İşte liderler, böyle olmalı

  
 
M. Kemal AYÇİÇEK – 18 Ağustos 2008 
 
Geçen haftaki yazımda “bunlar nasıl lider” diye sözünü ettiğim ama isimlerini vermediğim liderler, elbette kendi ülkem de dahil bu bölgede yaşanan savaşa karşı sesini çıkarmayan Dünya’da söz sahibi olabilecek liderlerdi. Şimdi, Gürcistan-Rusya federasyonu savaşını durdurdukları için, kan dökülmesini önledikleri için başta Fransa Devlet başkanı Nicolas Sarkozy olmak üzere ABD başkanı Bush’a ve tabiî ki de Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ve başbakan Recep Tayip Erdoğan’a teşekkür ediyorum.
 
Tabiî ki yanı başımızda bir savaş çıkıyor ve bir günde 2 bin insan ölünce biz de insanız ve ister istemez anında müdahale edilmesini ve insanların ölmesine seyirci kalınmamasını insan olarak istiyor ve feveran ediyoruz. Sorumluluk makamında olan insanlara “bunlar nasıl lider” diye sitem edebiliyoruz. Biz birer vatandaşız ama onlar, bu ülkelerin liderleridir. Onun için de bizim onlardan böyle beklentiler içinde olmamızı yadırgamazlar, çünkü sorumluluklarının gereği olduğuna inanıyoruz. Onlar, bizim hislerimizin de liderleridir aynı zaman da. Elbette onlar da insandır ama bizim feveran ettiğimiz şartlar da elbette onlar, danışmanlarıyla daha akil kararlar vererek duruma müdahale ederler, edebilmeliler ve zaten ettiler de.
 
Gazeteci arkadaşlarımız Kanaltürk kameramanı Güray Ervin ile muhabir Levent Öztürk, NTV ekibinden Hilmi Hacaloğlu ve Cumhur Çatkaya belki meslek refleksi ile liderlerden önce hareket etmiş ve ateş altında kalmışlardı. Onlar da o savaşın vahşetini insanlığa sunmak adına oraya gitmişlerdi. Liderlerin de aynı duyarlılıkla hareket etmesini arzulayışımızdandı sitemimiz. Çünkü bu bölge, nispeten geri kalmış bölgelerden ilerde olan ve Dünya insanlığına yön vermiş bölgelerdendir. Onun için Afrika da ki gibi burada insan kanının akmasına bu bölge insanı tahammül edemezdi. Etmemeliydi zaten, savaşın insanlık suçu olması gerektiğini bilen bir bölgenin insanları olarak liderlerin de en azından gazeteci dostlarımız kadar duyarlı olmalarını beklemek hakkımızdı sanıyorum.
 
Bizler “yurtta sulh cihanda sulh” şiarıyla büyümüş nesilleriz savaşlara tahammülümüz yok, dünyanın neresinde olursa olsun. Kan ve gözyaşı dökülsün istemiyoruz hiçbir şekilde, çözümlerin barışcıl yollarla olması gerektiğine inanıyoruz. Bu bölgedeki tüm sorunların müzakereler yolu ile çözümlenebileceğini düşünüyorum. Bunun için liderlerimizin, Ermenistan’da dahil her türlü alternatifi göz önüne alarak bu bölgeden başlamak üzere Dünya’nın dört bir yanındaki tüm sorunlu bölgeler için mesai vermesi gerektiğini de düşünüyorum. Çünkü, Dünya’da dil, din, ırk ayrımı olmaksızın tüm insanlığın barış ve huzur için de mutlu yaşam sürmesini bizim liderlerimiz iyi bilirler. Bilmiyorlarsa da bilmelidirler. Türkler, Dünya’nın sıradan insanları değil, Dünyanın sorumlu insanlarındandır.
 
AB Dönem başkanı sıfatıyla Fransa Devlet başkanı Nicolas Sarkozy, ilk olarak 6 maddelik ateşkes maddesini Rusya Devlet başkanı Dimitri Medvedev’e sunarken, aynı anda Gürcistan Devlet Başkanı Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Sakaaşvili’ ye destek veren  Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Estonya Devlet Başkanı Toomas Hendrik Ilves, Litvanya Devlet Başkanı Valdas Adamkus ve Başbakanı Ivars Godmanis, Letonya Devlet Başkanı Valdis Zatlers, Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko, sorunun barışcıl yollarla aşılması noktasında savaşın durmasında rol oynadı. İnsanlık, tüm bu liderlere elbette şükran borçludur.
 
Hemen akabinden de Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  Rusya Federasyonu Devlet başkanı Medvedev ve başbakanı Vladimir Putin ve Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Sakaaşvili’yi ziyaret edip, ‘Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu’ oluşturulmasını gündeme getirmesi, elbette bölge ülkelerimiz açısından önemlidir. Bu paktın oluşmasında Ermenistan’ın da yer alacak olması, bölgeye yeni bir barış umudu getirir. Bu da bölge ülkelerimiz için son derece önemlidir. 
 
Elbette devletler arasında karşılıklı “güven”in oluşması gerekir ve bugüne dek bunun olmayışıdır ki, sorunların çıkmaza sürüklenmesine yol açmaktadır. Günümüzde en önemli şey, iletişimin Devletlerarasında tam anlamıyla sağlanıyor olmasıdır. Bugüne dek tüm sorunların altında bakınız, iletişim eksikliği yatmaktadır. Karşılıklı güvensizlikler, bölgeye hep huzursuzluk getirmiştir. Bunun sağlanması da elbette liderlerimize düşmektedir. Yoksa halklar arasın da bir sorun yoktur. Kendi bölgemizdeki bu iletişim sorununu halledersek ABD’nin kalkıp kıt’alar ötesinden bölgemize jandarmalık yapmasına gerek kalmayacaktır diye düşünüyorum. Kalın sağlıcakla.
 
 
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.