Gül, nasıl bir Cumhurbaşkanı olacak?

 
 M.Kemal AYÇİÇEK - 28 Ağustos 2007 Salı 
 
Tanımam etmem, elini de sıkmadım hiç, tokalaşmadık yani. Müstakbel yeni Cumhurbaşkanımız nasipse bugün TBMM’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı 3.tur oylamasında rahatlıkla (276 milletvekilinin oyu yeterli çünkü) Türkiye Cumhuriyeti’nin 11. Cumhurbaşkanı seçilecek. 340 oy garanti de fazlası da cabası olacak. Yeni cumhurbaşkanımız sayın Abdullah Gül, ülkemize, milletimize, bölgemize ve  tüm Dünya’ya hayırlı ve uğurlu olsun.
Sayın Abdullah Gül, nasıl bir Cumhurbaşkanı olacak? Onca gürültü ve patırtı, işte tamda bu sorunun cevabı yüzündendi. Tabi CHP’nin daha farklı kaygıları vardı ama onların suni kaygılar olduğundan yola çıkarak bizim gibi düşünenler, pek de gerçekçi bulmuyorduk, ve hala da bulmuyoruz!
Oysa aynı dili kullanamayan kitleler arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklanan derin kaygılar da bu kaygıya kapılanlar haklılardı! O kaygılarını gidermek için çaba harcandı belki ama bu yeterli olamadı. “aynı dil” den kastım, söylenen sözlerin, söyleniş tarzı ve algılanış farklılığının yansımalarıydı.
Başbakan’ın isim vermeden bir gazeteciyi kastederek sarf ettiği  “ülkeyi terk et” falan gibi sözler, elbette o kişinin bu ülkeden gitmesi anlamında kullanılmadığı halde, sanki öyle istenmiş gibi lanse edildi ve tartışılıyor. Gülünç olan bu durum ve benzerleri işte bu ülkede maalesef, sudan bahaneler üretilerek gerçek gündemlerden çok uzak, salt yaygaracılık yapılıyor. Bu belki insanımızın en kötü hasletlerinden ama  bu gerçek değişmiyor, bir yazgı gibi hep bizimle ve bir türlü bu huyumuzdan arınamıyoruz.
Mesela CHP Lideri Deniz Baykal “içimize sindiremiyoruz” diyerek Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığına itirazı olsa da sayın Baykal’a, bugüne kadar Ulu önder Atatürk’ün dışındaki hangi Cumhurbaşkanı, Türkiye’de yaşayan yüzde kaç kişinin içine sinmiştir diye  sormak gerekir? Mesela Rahmetli Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığı içlerine sinmiş miydi acaba? Şimdi de Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı sizin içinize sinse ne olur sinmese ne olur, Türkiye sadece siz ve sizin düşüncelerinizden mi ibarettir? Ne Yani Cumhuriyet, sizden mi sorulur? Cumhuriyet’in bekası sadece siz ve sizin gibilerin tekeline mi kaldı? 
Şimdi gelelim sayın Abdullah Gül’ün nasıl bir Cumhurbaşkanı olacağına.. Şöyle düşünün, empati yani siz kendiniz,  o yüce makama çıksanız, siz Cumhurbaşkanı olsanız ne yaparsınız? Aligıran baş kesen mi mesela? Olduğunuzdan nasıl farklı olabilirsiniz?
İçki içerken içmez misiniz mesela? Ya da Namaz kılmıyorsanız, yüzde 99’u Müslüman bir ülkeye Cumhurbaşkanı olduğunuzu anlar da o makama gelince namaz mı kılmaya başlarsınız? Ya da çok yalan söylersiniz de o makama çıkınca yalandan mı vazgeçersiniz? Ya da tam tersi, bu tür bir yığın soru sorarak kendinizi de test edebilirsiniz öyle değil mi?
Şimdi Abdullah Gül, cumhurbaşkanı olunca beş vakit namaz kılarken Cumhurbaşkanı oldu diye namazdan vaz mı geçecek? Elbette hayır ve zaten böyle bir şey de kimse yapmaz. Siz o makama çıktığınızda sorumluluğunuzun ne kadar ağır olduğunu anlar ve ona ve o makama uygun davranış sergilemez misiniz? 
Yani çocuksu yanınız ağır basan biri olsanız da o makama çıktığınızda da aynı çocuksuluğunuzu sürdüremezsiniz herhalde öyle değil mi? Eh yani, kendimiz için uygun görmediğimiz bir davranışı da başkalarına yakıştırma hakkımızın olmadığını düşünüyorum. 
Abdullah Gül, köydeki hasan efendi’den tutun, gazete köşelerindeki abuzittin efendilere, gazinolardaki  farfara teyzeden, mülayim efendiye, cevriye hanımdan, Fevzi beylere ve hatta nizami cemil’e varıncaya kadar herkesin zaman zaman “aha da işte bende aynını yapardım” diyebileceği bir cumhurbaşkanlığı yapacaktır. 
