Çalköy mağarasını da sel basmış

sel bastı mağarası bu yaz, Temmuz'un sonunda. Sel öyle bir bastı ki, mağaranın önünde yöresel yemek yaptığımız mutfağımızı da aldı götürdü. Sekiz kişi mağarada kaldı diye Akut'a haber vermişler, onlarda 3-4 saat üzerine gelebildi. Benim yakınım bir kişi, buradan suya gidiyoruz diye atladı suya, jandarmanın gayreti ile kurtarıldı

Çalköy mağarasını da sel basmış

M. Kemal AYÇİÇEK – 29 Ağustos 2010 

 

www.karadenizolay.com (özel)- Trabzon’un Düzköy ilçesi, Çalköy beldesi’nde bulunan ve denizden bin 100 metre yükseklikteki Çalköy mağarasını sel bastı. Temmuz ayı sonlarında yağan aşırı yağmurlar yüzünden taşan Kulaklı deresi, bu dere üzerinde bulunan Çalköy mağarasını da neredeyse yerle bir etti. 850 metre parkur uzunluğuna sahip Mağara’daki 8 kişi, sel sularına kapılmaktan son anda jandarma marifeti ile kurtarılmış. Akut ekibi ise “Çalköy mağarası’nda mahsur kalanlar var” ihbarının üzerinden olay yerine üç saat sonra ulaşabilmiş. Mağara, turizm sezonunda zarar görmesin  diye de bu sel olayı, duyurulmamış kimseye..taki, gidilip, görülünceye kadar..
 

 Yorgun ve bitkinlik var yüzünde. Mecali kalmamış gibi, zar zor konuşabiliyor. Bir de Ramazan olması, Çalköy Mağarası’nın işletmecisi Nedim Demir’i bir hayli etkilemiş, öyle anlıyorum. Önce mağarayı gezdik, bu gezinti sırasında mağarada bir gürültü var, kalabalık yürüyüşü değil bu gürültünün kaynağı çalışan usta..İşletmeci Nedim Usta, sel sularıyla yürünemez hal alan mağaranın içindeki yürüyüş parkurunun kırılan, çöken, çürüyen parçalarını tamir ediyor. Her yandan bir küf kokusu sarıyor bizi, ahşap yürüyüş parkurunun kenarlıklarına dokunulmuyor, elleriniz kirleniyor birden. Kolay değil yıkılmış parkurdaki onarım işleri. Mağarada dolaşan insan sayısı artınca usta Nedim Demir, daha fazla gürültü etmemek adına bırakıyor işini ve çıkıyor mağaradan..
 

Biz sel nedeniyle yıkıntıların fazla olduğu parkurun onarılmamış kısmına kadar ilerliyor ve oradan geri dönüyoruz. Tabi, daha önceleri de mağarayı gezmiş görmüşlüğümüz var. Dışarıdaki havanın aksine içerde tam da serinlemişken, aslında mağaradan çıkasımız da gelmiyor. Bu yaz sıcaklarında içerisi tabii doğal klima gibi insanı ferahlatıyor. İçerde ufakta olsa bir akıntı var, dere yatağı olduğunu anlıyorsunuz suyun hışıltısından.. hem zaten görünüyor da suyun akışı ama berrak su..o yıkılıp sonradan yeniden düzenlenmeye çalışılan ahşap parkurun kenarları, altları üstleri yanları hep küf tutmuş. Aşırı nem var belli ediyor kendini. Sarkıt ve dikitlerinin çok da etkileyici olmadığı Çalköy mağarası, belki yarasaların yuvası olma özelliğinden, astım hastalarını rahatlatacak atmosferinden ilgi ve alaka görebiliyor.

