Cemaatın suçu ne?

 M. Kemal AYÇİÇEK – 20 Ocak 2014 

 

Türkiye’de hala tartışıldığı için ister istemez üzerinde fikir serdettiğimiz konunun devamı açısından haftalık yazılarımız da bir önceki konu ile bağlantılı devam ediyoruz. Malum 17 Aralık’ta “Yolsuzluk operasyonu” adı ile başlayan ve Başbakan Erdoğan’ın da “Dostmodern darbe” nitelemesini yaptığı olay, çok basit ve sıradan bir vakıa değildi. Bizim alışageldiğimiz Askeri darbe süreçleri, yerini “modern” darbelere bıraktı. Öyle ya çağ değişti, eskiden olmayan dijital teknolojiler şimdiler de işi bilenlerin elinde darbeler için bile rahatlıkla kullanılabiliyor. Başbakan onun için buna “Dost modern darbe” diyor işte! Dost bilinen insanların, “Paralel yapı” diye adlandırılan bir sistematikle, Devlet yönetimini ele geçirme planları ortaya saçıldı.

 

Zaman Gazetesi’nin yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın Tv ekranlarındaki konuşmalarını o “cemaat” denilen yapının tüm insanları gibi bizler de izliyoruz, hala “Beddua” değildi savındalar. Sanki dua veya Beddua’nın ne olduğunu bir tek onlar biliyor ve sanki Allah’ın  en iyi kulları onlar! “Bal tutan parmağını yalar” diye bir atasözümüz vardır ya hani, işte O Dumanlı, o cemaat denilen yapının bal tutanlarından biri, tuzu kuru denilenlerinden biri olabilir. Zaten Türkiye’ye olmadık zamanlar da ağır bedel ödetenler de bu “bal tutan parmağını yalar” mentalitesini kendine ilke edinen tiplerdir. Geçmişte bunlar farklı tiplerdi, bugün sadece şekil değiştirmiş halde Türkiye’nin kanını emmeyi her türlü yolu mubah görerek yapan yapıdır. Gelelim Cemaat denilen bizlerinde içinde olduğumuz sıradan insanlara. Türkiye’de “Hükümet- Cemaat” tartışması zaten yok, Türkiye’de ki tartışma, Fethullah Gülen hocayı seven insanlarla ilgili de değil, tamamen o Cemaat denilen yapıyı “Bal” gören ve haddini bilmeyip, Devlet’i ele geçirmeye kalkmış, “Paralel yapı” iledir. 

 

Hamd olsun bugüne kadar ne o, ne bu, ne bir başka “Bal” dan nasiplenen bir tip olmadım, Allah öyle bir tip olmayı da hiçbir zaman nasip etmesin. Ama o “Bal” ile her Hükümet dönemin de bir bağ kurabilmeyi profesyonelce becerebilen tipler, bu ülke de her zaman olmuştur. Ne de olsa yine bu ülke de  o “Bal” tutanların bir atasözü vardır ya , “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” diye, işte o tipler, her iktidarın aslında kurtulmak isteyip de bugüne kadar ne hikmetse kurtulamadığı sülüklerdir. O sülükler, emdikleri kandan doymayınca zaten kendiliğinde de düşmezler! Türkiye, o sülüklerinden arınma sürecine girmiştir. Sülükçüler, “sakın ha sülükleri siz koparmayın, onlar doyunca kendileri düşer” der, sülük satarken ama Türkiye, o satıcıların sözüne itibar etmeyecek kadar artık bilinçlidir ve sülükçü laflarına karnı toktur. Hangi kurum da olursa olsun, nerde bir sülük varsa tüm sülükler, kendilerinin düşmesi beklenmeden artık temizlenecek umudu doğmuştur. Hani ““Olur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız, hâlbuki hakkınızda o bir hayırdır. Ve olur ki bir şeyi seversiniz, hâlbuki hakkınızda o bir şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara,  2/216).Ama şu var, artık bu ülke de Bal tutanların parmak yalama devri sona erecektir. O günler, işte tam da bugünlerdir.

