Dershaneler, kapansın tabi

Nice öğrencinin heyecanlı bekleyişi sona eriyor, yepyeni okulların da eğitime başlıyorlar, yeni öğretmenlerine, yeni arkadaşlıklara yelken açıyorlar. Binlerce öğretmen de yeni öğrencilerine kavuşurken mutlaka bir heyecan içindedirler. Daha önce hiç veli olmayan nice anne ve babada artık veli olmanın mutluluğunu yaşar, eh onlarda artık veli olmanın ne demek olduğunu çocuklarının okul anılarını dinleyerek öğrenirler. Ana sınıflarından üniversite son sınıfta olan tüm öğrencilere, zihin açıklığı tüm öğretmenler ve okul yöneticileri için de  başarılar diliyorum.

Umduğum eğitim sürecine sanki geliyoruz gibi bir ümit taşıyorum artık. Okul yıllarımdan kesmiştim tüm umudumu, şimdi yeniden geri kazanıyorum gibi. Her yıl değişen okul kitaplarından tutun, aynı okulun farklı illerdeki farklı uygulamalarına varıncaya kadar, aynı ders kitaplarının bile aynı okulun aynı sınıflarında bile farklı farklı okutulmasına değin ne kadar saçmalık vardıysa hepsi bizim ülkemizde mevcuttu. Hep yabancı ülkelerdeki öğrencilere özenti içinde geçti o yıllarımız. Biz ilkokulu bitirdiğimiz de şimdinin lise öğrencilerinin kültürü seviyelerindeydik ama son yıllarda lise öğrencileri, okullardan çok dershanelere yoğunlaşınca onlarda işin üçkağıdına kaçmak zorunda kalıp, beleşçi, ezberci bir nesil oluverdi. Lise çağındaki bir Rus, 4 tane yabancı dil biliyor ama bizimkiler 2 dilde sayıları sayamıyor.

Tabi lise öğrencilerinin bunda suçu yoktu, balık baştan kokmuş ve dershaneler bu ülkede çocuğu olan anne ve babanın başına adeta birer sülük oluvermiş, çocuklarımızı esir almış, kendilerine mecbur hale getiren bir sistemi üç ayda bir değiştirilen hükümetler marifeti ile oluşturmuşlardı. Oldum olası hep karşıydım şu dershanelere..Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ''Dershanecilik olayını kaldıracağız. Bundan kim gücenirse gücensin. Kusura bakmasınlar. Bu benim halkımın, vatandaşımın ortak talebidir.(Dershaneler) Eğitim öğretime hizmet verecekseniz, okullaşın, okullar kurun. Biz de sizden hizmet alımı yapalım ve sizin sınıflarınızı öğrencilerimizle biz dolduralım. Bedeli neyse biz verelim. Sizi açıkta bırakacak değiliz. Biz yatırımdan kurtulmuş oluruz, siz de hizmetinize aynen devam edersiniz. Bakıyorsunuz bu güzel bir teklif demiyorlar. Niye?. Öbür taraf çok daha tatlı da onun için. Orada adeta merdiven altı hizmet var, diğerinde ciddi bir kurumsallaşma olacak da onun için. Bunun adımını atacağız ve er geç 2013-2014'e de biz o sistemle birlikte girmiş olacağız'' dediği konuşmayı yanımda üç yıldan beri Dershanelere giden ve istediği üniversiteyi kazanan yazılımcı gençle izledik. Sonra da onunla tartıştık. O “iyi olmaz” dedi.

Nedenini sorunca da, “ben üç yılda istediğim bölümü bu yıl yakalayabildim, o zaman kimse istediği bölümde okuyamaz” dedi. Biraz daha konuştuk, konuştukça da “iyi olur”a döndü. O üç yılda dershanelere verdiği para, yaptığı masraf, ailesine bir ev yaptırabiliyormuş ama zaten evleri varmış, onun için işin o kısmına pek bakmamış. Başbakan Erdoğan, bu ülkeye tuzu kuru olanların verdiği oylarla başbakan olmadı, onun için bu ülkede son on yıla kadar halktan bile sayılmayan(!) o ikinci sınıf insanların oyları ile başbakan oldu. Halkın nabzını da, evinde ne konuşulduğunu, dershanelere çocuğunu gönderen velilerin ne çektiğini de en az onlar kadar iyi bilir. Başbakan Erdoğan, yerden göğe kadar haklıdır.Dershaneler kalkarsa aileler özel öğretmenler tutmak zorunda kalırlarmış da fırsat eşitsizliği doğarmış yok daha neler.

Bakın Nazlı Ilıcak, nerelerden referanslar alarak “Dershaneler nasıl kalkacak?” diye soruyor;

“Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB), Türkiye Eğitim Meclisi Sektör raporuna göre, dershanelerde 50 bin öğretmen ve 20 bin görevli olmak üzere toplam 70 bin kişi çalışıyor. 2011 itibariyle, dershane sayısı 4 bin, öğrenci sayısı bir milyon 200 bin. Çok sayıda insanın yeni düzenlemeden etkilenmesi söz konusu. Kaldı ki, "Halk dershanelerin kapatılmasını istiyor" şeklindeki inancın da hangi veriye dayandığı bilinmiyor. Meselâ hurriyet.com. tr'nin okurlarına yaptığı ankette, % 33.9 "Bu kararı desteklerim" derken, % 66'sı "desteklemiyorum" cevabını veriyor.”

 Tabi ne de olsa Sabah yazarı  Nazlı Ilıcak, Türkiye’de ilk özel okul sahiplerindendir ve  kendileri, bu işleri iyi bilir. Yani, Patronlar kulübü “TOBB” ve Hürriyet okurları “halk” oluyor ama Başbakan Erdoğan’ın anket yaptırdığı insanlar hala “halk” olamıyor ona göre, öyle değil mi ama?

“Çocuklar yarış atı mı?” diye yazılar yazdım, çocuklarımın o yarış atı gibi görülen çocuklardan olmaması için çabaladım, hep Dershanelerin birer ihtiyaç değil, öyleymiş gibi gösterilen birer çocuklu aileleri söğüşleme merkezi olarak algıladım, zeki ve başarılı öğrencileri daha ilkokul, ortaokullar da mumla arayıp, bin bir ayartmaca ve kandırmaca ile kendi bünyelerine alıp, onların başarısı üzerinden de reklam yaparak, öğrencilerin aileleri  üzerinden dünyalıklarını yapmanın peşinde koştular. Bu dünya menfaat dünyası, menfaat için de güya ücretsiz, burslu, o zaten zeki öğrencilere ve ailelerine destek oldular. Bunu kelhasanın ömer de biliyor ama Nazlı Ilıcak bilemiyor mu?

 Dershanelerin kalkması demek, tüm ülke de Hakkari’den Edirne’ye, Antalya’dan Artvin’e, Yozgat’tan Iğdır’a varıncaya kadar, ilkokul, orta ve liselerde aynı eğitimin aynı kalitede verileceği demektir. Ben Başbakan Erdoğan’ın “dershaneler kalkacak” ifadesini bu mantıkla anlıyor ve destekliyorum. Her öğrenci de birer arı gibidir, öğrencilere aynı eğitim verildikten sonra bunun fırsat eşitsizliği ile ne alakası olur? Öğrenci, bir robot değil, insandır, önce onun insanlığına saygı duysun dershane severler, yoksa öğrencinin ailesinin cebinin kalınlığına göre ona değer veren anlayıştan bu ülke çok çekti, inşallah o anlayıştan sıyrılır. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.