Gençlere güvenelim artık

  
 
M. Kemal AYÇİÇEK – 1 Haziran 2008  
 
Günümüz dünyası, artık yaşlıların uyum sağlamak istese de yetişemeyeceği bir hızla gelişen ve koşan bir dünya. İletişim çağı, teknoloji öylesine hızla ilerliyor ki bırakın yaşlı diye nitelendirdiğimiz 60 veya 70 yaş üzerini bugün, 40 yaşını aşmış insanların bile bu çağa uyum sağlaması zor.
 
Hal böyleyken bakın bu ülkeyi yönetmeye kalkmış siyasi partilerin vitrinlerine ve bir değerlendirme de bulunun. Kimler var siyasi partilerin görünür yerlerinde. Bu toplumla iletişimi sağlama noktasında olan insanların bugünü tam anlamıyla kavrayabilmesi gerekmez mi?
 
CHP genel sekreteri Önder Sav, genç bir insan olsaydı,  Türkiye bir haftasını onun telefon konuşmasıyla zamanı boşa harcar mıydı? Sanmıyorum! Onun kabahati yok ki? O yaştaki bir insan, ne bilsin telefon açık mı kalmış, kapanmış mı? Dinleniyor mu, dinlenmiyor mu nerden bilsin? O işler, artık bugünün kuşağı gençlerin işi.
 
Teknoloji ilerledi ne kadar derseniz deyin, siz bunu yaşlı bir insana anlatıp da bir cep telefonuna kontör yüklemeyi bile uzaktan başaramazsınız. Babamdan biliyorum. Cep telefonunu nasıl kullandıklarını ve cep telefonlarıyla ne kadar içli dışlı olduklarını en yakınlarınızdan sizlerde bilebilirsiniz. Yani, bugünün teknik içerikli aletlerini hakkıyla kullanabilmek bile bir maharet gerektirmiyor mu?
 
Ben bile kullandığım cep telefonunun tüm fonksiyonlarını kullanamazken kalkıp yetmiş yaşını aşmış bir insanın kendi telefonunu hakkıyla kullanabileceğine de ihtimal vermiyorum. Ak saçları dökülmemiş olabilir ama Önder Sav’ın yüzündeki hayat izlerinin hangi yılları gösterdiği, ne çileli bir yaşam sürecinden geldiğini göstermeye yetmiyor mu? O insana bundan sonrasında artık güzel bir hayat sunmak varken ne diye stresli bir çalışmaya mecbur bırakılıyor? 
 
İlla birikim ve deneyimi olan insanlar, tecrübelidir diye hep bu toplumun önünde mi olmalıdırlar. Bir kenara oturtulsalar da onlardan gerektiğinde istifade edilse, gerektiğinde onların görüşlerinden yararlanılsa daha doğru olmaz mı? Ne zamana kadar bu ülkedeki çocuklar adam olacak? 
 
Ya da çocukların adam olması için illa tüm babaların ölmesi mi lazım? Babalar ölmeden, onların çocukları yetmiş yaşına da varsalar hala adam olamazlar mı? Ne biçim bir kaderdir bu böyle? Kimdir bunun sorumlusu, nedir bu zihniyet, neden bu ısrar hala neden? 
 
Ha ben oğluma söylüyorum, “oğlum, ben yetmiş yaşına da gitsem sen benim oğlum olduğun müddetçe seni nazlatacağım” diyorum ama o bizim onunla aramızdaki hukukumuzdur. Bu demek değildir ki ben onu adam yerine koymuyorum. O daha bebekken bile ben ona hep bir adam gibi davrandım ve öyle de saygı duydum ama ya bu siyasetçiler?
 
Bir ayağı mezarda olanlar bile hala elini çekmiyor güncel siyasetten itirazım buna. Tüm partiler de bu hastalık var ne hikmetse. Olabilir siyaset bir hastalık olabilir ama o hastalığın bir tedavisi yok mudur? Yazık günah değil mi o yaşı başı ağırmış insanların hala bu ülkenin siyasetinde var ediliyor olmalarına? Burada bu ülkenin gençlerinin hiç mi sorumlulukları yok?
 
Bu ülkede Dünyayı okuyabilen ve tüm gelişimi yaşayabilen ve olanların farkına varabilen insanların siyaset arenasında yer alması ve çoğalmasının zamanı çoktan geldi de geçiyor bile. Artık, tüm siyasi partilerde tüzükse tüzük değişiklikleri ile Dünyayı ve çağımızı okumaktan yoksun kalmış yaşlı insanların yerlerini gençlerle değişimin önünün açılması lazım. Yaşlı insanlardan artık bu ülkede sadece hayır dua beklenir ve onlara hürmette kusur edilmemesi öğretilir. Yaşlılarımız elbette baş tacımız olacak ama bir cep telefonunu kullanmayı beceremeyen insanların zaaflarıyla bu ülkede gündem heba edilmemeli. Bu sadece CHP de değil hangi parti de olursa olsun böyledir.
 
Babaların da kendileri ölmeden çocuklarının adam olduklarını anlamaları ve emekli olduğu halde hala çocuk muamelesine tabi tutulmamaları gerektiğini bu ülkenin tüm babaları bilmelidir. Çocuklarının feryatlarına kulak tıkayan babaların ülkeleri, ne yazık ki günümüzdeki üçüncü dünya ülkeleridir. Türkiye, üçüncü dünya ülkeliliğini hak etmiyor, bunu en başta siyaseten babalarımızın bilmesi gerekir değil mi? Kalın sağlıcakla.
 
 
 
 
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.