Cenaze sloganları!

  M.Kemal AYÇİÇEK - 25 Şubat 2008 Pazartesi
  
Silahlı kuvvetlerimiz, hava operasyonlarından sonra  4 gün önce de kara birlikleri ile Kuzey Irak’taki terör yuvalarını dağıtmak üzere yabancı bir ülkenin topraklarına girdi. Bu bir savaş ama komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğüne saygımızı(!) her vesileyle dile getirerek, mümkün olduğunca da sivil hedefleri dikkatlice gözeterek, sadece teröristleri hedef alan bu harekatta şehitlerimiz oluyor, olacak!
Başarı elbette öldürülen terörist sayısı ile ölçülemez . Harekatın ilk günü şehitlerimiz de gelmeye başladı. Memleketimizin dört bir yanında kalktı ilk şehit cenazelerimiz. Bu ilk şehitler arasına evladını veren illerin arasında Trabzon’da vardı. Elbette yaslıyız, elbette canımız yanıyor, elbette öfkemiz büyük ve de telafisi, alınan terörist canıyla da mümkün değildir!
 Bir yakını askerde olmayan bir aile, akraba her halde yoktur. Vatanın savunması uğruna askere gönderdiğimiz evlatlarımızın vatan borcunu layıkıyla yerine getirip terhis olmalarını beklerken, al bayrağımıza sarılı tabutları gelir oldu.
Şehit cenazelerimizi kaldırırken, öfkeyi dillendirmek belki bıraz teselli olmak adına içimizden geldiğince bir hınç dillenişine dönen cenaze sloganlarına takıldım. Konya , Diyarbakır, Trabzon, Çanakkale , Bingöl , Kayseri, Hatay, İzmir’de  “ ya Allah bismillah Allah’u ekber”, “şehitler ölmez vatan bölünmez” sloganlarıyla uğurladığımız şehitlerimiz, her birimizden samimi dua bekler, birer fatiha ister.
Evet, şehitlik mükemmel bir mertebedir. Herkese nasip olmaz binlerce insanın katıldığı merasimlerle son yolculuğa uğurlanmak. Şehitlerimize Allah’dan rahmet, ailelerine de sabrı cemil niyaz ediyorum.
Sınır örtesi harekatın ardından  gelen her şehit cenazesiyle elbette moralimiz bozuluyor ama bu cenazeleri fırsat olarak görenlerin de oyununa gelmemek lazım.
 Şehit cenazelerini, önceki yıllarda adeta birer siyasi  mitinge dönüştürüp , bu merasimleri hasad yeri görenler olmuştur. Ne yazık ki şehitlerimizin tabutları omuzlardayken atılan sloganlarla ve bir takım işaretlerle, pankart veya dövizlerle  kitlelere mesajlar verilmek istenmiştir. Şimdi de aynı şeyleri az da olsa görmek, üzüntümüzü daha da artırıyor.
Şehitler, bu vatanın tüm insanlarının şehididir. Hiçbir siyasi çizginin veya ideolojinin şehitleri değildir. Şehitlerimizin cenazeleri, milli birlik ve beraberlik ruhumuzun pekiştirildiği, dayanışmanın ve düşmana karşı tek yürek olmanın gerektirdiği yerlerdir.
Bellidir ki, içerde ve dışarıda ülkemizin birliğine ve dirliğine tahammül edemeyen güçler, PKK denilen terör örgütünü yıllarca beslemiş ve desteklemiş, bu yurdun çocuklarını kendi milletine silah çeker hale getirmeyi başarmıştır!
Yıllardır, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki insanları huzursuz etmiş, yerinden yurdundan ayrı koymuştur. O hain odakları, o bölgeye verilmesi gereken hizmetlerin de önünü kesmiştir. Bilinçli bir millet düşmanlığı yapılmış, her fırsatta bölge insanını ülkemizin çeşitli illerinde sokaklara dökmüş ve her türlü gayrı meşru tavırla halkı güvenlik güçlerine karşı kışkırtmış ve bundan nemalanmak istemiştir. 
Sadece silahlı eylemlerle değil büyük kentlerde kap-kaç çeteleri, hırsızlık şebekeleri , uyuşturucu da dahil bağımlılık yapan ilaçlarla okul önleri çeteleri oluşturarak da vatandaşları tedirgin ederek, kendine hem gelir ve hemde yandaş  sağlama gayreti,  nüfus yoğunluklu bölgelerdeki bombalama eylemleriyle de ülkemiz içinde can güvenliğini tehdit eden terör örgütü, nihayet sığındığı ve kendince “güvenli” bulduğu kendi inlerinde enselenmiştir.
