Japonya depremi ve Tsunami'den bize ne?

M. Kemal AYÇİÇEK – 14 Mart 2011
“Yeter ama bunu da mı yazdın ya?” diyecekler olacak, varsın olsun, desinler. Kimileri Gazetecinin salt kendi şehirlerinden, kendi yaşadıklarından, kendi sorunların da bahsetmesini ister. İster ki mesela Doktorlar, şu gazeteciler onların Ankara Sıhıye meydanında yaptıkları tam gün yasası protestosunu tüm gazeteciler yazsın, onların beklentisi odur, bu normaldir de.olaya bu eylemleri yapanların açısından bakarsanız, haklıdırlar kesinlikle ama ya bulundukları ülkenin şartları..”önce can, sonra canan” denir ya.. kendi canları varken, ülkeye ikinci sırada yer vardır tüm sorunlularda..
Kimileri mesela yine Gazetecilere Özgürlük Platformu üyelerinin, cezaevlerindeki gazetecilerin en kısa sürede özgürlüğüne kavuşması, ceza kanunlarında, ceza muhakemesi usul kanunlarında, Terörle Mücadele Kanunu’nda iletişim özgürlüğünü engelleyen diğer kanunlarda değişiklik yapılması talebiyle Galatasaray Meydan’ından Taksim Meydanı’na kadar ki yürüyüşte 12 Haziran genel seçimlerinde CHP’den muhtemelen  Milletvekili adayı olacak Gazetecilerin en önde olduğu, CHP ve  İşçi Partisi  destekli yürüyüşünün yazılmasını ister ki, Hükümet ürksün de bir şeyler yapsın isterler. Kısaca isteklerin ardı arkası kesilmez.
Fakat, bu ülkede hakkı yenmiş veya yenen, hakkını almış ve rahat bir yaşam süren veya hiç de Dünya ile bağı yok sandığınız insanların bu hafta boynu bükük. Kime baksanız, Japonya’da Cuma günü meydana gelen ve 8.9 büyüklüğündeki deprem ve hemen ardından yaşanan Tsunami, herkesi üzdü. Tsunami uyarısı yapılan ülkeler arasında Rusya, Tayvan, Filipinler, Endonezya, Papua Yeni Gine, Avustralya, Yeni Zelanda, Fiji, Meksika, Guatemala, El Salvador, Kosta Rika, Nikaragua, Panama, Honduras, Şili, Ekvador, Kolombiya ve Peru da 
dahil tam 32 ülke etkilendi.
Dünya’daki en büyük beşinci deprem oldu Japonya’daki deprem ama Dünya’da  canlı yayınlarla izlenebilen ilk deprem oldu. Binlerle ifade edilen can kaybına, dili, dini, rengi, farklı hangi insan üzülmedi?.Japoya’da bir deprem olmuş, ardından bir büyük tsunami ve Televizyonlardan naklen yayınla siz bunu rahat rahat oturduğunuz evinizden izliyorsunuz, ya içiniz..neler hissettiniz, hiç “acaba ben o felaketi yaşayan Japonlar için ne yapabilirim” demediniz mi? Üzülmediniz mi o deniz sularının şehirleri yutarkenki görüntülerini izlerken, insanoğlunun ne kadar çaresiz kalabildiğini görmediniz mi? İlla uzman mı olmanız gerekiyordu, olayın vahametini anlayabilmek için?
Yaşanan son depremden sonra Japonya, iki metre Pasifik okyanusuna kaydı, bir metre de çöktü, yani yere battı. Gençlerimiz o kadar etkilenmedi ama yaşlı insanlarımızın dilinden dualar eksik olmuyor Japonyalılar için. Oysa eski dünya olsaydı, “bize ne, bize dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” diyebilirdik ama artık öyle diyemiyoruz. Dünya, sanki bir ülke oldu ve o Dünya’da yaşayan insanlarda hep aynı millet. Dilini, dinini, rengini hiç önemsemiyor ve her nerede olursa olsun insanların zarar görmesine, can kayıplarının yaşanmasına üzülüyoruz.
Kimi yaşlı kadınlar, “o güzelim pirinç tarlaları yerle bir oldu, ne yiyecek o insanlar” derken, bir diğeri, “kalktı geliyor denizler evlat, Allah’ın ipine sarılın” diyerek kıyametin yaklaştığını söylüyor. Kimileri, Japonlar için namaz kılıp, fazla can kaybı olmaması için Allah’a dua ediyor ve Japonların acılarını paylaşıyor. 
Ama gelin görün ki bizim TV’lerdeki sunucu ve proğram yapımcılar, Japonya depreminden yola çıkarak İstanbul’da olacağı ileri sürülen olası depremi gündeme getirip, Japonya depremi üzerinden İstanbul’da yaşayan insanlara karamsar tablolar çizdi durdu.Efendim, “İstanbul depreminde de böyle tsunami yaşanır mı?, kaç can kaybı olur?”, “ee evet, istanbul’da böyle bir deprem olursa İstanbul’un yüzde 60’ı yerle bir olur” türünden absürtlükler..Ne alaka?..İstanbul’da yaşayan insanlara Japonya dermemi üzerinden korku salmak, bilim adamlarına veya televizyonlardaki sunucu veya yöneticilere ne sağlıyor? Reyting mi? Ne kadar saçma bir karşılaştırma, ne kadar aptalca bir kıyaslama öyle değil mi?
Japonya deprem ülkesi, ona rağmen yaptıkları inşaatlarda depremden ölen olmamışta Tsunami yapmış, tüm yıkımları. Felaket, geliyorum demesin geldikten sonra insanoğlu o felaket önünde sadece bir bahane olur. İstediğin kadar tedbirli de olsan, adı üzerinde felaket yapacağını yapar. Onun önüne geçmek mümkün olmaz. Ona da “Takdir-i ilahi” denebilir ancak..Ve Dünya’nın “Mal da yalan mülk de yalan var biraz da sen oyalan”dan başka bir anlam ifade etmediğini gördük  ama “mal canın yongası “ tabii..bakıyorum yine kimilerine, Tsunami’den etkilenen yerlerdeki arabalara vahlanıyor. “yazık, onca araba gitti, gıcır gıcır arabalar yazık ya” diyor..adamın umurunda değil kaybolan canlar, o arabaların zayi olmasından hayıflanıyor.. hele gemilere, “off of, yazık oldu, keşke benim olsaydı” derdinde hala.. böyle insanlar da var aramız da tabi, onlarda bizim insanlarımız..bakışları biraz farklı sadece..Japonya depremine..
Yani ne o İstanbul’da yürüyen gazeteciler ve ne de Ankara Sıhhıye meydanında toplanan doktorlar umurumda değil, ben Japonya’da tanımadığım, bilmediğim insanlara gönül veriyor ve dua ediyorum..Tüm Japonya halkına geçmiş olsun diyor, tüm yaralarının sarılmasında Allah yardımcıları olsun, tüm kalbimizle dualarımız Japonlarla birlikte..Kalın sağlıcakla..

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.