Devletin gücü emeklilere yetiyor!

 M. Kemal AYÇİÇEK – 28 Nisan 2014 



Eskiden postacılara biraz sevgi vardı, saygı vardı. Peki ya şimdiler de var mı bunlar? Yok, neden yok ? Çünkü Postacılar, artık sanki icra dairelerinin evrak elemanına dönmüş, nasılsa mektup, telgraf veya tebrik kartları yok, o halde ne yapsın Postacılar, ellerine verilen İcra evraklarından başka da bir şey olmayınca bu işi gönülsüz de olsalar, hakkıyla yapıyor, yerine getiriyorlar!
Emekli insanlar, iş yok, güç yok ne yapsın, evinde rahatça yatmak istese, o sıra eşi de çamaşır yıkıyor olsa, eli sabunlu belki bulaşık yıkarken postacı zile basıyor, kapıyı açmak o zavallı, evine çekilmiş emekliye kalıyor. Hadi kapıyı açıyor, karşısın da bir postacı, elinde bir kahverengi zarf, “şuraya bir imza” diye uzatıyor, Emeklinin eli mahkûm, o zarfta ne var ne yok, zarf açılmadan ne bilsindi. İmzalayıp, alıyor postacıdan zarfı, postacıyı uğurladıktan sonra açıyor zarfı ki, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’nin haciz tebliği. Alsa mıydı, almasa mıydı ki Emekliler, geçmişte öyle evraktan korkan, hele de Devlet’in resmi bir evrakını almaktan imtina eder insanlar değiller, ne de olsa yıllarca hizmet ettikleri o Devlet, kendilerine yamuk mu yapacaktı!
Evrak açılıp, tamamı okununca ortaya çıkıyor ki, bu emekliden Devlet, bir şirkete ortak edildiği için ondan “sen bir iş yeri sahibiymişsin ve sen katkı payı vermiyormuşsun, biz onu maaşından alıyoruz” diyordu kısaca. Hadi emekli, “tamam” diyor katlanıyor ama bununla da bitmiyor iş. Çok geçmeden bir postacı daha geliyor emeklinin kapısına, o da aynı renkte bir başka evrak veriyor emekliye, adam kapısına gelmiş postacıdan evrak mı almasın? Alıyor, “Devlet bana yamuk mu yapacak” modun da tabi, ama evrakı açıp okuyunca bu kez de maaşının diğer kısmına konan haciz kararını öğreniyor. O neymiş, o  bir şirkette ortaklık payı vardı ya, işte o şirkette çalışan elemanların sigorta primleri yatırılmadığı işin, şirket resen kapatılmış, bu yüzden de ortada olmayan şirketin geçmişte çalışmış elemanlarının sigorta primleri ödenmediği için onların da bu emeklinin ortaklık payına düşen kısmı için haciz kararı alınmış, “Maaşından şu kadar daha biz kesiyoruz ha” diyen bir evrak. Hayda dese ne fayda!
Ama “Emeklinin maaşına haciz konmaz” demeyin, Devlet Emeklilerin maaşına haciz nasıl konula bilirliğinin de adeta doktorasını yapmış, hem de aynı kurum üzerinden, iki ayrı haczi tereyağından kıl çeker gibi yapıyor, yapabiliyor. Nasıl mı? Tabi ki, tahsilatı yaparken birine “Şube kesintisi” kılıfı  ile 331 tl diğerine de “Gecikmiş SGDP kesintisi” 238 tl diyerek uyguluyor! Emekli ne yapsın, kimi kime nasıl şikayet etsin? Parayı aldığı kurum SGK, ama maaşı daha bankaya yatmadan zaten gerekli el koyma işlemi yapılıyor, kısaca 955 lira emekli maaşı alan emeklinin  574 lirasına o maaşı veren kurumu hiçbir beis görmeden el koyuyor! Ne de olsa veren el, alan elden üstündür ya! Bunu somut hale dönüştürmüş oluyorlar!
Gel gelelim bu emeklinin suçuna. Bir arkadaşı, şirketi kurduğu ortağı ile kavgalı. Geliyor emekli olan arkadaşına, ama “kavgalıyız ortakla” demiyor. Ortağının şirkette yüzde 30 hissedar olduğunu ve  “Bankalar da sicili bozuk, biz de zor durumdayız, bankadan kredi çekmem lazım, ortağın hissesini sana vereyim de kredi çekip, şirketi yaşatayım” diyor. Emekli arkadaşı da buna inanıp, güveniyor, “Sevaptır, yardımcı olalım, bir insanlık yapalım” diyor, şirket hissesini devralıyor ama o şirkete adım bile atmıyor!  Meğer o şirket zaten batakta ama bizim saf emeklimiz, bir düzenbazlığa kurban edildiğinin farkında değil ve zaten emekli maaşına hacizler konulunca farkına varıyor bu şirketin resen kapatıldığını ve ticaret sicil kaydının da çıkan bir yasa ile tesadüfen silindiğini. 
Nitekim SGK, Ticaret sicil kaydına göre işlem yapıyor ve emeklinin Ticaret ve Sanayi Odası tarafından resen kapatılan şirket sicilinin resmi gazete de yayınlanmasının ardından ancak sadece ortaklığı bulunduğu ama hiç uğramadığı şirket yüzünden hem SGK katkı payı ve hem de o şirkette çalışmış elemanlarının gecikmiş SGK Prim borçlarının gecikmeli ödemelerinden sorumlu tutuluyor. SGK,  Şirketin müdürü ve asıl pay sahibine hiçbir yaptırımda bulunmuyor, ama hazır elinde bulunan emeklisinin maaşına hacizleri “şube kesintisi” ve “ gecikmiş SGDP kesintisi” adı altın da uyguluyor!
 