 
Dışarı çıktığımız da Nedim Demir’i mağara önünde üzerini değiştirirken görüyoruz. İş elbiselerini değiştirmeye fırsat kalmadan mağaranın teras katı gibi duran ve ama dışarıdan çıkılan Çay ocağına (cafeterya) çıkıyoruz. Ramazan akşamları Çalköy beldesi sakinlerinin yeni mekanı olmuş Çalköy mağarası bu terası yüzünden.. Burada Nedim Demir’le sohbet ediyoruz.Oğlu İlker’i bırakıyor aşağıları.. Mağara’yı 2003 yılından beri işleten Nedim Demir, aslında o belde de Çalköy mağarasına en yakın evin de sahibi. Mağara’yı çocukluğundan beri biliyor 55 yaşındaki Nedim Demir. “Bu sene kötü oldu” diyor sezon için şüphesiz. Aslında bu söyledikleri de Nedim Demir’in o yorgunluğunu, bitkinliğini ve de çaresizliğini de anlatmaya yetiyor. “sel bastı mağarası bu yaz, Temmuz’un sonunda. Sel öyle bir bastı ki, mağaranın önünde yöresel yemek yaptığımız mutfağımızı da aldı götürdü. Sekiz  kişi mağarada kaldı diye Akut’a haber vermişler, onlarda 3-4  saat üzerine gelebildi. Benim yakınım bir kişi, buradan suya gidiyoruz diye atladı suya, jandarmanın gayreti ile kurtarıldı” diyor ardından da “bir aydan beri uğraşıyorum, oğlum İlker ve yeğenlerimle.. gecem gündüzüm yok, gelenlere ayıp olmasın diye, Çalköy mağarasını açık tutmak için” diyor sitemkar bir ses tonuyla. Bu sitem aslında ne sana ne bana ama böylesi bir yeri Ülke Turizmine kazandırmaya çalışan  Devlet’e gibi geliyor bana. Namus etmiş meğer sel baskınını, “bir mağarayı koruyamadınız da sel götürdü” diye.. Durumundan onu algılıyorum. Hani sel tahrip etti gitti ama onun elinden kimse tutmamış, ve kayıpları ile baş başa kalmışlık gibi…
 
Çalköy Mağarası’nın işletmecisi Nedim Demir, dertli anlayacağınız. O anlattıkça mağaranın nasıl sel suları altında kaldığının vehameti de daha fazla ortaya çıkıyor. ilk başta sanki sıradan biraz su kabarması gibi algılıyorsunuz, gerçi mağarayı gezince bayağı büyük bir felaketten dönüldüğünün izlerini anlayabiliyorsunuz ama yine de olanı biteni Çalköy mağarasının işletmecisi Nedim Demir’den dinlemeye devam ediyorum.

“öyle bir yağmur yağdı ki, Temmuz ayının sonlarıydı. Bizim üstten (Şelale) öyle bir su geldi ki, şelalenin suyu köprüye vurdu,yıktı geçti ne var ne yok. O sırada Mağarada 7-8 kişi var, gezen. Ben hemen onları dışarı çıkardım ama bizim bir akrabamız, sel bizi aldı götürüyor diye atladı mağaranın önündeki suya, karşıya geçmek için o sırada sulara kapıldı gidiyordu, Allah’dan jandarmalar buradaydı da onlar kurtardı onu. Mağaradakileri dışarı çıkardık aradan 3-4 saat geçmişti ki Akut’tan bir ekip geldi. Mağarada adam kalmış diye ama biz onları çıkarmıştık. Ben öyle bir yağmur görmemiştim. Ama her şeyimiz de sel sularıyla çekilip gitti. Mağara önünde yöresel yemekler veriyorduk, tezgahımız, masamız sandalyemiz sel sularıyla gitti ne var ne yok. Biz can derdindeyken, malları kurtarmaya da mecal yetmedi.”

 

 
Bir mağara düşünün ve siz o 850 metrelik parkurun  üzerinde bir yerlerdesiniz ve büyük bir gürültü ile mağaranın içinde sele kapılıyorsunuz..Korkunç değil mi? İşte Çalköy Mağarası’nda tam da bu risk var.(!) İçinden bir dere akan bir mağara burası.. öyle aşırı yağışlarda taşma riskini de dikkate almak gerekiyor. Şimdi maceracı ne kadar tip varsa kalkar “Çalköy bizim mağaramız” deyiverirler bakarsınız, adrenalin adına.. Dünya değişiyor, Çalköy mağarasının üstü şalele, altı mağara, eğlenceli bir topoğrafyaya sahip aslında. Kimileri vardır öyle hani korku arar durup dururken kendine eğlencelik olsun diye, zaten şu korku filmlerine gidenlere bakın, sizin adını anmaktan çekindiğiniz hayvanları onlar severek izlemeye gitmezler mi? Çalköy mağarası da işte öyle korku filmlerine hasta olan, adrenalin meraklısı ve biraz da serinlikten hoşlanan insanlar için birebir denebilir.
 

 “Nasıl kurtuldu o mağarada kalan 7-8 kişi?” diye soruyorum Nedim Demir’e, “onları biz çıkarmıştık zaten diyor”yine.. “iyide nasıl çıkardınız, yani selin geleceğini nerden anladınız, içinize mi doğdu, ya adamlar burada mağaranın içinde sulara kapılsalardı, buradan sekiz ceset mi çıkacaktı, yani?” diye ısrar ediyorum bu sefer anlıyor ne demek istediğimi, “ haaa, biz onu üstten şelaleden gelen suya bakıp anlıyoruz. Eğer üstteki şelaleden su gelirse, aynı su iki, iki buçuk saat sonra da mağaranın içinden geliyor. Yani mağarada sele kapılma olayı asla olmaz, onun nişanesi mağaranın üstünden açıktan akan şelaledir” karşılığını veriyor. O zaman ben de rahatlıyorum. Öyle ya, eğer mağaranın içindeki hareketi size dışarıdan haber verebilen bir olay varsa ve bu denenmiş bir olaysa, korkuya gerek kalmıyor tabi..

