19 Ekim 2017 Perşembe

Trabzon'da bir dolandırıcılık öyküsü!

Bu arada iki ortak bir başka gün M. Özay Küçükertunç ile ortağı Umay Bahçekapılı birlikte Eminbey'in yanına geliyorlar. Planları varmış meğer, o planda bankadan kredi çekilmesi. Özay, Eminbey'e diyor ki, "ortağının bankalarda sicili bozuk, problemi varmış

30 Ocak 2012 Pazartesi 21:31
Bu haber 12488 kez okundu
Trabzon'da bir dolandırıcılık öyküsü!
M. Kemal AYÇİÇEK 



Eminbey, bu sitede adından sıkça söz ettiren kişidir, zaman zaman ama şimdiye kadar hep “sustuğu”, en yakınlarına bile anlatmadığı, ama içten içe hep kendisini sömüren o “kullanılma” duygusunu bir kenara bırakıp,  sırf “etik” olmaz diye bugüne dek sustuğu ve anlatmadığı dolandırılmasının hikayesini anlatacak bana. Tabiî ki bende siz sevgili, saygıdeğer okurlarımıza bir “ibret vesikası” olsun babından aktaracağım. Önce biraz eminbey’den söz etmeliyim, nasıl biridir, bunu dolandıran o “arkadaş” bildiği ama hayatının en büyük darbesini yediği o insanlar, aslında bu Eminbey’in ,“iyiniyetini” nasıl istismar ettiler, onun hikayesini aktaracağım. Belki sizlerinde vardır o tür “arkadaş”ları, hani eminbey’in canı yandı, bari başkalarının başı yanmasın diye..



 Eminbey, işçi emeklisi bir insan. Ama cebinde taşıdığı bankaralara ait kredi kartlarının limitleri çok yüksek. Mesela sizler, yanı bu yazıyı okuyanlar olarak kaçınızın bir bankadan eski değerlerle 18 milyar, şimdiki değerle 18 bin liralık, bir diğer bankanın 6 bin 100 lira kredi kartı limitiniz var? İşte eminbey’in böylesi bir itibarı var bankalarda. Zaten o “arkadaş” bildiği insanların da umuru, zaten eminbey değilmiş, o kredi kartlarının limitleri imiş. Zaten Eminbey’in bunu anlaması da, o kredi kartlarındaki tüm limitlerin kullanılmasından sonra oluyor. Ama iş işten geçmiştir. Sonrası icralar, mahkemeler, hacizler vs.iki çocuğu var Eminbey’in, kızının düğünü olacak, oğlu üniversite öğrencisi ve “arkadaş” bildiği insanların acımasızca bir planına kurban ediliyor. Anlatıyor eminbey;
Bir sigara dağıtım şirketinde çalıştığı sırada tanıştık Mustafa Özay Küçükertunç ile.genel de Özay adını kullanıyor. O firmadan ayrıldıktan sonra arkadaşı Umay Bahçekapılı ile Özçaba adında kurdukları bir gıda toptancısı şirketin post cihazı ile yanıma geldi. ‘bir çekim var takasa düşecek, bana para lazım, varsa 7 milyar versen’ dedi. Param yok dedim, o zaman ‘kredi kartın var mı dedi’,  var dedim. Elinde post cihazı, yalvardı yakardı 7 milyar çekeyim, ‘iki gün sonra sana veririm’ diye yeminler etti, inandım. Verdim kartı. Hani dara düşmüştür, arkadaşımızdır, yalan söylemeyi de beceremem. Çekti bir güzel, slipini de bana verdi, gitti. Gidiş o gidiş oldu.


