Babalar, adamdır!

 M. Kemal AYÇİÇEK-  10 Ekim 2011

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan’ın cenaze namazını kılarken, imamın helallik istediği sırada Başbakan Erdoğan’ın gözyaşı döküp, ağlaması, şüphesiz anne sahibi herkesin dikkatinden kaçmamıştır. O anda insanın aklından ne geçer, bunu Annesini kaybeden insanlar anlar. Hele bir de Karadenizli ise annesini kaybeden insanlar, onlar daha da iyi anlar.
Anneler, neden hep babalardan önde tutulur. Toplum olarak  böyledir bu duygu. Aslında babalar sevilmezde anneler mi sevilir sadece, değil tabiî ki ama annelere olan düşkünlük, pek fazlasıyla göze çarpar. Tıpki Başbakan Erdoğan’da olduğu gibi. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama mesela bir bakın şöyle etrafınıza, herkes Annesinden söz ederken “annem başkadır benim” derken, babalardan söz edilirken de , “babam, otoriter adamdı” der. Yani, Anne, hiçbir başkası olmaz, hep anne olur ama babalar, babalığın dışında bir de “adam” olur. Annelere bağlılık ve sevginin dozunun babadan önde geliyor olmasında işte o “adam” nitelemelerinin rolü olduğunu düşünüyorum. Anne, insan ama baba aynı zaman da “adam” olunca, ister istemez ona yüklenen misyon da farklılaşıyor.
O biraz da ataerkil toplum yapımızdan kaynaklanan bir olgudur da aslında. Mesela ne denir, “yuvayı dişi kuş yapar” denerek, bir ailenin en önemli öğelik payesi Annelere verilir. Çocuklara genellikle , “oku oku da adam ol baban gibi, eşek olma” denir ya bakın bu cümle de bile, “baba” ve “adam” vurgusu vardır. Belki bu yüzden, babalar zaman zaman adam olmaya çalışır, zaman zaman da baba olmaya çalışırken rollerini unutmak veya karıştırmak zorunda kalabilir. Bunun da sonucu, ister istemez o ailedeki çocuklara yansır ve çocuklar da babalarından gördüğünü yapmaya kalkarken onlarda o karışık roller içinde debelenip durur. Fakat, annelerle olan ilişkiler de her şey süt limandır. Çünkü orada, rollerin karıştırılabileceği bir durum yoktur. Anne, annenin dışında başka bir şey değildir, hep ve her zaman annedir.
Adı Fatmeymiş, tam köye çıkarken yol ayrımında yürürken rastladım. Köy yolunda araca bakındı, sanki bir şey söyleyecekmiş gibi oldu, durdum. Nereye gideceksiniz diye sordum, “camiye kadar” dedi. Cami mahallesi, bizim mahalle ama tanımıyorum ben kadını. Kimlerdensiniz diye sordum, bizim ailedenmiş. Aldım arabaya, yolda giderken kimsiniz diye sordum, “eski muhtar Tahir’in  geliniyim” diyince, kendi kendime düşünmeye başladım. Güya amcazadelerimizdirler ama aynı ailenin mensupları olduğumuz halde hala tanıyamamış olmanın ezikliğini yaşamadım dersem yalan olur. Sonra o bana sordu, önce, “tanımazsın sen “dedim.sonra da annemin adını söyledim. “oy remziye ablamın uşağı hemi” dedi.”öyle severum oniki, aynı bendur, ben bu köyde öyle bir kadın tanımadım başka, çok severum oni” dedi. Ben de , “ben de çok severum oni” diye güldüm.  “Ama” dedi, ardından da “ben çocuklarımı severken kimseden çekinmem, herkesun önünde severum onları, milletten çekinmem, annen da aynı benim gibidir, ben öyle tanıdım, çok selam söyle ona”..selamını söylerim dedim. Peki dedim sen Tahir amcamın hangi oğlunun eşisin, “salimin” dedi. 
