16 Aralık 2017 Cumartesi

Zülfe’den Kırklar’a

Meğer, Zilfo’nun zirvesinde duman gözüktüğün de sahillerde yağmur yağdığını anlatıyormuş ve orada yağmur oldukça da bizim yaylada da rüzgar esiyor. Yıllar yılı biz de hep Zilfo’nun tepesine bakar, ona göre aşağıda havanın nasıl olup olmadığını gözler olmuştuk ama Zülfe’ye çıkmak hiç nasip olmamıştı.

11 Nisan 2014 Cuma 02:31
Bu haber 5615 kez okundu
Zülfe’den Kırklar’a
 M. Kemal AYÇİÇEK  -  Ağustos 2013  

Yarım asır olmuştu tam, çocukluğumuz da annemin evden dışarı çıktıktan hemen sonra geriye dönüp, bize “aşşada yağmur var ha!” deyip, birazdan rüzgar çıkacağını haber vermesini anımsıyorum. Nerden almış haberi bilmiyoruz, ne gelen ne de giden var ama onun haberleştiği bir yer varmış meğer, işte orası Zilfo’nun (Zülfe) zirvesi. Çok eski yıllar, bundan 40 yıl öncesi mesela, o yıllarda yollar yok, şimdi ki gibi araçlar da fazla değil, kamyonlar var, zaten onlarla birkaç ev bir araya gelip, yaz başında yaylaya çıkıyor, yayladan dönünceye kadar da haber alacak bir telefon bile olmadığı yıllar işte. Bizim Zülfe dağına Zilfo deyişimiz, şivemiz nedeniyledir. Zülfe, yerine genellikle Zilfo dediğimiz için yazı boyunca da Zilfo olarak niteleyeceğim.

Onun için Annemin “aşşağı” dediği yer, memleket. yani Trabzon’un Araklı ilçesi. Yayla için Rahmetli dedemin annesinden ona intikal etmiş ev de Bayburt’un Pamuktaş köyünde ve biz yayla için oraya çıkıyoruz. Yaylalarla komşu bir köy burası, Çukur yayla hemen yanı başındaydı zaten. Annemin, “Aşşağı da yağmur yağıyor, birazdan rüzgar çıkacak” demesini o zamanlar anlayamıyoruz! Sonra, Annemin haber kaynağının Zilfo’nun zirvesi olduğunu sonraki yıllarda anlayabiliyoruz! Meğer, Zilfo’nun zirvesinde duman gözüktüğün de sahillerde yağmur yağdığını anlatıyormuş ve orada yağmur oldukça da bizim yaylada da rüzgar esiyor. Yıllar yılı biz de hep Zilfo’nun tepesine bakar, ona göre aşağıda havanın nasıl olup olmadığını gözler olmuştuk ama Zilfo’ya çıkmak hiç nasip olmamıştı. 


İstanbul’dan Nuri, dede ocağına yeni bir ev yaptırıp, yaz aylarında orayı mesken tuttu. Bir de ısrarla davet edince  Zekeriya’nın İstanbul’dan gelip, Bayburt’a gitmesi vesile oldu. Tabi, Nuri, Zilfo’yu su yolu yapmış, her yıl orada çekildiği fotoğraflarla bizi baya bir heveslendirmişti. Biz ya zaman sıkıntısından, ya ihmalden çocukluğumuz da bile çıkamadığımız Zilfo’ya işte onlarla birlikte iki araçla birlikte gitmeye karar verdik. Hazırlıklara geceden başlanmıştı, evde yiyecekler de hazırlanmıştı. Giysiler, ayakkabılar derken sabah erkenden kalkıp 2 bin 700 metre rakımlı Zilfo’ya biz de 1797 rakımlı Pamuktaş’tan gidiyoruz. Bir önceki gün, 2 bin 400 rakımlı Ziyaret tepesi (Karaburga)ne çıkmıştık ve Menge yaylasının sırta kadar da aynı yolu takip ettik. Karaburga’nın ters tarafına, Menge yaylasının içinden geçip, Zilfo’ya daha rahat yürüyebileceğimiz düzlüğe vardık. Zilfo, tam da Pamuktaş’ın kuzey üstünde ama buradan yürüyüşle Zilfo’ya tırmanış saatler alabilirdi. O nedenle biz araçların çıkabildiği yere kadar gitmeyi yeğledik, beraberimiz de bizden yaşlı insanlarda var.

