Kendini uyanık sanan Karadenizli!

 M. Kemal AYÇİÇEK – 4 Mayıs 2015  

 

Avrupa görmüş ve Avrupa’dan emekli olmuş kendini uyanık sanan Hasan amcadan söz edeceğim. “Uyanık sanmak” ifadesini özellikle kullanıyorum çünkü çoğu emekliler arasında özel Hasta hanelerle ilgili özel bir çalışmanın yapıldığı kanaatine sahip oldum. Emekliler dışında yine emeklilerin himayelerinde olan kişiler, özel Hasta hanelerle ilgili çok olumlu ifadelerle ya doktor yönlendirmesi veya doğrudan özel Hasta hane isimleri vererek bir PİAR çalışması yapıyorlar.

 

İlk olarak göz hastalıkları ile ilgili bir sohbette Hüseyin amca, Trabzon’da bir özel hasta hanenin adını vererek öneride bulunuyor. Gözünde bir kaşıntı varmış ve özel hasta haneye gitmiş de sanki ameliyat olmuşmuş gibi çok özel bakmışlar ve de yakından ilgilenmişlermiş bunu öne sürerek, övgüler sıralıyor. Yıllarım Tıp Fakültelerinde geçti, öğrencilerinden tutun asistanlarına, Doç ve Prof’larına kadar bir yığın insan tanıdım. Mesleki gözlem ve birikimlerim, reçete yazan doktorlara itirazcı olmamı sağladı. Her nedense hastaya şöyle bir bakıp reçeteye davranan doktorları zaten sevmem! Her meslekte vardır görevini istismar edenler elbette Doktorlarda da bu şekilde olanlar fazlasıyla mevcuttur.

 

Hasta haneler, son yıllarda öylesine gelişti ki özel Hasta hanelerle kamu hasta haneleri arasında kıyaslama yapmak bile mümkün değilken çıkarılan söylentilerle, yani fısıltı gazeteleri ve şehirlerdeki duyuru levhalarına asılan ilanlarla özel hasta haneler özellikle emekliler arasında parlatılıp, güya sağlık hizmetlerinde daha iyiymiş gibi öne çıkarılıyor. Hasan amca da bunlardan sadece biriydi işte, aslında grip olmuştu. Bu yıl Karadeniz bölgesindeki grip hastalığı öncekilere oranla daha ağır seyrediyordu. Hasan amca da grip olmuş, önce Devlet hasta hanesine gitmiş buna on tane iğne verilmiş, iğnelerin dokuzunu kullanmış ama yine iyi olmamış ve eşini almış yine adını başka bir emekliden duyduğu Trabzon’daki özel bir hasta haneye gitmiş ve tedavi için yatırmışlar.

 

İstanbul’dan arayanlarla sesini çok hastaymış çıkararak konuşuyor Hasan amca, bizde İstanbul’dan gelen amcamlarla birlikte gidiyoruz bu yakınları hasan amcayı yattığı özel hasta hanede ziyarete ama ziyaret saati değil tabi. Elimizdeki beyaz orkide çiçeği ile hasta odasını ararken bayan bir yardımcı personel geliyor tam hasta odasının kapısında “Aa çiçeği bana mı getirdiniz !”diye karşılıyor bizi, kısa bir şaşkınlığın ardından hasta odasına giriyoruz, bakıyorum hasan amcaya ama o değil de yanında refakatçi olarak kalan eşinin ondan daha hasta olduğunu görüyorum. O yatakta yatıyor, kolunda bir serum var ve ikinci serumuymuş ve kendisiyle çok yakından ilgileniyorlarmış! Amcam, rahatsızlığını soruyor. Hasan amca, “Sanki beni öyle dövmüşler gibi her yerim ağarıyor” diyor. Amcam, daha yakındaki kamu hasta hanelerine değil de buraya geldiğini soruyor, araç parkı sorunu yaşadığını anlatıyor. Hasan amca, “ Kamu hasta haneleri beni yatırmazdı diye onlara gitmeden direk buraya geldim” diyor. Tam bu sırada bir bayan doktor ve yanında iki hemşire ile odaya giriyor. Kenara çekiliyoruz ve doktor bir iki öksürük muayenesi yapıp, ardından “bol sıvı almalısın, su meyve suyu” diyor, ardından da hemşirelere “bir ciğer filmi alalım” talimatı veriyor ve geldikleri gibi gidiyorlar.

 

Hasta ziyaretini tamamlayıp çıkarken amcama, “Ben hasta biri görmedim, böyle hasta olur mu?” diyorum kinayeli bir şekilde, oda buna hak veriyor, gülüşerek çıkıyoruz. Bir gün sonra aynı hasta bu kez telefonla arıyor amcamı ve normalden biraz uzun konuşuyorlar. Ne konuştuklarını daha sonra amcam anlatıyor, “Yahu yatırmazlar diye kamu hasta hanesine gitmemiş ama şimdide kendisine 26 serum yazıldığını ve serum almaktan bıktığını hasta haneden çıkmak istediğini ama serumların bitmediğini anlatıyor” diyerek gülüyor. Amcam İstanbul’da özel bir hasta hanede çalışan bir doktorla hasta hane sahibinin bir konuşmasını aktarıyor. Hasta hane sahibinden habersiz bir doktor, hasta hanenin sahibinin de bulunduğu bir ortamda kendisine telefonla ulaşan hemşire ile konuşurken, hastanın taburcu olabileceğini söylüyor ve telefonu kapatıyor. Hasta hane sahibi doktora, “ne yaptınız” diye soruyor, doktorda tedavisi tamamlanan bir hastayı taburcu ettiklerini anlatıyor ama hasta hane sahibi ona, “benim yataklarım boş dururken siz nasıl olurda hastayı taburcu edersiniz” diye çıkışıp azarlıyor.

 

Şimdi bizim kendini “uyanık sanan” Hasan amca, “Kamu hasta haneleri beni yatırmaz diye geldim özel hasta haneye” diyor kendi ağzı ile ama ardından verilen 26 serumdan yakınıp, hasta haneden de çıkma isteğini dile getiriyor. Bu hasan amca gibi niceleri var aynı uyanıklık mantığında olan emekli Karadenizli. Özel hasta hanede yapılan neydi, hangi hastaya ziyaretçi geldiyse ekstradan aynı hasta odasına beyaz önlüklü ağırlıklı bir ziyaret ve ardından “Ne kadar hassas ve ilgi gösterilen bir hasta hane imajı” verilmiş oluyor. Hastalık grip veya soğuk algınlığı yani halk arasında yaygın olan ifadesi ile “Doktora gidersen 7 günde gitmezsen 1 haftada iyileşirsin” hastalığı için özel hasta hane çilesine değer mi? Hasan amca,  geriye kalan serumlarından feragat edip, kendince yine bir uyanıklık yapıp hasta handen taburcu olmuş. Telefondaki sesi de düzelmiş biraz, hastadan daha iyi çıkıyor! Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.