O inlerin sahipliğini yapan ve sözümona zaman zaman da köy bekçisi gibi mezarlık şarkıcılığı yaparak, kendi halkına kahramanlık adına ileri geri laflarla gösterişli ifadeler kullanan Kuzey Irak Kürt yönetimi lideri Mesut Barzani de bu sınır ötesi harekattan nasibini almıştır umarız. 
Barzani, bundan böyle artık PKK’yı kendi bölgesinde el üstünde tutarak, Türkiye’nin Kerkük ve Musul’a yönelik herhangi bir gizli niyetinin önünü alma sevdasından da, rüyasından da kurtulur artık. 
Kırmızı pasaportunu kullandığı ülkeye karşı hasmane tutum ve davranışlarıyla tanıdığımız Mesut Barzani, aşiret liderliği ile devlet liderliği arasındaki farkı da iyice anlayarak, kendi insanının refahı ve huzurunu da mehmetçik’e borçlu olduğunun farkına varmalıdır.
Saddam zulmunden kurtulmak için Kuzey Irak’ta oluşturulan güvenli bölge ki , günümüz Irak Cumhuriyeti'nin 36. paralelin kuzeyinde kalan, Türkiye'nin Güneydoğu sınırına komşu olan bölgedir.Bu bölgenin başkanıdır Mesut Barzani ve PKK’da en büyük destek ve himayeyi de Barzani’den almış ve görmüştür(!)
Vikipedi’de bu bölgeye dair şu ifadeler dikkatimi çekti;
“Doğal yapısı dağlıktır. Yüksek miktarda Petrol kaynakları bulundurur. Genelde su bulma imkanları zordur. Su olmadığından dolayı da kuraklık görülür. Stratejik konumu önemlidir. İran ve Suriye arasındaki ticaretin geçiş noktasıdır. Halk olarak ise genelde Türkmenler ve Kürtler bulunur. Ancak bu bölgede Kürt nüfusunun yoğunluğu Türkmen nüfusundan daha fazladır. Bu bölgede bulunan Musul, Kerkük ve Erbil civarı, Mustafa Kemal ve yandaşları tarafından belirlenmiş olan(Türkiye’nin )Misak-ı Milli sınırları içindedir. Bölgede yerel güvenlik güçleri peşmergelerdir. Ayrıca, gelen Amerikan baskısı sayesinde artık peşmergeler de Pkk'ya düşmanca davranmaya başlamıştır (!)ve kendi bölgelerinde soluk aldırmamaktadır(!)
Pkk'nın son sığınma yeri olarak bu bölge kalmıştır ve TSK'nın 2008 baharında yapması umulan kara harekatı ile terörist güçlerin neredeyse tamamen ortadan kaldırılacağı düşünülmektedir.”
“Gelen Amerikan baskısı  sayesinde artık Peşmergeler de PKK’ya düşmanca davranmaya başlamıştır” ve “kendi bölgelerinde soluk aldırmamaktadır” ne zamandan beri? Buradaki ifadeler bile, Kuzey Irak’ın güvenli bölge ilan edilmesinin ardından PKK’yı kimlerin ve ne kadar, nasıl himaye ettiğini açıkça göstermektedir. Kaldı ki, Mesut Barzani’nin her fırsatta Türkiye’ye yönelik hetditkar sözlerinin de zaten açıkça PKK destekçiliğini gün gibi açık hale getirmiştir.
Beslenen karga, yıllardır gözümüzü oymaktaydı.Nihayet, Vikipedi’de de yer verildiği gibi TSK’nın 2008 baharı(!)nda beklenen harekatı, bugün baharı beklemeden yapılan harekatla PKK’nın tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik operasyondur.
İnşallah, her türlü  şart altında savaş kabiliyetine sahip Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, sınır ötesi kara harekatını da en az kayıpla ve başarıyla tamamlayarak yurdumuzun güvenliğini  bundan sonrasında tehdit edecek hedefleri ve planları da devreye sokarak, görevini hakkıyla yerine getirecektir.
PKK terör örgütünün etkisiz hale getirilmiş elemanlarının arasında çok sayıda yabancı uyruklu kişilerin var olduğu, ayrıca bunlar arasında peşmergelerinde bulunduğu haber kaynaklarınca dile getirilmektedir. 
Hiç kimse, durduk yere kan dökülmesinden yana olamaz, sadece ard niyet taşımıyorsa tabi ama bugün TSK, vatanına göz dikmiş hainlerin halkı arasında ayrımcılık ve bölücülük yapan her kim olursa yurt içi ve yurt dışında her şart altında mücadelesini verirken, şahadete eren kardeşlerimize dualarımızı, cephedeki kardeşlerimize de başarı ve şükran dileklerimiz iletmek isterim. Kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda  www.kuzeyhaber.com , www.hizmetgazete.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka) 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.