İkizdere vadisi, kurtuldu mu?

Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun, Rize'nin İkizdere Vadisi'ni doğal sit  alanı ilan etmesi, ister istemez vadiyi tartışılır hale getirdi. Elbette tartışmalar şimdi başlamadı ama alınan son karardan sonra kimileri sevindi, kimileri üzüldü. Sevinenler arasında en fazla olanlar, yöreden olup ama bu bölgede sürekli yaşamayanlar. Yani yerel halkın deyimi ile gurbetteki İkizdereliler. 
Güzel çay yapan bir yer İkizdere vadisinde, kıraathane..sigara yasağı nedeniyle üzeri kapatılmış ama üç çevresi açık, kıraathanenin önündeki balkon denilebilecek yerde de 8 tane masa var. Kimileri kağıt oyunlarını, kimileri tavla ve kimileri de okey oynuyorlar. Bu oyunlar sırasında da İkizdere vadisindeki son karar, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun verdiği İkizdere vadisi’nin SİT alanı ilanı olması da konuşuluyor elbette. Ha kimilerince henüz  böyle bir karar duyulmamış bile.
Oyunda olmayan iki kişinin oturduğu masaya bende ilişiyorum. Selam kelamdan sonra laf atıyorum ortaya, “nasıl buldunuz İkizdere vadisinin SİT alanı olması kararını” diye. Sağ tarafta oturan arkadaş, “çok iyi oldu” diyor.Ardından, bu kararı kayınpederinden duyduğunu ve kayınpederinin pek hoşuna gitmediğinden söz ediyor. Ama diğer tarafta oturan giriyor lafa,  ve karşısında oturan arkadaşının neden sevindiğini anlatmaya başlıyor;
“Bu arkadaşın kayınçosu yok. Kayın pederinin bir arsası var burada, istimlak edilecekti. Şimdi bu SİT ilanından sonra o araziyi satamayacak, o nedenle kızgın. Ama bu da tek damat, arazinin satılmasını istemiyor, arazi ona kalacak diye, onun için de karara seviniyor. İşin aslı bu yani.  Ama ben bu kararı doğru bulmuyorum”
Neden “doğru bulmadığını” soruyorum, ona da “Evet, derenin suyu azalıyor ama istimlak edilen arazileri sahipleri sattığı halde yine kullanabiliyor. Borular, yerin 5 metre altından geçiyor. Hem görüntü olarak da fazlaca bir yapı yok. Burada barajlar yok sadece HES Santralleri var ve onlarda tünellerle suyun kullanımıyla ilgili. Doğada sanıldığı kadar tahribat yok. Ayrıca bu inşaatlarda çalışan insanlar ekmek yiyor” diyor. Karşısında turan burada yeniden devreye giriyor ve, “kısaca” diyor, “gurbetçilerimiz bu karara seviniyor, burada yaşayanlar da kararı doğru bulmuyor. Tabi yaz aylarında gelip, gezip dönüyorlar. Uzaktan davulun sesi hoş gelir misali” o masadan ayrılıyorum.
Bir başka masada da tavla oynayan iki kişiden biri 6 yıl üzerine ev yaptırdığı için İstanbul’dan gelmiş ve SİT alanı kararının işsizlik açısından belki zarar verebileceğini ama doğanın dengesi ile oynanmış olmasını kabullenemiyor. “altı yıl önceki güzellik kalmamış doğa da” diyor.
Tavla da yenilen karşı tarafındaki arkadaşı kararı tam yerinde bulanlardan. “ben burada yaşıyorum. Deremiz, bizim boyumuzda akıyordu, şimdi dizlerimize gelmiyor. Yapılan tünellerde dinamitler atılıyor, o dinamitler yüzünden bizim yıllardır akan yerel su kaynaklarımız kuruyor. Doğamızın dengesi ile oynanıyor ki bu, tüm getirinin üzerinde öneme sahiptir. Gençler daha olumsuz biz daha olumlu bakanlardanız” diyor
Kendi gözlemlerime gelince Başbakan Erdoğan’ın bu kararla ilgili kızgınlığı, onun Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşım Kılıç’ın ifadesiyle “statükonun kibirli mensupları”ndan olmadığını biliyorum. yani Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun, Rize'nin İkizdere Vadisi'ni doğal sit  alanı ilan etmesinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın isyanını ben anlıyorum. O başbakan elbette bu yörenin çocuğudur. Bölgeyi yakından tanır bilir, ve kendince haklı sebeplerle isyan etmiş olabilir ama şuda unutulmamalıdır.