Sonra telefonla aradım, ‘abi çek vardıya, senden çektiğim paraya da banka el koymuş, alamadım’ diye mazeret bildirdi. Yine yanıma geldi, yalvar yakar, o 7 milyar yerine 7 milyar daha karttan çekip, ona takla attırarak önceki çektiği 7 milyarı ödeyecek karta güya, ama o da gitti. Bu kez, ‘bizim elemanlar akşam saatlaeinde dönüyor abi, ben senin paranı elemanlar gelince gece yatırırım, sen bana kartların şifresini de ver, ben hallederim’dedi. Tamam dedik, orada teslim olduk.Meğer, adam bizim bankalardaki limitlere göz dikmiş ama hala anlamıyorum tabi”



 Bir başka gün bu kez Özay’ın ortağı, elinde post cihazı ile geliyor Eminbey’in yanına. “beni Özay gönderdi, 7 bin liraya acil ihtiyacımız var, çek benim adıma düzenlenmiş, mutlaka ödenmesi gerekiyor “ diye yalvar yakar, ona da yok diyemiyor eminbey, ve 7 milyar lirada ona çektiriyor. Fakat, o, özay’dan daha ciddi, daha dürüst ve daha sözüne güvenilir bir insan imajı çiziyor. Bizim eminbey’de zaten buna aldanıyor, ve “Özay’ın ortağı, yanlış yapmazlar” diye umarak veriyor kredi kartını.


Ardından kartların ödemelerinin günü gelince  Özay Küçükertunç ,  tüm kartları bir kart, iki kart, üç kart, dört kredi kartı derken iki bankanın 24 milyar limitli kartlarının hepsini  kendinde  toplayıp, limitlerini dolduruyor ve bu kartları takla attırarak bir süre kullanıyor. Kartları elinden gitmiş, şifreleri gitmiş bizim Eminbey hala o “arkadaş” dediği adamların parasını ödeyeceğini ve kartlarının da kendisine verileceğini bekliyor.



 Hatta, Eminbey, Özay’a verdiği kredi kartına olan borcunu kapatmak için bir başka bankadan 10 milyar kredi çekip, kendi borcunu kapatıyor ki kredi kartları tamamen Özay’ın borcu olsun, o burcunu ödüyor aklı sıra ama arkadan Özay tüm limiti bir gecede tamamen kullanıyor.Eminbey, zaman zaman da bunların Toklu mahallesinde sahilde olan şirketlerine gidip geliyor,kartların ödemesinin yapılıp yapılmadığını takp ediyor güya.  Tabi bu gidip gelmeleri sırasında şirkette karşılaştığı alacaklılar kafasını karıştırıyor Eminbey’in ,  safiyane olarak güya Özay Küçükertunç’a da soruyor , “bu kadar alacaklın geliyor, nasıl başa çıkacaksın, adamlar baskın yaparlarsa diye korkmuyor musun?” diye ama  Özay buna, çekmecesini göstererek, “alacaklılara karşı tedbirimi almışım” diyerek, gülerek çekmecesinde silah bulundurduğunu  ima ediyor. Bu aslında Eminbey’e de bir gözdağı ama Eminbey’in o tertemiz kalbi, bunu anlayamıyor bile!.


Bu arada iki ortak bir başka gün  M. Özay Küçükertunç ileortağı birlikte Eminbey’in yanına geliyorlar. Planları varmış meğer, o planda bankadan kredi çekilmesi.  Özay, Eminbey’e diyor ki, “ortağının bankalarda sicili bozuk, problemi varmış, kredi alamıyoruz.o nedenle onun 60 milyonluk sermayeli özçaba şirketimizdeki  yüzde 30 olan hissesini  sana 20 günlüğüne devredelim, böylece bankadan kredi alalım, krediyi alır almaz da senin kredi kartlarının borçlarını kapatalım, başka çaremiz yok, sana olan borcumuzu başka türlü kapatma imkanımız yok” diyor.


 Eminbey, kara kara düşünüyor ama 24 milyar lirayı da kurtarmak için çaresizlik içinde kabul ediyor ve birlikte gidiyorlar Trabzon 1.noterliğine. buraya şirketin bayan muhasebecisi de geliyor, işlemler yapılıyor imzalar atılıyor. Bu arada şirket sermayesi de 60 milyondan 600 milyona çıkarılıyor. Meğer  bankadan kredi çekme olayı bahaneymiş, Özay ile ortağı kavgalı olduklarından Umay şirketten ayrılmak istiyor buna da Eminbey’i kurban ederek şirketten ayrılmış oluyor. Eminbey, hala “arkadaşları”na yardımcı olmanın mutluluğunu yaşıyor, iyilik yaptığından kendince emin tabi.

