İnsanlara saygınız yoksa, balıklara saygılı olun bari!

 M. Kemal AYÇİÇEK- 13 Aralık 2010

Karadeniz bölgesinde yaşayan insanlar, devletine, milletine, kültürüne, doğasına olduğu kadar tüm Dünya insanlarının da kendi kültürlerine, kendi örf ve ananelerine, kendi doğalarına duydukları saygıyı bilir. Kendilerine yapılamasını istemedikleri hiçbir şeyin de başkalarına yapılmasına da gönülden razı olmazlar. Hiç ama hiç bir zaman. Bu bölgede HES’ler projelendirilirken, doğaya ve bölge insanına, değerlerine sakın ha  “saygıda kusur edilmesin” diye sıkı sıkıya tembihler edilerek, bu bölge insanının desteği alındı. Alındı da bir vadiye, yani 30 kilometrelik bir dere üzerine 26 tane Santral kurulsun diye bu bölge insanı HES’lere göz yummadı.
Hala pıtırak gibi ardı ardına yeni projelerin ardı ardına sıralanmasına da bir nebze saygı gösterildi diye bu her aklına esenin, bir dere üzerinde istediği kadar Hidrolik Elektrik Santrali (HES) yapması anlamına gelmez. Sadece İkizdere merkezli İyidere üzerinde 26 tane santral, bunlara bir örnektir. Kimse kalkıp, bu dere üzerinde “her şey eskisi gibi olacak, derenin suyu akacak” palavrasını da kimseye anlatmaya kalkmasın, bu bakan bile olsa bunu yapmasın. Unutmasın ki,  bu dereler, Karadenizlinin tıpkı damarındaki kan gibi, Karadeniz insanına hayatını vermektedir. Sırf bu halk, o derelerin coşkusuna, sesine, suyunun gürültüsüne yakın olmak için evini, barkını o derelere yakın yapmıştır. Dereler, sahipsiz bozkırlarda, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerin dereleri ile karıştırılmasın, bu dereler kuşun uçtuğu, kervanın geçtiği derelerdir. Bir yandan Trabzon Valisi Recep Kızılcık, beraberindeki bir heyetle binlerce kırmızı benekli alabalık yavrusunu Haldizan deresine bırakacak, bir yandan da o dereler üzerindeki haddinden fazla olan  HES’lere biz alkış tutacağız öyle mi? O balıklar, nerede hangi dere de yaşam hakkı bulacak söyler misiniz?
Hem düşünsenize, çok tatlı bir bakan bizim Çevre ve Orman Bakanımız Veysel Eroğlu, eski DSİ Genel Müdürü.. Tamam dereleri iyi tanır, bilir de suyu. Suyun önemini ve nasıl bir hayat sunduğunu da iyi bilir. Aynı Çevre ve Orman Bakanı sayın Veysel Eroğlu, bu Karadeniz derelerindeki kırmızı benekli alabalıkların yaşadığını da iyi bilir öyle değil mi? Hadi insanını “bir kaç tane HES yapılacak ikna ettiniz” ama o “bir kaçtaneler”, birer pıtırak oluverdi Karadeniz’de..Çoruh da dahil 220’nin üzerinde HES..Allaha reva mıdır, buna HES değil PES denmez mi Allah aşkına. Hadi insanına saygıyı  bir kenara bıraktınız, bari o derelerde yaşam süren başta kırmızı benekli alabalıklar olmak üzere, derelerdeki balıklara saygınız olsun be. O balıklar, sizin HES’lerin bıraktığı hangi su kaynağında varlıklarını sürdürebilecek? O balıkların sesi çıkmıyor, pankartları yok, bir araya gelip miting yapamıyorlar diye o balıkların Allah’ı yok mu? Aynı Allah, bu Karadeniz insanına da balığına da yaşam hakkını vermiyor mu? O Allah’ın verdiği “can” hakkına neden saygılı olunmuyor? Yoksa olunuyor da bizim mi haberimiz olmuyor?
Karadeniz de, Karadenizli için “Her şey para” değildir. Beli bu HES’lere, haddinden çok fazla önem veren, değer vehmedenler için o söz geçerlidir ama Karadenizli için hiç ama hiçbir anlam ifade etmez. Biz bu derelerin sağlayacağı aydınlığa, dedelerimiz zamanından kalan kara lambaları yeğleriz yeri geldiğinde. İlk başta, hangi planlama ile başlandıysa, o plan üzerinde yürünsün. Planlara yeni planlar eklenip, Karadeniz insanının sabrını taşma noktasına getirmeyin, kimse de getirmesin. Evet Başbakan Karadenizlidir, kabine de bakanlar da vardır ama bu bile fırsata dönüştürülerek, karadenizin özgür derelerine daha fazla kem vurulmasın. Yani Eminbey mantığı ile Karadeniz de hareket edilmesin. Eminbey mantığı ne midir?
