29 Haziran 2017 Perşembe

Hanifta, cennet meyvesi!

Ama onlara biz Karadenizliler, “yabani ot” muamelesi yapmayız. Onlar, yani Haniftalar, Allah’ın insanlara baharla birlikte sunduğu ilk meyvedir.

03 Mayıs 2014 Cumartesi 03:10
Bu haber 14534 kez okundu
Hanifta, cennet meyvesi!
 Karadenizliler, “Hanifta” dendiğin de hemen anlar, tanır bilirler tadını, kokusunu, bitkisini, nereler de yetişip, yetişmediğini. Öyle bir tohumu veya düzenli bir bahçesi de yoktur Haniftanın. O kafasına göre, tutunabileceği bir güneşli açık alan bulunca kendi kendine alır başını gider. Kendine has kökleme ile gezinir, toprağa tutunur ve öbek öbek kendiliğinden çoğalır Karadeniz de. Nisan ayı ortasında sahillerde olgunlaşan Haniftalar, Haziran aylarında yayla yollarının kenarlarında bile bulunabilir. Hanif kelimesi Arapça’da “tertemiz, arı duru, pak” anlamına geliyor, Hanifta da tam da bu tanımlara uyan adeta bir cennet meyvesi işte!



Hani bir şeyler biter şurada denir ya, onun için öylesi bir güzellik değil, tutunacağı birazcık toprak olsun, kayalıkların arasında bile bulur kendine bir yaşam alanı. Belki birçokları ona Dağ çileği derken, onu biraz böylesi kayalarla içiçe görmüş olmaktan böyle bir isimlendirmeye gitmişler ama yok o sadece kayalıklarla dolu alanlarda değil, dümdüz fındık bahçelerin de de, yol kenarlarındaki duvarların aralıklarında ya da duvarların üzerlerin de de vardır, ya da fındık ocaklarının çevresini sararlar. Ama onlara biz Karadenizliler, “yabani ot” muamelesi yapmayız. Onlar, yani Haniftalar, Allah’ın insanlara baharla birlikte sunduğu ilk meyvedir.


Çocukluğun, kentlerin beton binalarında yaşanmadığı yıllarda bizler, Hanifta toplayarak baharın geldiğine tanıklık ederdik. İlk cemrenin suya, ikinci cemre havaya ve üçüncü cemre de mart ayının ilk haftasında toprağa düşünce çiçek veriyor Haniftalar ve nisan ayının ortasında da olgunlaşıp, sahilden yukarıya doğru olgunlaşıyor. “Yaban çileği” dense bile, şimdinin bağ ve bahçeler de üretilen çileklerinin minyon tipine bile benzemiyor.


Tadı ve hoş kokusu ile tarımı yapılan çilekten çok farklı bir lezzeti vardır Haniftanın. Hanifta, kendi köklerinden uzayan iplik gibi asmasına dizilerek kolye diye boyunlara bile takılırdı. Olgun yumru meyvesi ezilmesin diye bir tedbir de aynı zaman da o kendi bağcığına dizilmesi Hanifta’nın. Güneşe bakan fındıklıklar da daha fazla bulunur. Her köy de nerede Hanifta vardır, nerelerde yoktur aşağı yukarı tüm Karadenizli çocuklar bunu bilir, bilmeyenler de büyüklerinin yönlendirmesi ile zaten bir yerden hanifta toplayınca sonraki yıllarda o edindiği tecrübe ile aynı yerlerde hanifta zamanını bekler.


Hanifta bahçelerinin sahibi vardır belki ama o meyvenin sahipliği olmaz. Kim nerede hanifta varsa, kendi rızkı kadar zaten haniftalardan nasiplenir. Ama her yer de de bulunmadığından toplaması bir hayli zahmetlidir! Yeğenlerim gelmiş Bayburt’tan, ama daha önce Saliha abladan duymuştum, “Mahmut amcanın çağılın duvarları hanifta doluydu, bir goşa aldım, yedim” dediğin de ben de niyetlendiydim, oraya gidip hanifta toplayacaktım. Yıllar olmuş, haniftayı tadımlıktan öte yiyememiştim. Ama duydum ki Bayburt’tan gelen yeğenlerim, bahsedilen yerde bir tane hanifta bırakmamış, amcamlara da ikram etmişlerdi. Onları yolcu ettikten sonra eşim, oğlum ve kardeşimle ellerimize birer tas alıp, ikindiden sonra çıktık hanifta toplamaya.



Bir saatte ömrümün en fazla haniftasını bir arada gördüğüm bereketli bir hasılat oldu. Hem bolca yedik hem konu komşuya dağıttık. Sonraki gün kardeşim yine aynı yerden bu kez Recep ayı başlangıcı diye oruç tutan annem için iftariyelik hanifta toplamıştı, onlardan da bolca yiyebildik. Fazlasını babam ve annem reçel yaptılar.  Çocukluğumuz da Haniftaları toplayıp getirdiğimiz de nenem bize tas ve şeker verir, onları kaşıkla ezdirir sonra da belki o tadın daha fazla olması için azıcık da su koyarak öylece birlikte yerdik. Tadına doyum olmazdı tabi.

