Aslında AB,isteniyor mu?

  

M. Kemal AYÇİÇEK – 24 Ocak 2011  
Aslında Türkiye’de yazılacak çok konu var, ardı ardına gündem yaratılıyor ama ben geçen hafta AK Parti Trabzon Milletvekili Asım Aykan’ın gönderdiği bir açıklaması üzerinde kendi düşüncelerimi aktarmak istedim. Önce tabiî ki Asım Aykan’ın yaptığı basın açıklamasının tamamına yer vereceğim. İşte o açıklama;
“TÜRKİYE MERKEZ ÜLKE OLUYOR
Artık yeni bir dünya ve yeni bir Türkiye gerçeğini herkesin görmesi gerekiyor.
“Eksen Kayması” tartışmalarını ideolojik bir perspektiften okumak yerine,
dünyadaki ve bölgemizdeki reel politik ve ekonomik gerçeklerle değerlendirmek
gerekiyor.
Dünya yeni eksen oluştururken Türkiye’nin bu gerçeklere gözünü kapayarak,
Amerikanın jandarmalığını sürdürmesi ve 1950’lerde kendisine çizilen “ne olsun, ne ölsün” bizim kontrolümüzde bulunsun dönemi kapanmıştır. Avrupa’nın kapısında da
yalvaran bir ülke değiliz artık. Devletimiz bugün bölgede önemli bir güçtür.
Politikasına ulusal öncelikleri yön vermektedir. Batıya olan ihtiyacımız, onların bize
olan ihtiyacından fazla değildir. Avrupa birliği ülkelerinden bir çoğunda insanlar
ülkemizde iş bulmaya çalışıyorlar. Ayrıca tarih boyunca birbirlerini yiyip bitiren
Avrupa’nın insanlığın çözüm bekleyen ızdıraplarına merhem olmasını beklemek
safdilliktir.
Ülkemizin yapısal değişiklikleri gerçekleştirmek için AB’nin standartlarını
önemsemesi doğru bir yaklaşımdır. Ancak bunun ötesinde ekonomik ve siyasi olarak
Avrupa’nın bize sağlayacağı bir şey yoktur. “kel ilaç bulsa başına sürer” Belki bir
müddet sonra onların bizden alacağı çok şey olacaktır.
2023 vizyonuna kilitlenmiş, siyasi istikrarın sürdürülmesi için daha çok
çalışmayı prensip edinmiş, yeni bir anayasa ile taşları yerine oturtmuş bir
Türkiye’nin dünyada ve bölgede artık beli bükülemez, öpülür. Bu günler artık uzak
değil. O zaman 50 yıldır bizi aşağılayan Avrupa’nın merkez ülkelerinin tarih önünde
nasıl aşağılandığını hep beraber ibretle göreceğiz. Yiğit düştüğü yerden kalkıyor.
Üstat Necip Fazıl’ın dediği gibi; “Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gündoğmuş,
günbatmış ebed bizimdir18.01.2011 Asım Aykan Trabzon milletvekili”
Asım Aykan, tam da  AK Parti’nin AB konusundaki samimi düşüncelerini dile getirmiş. Hani deniyordu ya “aslında AK Parti, AB’yi istemez ama sırf iktidar olabilmek adına AB yanlısı gözüküyor” diye. Evet, aynen öyle. Çünkü Türkiye’de herhangi bir konuda belli bir standart yoktu. Türkiye, adeta “Beyaz Türkler Cumhuriyeti” idi.
Atatürk’ün bize hedef olarak gösterdiği, “ muasır medeniyet” hadefini gösteren batı standartlarındaki yapısal niteliklerin Türkiye’ye de kazandırılması için AB üyeliğinden başka alternatifi de yoktu. Çünkü, Türkiye’de dil, din, ırk ve renklerin normalde sanki farklılıklarına saygı gösteriliyormuş gibi yapılıp, aslında her türlü ayrımcılık, farklı kılıflar altında sergilenir olmuştu. Hani Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir” ibaresi kocaman harflerle yazılmış olmasına rağmen, pek de  o Egemenliğin, Millet Egemenliği olmadığının somut bir şekilde yaşandığı gibi. Türkiye’de kanunlar vardır ama o kanunlara uyulması veya uygulanması konusunda işte o ayrımcılıklar, “vicdan- cüzdan” ibareli açıklamalara konu olmuştur.
Evet, Türkiye Cumhuriyeti’nde “Devlet” tarif edilirken “Sosyal Devlet”lik nitelemesi  yazılarda vardır ama uygulamalarda bunu görmek kimilerine nasip olabilmiştir. Evet, yine aynı tanımlamalarda “Hukuk Devleti” denmesine karşın, bunu da görebilmek bu ülkede birilerine nasip olmuştur. Gerçek manada, sıradan bir vatandaşın bu yazılanlarla uygulananlar arasında yaşadığı sorunlar, destanlara, kitaplara, gazetelere, şiirlere, şarkılara konu olmuştur. Ülkenin aydınları, bu aymazlıkları dile getirdikleri eserleri yüzünden yargılanmış, cezaevlerine hapsedilmişlerdir. Türkiye, tüm eksikleri ve aksaklıklarını AB rotasından sapmaksızın yerine getirme kararlılığına AK Parti hükümeti ile kavuşmuştur. İyi de olmuştur. Yıllarca bizi oyalayan AB’ın gerçek yüzü de bu sayede anlaşılabilir hale gelmiştir.
AB’ın ikiyüzlü politikalarının herkes farkındadır. AB’ın müzakerelerdeki tutumu ve “imtiyazlı ortaklık” gibi ayak direten tavrı ve tutumuna rağmen Türkiye, yapısal değişiklikleri tam olarak hayata geçirinceye kadar tabi ki AB politikalarına devam edecektir. Ancak, bu demek değildir ki, AB’a, kayıtsız şartsız “teslimiyet” olacaktır. Asım Aykan’ın yukarıdaki açıklamasını bu yüzden önemsiyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.