Çok kızıyorum Başbakan Erdoğan'a

M. Kemal AYÇİÇEK – 2 Kasım 2009
 
Başka konularda var gündemde ama olsun, ANAP, DP’ye iltihak etti, tarih oldu. Başbakan Erdoğan’la CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, kendi aralarında konuşurken biri çamdan bahsetmiş, diğeri kavaktan anlamış şu erken seçim şangırtısı..Yani güncel tartışmalar, o kadarda önemli değil ama benim en fazla önemsediğim Başbakan Tayip Erdoğan’ın ikide bir “üç çocuk” istemesi olayı. Ve bu olayda da düşündüm, taşındım bir türlü kafam netleşmedi. Başbakan’a bu konuda acayip kızıyorum ve tekrar bu çocuk meselesine değineyim istiyorum.
 
Başbakan her gittiği evlilik töreninde nikah şahidi oluyor ve yeni evlenen çiftlere “üç çocuk” isteğinde ısrar ediyor. İşte ben de o noktada düşünüyorum, başbakanın acaba kime ne gıcığı var diye. Öyle ya en az “üç çocuk” demek, belki çekirdek aile için olumlu olabilirde neden dört değil de illa da “üç çocuk”.  Oysa ben bir başka yazımda da değinmiştim, “başbakan az bile söylüyor, en az dört çocuk olmalı” diye. Bunu biraz açmam lazım, Başbakan bunu söylerken ailenin sürmesini mi, yani soy sürme ve sürdürmeyi mi yoksa ülkemizin “genç nüfusa ihtiyacı var” a olan o nüfus açığını  gidermek adına mı söylüyor anlamıyorum. Tamam Avrupa’yı örnek gösterip, nüfuslarının yaşlandığını, Türkiye’nin de gelecekte aynı duruma düşmemesi için yeni evlenen çiftlerden en az “üç çocuk” ısrarını sürdürüyor.
 
Oysa Başbakanın kendini öyle “Avrupa da nüfus yaşlanmış” örneği yerine bir bütün aile, veya geniş aile önermesinde bulunması daha doğru olmaz mı? Bunun da asgari şartı, en az ikisi erkek ve ikisi de kız olmak üzere dört çocuktan geçer. Ama Başbakanın tutup illa da “üç çocuk” diyor olmasını ben acaba, Başbakan’ın kendi ailesinden ya eksikliğini çektiği Dayı, Teyze, Amca veya Hala’dan yana bir sorunu mu var? diyorum. Üç çocuktan “Geniş aile” olmaz ki?  Eğer, bir aile geleneği devam ettirilmek isteniyorsa o zaman en az “dört çocuk” ki ondanda yukarda da ifade ettim en az ikisi erkek ve ikisi de kız olmak şartıyla en az dört çocuk olmalı. Ailenin tam anlamıyla oluşması ve yaşaması için.
 
 Gerçi günümüzde evliliklere “çocuk hakları” noktasından bakılmıyor. Günümüzde bir “kuzen” almış yürümüş, kimdir “kuzen”. Akraba bağı olan aslında toplumuzda kaybolmaya yüz tutmuş Hala, Dayı, Teyze, Amca çocuklarının genel tanımı değil midir Kuzen? Kuzen’e indirgenmiş bir çocuk hakkı? Çocukların sohbetlerine istemeden kulak misafiri olanlarınız varsa bunu onlar sık sık konuşuyorlar aslında kendi alemlerinde. Tek erkek çocuk, büyüdüğünde veya herhangi bir haksızlığa uğradığında “keşke bir ağabeyim olsaydı” der babasına kızarak veya ailesinin tek bir kızı, aynı kaygıyı bir başka şekilde dile getirir. Ama iş işten geçmiştir ve biz o çocukları, kendi başlarına bırakıyoruzdur sırf kendi egolarımız nedeniyle!
 