 
Öyle ya, yoksa böylesi yağışlı havalarda risk taşıyan bir mağaraya hangi cesaretle girilebilir ki? Demek ki var bir bildikleri, bu mağaraya izin verenlerin. Yoksa böylesi yüksek bir risk varken kimse Çalköy mağarasına izin vermezdi. Sonra Trabzon Valisi Recep Kızılcık’ın olaydan haberdar olduğunu ve Çalköy mağarasının yürüyüş parkurunun ve iç aydınlatma ve dizaynının yeniden yapılması için 2011 bütçesi yatırım programına alındığını sevinçle anlatırken İşletmeci Demir, “2011’de yapılacak çalışma o sezona yetişmez ki. Bana 10- 15 bin liralık yardım yapılsa, kestane veya sedir alır ben yaptırırım bunları. Ama burada ahşap yürüyüş parkuru tutmuyor, çürüyor, dayanmıyor. Ne kızılağaç, ne çam, ne sedir ne de kestane olmaz, buradaki parkurun paslanmaz çelikten yapılması lazım. Başka ahşap burada olmuyor” diyor.

 

 

Belli ki Turizm açısından “çalköy mağarası kapalı” denmesin diye Çalköy’de bir ay önce yaşanan sel felaketi kamuoyundan gizli tutuldu. Ama bu olayda en büyük zararı maddi ve manevi anlamda Mağara işletmecisi gördü. Ne kadar kap-kacağı varsa sulara kapıldı, sadece Mağara’nın üst bölümündeki çay ocağındaki eşyaları sağlam kalmıştı. Zaten burada konuşuyoruz Nedim Demir’le, Çalköy Mağarası’nın geleni-gideni azalır diye sel olayının tüm zararını sinesine çekmiş olmanın verdiği huzursuzluğu anlıyoruz gözlerinden ve sözlerinden. Ama O bunu anlatırken bir bakıyorsunuz madalyonun öbür yüzüne de bakıyor ve “Çalköy beldesi’nin kalkınması için bizim bu mağaramıza turist getirmemiz lazım.ilk başladığımız da yılda bin kişi gelirdi, şimdi 10 binlere dayandık ama ben bu yıl sadece 40 bin broşür bastırıp dağıttım.Burada gelenlere lahana, mıhlama, kuymak, kazkaldıran, gözleme, mısır çorbası, yağ, süt gibi yöresel mutfağımızdan yemekler veriyordum. Ama sel, ne var nem yok aldı götürdü”

 

Maçka vadisi ile kendilerini kıyaslıyor Nedim Demir, patates, mısır örneği veriyor. Çalköy beldesi’nin Turizmle kalkınabileceğini, bunun için daha fazla turistin daha fazla yöresel ürünün satışı anlamına geldiğini ifade ediyor ve:
 

 “Maçkalılar bizden ilerdedir. Araplar çok geldi, benden ev istediler, pansiyon gibi oda istediler ama bizim beldemiz de bunu verecek insan bulamadık. Ne olacak 100- 200 dolar veriyordu adam ama biz odamızı bile pansiyon gibi veremedik kimseye. Belki zamanla olur. Beklentimiz bu. Bizim patatesimiz Rusya’dandı. Rusya’nın buraları işgal ettiği yıllarda buralarda patates eker ve bu patateslerle askerlerini, beslerdi. Bizim beldemiz de bu Patates tohumu çıktı elimizden, ziraat diye heves etti tohum adliler, ondan da tohum olmadı. Köydeki yüzde seksen rus patatesi kayboldu. Şimdi yeniden onu geri kazanmaya çalışıyoruz. Gelenlere bir kilo tereyağını, yoğurt satsak o bile yeter.” 
 

Çalköy mağarasının sel hikayesini dinleyip ayrılıyoruz buradan. Ama mağaraya her gelişimiz de yeniden gelme arzu ve isteğini yeniden hissederek tabi. Zaten mağaranın girişi ve konumu, Çalköy’ü tepeden seyrettirecek güzellikte bir manzaraya sahip, yollarının düzgün olması, şehir merkezine de yakınlığı dikkate alındığında Çalköy mağarası, günü birlik turların yaz- kış düzenlenebileceği bir turizm alanı olabilecek nitelikleri barındırıyor. Şimdilik tek kusuru,  tanıtılamamış olması, o da zamanla olacak gibime geliyor.

 

 

Güncelleme Tarihi: 02 Nisan 2013, 23:54

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER