28 Haziran 2017 Çarşamba

Darbe hamlesinde Amerikan parmağı açıktır.

00 0000, 22:08
Bu makale 569 kez okundu
Darbe hamlesinde Amerikan parmağı açıktır.
Gürkan ZENGİN
 

15 Temmuz darbe girişimi, ‘darbeye girişenlerin bağlantıları’nın ve ‘darbenin hedefleri’nin apaçık gösterdiği gibi bir Amerikan operasyonuydu.


Amerika, Tayyip Erdoğan’dan kurtulmak istemiş ama bunu başaramamıştır. Darbe gecesi Ankara ‘nın Amerika’dan beklediği desteğin, darbenin âkıbeti belli oluncaya kadar en az üç saat gelmemiş olması bunun daha gece ortaya çıkan kanıtlarından biridir. Elbette darbe talimatının Pensilvanya’dan verilmiş olmasından daha büyük bir ‘Amerikan bağlantısı’ aramaya da gerek yok.

 

Ayrıca Suriye ve Irak ile sınırı olan bir NATO ülkesinde tanklarla, savaş uçaklarıyla yönetimi devirme girişiminin Amerika'nın bilgi ve onayı olmadan gerçekleşebileceğine inanmamızı kimse beklemesin. Türkiye'de hangi darbe ABD'nin bilgisi ve onayı dışında olmuştur?


Uluslararası ilişkilerin karanlık yüzünde bu tür hamleler var. Özellikle büyük aktörlerin hedef ülkelerdeki ajan örgütleri eliyle bu hamleleri yaptığı bilinir. Ama bunlar çok tehlikeli kartlardır. Amerika bu kartı bir hesap hatası yaparak Türkiye’ye karşı oynamış ama istediği sonucu alamamıştır. Alamadığı gibi bir de suçüstü yakalanmıştır.


Amerikan yönetimi bu kartı oynayarak ekmeğimize aşımıza el uzatmış,ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini karartmaya, Türkiye’yi faşizmle yönetilen bir kukla devlet durumuna sokmaya teşebbüs etmiştir.
 


Her neyse. Oyunun kuralı bellidir.


Böyle kartlar bir defa kullanılabilir, işe yarar veya yaramaz. Ama yaramazsa artık o kart artık oyun dışı kalır.
 


Amerika oyunun devamını istiyorsa, o kartı oyun dışı bırakmak zorunda.Aksi halde ilişkiler başka bir renk alır, Başbakan Binali Yıldırım’ın ‘işin rengi değişir’ derken kastettiği muhtemelen budur.
 


Bu işin şakası yoktur, bu işten bir sonuç doğacak, doğmak zorunda. Bu işin diyeti ödenecek. O diyetin ne olduğu belli.
 


İngiliz elçi Richard Moore Hürriyet gazetesine verdiği demeçte 'darbenin arkasında ABD yok' demiş ve eklemişti: Gülen-Darbe bağlantısına dair açıklamaları kabulde zorluk yaşamıyorum ama darbe-ABD bağlantısını 'çok saçma' buluyorum, Türkçede ‘şıracının şahidi bozacı’ diye bir söz vardır.



İngiltere’nin MI6 kökenli olduğunu bildiğimiz büyükelçisi Mr. Moore, zekâmızla alay edenler kervanına böylece katılmış oldu. Cemaat ile darbe arasında irtibatı kabul eden bir mantığın darbe ile Amerika arasındaki irtibatı görememesi mümkün müdür?
 


Bu darbe hamlesinde Amerikan parmağı açıktır. İngilizlerin de Amerikalıların da anlayacağı bir dille yazalım, burada bir ‘elephantin the room’ durumu var, bu darbedeki Amerikan parmağı herkesin bildiği, gördüğü ama ifade etmekten çekindiği bir gerçektir.



Türkiye’nin bir devlet olarak bu konuda sıkı durması gereken günlerden geçiyoruz.



Devlet ancak ‘sıkı’ durur ve ciddiyetini gösterirse bu konuda istediği sonucu alabilir.
 


Tam da bu aşamada Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Amerika seyahatinde CNN kanalına yaptığı açıklama bu açıdan bir vahamet arzediyor. Kurtulmuş, ‘ABD yönetiminin darbe ile bağlantısının olduğunu düşünmüyoruz’ diyor.



Gerçekten mi?

Burada iki ihtimal var. Birincisi, Numan Bey gerçekten inandığını söylüyor olabilir, eğer durum buysa Numan Bey’in işi gücü bırakıp dünyayı daha iyi okumaya çalışmasını tavsiye ederiz.
 


İkinci ihtimal şudur: Numan Bey elbette, bu işin arkasında Amerika’nın olduğunu biliyordur, ancak Washington ile netâmeli bir dönemden geçilirken Türkiye’nin istediği sonuçları alabilmesinin yolu olarak Amerika ile diyalog kapılarını kapatmama çabasındadır.
Kusura bakmasın, zaman o zaman değil artık.
 


Canımıza, varlığımıza, çocuklarımızın geleceğine, devletin bağımsızlığına kasteden bir aktörle o halin gerektirdiği bir dille konuşulur, memleket hayrına bir sonuç alınacaksa bu tür zamanlarda buhamleyi yapmış aktörle ancak bu şekilde konuşarak o hayırlı sonucu alırsınız. Ondan sonra ilişkilerde nasıl bir dil gerekiyorsa o dili kullanırsınız.
Numan Kurtulmuş başka nasıl konuşabilirdi?
 


Mesela, düşündüğünü/inandığını karşı tarafa ilişkiyi tahrip etmeyecek bir dille aktarabilir, bunu ‘diplomatik dil’in imkanlarından yararlanarak yapabilirdi. Tabii böyle düşünüyorsa.
Başbakan Binali Yıldırım bunu yapmıştır.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Ankara’ya geldiğinde ortak basın toplantısında Yıldırım, Amerika’nın darbeye karıştığına dair yorumların hatırlatılması üzerine Biden’ın yanında ne demişti:


"Sayın Başkanın açıklamaları bizim için de Türk halkı için de önemlidir, bunu mutlaka milletimiz değerlendirecektir. Şunu ifade etmek isterim, Amerikan yönetimi, hem Sayın (Barack) Obama hem Sayın Joe Biden, açıkça bu darbeyi bugün de bundan önceki dönemde de tasvip etmediklerini ve demokrasiye yapılan bir hareket olduğunu ifade etmiştir. Bizim için geçerli olan budur, bunun dışındaki değerlendirmeler mutlaka halk arasında vardır. Bu bir algıdır, bualgıyı düzeltmek için zaten buradayız, bir aradayız. Eminim ki buterörist başının iadesine yönelik süreçlerin sağlıklı işlemesi vatandaşlarımızın zihnindeki bu algıyı da kısa sürede olumlu hale dönüştürecek "


Binali Yıldırım’ın bu cümlelerle ne mesaj verdiğini anlayan anlıyor.


Mesajın asıl özü şuydu: Siz Amerikan yönetimi olarak öyle diyorsanız öyledir, tamam inanalım, ama durum pek öyle görünmüyor. Buyrun, gereğini yaparak samimiyetinizi kanıtlayın!................yazının tamamını okumak için tıklayınız

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Karadeniz denince aklınıza gelen yer neresidir?

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SAYFALAR

    e-gazete

    ARŞİV