SGK, Emeklinin dolandırılmış olabileceğini, bir oyuna getirilmiş olabileceğini, çaresizlik için de olabileceğinin hesabını mı yapacak? Hazır ondan maaşını alıyor ya, vurmalı abalıya değil mi? Öyle ya, bir Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kalkıp, maaşını verdiği emekliye ulaşması pek zor değil, nasılsa istediği zaman ilaç kesintisini,  muayene kesintisini ve reçete katkı payını kesebiliyor! O emeklinin başka türlü durumlarla ilgili sorunlarıyla uğraşması düşünülebilir mi? Değil mi ama, O emekli, gerçekten bir şirketin ortağı mı, O şirketten para alıyor mu, O şirketle gerçekten bir bağı var mı? Veya o emeklinin başına neler gelmiş, o emeklinin hali nedir, ne değildir kalkıp, koskoca Sosyal Güvenlik Kurumu bunlarla uğraşır mı? Önlerine gelecek belgelere göre işlem yapacak, öyle Emekli gerçekten sosyal güven için de mi değil mi ona bakacak hali mi olur, hem o koskoca kuruma bu yakışır mı değil mi? !!!
Emekli, maaşına hem de aynı kurum yani kendisine maaş veren kurumun iki ayrı icra uygulamasıyla zaten feleği şaşmış halde avukatının yanında alıyor soluğu. Avukatı, “Olur mu canım öyle emekli maaşına böyle müdahale, en fazla yüzde 30 kesebilir, gel bir dava açalım, hakkını arayalım” diyor. Tamam diyor bizimkisi, dilekçe yazılıyor, tam dava açılma aşamasına geliyor, Avukat, “Davayı açacak paran var mı?” diye soruyor. Emekli, “Zaten maaşıma hacizler konmuş, ne kadardır dava açma ücreti?” diye soruyor, Avukat, “300 lira kadar, varsa hemen açalım!” Emekli, bu durumu hiç düşünmemiş, davanın beleş açılabileceğini düşünmüş olmalı ki büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor ve Avukata, “Şimdilik kalsın bari, ileride paramız olursa açarız o davayı” diyerek ayrılıyor Avukatın yanından.
Şimdi şirketin resen kapatıldığı bir durumda Ticaret Sicil Kayıtlarının Resmi Gazete de yayınlanmış tarihi baz alan SGK, resen kapatılmanın ne anlama geldiğini bilmiyor mu?  SGK, bu şirketin tüm kayıtlarının Devlet elinde olduğunu bildiği halde, sırf emekli kendisinden maşalıyor diye kendi alacağını cebren tahsile kalkarken o emeklisinin hangi hak ve hukuku ile sosyal güvenliğini sağlama iddiasındadır? Böyle Sosyal Güvenlik Kurumu olur mu? Her şeyi belgeler üzerinden, yani Devlet kayıtlarından yürüttüğünü söyleyen SGK, o şirketin resen kapatılması sürecinde insan çalıştırmadığını, gayri faal bir durumdayken o emeklisinin nasıl çalıştığını ileri sürerek onun emekli maaşından kesinti yapabiliyor? Tüm bu haksız ve hukuksuz uygulamalar için o emekli, derdini kime nasıl anlatıp, izah edebilsin? Var mı bunun bir makamı bu Devlet’te? Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.