Eminbey nerden bilsin aslında bu “arkadaş” sandığı insanların onu dolandırdıklarını. Bunun  farkına o Özçaba şirketine gittiği bir akşam saatlerinde, Özay,ortağı ve Eminbey  dışarıdaki sohbetleri sırasında  Özay'ın ortağının eminbey’i dövmeye yeltenip, saldırmasından sonra anlayabiliyor.


TTSO Kayıtlarında “Firma Adı :  (1070). ÖZÇABA GIDA İNŞAAT TURİZM NAKLİYE VE TİCARET LTD. ŞTİ.Yetkili :  MUSTAFA ÖZAY KÜÇÜKERTUNÇ,Faaliyet Konusu :  GIDA VE İHTİYAÇ MADDELERİ ALIM SATIMI VE PAZARLAMASI Adres :  TOKLU MAH. NO:429 TRABZON/MERKEZ Oda Sicil No :  14714 Durum :    BU FİRMA ASKI DURUMUNDADIR “ şeklinde web sitesinde de yer alan Özçaba şirketi Tasfiye sürecine sokulurken,  Özay’ın  bir başka  arkadaşı  Ercan Yavuzyılmaz ile Total su’yun bayiliği şirketini açıyor. Sonra ondan da ayrılıp, bir medikal işi için başka birisiyle ortaklık yapıyor ve izini kaybettiriyor.


Tabi bu arada Eminbey’e kredi kartları nedeniyle bankalardan telefonlar geliyor, taksitlendirme öneriliyor, eminbey de Özay’ı telefonla arayıp, ne yapması gerektiğini soruyor. Özay, “taksitlendir, öderiz” diyor ama ilk taksitleri n ödeme günü geliyor, ama Özay Küçükertunç’tan hala bir ses çıkmıyor. Böylece Eminbey, taksitlendirdiği kredi kartlarının ilk taksitlerini de kendi cebinden ödemiş oluyor.  Eminbey artık dolandırıldığının farkına iyice varıyor ve bu durumu bir dilekçe ile Cumhuriyet Başsavcılığına iletip, bu iki kişiden şikayetçi oluyor. Eminbey, sancının onaylayıp emniyete havale ettiği şikayet dilekçesini Erdoğdu karakolu’na götürüyor, oradaki polis memuru, dilekçesini alıyor ve şöyle bir göz attıktan sonra, gülüyor ve ardından da , “ooo sen geç kalmışsın ya, bu adamlar için bu tür şikayetlerde sen otuzyedinci kişisin, çok kişi şikayetçi oldu bu adamlardan, nerden bulaştın böyle adamlara” diyor.


Ne yapsın eminbey, yaptığı iyiliklere yanmaya başlıyor ama ne fayda. “iyilikten maraz hasıl oluyor” bir kere. Sonra Eminbey, aynı adamların Çömlekçi mahallesindeki bir marketin sahibi Süleyman Özcan’ı, bir başka yine Özay’ın samimi arkadaşı Hayrettin Çavdar’in evini ipotek ederek banka kredisi çektirip ödemediği,  Erdal Aydın’a , eşi Şennur Aydın’a olan 8 milyar muhasebe borcunu ödemediğini öğreniyor.


 Eminbey, bir yandan hukuk mücadelesine girerken bir yandan da habire mahkemelere gidip geliyor. Ama o “arkadaş”ları, artık Eminbey’i ne arayıp, ne de soruyorlar. Ama Eminbey bir bakıyor Ankara’nın Kazan İcra dairesinden, bir bakıyor bir bankadan, bir bakıyor bir diğer bankadan, bir bakıyor maliye’den, bir bakıyor kaybettiği mahkemelerden gelen tebligatların altında ezilip, ezilip duruyor. Eminbey, artık postacı görmekten nefret ediyor, onları da görmek  istemiyor.