Biraz internette araştırayım dedim, genellikle Hanifta için “dağ çileği”, “yabani çilek” ifadeleri ile açıklanıyor ama birçok yer de mesela kocayemişle karıştırılıyor.

Kocayemişi, hanifta veya dağ çileği ve yaban çileği gibi anlatanlar ve görsel olarak da paylaşanlar var.


Oysa Hanifta’ya Yabani çilek denmesi bile bana göre o mucizevi meyveye hakaret olur. O bir cennet meyvesi, sade, doğal ve hormonsuz hoş kokulu bir bahar mucizesi. Kocayemişle de uzaktan ya da yakından bir ilgisi de yok. Ne görsel olarak ne de meyvenin görüntüsü ve bitkisi olarak da birbirleri ile bir yakınlıkları yok. Topladığımız haniftaların fotoğraflarını sosyal paylaşım sitelerin de yayınlayınca bile özellikle haniftayı yakından tanıyan ve bilenler, yorumlarıyla haniftaya olan özlemlerini dile getirdiler.


Öte yandan Vikipedi, özgür ansiklopedi de Hanif (Arapça: حنيف) kelimesi tertemiz, arıduru, pak anlamlarına gelmektedir. Kur'an'da bu kelime insanın, Allah'ın yanı sıra başka bir güç ve hakikat kaynağı tanımadan, sadece bir olan Allah'ın yoluna en saf ve duru olarak kendisini teslim etmesi olarak tanımlanır. Hanif, bir Kur'an kavramı olarak tanımlandığında 'evrenlerin tek hakimi olan yaratıcıya duru olarak inanıp güvenen' anlamı taşır. Böylece başka ilahların varlığını reddeden kişi aynı zamanda kendi kişiliğini bulmuş ve şeytanlardan korunmuş olur. Bu kelime Kuran'da Allah'ın peygamberleri içinde ilk olarak İbrahim için kullanılmış ve her şeyi yaratan bir yaratıcı inancının nasıl gerçekleştiğini onun şahsında net olarak özetler. Sadece bir olan Allah'a inanmak aynı zamandan diğer tanrıları kabul etmemeyi zorunlu kılar. Bu nedenle kaynaklara göre, Kur'an henüz insanlara ulaşmadan önce tek tanrı inancını taşıyan kişilere Arapça hanif adı verilirdi. Bu kişiler İbrahim peygamberin yolunda oldukları için bu isimle anılırlardı.  Saf ve duru (Hanif) olarak inanmak ve yaşamak ve bu şekilde tek olan Allah'a ve onun Kuran'da gösterdiği yolda yürümek yani yaşamaktır.



Kuran'da bir olan Allah'ın yoluna saf ve duru olarak kendini adayan kişilere 'duru bir şekilde Allah'a teslimiyet gösteren' anlamında (hanifen müslima) denilmiştir. Ayrıca Allah yolunda teslimiyet gösterene Müslüman denilir. Müslüman kelimesi, saf ve temiz (Hanif) kelimesiyle bu bakımdan yakınlık gösterir. Bir anlamda müslümanlık 'hakikatin kaynağı yalnızca bir olan Allah ve O'nun kitabıdır' demektir.  Saf ve duru yaşam tarzı "haniflik", Allah'a şirk koşmamak demektir. Hanif olmak aynı zamanda insan ya da Âdem soyuna Allah tarafından çizilen yaşam biçimidir. İslam kelimesi, Türkçe, "teslim olmak" demektir. İnsanoğlu tek yaratıcıya olan bu teslimiyeti, İbrahim peygamber gibi, aklını ve duygularını kullanarak elde etmiştir. Yaratıcıya teslim olmak yani inanmak, akıl ve duygu aracılığı ile ve büyük bir güvenle olur.
hanifta

Ayrıca yine vikipedi de Çilek, (Fragaria vesca ), gülgiller (Rosaceae) familyası içinde yer alan bir bitki cinsi ve bu cins içinde yer alan türlerin meyvelerinin ortak adıdır. Dünyada, adlandırılmış 20'den fazla çilek türü vardır; ayrıca, çeşitli melezler ve kültivarlar da bulunur. Dünya çapında ticari olarak en çok yetiştirilen çilekler, bahçe çileği olarak adlandırılan Fragaria × ananassa melezinin kültivarlarıdır. Çilekler, değerli C vitamini kaynağıdır. İfadeleri ile anlatılıyor. (mka)

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Karadeniz denince aklınıza gelen yer neresidir?

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SAYFALAR

    e-gazete

    ARŞİV