Çok güzel haraketler bunlar

M. Kemal AYÇİÇEK – 22 Şubat 2010
Hemen aklınıza Yılmaz Erdoğan’ın Kanal D’deki başarılı proğramı geldi değil mi? Haksız sayılmazsınız bende zaten ona gönderme yapıyorum. Türkiye’de son tartışmalara baktığınızda, her bireriniz “çok kötü hareket bunlar” diye bakabilirsiniz ama ben öyle bakmıyorum doğrusu. Bana göre Çok güzel hareket bunlar!
Erzincan ve Erzurum başsavcıları arasındaki kıyasıya rekabet, o Yılmaz Erdoğan’ın skeçlerine yansısaydı, orada bu konular işlenseydi bunlardan daha güzel ortaya konabilir miydi? Güya hukukçu bunlar, o tartışmalara katılanların hepsi..Yargıtay’dan, Danıştay’dan, Yarsav’dan hepsinden söz ediyorum. Sanki bir “Devlet” kurumları değillermiş gibi sanala dayalı açıklamalarıyla kendilerini hayretlerle seyrettiriyorlar. 
Ben hukukçu değilim ama yani hani Erzurum özel yetkili Başsavcısı Osman Şanal, HYSK’nın kendilerinin yetkilerini ellerinden almasından sonra ellerindeki dosyaları İstanbul’a gönderdiler ya, o hukukçulardan etkili biri, “savcılar, tv ve internetten görevden alındıklarını öğrendikleri anda ellerindeki işi bırakmalıydılar” gibi garip bir cümle bile kullandılar. Yani o Erzurum savcıları, televizyonlardan haberleri izleyecekler ve o haberlerde de kendilerinin görevden alındıklarını duyacaklar ve ellerindeki işi bırakacaklarmış. Böyle garabet olur mu? Şimdi biz böyle hukukçular eliyle nasıl Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Devleti’dir diyebileceğiz? Bunun anormal bir bakış açısı olduğunu anlamak için illa hukukçu olmaya gerek var mı? Yıllarca bize bu hukukçular mı “adalet” dağıttı bu ülkede? Devlet memuru, televizyondan görevden alındığını duyduğu anda elindeki işi bırakacak öyle mi? Yazıya, emir tebliğine veya yetkisizlik bildirimine yazılı bir gerekçe sunulmadan öyle mi? Ne farkı var şimdi bunların, “çok güzel hareket bunlar”dan hı?
Çok gördük bu ülkede “Güneş”e değecek gökdelenlerin o cenahlarca nasıl yapılabildiğini, “şirin”ce balıkların kasa kasa nasıl götürüldüğünü, Yargının yüksek makamlarından  dosyaların 10 yıl 5 ay “bir gün” gibi şifrelerle, yıllarca bu ülkede, “hak”kı “hak” getirecek, “bal” tutanların parmaklarını yaladıklarını, esefle izledik. Sanki sütten çıkmış ak kaşıklığa soyunuluyor olması,sırıtmıyor mu sizce de? Hukuk reformu gerekli bu ülkeye, hem de Dünya’nın en medeni hukuk sistemi gerekli. Artık halka, hakkını aradığında başka alternatiflerin beklentisi içinde olunmayacak, “adalet” kavramına gölge düşürmeyecek şekilde reform gerekli. Dürüst yargıçların bedeller ödediği bir ülke olmaktan hızla çıkıp, haksız yere başkasının malını kendi cebinde görmeyecek, cüzdan-vicdan arasında sıkışmayacak insanların görev yaptığı bir hukuk reformuna acilen gerek var bu ülkede. Şimdi bir düşünün bakalım, Türkiye’de “yargı”nın “çok güzel hareket bunlar”a konu olmayacak yanı mı kalmış?
Sanatçılara bu ülke cennet tabi. Konu sıkıntısı çekmiyorlardır. Levent Kırca’nın “olacak o kadar”ları, “Yılmaz Erdoğan’ın “çok güzel hareket bunlar”ı, Tolga çevik’in “Komedi Dükkanı”ı boşuna mı reyting alıyor sanıyorsunuz? Bu ülkede hele iktidar-muhalefet oyunları, baştan sona reytinglik malzemelerle dolu değil mi? Tüm bu son dönemlerde yaşananlara pek takılmayın, herkes rolünü oynuyor. Moraliniz bozulmasın sakın. Seyredin ve gülün sadece. Onların kızmaları, bağırmaları, meydan okumaları sizleri yanıltmasın, her bireri TV veya gazetelerde daha fazla görünme ve yer edinme gayretidir. Siz keyfinize bakın. Sıkmayın canınızı. Türkiye, dışa açılımının bedelini ödüyor, özgürleşmenin getirdiği çok seslilik bu durumlar. Türkiye’nin yarınları, bugünlerinden daha iyi olacak diye umuyorum. Bugune kadar olduğu gibi bundan sonra artık yapanın yanına hiçbir şeyin kar kalmayacağı günlere geliyoruz. Dürüst insanların bir takım tezgahlara kurban edilmediği, doğru söyleyenlerin dokuzuncu köylere gönderilemeyeceği günlere geliyoruz. Atılan çamurların iz bile bırakamayacağı günlere geliyoruz diye düşünüyorum. Kısaca “çok güzel hareketler bunlar diyorum”. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.