Bir kare fotoğraf uğruna

Kaçkar dağına tırmandıktan sonra mucize eseri kurtulan Haydar Celayir'in hikayesi..Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinden Kaçkar Dağı'nın 3937 metrelik zirvesine kış tırmanışı yaptılar. Soğuk ve kötü hava koşullarına rağmen her şey yolunda gidiyordu. Ama iki cesur genç adam,"beyaz ölüm"ün dönüş yolunda pusu olduğundan habersizdi..

Bir kare fotoğraf uğruna

 Kaçkar dağına tırmandıktan sonra  mucize eseri kurtulan Haydar Celayir’in öyküsü

 

M. Kemal AYÇİÇEK - 16 Nisan 2011 

NTV’de güzel bir proğram var, Serdar KILIÇ’ın “Doğada tek başına” adıyla yayınlanıyor. Bir bölümünde de iki arkadaşın Kaçkar tırmanışındaki feci kazasını anlattı.  Olay 1994 yılında olmuştu..kazadan bir mucize eseri kurtulabilen Haydar Celayir’in kurtarılması çalışmalarını bende izlemiş ve Hürriyet’te haber yapmıştım. Haydar’ın  Ayder yaylasına kadar grayder ile getirilmesi ve Ayder’de şimdiki şenlik alanında bir jeepe alınarak, önce Rize Devlet hastanesi, ardından da KTÜ Tıp Fakültesi hastanesine kaldırılmasına tanık olmuştum.O olayı biraz farklı yönü ile yineliyorum.. 

Sabahın erken saatlerinde yola çıkmış, önce Rize ardından da kurtarma ekibiyle Ayder yaylasına varmıştık. Olay 25 Şubat 1994 günü olmuştu. Photoglobe Dergisi Foto muhabiri Aydın Aksakal, Kaçkar’ın büyük buzul adı verilen bölgesinde ayağı kayarak, uçurumda ölmüştü. Ama yanındaki arkadaşı Haydar Celayir, tam bir mucize eseri kurtulabilmişti. O kurtuluşun ardından geliyordu Ayder’e. Yol yok.  O zamanlar Ayder Yaylası, sadece yaz mevsimlerinde turizme açıktı.(Şimdi artık yaz kış hep açık)Her yer karla kaplı, o yıl çok da kar yağmış, Ayder’in şenlik düzünde bile iki metre kar vardı.

Haydar, Aydın’ın peşisıra iniyormuş ve Aydın’ın büyük buzula kayıp düşmesinden hemen sonra kendisi de aynı yerde düşmüş ama bir ufak koğuk gibi bir kayanın orada, kazmasını saplayarak şans eseri durmayı başarmıştı. O durduğu yerde kendine kar evi yapmış, ve orada 4 gün sağ kalmayı başarmıştı. Hava sisli olmasından bir yeri göremiyor, ne tarafa gideceğini kestiremiyormuş. Dördüncü günün sabahında sis çekilince, konumunu görmüş ve kendi başına Yukarı Kavron yaylasına ulaşmayı başarmış, ardından orada kapalı bir eve girmiş ve ateş yakmış, ısınmaya çalışmış. Ayaklarının buzunu orada çözmeye çalışmış ve iki gün de orada kalmış, zaten kurtarma ekipleri de onu sağ olarak burada buluvermişti. Yanı kazadan 6 gün sonra..

Bizde zaten “kayıp dağcı bulundu” haberini aldıktan sonra çıkmıştık Ayder’e..Yine şimdiki gibi Heliksi helikopterleri de yok o dönemler, askeri helikopterlerle Kaçkar’da  aramalar yapılıyordu ama Haydar, o kurtulduğu kayalıklardan sabahın çok erken saatlerinde ayrıldığı için belki de Helikopterden fark edilemedi. Hem zaten sis nedeniyle de sağlıklı bir arama yapılamıyordu. 

Haydar’ın sağ olarak bulunması ve Ayder’de görülmesi sırasında orada bulunan 10-15 kişinin büyük sevinç  ve mutluluğu görülmeye değerdi. Haydar, yarı baygın halde gözlerini açabiliyor ama konuşamıyordu. Rize Devlet Hastahanesi’nde de konuşamadı. Hiç vakit kaybedilmeden hemen Trabzon’a KTÜ Farabi Hastahanesi’ne sevk edildi.Sonradan tabi o donan ayak parmakları kesildi. Aradan bir hayli süre geçti, benim de yolum İstanbul’a düşünce Küçükyalı’da oturan Haydar Celayir’i evinde ziyarete gittim.

Yazdığım haber, Hürriyet’te 6 Mart 1994 tarihinde  “bir kare fotoğraf uğruna” başlığı ile yayınlanmıştı. Haber şöyleydi;
“Geçtiğimiz günlerde Doğu Karadeniz’deki Kaçkar dağı’nda bir gazetecilik trajedisi yaşandı. En iyi fotoğrafı çekebilmek uğruna Kaçkar’ın zirvesine tırmanan iki  genç adam iniş sırasında  büyük bir kaza geçirdiler.Buzulda kayarak uçuruma yuvarlanan iki arkadaştan Photoglobe Dergisi muhabiri 25 yaşındaki Aydın Aksakal, kazada yaşamını yitirirken, 24 yaşındaki Haydar Celayir, “Beyaz ölüme” teslim olmadı ve buzul yarığında 4 gün tek başına yaşam savaşı verdikten sonra mucize eseri olarak kurtuldu. Yarı donmuş bulunarak Trabzon’daki Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi altına alınan Celayir, yaşadığı korkunç olayı şöyle anlatıyor;