Yani belki ilk kez, halkının yüzüne gülebilecek ve somurtmayan ve tıpkı soyadı gibi  bir Cumhurbaşkanımız olacak. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, herkesin kendini gördüğü kadar dinci , İslamcı,  laik , demokrat , çağdaş, muhafazakar, liberal, Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni, yezidi, veya Hıristiyan, Yahudi, Ermeni veya sayın sayabildiğiniz kadar işte, neysek o kadar kısaca bizim kadar, sıradan bir insan gibi bir Cumhurbaşkanı!
Ha ondan farklılık bekleyen şimdiye kadar olduğu gibi belki imtiyaz görmüş veya bulmuş bir takım çevrelerin o eski alışkanlıklarına belki cevap veremeyebilir ama onlara bile kırmadan, kızmadan ve ancak farklı veya ayrıcalıklı davranamayacağını anlatır, onlarında kalbini kazanır diye düşünüyorum. Yukarda da belirttim, tanımam Abdullah Gül’ü, şahsen ama bilirim neyi ne kadar ve nasıl yapabileceğini! 
Çünkü bu “dil” olayı işte, o yabancı dil de biliyor ama hayır “dil”den kastım da yabancı dil bilmek olayı değil, aynı dili konuşuyor olmaktan söz ediyorum. Bu dil, memleket sevdasının dilidir, yaratılanı yaratandan dolayı sevmeyi bilebilmenin dilidir. O dil, kimi kimsesi olmayanı bilen ve anlayan dil’dir. O dil, mazlumların dilidir. Dünya’ya “insan” olarak gelen herkese saygı göstermeyi bilen, her canlının canını “aziz” bilen güruhun  dil’idir o dil işte, onun için siz kendinizden pay biçin, kendinizi koyun onun yerine ve öylece düşünün Abdullah Gül’ün nasıl bir Cumhurbaşkanı olacağına siz karar verin!
Ne yazık ki, Türkiye’deki eğitim ve öğretim sisteminin (!) (Sistem demeye bin şahit gerek) bizi getirdiği durumdur bu günkü durum, bu aynı dili konuşamama ,anlayamama, anlatamama  ve algılama zaaflarının temel nedeni budur işte! İşte bu yeni cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile, ceberut görünümlü Devlet’ten, herkesin insanca yaşayabileceği, Hukukun üstünlüğünün varlığıyla ;  kaygısız, korkusuz, derinliksiz, kuşkusuz vatandaşların olacağı “insani” devlete kavuşmuş olacağız!
Siz sanıyor musunuz ki, bugüne kadar bu ülkede herkes cumhurbaşkanına “benim cumhurbaşkanım” nazarıyla bakıyordu? Hangi Cumhurbaşkanında öyle bir kaygı vardı? Var mıydı ya da? Öyle olması zaten eşyanın tabiatına aykırıdır, bunu kabul etmek bile gülünç değil midir? Ama elbette Cumhurbaşkanı, bu ulusun temsilcisidir. Sevsek de sevmesek de biz Türk vatandaşı olduğumuz sürece, kim olursa olsun o bizim cumhurbaşkanımızdı ve öyledir de, bununda aksi düşünülemez.
Gölgeli demokrasi diyebileceğimiz bir ülkeydik ki Avrupa ile aramızda yasalar açısından oldukça önemli ayrıcalıklı vatandaş aleyhine kanunlara sahiptik. Silahı belinde olduğu halde, silahın sahiplerinin koruması gerektiği vatandaşına karşı bile korunduğu bir ülkeydik!  Sözde demokrattık, özde değildik! Ama bundan sonra sözde de özde de demokrat bir ülke olma yolundayız artık. Ne  Mutlu Türküm diyene! Bilmem anlatabildim mi? Yeni Cumhurbaşkanımızla ülkemizin  Dünya ülkeleri arasındaki saygın yerini en kısa zamanda alacağına olan inancım pekişti.
www.karadenizolay.com 'da arşivine bakarsanız “Erdoğan, aday olmayacak!19 Aralık 2006”,başta olmak üzere,
“Gül gibi Cumhurbaşkanı! 29 Ocak 2007” , “Çankaya’ya gül çıkmalı- 17 nisan 2007”, yazılarımda da gerekçelerini anlattığım için bugün Sanki ben Cumhurbaşkanı oldum gibime geliyor.  Sizde de aynı duygu yok mu sahi?
Çıkarsız ve beklentisiz objektif bakış açısı öyle gerektirdiği için ülkemiz için en uygun o olacağı için öngörülerimin çıkmış olmasından da mutluluk duyuyorum Kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda  www.kuzeyhaber.com , www.hizmetgazete.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka) 
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.