”nda, Fransa ve İngiltere liderleri adeta birer “vargit” çiçeğini andırırken, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir “papatya” değil miydi? Bana öyle geldi, sizleri bilemem tabi.
Yukardaki turist rehberine geleceğim, o neden “arap ülkesine döndük” diyordu, açacağım onu ama önce, Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın gezisinin neden daha fazla önemsendiğine değinmek istiyorum. Türkiye’de başta İmam Hatip Liseleri olmak üzere Devlet tarafından açılmış olmalarına rağmen sürekli hakir görülen inançlı insan kesimleri, Arap ülkelerine hiçbir zaman “aşağıdakiler” gibi bir gözle asla bakmadılar. Köpeklerine “arap arap” diye isim koyarak, o isimleri de hiçbir zaman yüksek sesle dile getirmediler. Ama bunu yani köpeğine “Arap arap” diye yine yüksek sesle bağıranlar yine bu ülkenin insanlarıydı. O İHL’leri hakir gördükleri gibi, aynı o köpeklerine yaptıkları muameleyi rastladıkları her yerde  sadece Araplar için değil, bu ülke insanları içinde sarfetmekten çekinmediler. O tavrı alışkanlık haline getirenlerin TC Başbakanı Erdoğan’ın Mısır, Tusun ve Libya’da  bir papatya gibi karşılanıyor olmasını anlamaları mümkün değildir. Onu anlayabilmeleri için önce “insan”ın ne olduğunu bilmeleri ve ardından da kendilerinin ne kadar “insan “olduklarını sorgulamaları gerekir.
Biz, 1970’li yıllarda Libya’nın devrik lideri Muammer kaddafi’nin  “yeşil kitabı”nı okurken, bu ülkede “komunizmin alt yapısıdır” kuşkusu ile “İslam Sosyalizmi” denilerek, yeşil kitaba yasak konulurken, yine o yıllarda yasaklanmış yayınlarla çok kısıtlı olarak Dünya’nın farklı bölgelerinde verilen bağımsızlık mücedelelerini izliyorduk. İmam Hatip’lerde okunan yabancı dil olmasına rağmen “Arapça” yine bu ülkede aşağılanan bir yabancı dil dersiydi. İşte bugünün Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönemlerin Milli Türk talebe Birliği’nin liseler kısmının başkanlığını yapıyordu. O, kendisi Arapça dil dersini okurken, tüm o sataşmaların, tüm o hor bakışların, tüm o aşağılayıcı tavırların yaşayanı ve bir bireyi idi. Ama hiçbir imam hatipli, yabancı dil olarak “Arapça”yı okuyor diye, kendini ne aşağılanmış hissediyor ne de onlara hor bakanların o bakışlarından rahatsızlık duymuyordu. Şimdi o Turist rehberinin neden rahatsız olduğunu anlayabildiniz mi?
Turist dendiğinde akla ne gelirdi ülkemizde, ya İngiliz olmadıysa mutlaka Fransız değil mi? O zaman ya İngilizce veya Fransızca bilmeniz gerekirdi. Zaten okullarda da bu dillere özel bir önem verilmez miydi? Ne oldu şimdi, Karadeniz bölgesi İranlı turistlerin adeta baskınına uğradı ama Farsça bilen Turist rehberi yok. Onlara rehberlik yapanlar kimler, İngilizce veya Fransızca bilen rehberler. Farsça bilmiyorsa rehber, zaten belki yarım yamalak İngilizce bilen İranlıya nasıl rehberlik yapacak? Yapamıyor ve bakıyorlar ki, “biz bir işe yaramıyoruz” kompleksine giriyor ve ardından da “Arap ülkesine döndük” diyebiliyorlar. Şimdi anlayabildiniz mi nasıl “ Arap ülkesi” ne dönmüşlüğümüzü?
