Ben böyle Ramazan görmedim

M. Kemal AYÇİÇEK – 13 Eylül 2010 
Öyle bir Ramazan yaşadım ki bu yıl, sormayın. Bundan 36 yıl öncesinde hatırladığım Ramazan vardı, bir de bu artık. Oruç, tutmuymuşmuyum, tutmamışmıyım hiç de farkında olmadan koskoca bir aylık ibadeti geride bıraktık. Bende biraz buruk oldu ama hatırlamak açısından ben böyle Ramazan görmedim.(şimdi canlı yayından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu canlı yayına çıktı, Referandum’un ardından ilk açıklamasını yapıyor). Açıklamasını yaptı, özetle, kendi bilgisi dışında adresi değiştirilmişmiş ve bu yüzden de “hayır” oyu kullanamamışmış..yazıkkk..
Halkoylaması nedeniyle Ramazan ayı boyunca siyasi partilerin illerdeki propoganda çalışmaları ister istemez daha monotonlaşan yaşamı, daha canlı bir Ramazan yaşattı. O bir  yandan asıl Türkiye’de Basketbol Dünya Şampiyonası’nın yapılıyor olması da ayrı bir eğlence ve mutluluk kaynağı oldu. Gündüzleri Halkoylaması koşuşturmacasın da yorgun düşen insanları, geceleri basketbol maçları adeta dinlendirdi. Bir yandan siyasetçiler, gündemi oluştururlarken, böyle bir ortamda Basketbol milli takımımız, yani 12 dev adam, kızışan gündemde adeta deşarj görevi yapıp, aldığı galibiyetlerle halka moral verdi ve halka mutluluk pompaladı. Ha ne oldu, sonunda belki Gümüş madalya alarak, Dünya ikincisi olduk ama Türkiye’de bu bir ilkti ve bu bile bize bir Şampiyon havası verdi zaten..
Otuz altı yıl  önceki Ramazan’ı hatırlıyorum geriye baktığımda, belki bir de bu yıl ki Ramazan ayını hatırlayabileceğim yukardaki nedenlerle. Otuz altı yıl önceki Ramazan ayında bizim Kel temel diye adlandırdığımız fındıklığımız vardı. Orda fındık topluyorduk. Dedem sağ o zamanlar, hatta bir elma ağacına çıkmıştı ve tam bir irirahan elmasını almış, ağacın üzerinde çakısıyla soyup, dilimleyerek yiyordu. Ablam da ufak o zaman, ondört yaşlarında falan ama hep oruçluyuz. Dedem, elmadan ilk dilimi afiyetle yemişti ki ablam, dedemin orucu bozulur düşüncesiyle “ hacı dede, Ramazan bugün, orucun bozulur” diye uyarınca dedemin, önce gülüp, ardından da ablama kızmasını hatırladım. Oruç tutarken eğer onu unutup da bir şeyler yiyorsan, meğer seni melekler yediriyormuş olur ve buna müdahale yapılmazmış. Ama ablamın müdahale etmesiyle dedem, o oruç hatırlatmasına kızmıştı sonradan..”sana mı kalmış orucu hatırlatmak” diyerek, o elindeki soyulmuş ve bir dilimi yenmiş elmayı ablama fırlattığını hatırlıyorum şimdi. Aradan yıllar geçmiş..