Salim ağabeyimin hanımıymış ama bize komşu köyden gelin gelmiş, o nedenle ben tanıyamadım ama 4 tane çocuğu varmış ve ben o çocukların birini tanıdım sadece. Çok uzakta da değiliz ama hayat, aileleri böldü, parçaladı, dağıttı. Annemin yanına gidince selamını söyledim hemen, önce başka bir salim abimiz var, onun eşi zannettir. “Şakire’nun mi?” diye sordu, yok dedim, Tahir Amcanın salim’in eşiymiş. “haa  bizum fatme dur oğlum o, nerde gördün, nasıldı” diye sordu. Aşağaki yoldan aldım arabaya, evine getirdim dedim. Baktım annem de aynı o fatmenun dediğini söyledi, “çok severum oni”..bunların her ikisi de anneler. Karadeniz de Anneler, eski gelenek ve göreneklere göre öyle kendi çocukları da olsa onları kayınpederleri, kaynanaları, veya kayınlarının yanında rahatlıkla sevemezlerdi. Onlara diledikleri gibi sarılamaz, öpemez, kucaklayamazdı. Çocuklar, hem babaları ve hem de anneleri tarafından gizli gizli sevilirlerdi.  Bu gelenek ve göreneklerimiz şimdilerde değiştilerse de belki o gelenek ve göreneklerin son kuşağı olan bizler, o günleri yaşadık. Şimdi başbakan recep Tayyip Erdoğan ‘da o gelenek ve göreneklerin çocuğu, bizden iki kuşak öncesinin çocuğu. O nedenle, bizim ve bizden önceki kuşaklarda annelere olan bağlılık, sevgi, saygı, bir başka dır. Bir de kalabalık aileler vardı, aynı evde dört aile düşünün mesela ve bu evde çocuk olun bakalım, bir düşünün o zamanki annelerin halini, tahayyül edin biraz. Nasıl bir duygudur, anlayabiliyor musunuz?
Bir de yine bizim çocukluğumuz da arkadaşlarımızın anneleri de bizim annelerimizdi. Hele gurbetteyseniz, oradaki arkadaşlarınızın anneleri de sizleri kendi çocukları gibi, bizde de bizim arkadaşlarımızı da annem aynı bizlerden birileri gibi severlerdi. Anneler, çok uzaklarda ve birbirlerini hiç görmemiş olsalar bile birbirlerine selam gönderir, hediyeler ulaştırırlardı. Sırf çocuklarının arkadaşlıkları için birbirlerini tanımadıkları halde, çocukları üzerinden mesajlaşırlardı. Arkadaşımızın annesinin herhangi bir acısı, annemizin acısı olurdu. Ama bunlar, yani o karşılıklı birbirlerine hediyeler gönderen anneler, gerçek hayatta hiçbir zaman tanışamaz ve bir araya gelemezlerdi. Tabi arada tanışabilenler de olurdu. Arkadaşlarımızın anneleri bizim çamaşırlarımızı yıkar, arkadaşlarımızın kirlilerini de bizim annelerimiz yıkardı. Öyle bir derin anlayış, öyle bir içtenlik öyle bir sahiplenme vardı.
Ankara’yı i yi bilen arkadaşım Bülent, gazetelerde Başbakan Erdoğan’ın “anne acısı”nı gösteren haberleri görünce, “abartılmadı mı sence?” diye sordu. Ciddi olup olmadığını mimiklerine bakarak anlamaya çalıştım, anladım da. ciddi olarak soruyormuş meğer, güldüm ve dedim ki, “kaç başbakan annesini n vefatını gördün?” Tabi, ehem behem tüm behem ayakları..  Ama o arkadaşım dediğim, bugünün kuşağı, bizim belki iki kuşak sonraki nesilden biri. Onun böyle bir durumu algılaması biraz zor. Onun için zaten, “nasılsa bir cenaze” gibi algısını çok görmedim. Televizyonların ve Gazetelerin Başbakan Erdoğan’ın  annesi Tenzile Erdoğan’ın cenaze törenini abartmadıklarını ve tamda gerektiği gibi gördüklerini söyledim.  Annelere dinimizin verdiği önem bir tarafa, Başbakan Erdoğan’ın annesine olan bağlılığının yansıtılması, tüm annelere verilmesi gereken  değeri,  önemi  sergilenmesi açısından da bir örnek oluşturacak bir özellikti. Bu vesile ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a başsağlığı diliyor, onun  şahsında, tüm anneleri vefat etmiş insanlara sabrı cemil niyaz ediyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.