Eminbey, bir parmak suyun bile boşa akmasını istemeyen ve onu bile enerjiye çevirip, akü sistemine entegre edip, yayladaki çobanlara, veya yayla evlerine enerji sağlamaya yönelik çalışmaları olan bir tanıdığımdır. Yolda bir yere giderken, gözü ve aklı hep o akan ırmaklardadır. Ufak göze suyunu bile gördüğünde hemen aklından bundan elde edilecek enerji gelir ve onu anlatır. “bak bu su ile bir evin bir gecelik tv ve buzdolabı çalışır” der. Ben de ona sık sık “kes, yeter, bırak o suyu yoldan geçenler içsin” derim. Ona kalsa, dağda taşda bir bardak suyu boşa akıtmayacak. Ama Eminbey, garipleri düşünerek, o üretilecek enerjiyi layık gördüğü insanlara para karşılığı vermeyecek, o onu Allah rızası için yapacak. Onun yüreği öyle rahat edebiliyor. Tipik Karadenizli Eminbey..ama suya bakışına itirazım var sadece.
Yazımın bundan sonrasını bana gelen bir maile bırakmak istiyorum, hani “ateş olmayan yerden duman çıkmaz” işte o  mail;
“HES’LER Denize Kadar İndi!
SİT tartışmaları, mahkemelerin verdiği  iptal kararları, yöre halkının tepkisine rağmen HES’ler denize kadar indi... Rize İkizdere’den tünele giren su,  gün yüzü görmeden 35 km’lik alanı geçerek İyidere’de denize dökülecek. Yani doğanın ihtiyacı, hakkı olan su dere yatağından akamayacak, İyidere kuruyacak.  
Doğu Karadeniz’e özellik kazandıran önemli vadilerden olan ve geçtiğimiz günlerde büyük bir kısmı SİT alanı ilan edilen  İkizdere Vadisi’nde 2 HES Projesine daha onay verildi. Kızılağaç HES ve Saray HES adı verilen projelerle, İkizdere Vadisi’nde suyun dere yatağına bırakıldığı son iki bölümde kurutulmuş olacak.
Bilindiği gibi İkizdere ilçe merkezinin güneyinde kalan alanlar Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nca SİT alanı ilan edildi ve böylece bölgedeki 20’ye yakın proje uygulanamaz duruma gelmişti. Sözkonusu projelerin çoğu SİT ilanından önce yargı kararlarıyla durdurulmuş ve bu kapsam dışında kalan İkizdere ilçe merkezi ile suların denize kavuştuğu 35 km’lik bölümde ise bazı HES projeleri yargı kararlarına rağmen devam etmiş, hatta bir projede bitirilmişti. İkizdere-Cevizlik-Yokuşlu-İncirli HES  adı  verilen projelerle de su dere yatağına bırakılmadan birbirini izleyen tünellerle santrallere taşınmak isteniyor. 
İkizdere Vadisi’nde  35 km uzunluğundaki  dere yatağında eğimin düşük olduğu denize yakın 6 km lik bir alan  HES  tahsislerinden kurtulmuştu. Şimdi de suyun dereye bırakıldığı  bu alanlarda Saray HES (4 km) ve Kızılağaç HES (1,5 km) projeleri yapılmak isteniyor. Bu 2 HES yapılırsa su yine tünellere alınacak ve ancak deniz kenarındaki son elektrik santralinden sonra denize bırakılacaktır. Bu İkizdere’den tünele giren suyun, dere yatağında hiç akmadan, 6 HES Projesi’ni geçerek İyidere’de denize ulaşması anlamına gelmektedir. Yani doğanın ihtiyacı, hakkı olan su dere yatağından akmayacak, İyidere kuruyacaktır.  
Ø      Binlerce bitki türüne, yaban hayatına yaşam kaynağı olan İyidere ve ana kolu İkizdere şirketlerin insafına terk edilmiştir. 
Ø      En hassas, kırılgan ekosistemler tüneller, taş kum ocakları, yol çalışmalarıyla inşaat şantiyesine dönüşmüştür.
Ø      Bu alanlar  Rize de çok az olan düz, verimli birinci sınıf alüvyal topraklardır.  Bugünün çaylıkları, geleceğin sebze, çiçek yetiştirilen seralarıdır.
Ø      Yerleşim yerlerinin, çocuklarının adı olmuş, üzerine türküler yakılmış, onun ritmini coşkusunu horonuna yansıtmış  vadide yaşayan İkizdere, İyidere ve Kalkandere halkı  coşkuyla akan derelerini ancak denize karışırken görecekleridir. Bu alanlar aynı zamanda Rize halkının deresiyle buluştuğu piknik alanlarıdır. 
Ø      Vadideki projeler; “suların sadece enerjisinden yararlanıp dereye bırakıyoruz“ “sular eksilmiyor, azaltılmıyor” şeklindeki açıklamaları yalanlamaktadır. 
Doğasını, binlerce bitki türünü,  yaban hayatını, vadilerdeki insan yerleşmelerini, kültürünü,  geleceğini tehdit eden, suyu sadece enerji olarak gören bu anlayışın geri dönülemez zararlar vermeden terk edilmesini bekliyoruz.                                                                                                                         Nevzat Özer
TEMA Vakfı Rize Temsilcisi”
Artık, aynı beklentilerle kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.