Belki 36 yıl sonra da bugünün kuşağı gençler, bu yıl ki Ramazan ayını ülkemizdeki Halk oylaması ve Dünya Kupası ile hatırlayacaklardır. Yine fındık ayına denk gelmişti Ramazan ve ama bir farkla bu kez Dünya Şampiyonası’nda Final maçını oynayan bir Basketbol milli takımımız vardı. O yıllarda bizim ülkemizin Dünya’da esamesi bile okunmazdı. 12 dev adam, müthiş maçlarla 8 galibiyet alarak final maçını ABD ile oynadı ve 81-64 mağlup oldu ama Gümüş madalyayı aldı. Bu bir tarihti, tıpkı Halk Oylaması’nda  Evet’lerin yüzde 58, Hayır’ların da yüzde 42 çıkması ile 30 yıl önceki ihtilal Anayasası’nda 26 maddelik değişikliğini kabul etmiş olması gibi. Bunu daha 25 Temmuz’da yazdığım yazıda dile getirmiştim, teşbihte hata olmaz diyerek. http://www.karadenizolay.com/yazar/595-mkemal-aycicek-referandum39da-aptallar-evet-diyecek.html 
Hani bir reklam var, “Türkiye uçuyor” diye.. Bundan sonra Türkiye’nin uçtuğunu sıradan vatandaşlar da görecek artık. Bugüne kadar bu ülkenin ayağına pranga olmuşluklar, yapılan Halk Oylaması ile artık aşıldı. Türkiye’de birilerinin hani yukardaki yazımda da belirttiğim, o “bu ülkede halkın yüzde altmışı aptaldır” sözlerinin söylenebildiği bir ülke olmaktan çıkıyor ve Dünya’ya birer Dünya insanları üyesi ülkenin insanları olarak bakabileceğimiz bir döneme giriyoruz. Borsa’da zaten bu “uçuş” kırdığı rekorlarla kendini gösterirken, bundan sonra halkın günlük yaşantısında da bu “uçuş”u görebileceği günlere geliyoruz. Türkiye’de bir avuç azınlığın “tuzukuru” olduğu dönem kapanmış, ve yeni bir devrede bu ülkede bugüne dek “mutsuz” olanların artık bundan sonra mutlu olabilecekleri, bugüne kadar da mutlu olanların belki mutsuz olacakları günleri yaşayacağız. Biraz daha açık olmak gerekirse, bugüne kadar Türkiye’de mutlu olan azınlıklar,adeta bir vampir gibi  mutsuz olan çoğunluğun kanını emerek, mutluluklarına mutluluk katarken, bundan sonra o mutlu azınlık yerine Türkiye’nin mutsuz çoğunluğu, öyle diğerleri gibi “kan emme” yerine, başkalarının kanını emerek değil   Türkiye’nin el birliği ile girişeceği üretim gücünden pay alarak, daha mutlu ve müreffeh bir ülkenin vatandaşları olmanın mutluluğunu yaşayacaktır.
Bu ülkede “yargı” “hukuk devleti” diye yutturulmuştur sadece, artık bundan böyle Üstünlerin hukuku yerine haklının hakkını alabildiği bir hukuk ülkesi olacak ve mahkemeler de bundan böyle artık, öyle göstermelik davalar yerine gerçek hukuk davaları görülecektir. Hala bakıyorum, Halk oylamasından sonra “Hayır”cı yorumcular, alınan sonucu değerlendirirken, “efemdim, devlet imkanlarıyla propaganda yaptılar da öyle yüzde 58 aldırlar”  gibi salak ve aptalca şeyler söylüyorlar ve hala Türk Milletini “salak” olarak görebiliyorlar, bu ne aciz bir anlayıştır. 
Yani hala bu halk, kalktı yapılan propagandalara ve bir takım sözlere bakarak, gitti sandıkta oy verdi de bu halkın gözü Türkiye’deki gerçekleri görmüyor öyle mi? Ayıp, çok ayıp hala ve ısrarla halkı hakir görecek, adi ve aşağılık bir bakış açısı. Onlara göre hala  “Evet” diyenler “salak” yani. Böyle salak ve aptal düşünce mantalitesi nasıl olabiliyor? Oluyor ama onlarda ülke gerçeklerini görecekler artık, başkaca çareleri kalmadı. Ben halk oylamasında “Evet” dedim diye bana “salak” diyenler, önce aynaya bakmak zorundadırlar. Çünkü onlar, at gözlüğü ile Türkiye’ye bakıyor. Ben gözlük bile  kullanmıyorum!. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.