Elbette ekonomik kaygılar, bu tür geniş aile özelliklerinin kaybolmasına yol açmaktadır. Başbakanın en az “üç çocuk” derken,  ailelerin ekonomik kaygılardan dolayı çocuk sahibi olmadıklarını görmesi ve bunun gereğini yapması gerekir. Sadece “üç çocuk” ta ısrarcı olmak iyi bir temenni ama bence yeterli değil. Evet aynı gemideyiz ama az çocuklu ailelere baktığınızda da onlarda öyle yoksul aileler değil ki. Yani az çocuklu olunmasını salt ekonomik kaygılarla da izah etmek biraz zor, varlıklı aileler dede “geniş aile” mantığı yaygın değil çünkü.  Bizim çocukların bir bayram sohbetine tanık olmuştum, istemeden tabi. Yani kulak misafirliği, “çocuklar bir araya geldiğin de ne konuşuyorlardır” merakı.
 
Şimdi rahmetli olan bir bacanağımın bir kız ve bir oğlu, diğer bacanağımın bir oğlu iki kızı, kayınçomun iki oğlu, ağabeyimin bir kızı bir oğlu, kardeşimin iki oğlu, bir diğerinin tek oğlu, benim bir kızım bir oğlum, diğer bacanağımın üç oğlu, diğer kayınbiraderimin de iki kızı bir oğlu var. Bunlar bayram harçlıklarının hesabını yaparlarken, kendi çocuklarının ne kadar bayram harçlığı toplayabileceklerinden yola çıkarak, “benim çocuğumun halası olmayacak”, diğeri, “olsun, benim çocuğumun da amcası olmayacak”, bir diğeri “benim çocuğumun da dayısı olmayacak” bir diğeri de “benim çocuğumun teyzesi olmayacak” deyince bende “çocuk haklarını ihlal etme” paniği başladı. Aslında o zamana kadar hep “bir kız ve bir erkek çocuk yeter” diyen ben, o andan itibaren o fikrimden dönüş yaptım. Ve keşke…
 
 
Bizler şanslı kuşaktık o açıdan, hem Teyze, hem dayı, hem amca ve hem de hala sevgisini gördük yaşadık, peki ya bizim çocuklarımız? Onların böyle bir hakkı yok mudur? Olmamalı mıdır? Bizim, Dünya şartlarını bahane ederek, o çocukların gelecek haklarını ihlal etme hürriyetimiz var mı? Bunu herkesin kendine sorması ve seviyorsa çocuklarının haklarını da göz ardı etmemesi adına en az ikisi erkek ve ikisi de kız olmak üzere dört çocuk sahibi olma fikrini de düşünmesi gerekir. Onun için Başbakana kızıyorum, hem de çok kızıyorum işte. Neden dört değil de illa da “üç çocuk” ta ısrar ediyor? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, o çocuklardan birinin hala, dayı, teyze ve amcadan yoksun olmasını mı istiyor yoksa?  Ya da kendisinin amca, dayı, teyze veya hala’dan yoksunluğu mu var? Öyle değil mi ama?
 
Bakın
Özgür Ansiklopedi, Vikipedi’de Aile nasıl anlatılıyor;
 
“Aile, toplumun en küçük birimi olarak kabul edilir. Aile denince genellikle bir evde oturan anne ve baba ile, varsa onların evlenmemiş çocukları anlaşılır. Bu tip aileye "çekirdek aile" denir.
Çekirdek ailedeki çocukların evlenmesiyle de yeni bir çekirdek aile ortaya çıkar. Ama aile sözcüğünün bundan daha geniş anlamı da vardır. Daha çok sayıda akrabadan oluşan birimi, hatta bir soyu ya da sülaleyi tanımlamak için de aile sözcüğü kullanılır.
 
"Aile" sözcüğü günlük dilde çok değişik grupları tanımlamak için de kullanılır. Örneğin "Hasan iyi bir aileydi" dendiğinde, Hasan'ın sorumlu bir baba ve koca olduğu anlaşılır. Oysa birisi "Benim ailem Adana'dan gelmiş" dediği zaman, annesiyle babasının, hatta belki de dedelerinin Adana'da yaşamış olduğunu belirtir. Bir başkası "Bu bir aile toplantısıdır" dediğinde, o toplantıda yalnızca akrabaların bulunacağı anlaşılır. Bunlar amcalar, dayılar, teyzeler, halalar, yeğenler ve evlilik bağıyla aileye katılmış kişilerdir. Bütün bunlar bize, "aile" kavramının her zaman evliliğe ya da ortak atalara dayalı ilişkileri kapsadığını göstermektedir.” Kalın sağlıcakla.
 
Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com, www.kuzeyhaber.com , www.24haber.net ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.
 
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.