Bu arada Bayburt’ta arazinin yüzde 45'ini oluşturan dağlık alanda; Pulur (2300 m), Otlukbeli (2520 m), Saruhan (2400 m), Çoşan (2963m), Kop (2600 m), ve Çavuşkıran (2850 m) dağları güney kesimde batıda doğuya doğru sıralanır. Kuzey kesimde ise; Zülfe (2750 m), Kemer (2856 m), Soğanlı (2750 m), Haldize (3000 m), Kırklar (3350 m) dağları mevcuttur. Çoruh nehrinin çizmiş bulunduğu yayın orta bölümündeki sahanın doğusunda ise; Kaledere tepesi (2500 m) ve Ziyaret tepesi (2400 m) yer alır. İldeki Kop ve Soğanlı dağlarında çok sayıda yaylalar mevcuttur. Çoruh nehri ise 3239 metre yükseklikteki Mescit dağından doğarak güneydoğudan il sınırlarına girmekte ve Çoruh vadisine girerek ili terk etmektedir. İlin Soğanlı dağları üzerinde Haldizen (Balıklı Göl) ve Göloba (Atlı Göl) gibi bazı krater gölleri de mevcuttur. Burada Kırklar dağı olarak diye sözü edilen yer değil bizim Zilfo’dan sonra gittiğimiz yer, Kırklar şehitliği’dir. Balahor yaylasından Yağmurdere’ye giden yol üzerinde ve sağ tarafa düşüyor.


Araçlarımızdan biri arazili jeep olunca yaşlılarla yol yürümekte zorlanacak olanları o araca verip biz yürüyüşe başladık. Uzun zamandır yol yürümediğimiz için tabi o yayla havasında insanın uzun süre yürüyebilmesi de zor. Kırtıl dediğimiz çimen türünün yaygın olduğu çimenlerden yukarıya doğru tırmanırken ara sıra mola veriyoruz. Yeni yeni açmaya başlayan vargit çiçeklerinden otlanıyorum yol boyunca, bir saati aşkın yürüyüşten sonra ulaşıyorum Zilfo’ya. Bizden önce araçla çıkanlar da henüz tam zirveye varamamışlardı, onlara yetişiyoruz ve hep birlikte Zilfo’nun zirvesindeki korkuluklara çıkıyoruz. 

Zülfe, yarım asırlık ömrüm de çoğu zaman görebildiğim ancak çıkmaya hiç fırsat bulamadığım bir yerdi. Yıllardır bizim Nuri’nin gezi fotoğrafları ile hep hayal eder olmuştum. Hatta “Hiç çıkamam” diye de düşünüp, kahırlandığım zamanlar bile olmuştu. Zilfo’nun şimdi zirvesindeyiz. Belki çıktığımız yer, rakım olarak iki bin  700’ler ama oradan Bayburt ovalarına hakim bir görüntüyü yakalyıyorsunuz! Gözünüzün alabildiği çok uzaklardaki yerleri tanımaya çalışıyoruz.  Köse, Kelkit, Aydıntepe, Kop dağı, hatta daha da ilerleri. Müthiş bir zevk ve heyecan yaşıyoruz, bunların kelimelerle anlatılması için henüz sözcükler yeterli değil diyebiliyorum. Bir kartal düşünün gökyüzün de ve o Kartal’ın gözüyle bir bakın gezilen yerlere, yukarıdan, tepeden bakmak işte öyle bir şey sanki. Şu dağcılığa gönül veren insanlar geliyor aklıma, Dünya’nın sayılı zirvelerine çıkmak için canları pahasına yol alıyorlar ya, onlara gıpta etmemek ne mümkün diyor insan!


