Komonist bunlar

  M.Kemal AYÇİÇEK - 6 Kasım 2007 Salı 
 
Fizik Bilgesi, siyasetin Paşa’sının oğlu  Prof. Dr. Erdal İnönü, binlerce seveninin omuzlarında son yolculuğuna uğurlandı. Omuzlara alınmamak için yere yatabilen bir siyaset adamıydı. Türkiye’deki siyasi olgunluk, henüz onu taşıyabilecek düzeylere çıkmadığı için o bırakmıştı, siyasetten çekilmişti, şimdi de Dünya’dan çekildi gitti. Buna üzülenler arasında sağcı solcu bir çok insanın yanında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’da vardı.
Adamın biri Erdal İnönü’nün vefat ettiğini duyunca onla ilgili bir anısını anlattı kendince, Samsun’un Bafra ilçesi’nde siyasi çalışma yaparken Erdal İnönü’nün mitingi de varmış o sıra, kalabalık arasındaki bu siyasetçi, tam aksi bir partinin çalışmasını yaparken,  İnönü’yü dinlemeye geldiği belli şapkalı yaşlı bir adamın yanına sokulmuş ve , “Ey gidi  İsmet paşam, nerdesin sen olsan da hep seninle olsaydık ama bu senun uşağun  komonist, bunlarla  yola gidilmez bunlara  oy da verilmez” diye laf atmış.
Şapkalı adam da katılmış bu sözlere, “ he ya, nerde ismet paşa, nerde bunlar. Haklısın, komonist bunlar, bunlara oy  verilmez ama bakalum ne diyecek” demiş ve Erdal İnönü’nün konuşmasına kilitlenmiş.
Komonist dedikleri Erdal İnönü’ydü. Ölümle ilgili düşüncelerini anlatırken, düşünmek bile istemediği sonla buluştu Erdal İnönü. Kısa kaldı siyasette ama ilkeli davrandı. Sosyal demokratlık uğruna sol kesim için çok büyük fedakarlıklar yaptı, hep ödün verdi aslında. Halkçı Parti ile Sodep’in birleşmesinden tutun, SHP’nin CHP’ye katılım sürecine, hatta CHP’nin yeniden açılması bile Erdal İnönü’nün çabalarının sonucudur.
Erdal İnönü, Avrupa tarz bir sol  “dürüst siyaset” ilkesini benimsemişti ama Türkiye’de siyaset, henüz Erdal İnönü’nün istediği düzeye ulaşamadığı için Erdal İnönü, 1993’te siyasete veda etti ve bir daha da dönmedi. Onu siyasete geri getirmeye çalışan çevrelerin ısrarcı tutumuna 2002 de neredeyse teslim oluyordu ki, çevresindeki danışmanları buna izin vermedi.
Türkiye’nin çok partili siyasal yaşama dönüşünün mimarlarından babası İsmet İnönü kadar etkili olamadı Türkiye siyasetinde belki ama  Erdal İnönü, katı sol zihniyetiyle hareket etmedi ve Süleyman Demirel’le önce hükümet ortağı ve ardından da onu Cumhurbaşkanı yapan isimdi.
Oysa 1980 ihtilalinin bir gerekçesi de  CHP Genel Başkanı Bülent  Ecevit ve AP Genel Başkanı Süleyman  Demirel’in uzlaşamaması ve Cumhurbaşkanının seçilememesi  sonucu olmuştu.
1985 yılıydı. Ekim ayında Halkçı Parti ve Sosyal demokrat Halkçı Parti arasında birleşme görüşmeleri sürüyordu. Giresun’daki bir proğrama yetişmek için Trabzon’da biraya gelen  HP Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan ve SODEP Genel Başkanı Erdal İnönü, birleşme için burada düğmeye bastılar. 
O dönemlerde şimdiki gibi televizyon kanalları yoktu, gazetelerde bu kadar fazla değildi ve hele sol partileri izleyen gazeteci de parmakla sayılabilecek kadar azdı. Biz belki 3 veya 4 kişiydik bu iki lideri izleyen ve birleşmenin temellerinin atıldığının haberlerini geçmiştik. Her iki liderde birlerine jest üstüne jestler yapıyor ve nezaket sergiliyorlardı. Her iki liderde gülümseyen ve iyi niyetli olduklarını gözleriyle de hissettiren liderlerdi.
Onlar, her ikisi de alaylı siyasetçi değillerdi belki de ondandı, hırsları alaylı siyasetçilerdeki gibi değildi. Mütevazi birer siyaset adamı, solu birleştirme uğruna kilometreler kat ettiler bu ülkede ama ne yazık ki sol her zaman bu gayretleri heba edecek alaylı siyasete teslim oldu.
Nitekim  CHP’de bir dönem genel başkanlık yapmış Altan Öymen, bir konuşmasında bu ayrışmaya ilişkin ;
Öymen, ''Değil SHP'yi, Halkçı Parti (HP) ve Sosyal Demokrasi Partisi'ni (SODEP) bile dışlamak olanaksız. Çünkü CHP'nin birleştiği SHP, SODEP-HP birleşmesi sonucu ortaya çıkmıştı. SHP'den gelenler, birlikte çalıştığımız kişilerdi. Ayrıca, CHP'nin yeniden açılmasını sağlayan yasanın çıkmasında, Erdal İnönü 'nün gösterdiği çabayı unutmamak gerek'' söyleme gereği duyuyordu.
Şimdi rahmetli Erdal İnönü’yü son yolculuğuna uğurlayanlar arasında ne yazık ki onu ve felsefesini hiç dikkate almayanlarda vardı, onun Genel başkanlığına isyan bayrağı açıp, her kongreden mağlup çıkmış ama sonunda onun CHP’den kopmasına da yol açan mesela CHP genel başkanı Deniz Baykal başta olmak üzere, sol hareketin alaylıları da ağırlıktaydı.
Erdal İnönü, Türk bayrağına sarılı tabutunun eller üzerine alındığını görüp de şöyle kalkıp bir doğrulsaydı, ve kendisini taşıyanlara şöyle bir bakabilseydi sanırım çok güler, hatta o tabutun içinden törene katılanları  gülerek alkışlardı. 
Sonra da tabutuna yatar ve kendi kendine belki şunları derdi, “ Vefasız, gerçekten çok vefasız bir dünyadaymışız. İkiyüzlülüğün revaçta olduğu dünyadaymışız, değmezmiş tüm bu insanlara, onları tanımaya değmezmiş meğer!”
Cenazenin arkasından methiyeler düzenler, tabutu başında saygı geçişi yapanlar, onun sağlığında yanına yanaşma cesaretini ve belki de yüzünü bulamayanlarla doluydu.
Keşke tüm ölenler, cenazelerine kimin hangi niyetle katıldığını da ölmeden görebilse ve onlara sağlığında, “gerek yok, zahmet etmeyin” diyebilseler! Öyle değil mi?
Siyasetin gülen yüzü Erdal İnönü’ye Allah’dan rahmet, kederli ailesi ve gönülden sevenlerine başsağlığı diliyorum. kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda  www.kuzeyhaber.com , www.hizmetgazete.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka) 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.