“Üç kişi olarak zirveye tırmanışa geçtik..Engin Kaya arkadaşımız, ilk kamp yerinde, ‘kar çok, yüküm ağır. Bu şartlarda çıkamam’ diyerek geri döndü… Aydın Aksakal’la ben, küçük buzuldan tırmanışa devam ettik ve 24 Şubatta zirveye ulaştık...Dönüşte vadiye kestirme yoldan inelim dedik. Ancak, yönümüzü kaybettik. Geri döndük ve asıl yolumuzdan inmeye başladık… Buzulun en tehlikeli noktasındaydık.Uçuruma her an kayabilirdik..8-10 metre önümde giden Aydın, bana ‘Bir dakika’ dedi, kısa bir süre kazmasının sesini duydum. Daha sonra ses çıkmadı. O yöne doğru gittim ve birkaç adımdan sonra ben de kaydım. Hızla aşağıya gidiyordum. 30 metre sonra kazmayı saplayabildim ve kar kulvarında kaldım. Ayakkabım parçalanmış ve kazmamın bilekliği kopmuştu”

Kazanın 25 Şubat günü saat 14.00 sıralarında meydana geldiğini, 5 metrelik bir hareket alanı olan kar kulvarında kabus dolu 4 gün geçirdiğini belirten Haydar Celayir, sözlerini şöyle sürdürdü;
“ İkinci ve üçüncü gün hava çok kötüydü, kar yağıyor, sisten göz gözü görmüyor, rüzgar etkili oluyordu… açlığımı kar yiyerek bastırdım. Allah’a dua ettim, kurtulayım diye. Yarı uykudayken çok ilginç rüyalar gördüm, garipti. Yarı yaşıyor, yarı farklı bir alemdeydim. Kendi kendime konuşuyor, ‘Beni  öldüreye gücün yetmeyecek Kaçkar’ diye bağırıyordum. Bir mucize bekliyordum. Dördüncü gün bu mucize oldu, hava düzeldi. Kurtulmuştum… Dönüş sırasında, Aydın’ın düştüğü yerden geçtim. Aydın, oturur halde kar altındaydı. Yanına gittim, çantası 1,5 metre uzağındaydı. Alıp, cesedinin üzerine koydum. Sanırım buzuldan kayıp düşerken kafasını uçurumun duvarlarına çarptı ve o nedenle öldü. Yüzünü açmaya cesaret edemedim. Ona dua okudum ve ayrıldım…” imza.. “M. Kemal AYÇİÇEK/Trabzon”
 
Haber fotoğrafının altına ise;
“Umut dolu, gencecik iki insandılar. Tek bir amaçları vardı; okuyucu için en güzel fotoğrafı çekebilmek, en güzel röportajı yapabilmek. Bu uğurda ölümü bile göze alırlardı. Aldılar da…Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinden Kaçkar Dağı’nın 3937 metrelik zirvesine kış tırmanışı yaptılar. Soğuk ve kötü hava koşullarına rağmen her şey yolunda gidiyordu. Ama iki cesur genç adam, “beyaz ölüm”ün dönüş yolunda pusu kurduğundan habersizdi…”
 
Haydar Celayir’in  evlerine gittiğimiz de yanında iki arkadaşı vardı. İki ayağı da sargıdaydı. Kesilen  ayak parmaklarına, ve bileğinden de bir ayağının kesilmiş olmasına rağmen yüzü gülebiliyordu. Acıları vardı ama yinede nasıl yaşadığına inanamıyor, o konunun açılmasını hiç istemiyordu. Açmadık da. Bir ara açayım, biraz daha ayrıntı alayım der gibi oldum ama baktım ki suratı asılıyor ve o günleri yeniden hatırlamak istemiyor, vazgeçtim. Sonra ayaklarına protez takılacağını, ve yeniden yürüyebilir olacağını öğrendim. Haydar, İstanbul Çırağan sarayında çalışan bir personeldi o kazayı yaptığı sırada..yeniden orada çalışabileceği umudunu taşıyor ve moralini yüksek tutmaya çalışıyordu. Zaten arkadaşları da onun hayata tutunmuş olmasından büyük mutluluk duymuş ve onu yalnız bırakmıyorlardı. Bir süre sohbet edip, ordan buradan konuştuktan sonra biz  kuzenim Numan’la ayrıldık Haydar Celayir’in evinden..Burada o kazada yaşamını yitiren Aydın Aksakal’a Allah’dan rahmet diliyorum, başka ne denebilir ki..

Unutamadığım ve etkisinde çok kaldığım bir olaydı. Bu olayı yeniden hatırlattığı için başarılı proğramcı  Gazeteci Serdar Kılıç’a teşekkür ediyorum.
(Not: Haydar Celayir, yazıyı okuduktan sonra bir meil atmış, onuda buraya ekliyorum. "Kaçkarlar 1994 kışı...Mustafa Kemal Ayçiçek, naber? nerelerdesin ölmedim ben daha yaşıyorum:) 26 Nisan tarihli yazını şans eseri yeni okudum biraz önce. Trabzon'dan evlendim. Gidip geliyorum Trabzon'a.
Sevgiler
Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2018, 00:08

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

google.com, pub-0757568622261103, DIRECT, f08c47fec0942fa0