 

Şimdi CHP Lideri kemal Kılıçdaroğlu’nun bir konuşmasına değinmek istiyorum. Çok garipsedim, oysa mesela geçen hafta Kılıçdaroğlu, Gazetecilerle bir yemekli toplantı yapmıştı. O toplantıya katılan tanınmış gazetecilerden biri de, “Kemal Kılıçdaroğlu'nun dinledikten sonra CHP'yi olumlu yönde değişmiş gördüm. Benim de eleştirdiğim pek çok tabusunu kırmış gözüküyor.”twiti atınca ben de belki de gerçektir diye konuşmalarına dikkat kesildim. Ama ne mümkün, bakın Balıkesir’de Kurtdereli Kapalı Spor Salonu’ndaki partisinin aday tanıtım toplantısın da ne diyor.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu;

“İmam hatip okullarını, Diyanet İşleri Başkanlığını ve ilahiyat fakültelerini CHP kurdu. Biz hiçbir zaman dini siyasete alet etmedik. Her gittiğim yerde söylüyorum. İnsan, Allah’ın yarattığı en değerli varlıktır. Benim başımın üzerinde yeri vardır. Kimseyi inancından ve kimliğinden dolayı suçlamadım. Böyle bir hakkı kendimde görmüyorum. İmam hatip okullarıyla ilgili tören düzenleniyor. Müftüler ve imamlar çağrılmış. CHP’yi yuhalatıyorlar. Ya bunlar cami cemaatine vaaz verirken ne diyecekler. Senin hiç ahlak anlayışın yok mu arkadaş ? Sen imam hatibi niçin siyasete alet ediyorsun ? Bütün imamlara sesleniyorum. Size güveniyoruz. Siz toplumun kanaat önderisiniz. Elbette siyasi görüşünüz olacak. Ama Allah’ın kelamını dillendirirken, siyasi kullandırmayacaksınız. Ama ben, 17 Aralık operasyonlarıyla ilgili Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in açıklama yapmasını bekliyorum " diyor.  Şimdi ben Bu Kılıçdaroğlu’nun bu ülkenin Ana Muhalefet Partisi’nin lideri olduğuna mı yanayım, söylediklerinin nereye vardığına mı değineyim, ne kadar ciddiye alayım kısaca, siz alır mısınız? Ne alaka, bir yandan imamlara siyasete karışmayacaksınız diyeceksin, bir yandan da İmamların başı olan Diyanet işleri Başkanını 17 Aralık gibi absürt bir oyunun, Başbakan Erdoğan’ın ifadesi ile “Dost modern darbe” nin yorumunu bekleyeceksin, böyle siyasetçi olur mu? Bu nasıl bir mantık, bu nasıl bir kafadır Allah aşkına?

 

Şimdi son olaylar ışığında cemaat tabanı diyebileceğimiz tüm hayırsever ve gönlü temiz insanlar, şüphesiz ki şu son yaşanan süreçten rahatsızlardır. Zaten olaylar, o taban denilen alandaki Ahmet, Mehmet, Fikriye, Sebahat, Ayşe, Fadime, İlke, Salih, Hürrem, Sultan, Memiş veya Ali ile ilgili değil, o insanların güvenlerini kazanmış ama o insanlar üzerinden bu ülkenin kaynaklarını sömüren insanlarla ilgilidir. Kimse sokaktaki Gülen cemaatını seven, sempati duyan insanlarına en ufak bir laf söylemiyor, söyleyemez de zaten ama o insanları koz olarak kullanıp, “Bizim şu kadar oyumuz var” gibi efelenmelerle, bu ülke de “Paralel yapı” oluşturmuş, kendini tabanda yer alan insanlardan daha zeki ve akıllı sanan tiplerle alakalıdır. Yani zaman gazetesini sabahın gece karanlığın da kapı kapı dolaşıp evlere bırakan o dağıtıcı insanlar, emek verip, alın teri döken insanlar değildir tartışılan insanlar, o dağıtıcıların sırtından geçinen tiplerdir. O tipler, Devletin her kurumunda kendilerine birer siper edinmiş ve bu ülkeye bedel ödeten tiplerdir. Devlet’e adeta “Erk” hayali ile, ülke kaynaklarını, çıkar ve menfaatlerine alet ederek, bu ülkeyi tüm Dünya’ya jurnalleyen zavallılar, o siperlerinden tek tek alınacaktır. Bundan kimsenin endişesi olmasın. Onun için rahat olun, sıkmayın canınızı, tüm bu olup bitenler, Türkiye’nin gerçek bir Demokrasi için son silkinişleridir. Müreffeh bir ülkenin insanları olarak bu ülkenin yarınlarına daha güçlü ve huzurlu bir şekilde ulaşacağız. Kalın sağlıcakla.

 

Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com , www.Hizmetgazete.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.(mka)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.