 Karadeniz bölgesinin dereleri hiç kimsenin babasının malı değildir. Evet, Devlet’e bölge halkının saygısı, sevgisi, sempatisi elbette büyüktür, bunun karşılığı asla olmaz bunun bilincindedir ama bu HES’ lere talip olan firmaların, şirketlerin de sırf paraları var diye bir dere üzerinde de at oynatma hakları yoktur. Nedir yani, bir dere üzerinde 26 tane HES’mi olur? Bu abartı bu bir vahşi “kapma” değil midir? Bu fırsatçılık, bu biraz hoyratlık, bu biraz kapitalizmin o doymayan aç gözlülüğü değil midir? Ne yani, bir dere de 26 tane adeta leş kargası gibi bir dereye yığılmak ve o derenin en ufak bir debisine bile tamah etmek ne haktır? Bu hayasız “talan” anlayışına bölge halkının itirazı vardır.
Evet, kararı verenlerde bu bölgenin çocuklarıdır. Başbakanda bu bölgenin çocuğudur ama eller vicdanlara konduğu zaman, öyle “su akar Türkler bakar” sığlılığında bir ifadeyle kandırılacak, sonra da hep kapital uğruna ne kadar akar suyumuz varsa hepsini de peşkeş çekebilecek bir anlayışın ve sabrın sahibi de olamayız. Neden bu HES’lere talip olan muhteremler, gidip Karadeniz sıra dağlarında rüzgardan yararlanmayı, rüzgarı enerjiye dönüştürmeyi akıllarından geçirmiyorlar? Neden hep hazıra konma mantığı ön plandadır? ,
Karadeniz bölgesinde insanlar, Devletimiz gelişsin diye varını yoğunu verebilir seve seve ama doğanın tahrip olmasına da dayanamaz. Burada yaşayan insanlar, o derenin suyunun akarındaki sese bağlıdır. Onun için bu toprakları terk edip, gurbete gitmedi. Burada sabredip, bulduğu kuru ekmeğe razı oldu ama baba ocağını bırakıp gitmedi. Aşsız, işsiz kalmayı göze aldı ve baba yadigari topraklarına olan bağlılığını ve sadakatini gösterdi diye de devlette olsa kimsenin bu insanlara salt bu duygularını incitecek derecede hakaret edercesine, derelerini peşkeş çektireceğini sanmasın ve düşünmesin. Bu dereler, bu bölge halkının damarlarındaki  kanı gibidir. O dereler damardaki kan gibi akmalıdır ve o dereler bu bölge insanını yaşama bağlamaktadır. Bu unutulmamalıdır. Ama bunu unutarak, hiç dikkate almayarak, hoyratca ve saygısızca  her HES için söylemiyorum ama bazılarının aymazlık derecesine varan çevre duyarsızlıklarını da halkımız görmüyor değil yani. 
Ayıptır yani, bir dere üzerinde 26 tane HES..pes yani..yazık..buna bilim  adamları nasıl izin verir? Buna mühendisler nasıl evet der? 15 kiloluk alabalıkların yetiştiği derenin suyunu elektrik elde edeceğiz diye heba etmek, bu bölgenin doğal varlığına hakaret değil midir? Ne yani? Bu HES taliplisi, sevdalısı şirketler, bizim Karadeniz sıra dağlarındaki rüzgardan enerji üretemezler mi? Neden ona kafa ve para yatırmıyorlar? Karadenizdeki tüm dereler adeta birer leşe döndürülmüş de her birerine birden fazla leş kargası konmuş gibi bir görüntüyü bu halkın içine rahatlıkla sindirmesi elbette kolay değildir. Can sıkan durum budur. Bir dere üzerinde 26 tane HES mi olur yav? Bu nasıl mantık, bu nasıl hoyratça bir yaklaşımdır, bu ne insafsızlıktır böyle?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın isyanını ben anlıyorum, hak da veriyorum. Bu kurul, neden böyle bir karar için 2 yıl beklemiştir? Bu devletin de verdiği sözler var tabi, anlaşmalar yapılıyor, yatırımlar için bir takım bedeller ödeniyor. Başbakanın isyanının bu bedellerin ödenmesindeki bürokratik işleyişedir diye algılıyorum. Ondan hak veriyorum zaten. Her vadiye illa sıra sıra HES yapılmak zorunda değildir. Gidin Harşit vadisi, Çoruh vadisi gibi vadilerde bunu yapın ama bitki çeşitliliği açısından bulunmaz endemik yapısı ve  floraya hatta faonası ki (dağ horozu ikizderededir)sahip vadilerde aynı mantaliteyle hareket etmeyin, Ankara’da veya İstanbul’da oturup, haritalar üzerinden kalkıp Karadeniz derelerine ve o dereler üzerinde hesaplar yapmayın. Bu bölge halkının talebi budur. Burada yaşayan halkın değerlerine saygılı olun, paranın gücünü bu bölge halkı üzerinde test etmeyin yeter, halkın başkaca isteği ve talebi yoktur. Bu yüzden Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun, Rize'nin İkizdere Vadisi'ni doğal sit  alanı ilan eden kararını bende yerinde buluyor ve ayrıca o kurulu kutluyorum ve tüm yüreğimle de alkışlıyorum. Kalın sağlıcakla

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.