Kanser!

M.Kemal AYÇİÇEK- 26 Aralık 2006 Salı  
Son yıllarda özellikle bölgemizde de yaşanan ölümlerle gündem oldukça resmi çevrelerin kabullenmediği Kanser, çağımızın illeti hem de hala çaresi bulunamamış  hastalığı..Çocuk, genç ihtiyar demeden aramızdan insanları alıp götürüyor, biz sadece bakabiliyoruz, çaresizce..
Evet Cumhurbaşkanlığıydı, erken seçimdi hep Ankara gündem belirleyince güya bizlerde dışkapının mandalı hesabı dağarcıklarımızdakini buradan paylaşıyoruz. Oysa öylesine yazılacak konuları yazamıyoruz ki, oysa onca yazılacak şey var ki ama hani köre renkleri anlatıp duruyoruz işte..
KTÜ Tıp Fakültesi’nde son görüşümdü. 11 yıldan beri tedavi görüyor ve sık sık KTP Tıp Fakültesi’ne gittiği için de artık bizde alışkanlık olmuştu, alışmıştık onun bu gidiş-dönüşlerine..Hep umutla ne dendiyse yapmaya çalışıyor ve hayat mücadelesini aksini bilerek yinede sürdürüyor gibi yapıyordu.. 
Evine ziyaretlere gidişimizde de sıradan bir hasta ziyaretinden öte, hastalığı atlatacak birine gider havasında olurduk. O’nun yanında pek olumsuzluklarını konuşmamaya çalışırdık ama o zaten doktorlar kadar doktor olmuş, ne olacağını söyler, biz de yani eh, kem küm eder, “olur mu yok ya, sen iyi olacaksın” larla güya moral verir, kendimizi avuturduk.
Sık sık kan gereksinimi duyuluyor ve bana da bu kan bulma işi düşüyordu, etrafı ayağa kaldırıp kan arıyordum son dönemlerinde..Kızılay başkanı Niyazi Sürmen başta olmak üzere bir çok tanıdık dost, derdimizle hemdert oluyor, yardımcı oluyorlardı ama biz çare olamıyorduk. Sıfır grubu (RH) pozitif kanın bu tür hastalar da bekletilmemiş kan olması gerekiyormuş ama 5 ünite birden istenince bu beş ayrı kişi demekti.  Bir de Ramazan..Kan verilmezmiş, oruç bozarmış, bu yüzden de iftardan sonra bunun halledilmesi gerekiyormuş..
İki çocuklu bacanağımdı bu hasta, koşturuyorduk. Bir gece bir gece daha derken durum ciddileşti, sadece kan değil bu kez kanözü de talep edilir oldu. Polis okulundan arkadaşlar da seferber oldu ve biz talep edilenleri yerine getirdik. Hasta artık gün sayıyordu elli, bunu kendisi de biliyordu. Son ziyaretimde artık eşi, babası, ağabeyi ve dayısıyla bir hatıra fotoğrafını çektim. 
O geceyi atlattı. Ama artık yola koyulmuştu, nitekim baldızım sabah saatlerinde “bir hoca bul, abi” dedi ağlayan sesiyle, “bitiriyor” diye tamamladı. Buldum hocayı, götürdüm. Kuran okunuyordu başında artık.. Telefonla takip edebiliyordum artık. Akşam oldu ama bu kez hasta iyi oldu. Sevinçle koştuk ziyaretine, kendine gelmiş ve konuşabiliyordu. Ama anlamıştım, son görüşümde eşinin yanında göz göze geldik, gözlerinde yaşamak isteği vardı, onu anlatıyordu, gözyaşları akıyor, son demlerinin hüznünü yaşıyor ve ama bir şey diyemiyordu. Bir süre baktı, gözyaşlarını eşi siliyordu ama artık daha fazla dayanamadı ve yüzünü duvara döndü. Ağladığını görmeyelim istedi, kanser belasından kurtulamadığını ve teslim olmak üzere olduğunu biliyordu. Bir gün sonra da vefat etti, yine iftar saatiydi.
O gece kadir gecesiydi, o geceyi bekledi  belki de Samittin Yavuzaslan.  Cuma günü de Araklı’nın  Hasköy’de  defnettik. O da sık sık hastaları tarafından hakkında bir takım şikayetler olan doktorun hastasıydı. Bir çok ilaç denendi üzerinde, belki başka hastalar için olumlu neticeler elde edebilmek için umut verildi her denenen ilaçla kendisine.. Ama olmadı, 38 yaşında göçtü öbür aleme bir çok kanser hastası gibi…Geride biri erkek biri kız iki çocukla tabiî ki de gözü yaşlı bir de eş bırakarak.. Kanserin yetimlerini bize emanet ederek.. Doktorlar, yine aynı doktor.. Belki kaç kanser hastasını daha yolcu edecekler bin bir ilaçla belki de başka hastalara umut olsun diye  tecrübe edinerek..!
Kalın sağlıcakla..
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.