Bu süreç mi, tamı tamına 6 yıldır devam ediyor. Eminbey, “geceleri uyuyamıyorum, güya borcuna sadık dürüst bir müşteri iken 23 yıllık bankamda ki itibarım yok oluyor, diğer bankadaki itibarım yok oluyor, kamu da ki tüm itibarım kayboluyor. Hele emekliyim, maaşımı aldığım banka bana maaşımın 15 katı kredi sunuyor ama ben kredi de alamıyorum, çünkü bankalar hesabıma temlik koydurmuş, nefes alamıyorum” diye yakınıyor.

Susmuş, babasını bile arayamıyor artık Eminbey, telefonla hiç ama hiç kimseyi arayamıyor. Kimseye derdini de anlatamıyor. En çok da “çocuklarıma, aile çevreme çok mahcup oldum”diye yakınıyor.

İyilikten maraz hasıl olurmuş


 İyilik yapmayı çok sevdiği halde artık Dünya’ya küs, tüm insanları, o kendini dolandıran “arkadaş”ları gibi sanıyor. “demli bir çay içelim” diyorum ona bile, “senle mi?” diyip, bana bakıyor ters ters ve , “istemem, git sende başımdan” diyor.  Kelime oyunları ile ağzından birkaç laf alayım diye uğraşıyorum, olmuyor. “senin o arkadaşların neredeler ki?” diye soruyorum, “Trabzon’dalar, iki ortak da Özay Küçükertunç,  kozmetik işi,ortağı’da bir minibüsle   spot piyasadan mal alıp, bölgede Artvin, Bayburt, Gümüşhane, Rize, Giresun’da  gezip çalışıyorlarmış diye biliyorum” diyor.
Peki Eminbey, tamam diyorum böylesi bir dolandırılma  bu devir de artık normal hal aldı, hukuk sisteminde gerçekten bir “hak” aranmıyor, salt belgeler üzerinden işlemler yürütülüyor. Gerçi geleneklerimiz de göreneklerimiz de yardımlaşma vardı, bir elin verdiğini diğer elin fark etmemesi kültürü vardı, iyi niyetle yardımcı olmak vardı ama bunlar “hukuk” sisteminde artık dikkate alınmıyor. Sen tüm bu süreci yaşayan biri olarak diğer insanlara ne öneriyorsun, artık yardımlaşma olmasın mı?, artık darda kalmış bir arkadaşına, eşine dostuna el verilmesin mi?, sen ne öneriyorsun? Diyorum. Eminbey, biraz duruyor, düşünüyor, aslında hiçbir şey söylemek istemiyor gibi gözüküyor, bende zaten “tamam, bu kadardı” diyorum ama Eminbey,derin bir nefes alıyor ve ağır ağır şunları söylüyor;

 “Bunlar, Mustafa Özay Küçükertunç, adeta bir dolandırıcı çete gibi birlikte hareket etti. Her şeyde bir hayır vardır. Dünya insanların aslında sınav verdikleri bir yerdir. Bazı insanlar, gördükleri iyiliği kötüye kullanır; iyilik edenin başına dert açar. Sabır, her şeyin en iyi ilacıdır. Acımak, insanca bir duygudur. Kişi, acıdığı kimseye yardım eder; onun sıkıntılarını gidermeye çalışır. Bunun sonucu duyulan mutluluk büyüktür. kur'an da da bir çok yerde zikredildiği gibi insanoğlu nankördür. eğer insan iyiliğe teşekkür etmeyi bilseydi önce bunca nimetinden ötürü rabbine teşekkür ederdi. ama o hep isyan ve nankörlük içindedir”..

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Karadeniz denince aklınıza gelen yer neresidir?

    EN ÇOK OKUNANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    EN ÇOK YORUMLANANLAR

    BUGÜN

    BU HAFTA

    BU AY

    SAYFALAR

    e-gazete

    ARŞİV