Avrupa’da, ya da Batı’da hiç karşılıksız bir “hayır” mantığı gördünüz mü bugüne kadar? Bir çıkar ve menfaatı olmaksızın bir Batılının bir iş yaptığına tanık oldunuz mu? Onlarda, onların kültüründe bir “sevap” kavramı var mı? Bırakın onu da onların dinlerinde hiç “bütün inananlar kardeştir” diye bir tabir var mıdır? İslam dinindedir “inananlar kardeştir” mantığı. Başbakan Erdoğan, Tunus, Mısır ve Libya’ya bir kardeş gibi gitti, Fransa ve İngiltere liderleri ise birer “sömürgeci” mantığı ile gitti. O karşılamaların “papatya” ve “vargit” çiçeği karşılaştırmasını yaparken ben aynı zamanda “kardeşlik” le o sömürge mantığının günümüz dünyasındaki algısına da dikkat çekmek istiyorum tabi. Nesil eski nesil değil artık, bunu en yakınınızda gözlemlemiyor musunuz? Kendi oğlunuza, kızınıza ve onların davranışlarına akıl erdirebiliyor musunuz?
Buna ben genelde “rol” yapmak ya da yapamamak gibi bakıyorum. TC Başbakanı Erdoğan, rol yapabilen bir lider değil, O, Hz. Mevlana’nın dediği gibi , “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol” düsturuna göre yetişmiş, o kültürün insanı ama ya batılı liderler?.Batı’da da tüm liderleri elbette kastetmiyorum, ama mesela özellikle Sarkozy ve Cameron, sırf  Tayyip Erdoğan’dan önce biz gitmiş olalım diyerek, rol yapmadılar mı?Bunu da Libyalılar veya Arap baharı denilen coğrafyadaki insanlar yuttu mu? Biz onların kaprislerini daha önceki liderlerinden veya bizim oralardaki işçilerimizden bilmiyor muyuz? Batılılar sadece iyi rol yapmaya çalışıyorlar ve bu roller artık rahatlıkla da gözlemlenebiliyor. O Arap baharının estiği ülkelerdeki insanlar, bu Dünya’nın insanları değil mi? Kim neyi, nasıl yutturmaya çalışıyor bunu onlar bilmiyorlar mı sanıyorsunuz? Dünya küçük bir köy haline geldi artık, günümüz iletişimi ile hiçbir şey gizli kalmıyor ve insanlar eskiden olduğu gibi artık gözlerinin nasıl boyandığını da öğrenebiliyor ve artık onlara prim vermiyor. Bizim Turist rehberinin  galiba “Arapça”sı eksik diye canı sıkılıyor. Hele bir Arapça bilebilse, o da “Arap ülkesine” döndük demeyecek ama bilmiyor işte, ne yapsın? O da kendince kendini tatmin ediyor öyle değil mi?
Ne düşünüyorum biliyor musunuz, bizim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı  galiba biz “Arap”lara kaptırıyoruz. Baksanıza Erdoğan, Libya’ya gidip orada Cuma namazı kılıyor ve ardından da sanki Sultanahmet camiinde namaz kılmış gibi kalkıp, halka hitap ediyor. Böyle bir görüntüyü batılılar nasıl hazmetsin, ABD’deki insanlar buna ne desin? Erdoğan’ın dev posterlerinin asılı olduğu Arap sokaklarında bundan böyle o eski sömürgecilerinin sesi duyulabilir mi? Buna siz o ülkelerde yaşayan insanlar olsanız ne derdiniz? PKK-Mit görüşmelerinde de “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol”u görmedik mi? Kim kimi kandırabiliyor artık görüyorsunuz, her şey ortaya çıkıyor ve gizli kalmıyor. Onun için rol yapmanın alemi yok artık, rol yapmadan yaşamanın zevkine varalım ve rol yapanlara artık daha fazla yüz vermeyelim. Evet maalesef bugüne kadar ne yazık ki rol yapanlara da bizler prim vermiştik ama artık devir o devir değil, değil mi? Kalın sağlıcakla.
 Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.