Çok fazla kalamıyoruz Zülfe’nin zirvesin de, çünkü o annemin “aşağı da yağmur var ha” dediği işareti alıyoruz uzaktan, gökyüzün de hava birden değişiveriyor. Bize doğru dumanın yaklaşmakta olduğunu görüyoruz ama buraya da her zaman çıkma imkanımız yok ya, köyden bizimle gelen yeğenlerimizle elele verip Bayburt Türküleri eşliğin de kısa bir horon oyunuyor, halay çekiyoruz. Ardından da dönüşe geçiyoruz, en az çıkış kadar da dönüşte yine o kırtıl çimenlerinin kaygan zeminin de ayaklarımızı özenle atmak ve düşmemekle mücadele ediyoruz. Araçları bıraktığımız Menge yaylasının hemen üstün de birazcık soluklanabiliyoruz, acıkmışız da ama yemeğe zaman harcamadan bir an önce sis bastırmadan Kırklar şehitliğine çıkmayı hedefliyoruz. Yanımıza aldığımız atıştırmalık kurabiyeler, pastalarla araçlara binip yollanıyoruz. Menge yaylasının içinden geçiyoruz, son yıllar da yaylalar eskisinden çok daha süslü ve birbirinden güzel binalarla keliflerden artık modern çatılarla kaplı evlerin hakim olduğu bir hale dönüşmüş, bu hemen hemen tüm yaylalar da dikkat çekiyor.

Tornovi’nin dereye inip, Aholuların yaylasındaki şifalı maden suyundan alıp, Hacıveli’nin sırta atıyoruz. Buradan da Balahor yaylası ve ardından da Kırklar şehitliğinin bulunduğu yere geliyoruz. Daha önce olmayan bir araç yolu ile şehitliğin hemen altına kadar rahatça ulaşıyoruz ama burada sise yakalanıyoruz. Sert esen bir rüzgâr altında seri adımlarla çıkıyoruz şehitliğe. Burada rüyasında “Kırklar şehitliğine bir mescit yap” denilen Araklılı birinin yaptığı mescit var ama kapısı kapalı. Şehitlikte asılı Türk bayrağı var ama maalesef rüzgârla bir hayli aşınmış haldeydi. Şehitliğin fazla rüzgâr almayan bir bölümün de Yasin, zammı sureler ve Fatiha ve duayı da hızla yapıp, şehitliği geziyoruz. İnsan buraya tekrardan ama havanın açık olduğu bir günde gelmeyi arzuluyor. Hepimiz de fazlasıyla bir mateme bürünüyoruz, hüzünle ayrılıyoruz Kırklar şehitliğinden ve artık gün kararmaya döndüğünden de yolda artık yemek yiyemiyoruz! Araçlar da atıştırmalıklarla idare ediyor ve geriye dönüyoruz. Müthiş bir tempo ile iki ayrı etkinliği bir anda yapmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 

Zülfe’ye Nasıl gidilir :  En kısa yolu, Zülfe Bayburt’ta olmakla birlikte  Trabzon- Araklı’dan Karadere vadisinden Salmankaş, Menge Yaylası’ndan, Diğer yandan Trabzon-Gümüşhane – Bayburt-Erzurum karayolu’ndan Akşar’dan Pamuktaş’a gidip, oradan çıkılabilir. Bayburt’tan da Bayburt- Araklı karayolu takip edilirse, hem Karaburga’ya ve Hem zilfo ve hem de Kırklar Şehitliğine rahatlıkla ulaşılabilir. Yolları gayet güzel, tabi asfalt değil!.

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • Sinem kenar 3 yıl önce yorumlandı

      çok güzel manzaralara sahip yerler.

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Karadeniz denince aklınıza gelen yer neresidir?

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SAYFALAR

    e-gazete

    ARŞİV