KIŞLANIN DUVARLARI

 M. Kemal Ayçiçek
Avrupa birliği’ne bir adım daha attık. Yunanistan’ın dönem başkanlığının bitiminin ardından 19-20 Haziran 2003’teki Selanik Zirvesi’nde bunu gördük. Eh artık, “bizi Avrupa Birliği’ne almazlar” diyenler bile, kem kümleyerek de olsa bu gerçeğin altını çizmeye başladılar.
Türkiye’nin lehine gelişmeler tüm bunlar. Kıbrıs’tan tutun ABD ile ilişkilere değin Türkiye gerçekten kabuk değiştiriyor. Ama bunun için de TBMM dahil, Ana muhalefet Partisi’nin de desteği ile Türkiye ileriye yürüyor. Bu yürüyüşe destek veren, bu süreçte katkıda bulunan her Türk vatandaşı, bu sonuçlardan kendine dilediği kadar mutluluk payı çıkarabilir. Helal olsun.
Görsel medyanın yaygınlığı, uyduların tüm Dünya televizyonlarını dileyen herkese istediği gibi izleme olanağı sunuyor. Sadece o da değil artık kablolu yayınlardan internet üzerinden her türlü haber kaynakları tüm insanlığın emrine amade edildi.
Yıllardır bende ulaşabildiğim kadarıyla bu yayınlardan yararlanmaya çalıştım. Dikkatimi çeken bir konu vardı. Her zaman kafama takıldı, gözlemledim. Yabancı ülkelerde her hangi bir olayın seyrinde üniformalılara bizdeki kadar rastlamadım. Elbette Rusya Federasyonu’nda zaman zaman ekranlara yansıyordu ama mesela Türkiye’deki kadar ağırlıklı olarak askerlerin üniformalı gözüktüğü somut örnek Irak savaşında oldu.
Irak işgalinden sonra en fazla üniformalıların gözüktüğü ekranlar Türkiye’deki ekranlar oldu.Neden?
Ben askerliğimi yaparken, çarşı izinlerinde bize sadece çarşıya çıkılırken giyilebilecek tek tip askeri elbiseler verilirdi. Sonra bu bizim dönemimizde kaldırıldı. Sivil giysilerle çarşıya çıkar olduk. O günler geldi aklıma. Ne kadar mutlu olmuştuk.! Sivil olmaya hasret kalmıştık. Tek tip çarşı elbiseleriyle çarşı iznine çıktığımız günlerle sonra sivil olarak çıktığımız günler arasında bile dağlar kadar fark vardı. Sivil elbiselerle çarşıya çıkınca sanki yeniden “insan” oluyorduk!. Asker elbiseleri üzerimizdeyken de sanki bir robottuk!. 
Askeri elbiseyle çarşıya çıktığımızda benliğimiz ve kimliğimizden uzaktık. Çarşıdaki insanlardan farklıydık.onlar bize farklı bakarlardı.o gözlerle bize söverlerdi. Şimdi bende askeri, kışla kıyafetiyle sokakta gördüğümde “vay be demek böyle sırıtıyorduk” diyorum. Ama şimdi artık, askerlerimiz sivil elbiselerle çarşı iznine çıkarak, hiç değilse insanlıklarını bizden daha rahat yaşayabiliyorlar!
Hal böyleyken nedendir bilmiyorum, acaba askeri kıyafetlerle siviller arasında dolaşmak kime ne sağlıyor? Olur ya , 1980’lerde Ankara’da askeri öğrenciler, sırf kız tavlamak ve sivil üniversite öğrencilerine hava atmak için özellikle askeri kıyafetle gezinirlerdi. O dönemlerde sırf bu kıyafetler(!) yüzünden diğer üniversite öğrencileri ile askeri öğrenciler arasındaki kavgalara “set” kafeterya ve çevresinde az rastlamamışımdır.
O günleri de düşünerek bugüne bakarken ekranlarda her gördüğüm askeri üniforma, beni rahatsız ediyor. Belki o geçmiş kötü günlerden kalma bir iticilik bende ama bu huyumu yenmeye çalıştıysam da olmuyor aşamıyorum,rahatsız oluyorum. 
Bugün okullara başörtüsü sokulmazken, siviller arasına askeri üniformayla neden çıkar insanlar? O askeri giysinin hiç mi “kışlalık” önemi yoktur?. O Kışlanın hiç mi saygınlığı yoktur? Bizim de önceleri giyerken sonradan sivil kıyafet uygulamasına geçilerek çok iyi bir iş yapılmış oldu. Şimdi, er için düşünülmüş bir güzelliği bugünün komutanları resmi görevleri dışında neden yapmazlar? Neden Halk arasına üniformayla çıkarlar? Bunu hala anlayabilmiş değilim. Öyle ya, o zaman kışlalar neden kalın duvarlarla sivilden ayrılmıştır diye sorulmaz mı? öyle değil mi ama? Kalın sağlıcakla.21.06.2003 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.