''Gömdük, gittiler'' mi yani?

 M. Kemal AYÇİÇEK – 6 Nisan 2009 
 
Türkiye, sanırım Dünya ülkeleri arasında en fazla gündeme gelen ülkeler arasında yer aldı. Geçen hafta önce İngiltere’nin Londra kentindeki G20 zirvesinde, ardından da , Almanya ve Fransa’daki NATO zirvesi ve hemen ardından da  ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama’nın Türkiye ziyareti ile gerçekleştirilen  “Medeniyetler ittifakı”, tüm Dünya’nın da yakından izlediği toplantılardı. Şüphesiz, bu çok yoğun zirvelere biz kendi açımızdan bakacak ve elbette bu ülkenin vatandaşları olarak, buralardaki olumlu gelişmelerden kendimize de birer mutluluk payesi çıkaracağız. Ama yeter mi? 
 
Daha önce de bir yazımda dile getirmiştim, nedense Türkiye’nin dış politikalarındaki başarılı çalışmaları, iç politikaya yansımıyor. Yani Dış Politika’nın mimarları gibi içerde de işlerin rayında yürümesini sağlayacak danışmanlara ihtiyaç var. Evet, ABD’nin çiçeği burnundaki yeni başkanı Barack Hüseyin Obama’nın Türkiye ziyareti son derece önemlidir, çok da takdir edilmelidir. Türkiye’nin “Medeniyetler ittifakı”nda ki konumu çok önemlidir. NATO’daki çıkışı ve kazanımları da aynı derecede önemlidir. Türkiye’nin Dünya yönetiminde eskisinden daha fazla söz hakkı elde ediyor olması, nerde bir zulüm varsa bu zulme seyirci kalmamak adına elbette önemsenecek gelişmelerdir. 
 
Dünya’yı bir tarafa bırakarak biz yine kendi içimize dönelim. Yerel seçimleri geride bıraktık ve başkanlıklar, muhtarlıklar ve il ve belediye meclis üyeliklerinde kavgalar, usulsüzlükler, çalınan oylar veya yanmış oylar, hatalı sayımlar, tekrarlanan tasnifler gördük. Hala itirazlar var ve iptal edilen seçim bölgeleri de var. Bunlarda hayatın devamında olağan sayılabilir ama ya işlenen cinayetler, tüm bu yaşanan çirkefliklere değer mi? Bir insanın canının kaybı, hangi koşulda olursa olsun kabul edilebilir mi? Bu ister muhtarlık ister başkanlık isterse bir trafik kazası olsun can kayıplarına değer mi?
 
Biz bu ülkede “ölen öldü kalan sağlar bizimdir” mantığı ile bir helikopter kazasının ardından yaşamlarını yitiren insanların “suikast’e mi, yoksa  kazaya mı”  kurban gittiler kuşkularını daha ne kadar süre taşıyacağız? Bu ülkenin öleni de kalanı da hepsi, aslında bizim insanlarımız değil mi? Yoksa bu ülkenin bizden başka sahipleri mi varda bizler bu ülkenin fazlalıkları mıyız? Ayrık otları mıyız? Bunumu bilmiyoruz yoksa? 
 
Tarlalardan, kuyulardan çıkarılan kol, bacak ve kafatası kemikleri için “gömdük, gittiler” mi diyeceğiz? Ne zamana kadar bu böyle sürecek? İster trafik kazalarında ister Helikopter kazasında veya her hangi bir yerde birileri tarafından öldürülen insanlardan biz kendimize bir sorumluluk çıkarmayacak mıyız? Mesela BBP Genel Başkanı  ve Sivas Milletvekili Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun  kazadan hemen sonra “yaralı  ve sağ kurtulduğu” şeklinde açıklama yaptığı iddia edilen Kayseri valisinin neden hemen açığa alınmadığını sormayacak mıyız? Veya  o haberi üreten ve veren ve ardından da ilk kez gördüğüm bir garip  “haber iptali” yapan Devletin resmi haber ajansı AA’nın muhabiri ve sorumluları hakkında hiçbir işlem yapılıp yapılmadığını sormayacak mıyız? 
 
Etkili ve yetkili makamlarda bulunanların, o makam ve mevkilerinin sorumluluklarına yaraşır tavrı beklemek vatandaşın hakkı değil midir? Vatandaşın kafasındaki “müphem mevhumlar”a cevap ararken bunu sesli düşünmesi veya dile getirmesin de bir ard niyet aranır mı? Makam ve mevkilerde bulunan insanların, o makam ve mevkilerini, bu ülkenin insanlarına hizmet etmek için doldurdukları bilincinden yoksun olduğunu vatandaş düşünebilir mi?
 
Makam ve mevkilere getirilen insanların liyakatden yoksunlarsa bunları o makamlara getirenlerin burada bir sorumlulukları yok mudur? Olmayacak mı? Bunları sorgulayan veya liyakatleri konusunda kaygılar uyandıran sorumluluk düzeyindeki insanların, o makam ve mevkilerinin gereğini yaparken vatandaşlar arasında ayırım yapmadan, adil ve dürüst hizmet verme de bir dertleri yok mudur? Varsa sorumluluk sahiplerinin görevlerine ilişkin hataları veya yanlışlarının dile getirilmesinden rahatsızlık duyanlar, gerçekte o mevkilerin liyakatli insanları olabilirler mi? Kısaca bu ülkede her zaman her yerde ama nasıl olursa olsun “gömdük, gittiler” mi diyeceğiz? Ne zamana kadar? Kalın sağlıcakla.
 
Not. Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır. 
 
 
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.