KTÜ Tıp Fakültesi'nden gelen isimsiz mektup

M. Kemal AYÇİÇEK – 27 Eylül 2010  
Yayıncılara bir yerlerden istihbaratlar ulaşır. Bunlar kimi zaman telefonla, kimi zaman bir mektupla, bazen da iletişim mesajları ile.. Tabi bunların değerlendirilmesi yapılırken de eğer elinizde o işe uygun bir muhabir varsa, istihbaratı muhabire yönlendirirsiniz ve gereğini yapmasını ondan istersiniz. Ama ya fotoğraf çekme imkanı da yoksa o zaman bunu bir şekilde paylaşırsınız, şimdi tıpkı benim yaptığım gibi.
Yıllarca KTÜ (Karadeniz Teknik Üniversitesi) Tıp Fakültesi’nde bizlerde görev yaptık. O dönemler henüz gelişme sürecini tamamlamamış bir kurumdu tabi KTÜ Tıp Fakültesi. Fiziki şartları bile olgunlaşmamış, sadece bir bina ve içinde de o binanın ruhuna uygun öğrenci, öğretim üyesi ve yöneticileri vardı. O dönemler dediğim 1980’li yıllar. O günün kurumlarında “madde” ön planda değildi. Her şeye “para” gözü ile bakılmadığı için de rahatlıkla gidilebilir ve bölge insanının hizmetindeki bir kurumun bulunduğundan daha da ileriye gitmesi için ister istemez destek de olurdunuz. Peki ya şimdi? Neredeyse özel pasaportla gidilebilir, çevresi sarılmış, her yanından sizden ne yapıp edip mutlaka bir “kazanç” elde etmeyi hissettiren bir kurum!
Peki ya hastalarınıza yaklaşımı? Diye soranlara ben belki bir refleks gereği “aman ha” diyorum, geçmişte çok yakınlarımı orada kaybetmişliğin belki bir küskünlüğü ile..babamın mide ameliyatından tutun bacanağımın kanser tedavisine kadar..Adı cezp ediyor olacak ki, kimilerinin gözünde çok abartılı yer edinmişliğini görüyorsunuz. Oysa, KTÜ Tıp Fakültesi, aslında bir okul. Temel işlevi, bu ülkeye doktor yetiştirmek. Ama bölge de adı her nedense sanki diğer tüm hastanelerden daha önemli, doktorları da hep Profesör’lerden oluşan bir hastane algısı var. Evet, Porf’lar var, var ama o Prof’ların altlarında yetişmekte olan öğrenciler var! O öğrencilerin de ister istemez, öğrenim alanındaki uygulama sahası da KTÜ Tıp Fakültesi hastanesine gelen hastalar..
Tıp alanındaki yerini konumunu küçümsemiyorum ama mutlaka o kurumun yöneticileri de orada hizmet veren onca Prof, Doç, Dr veya intörn yani öğrenciler de mutlaka iyi niyetle görev ve sorumluluk anlayışı ile hastalara yaklaşıyordur, ona da inanıyorum ancak gelen şikayetleri de sizlerle paylaşmadan edemiyorum. Nitekim, insanlar, durup dururken kalkıp herhangi bir kurumdan yakınmazlar. Demek ki bir yerler de bir bityeniği vardır. Umarım, KTÜ Tıp Fakültesi’nin yöneticileri, yapılan şikayetleri dikkate alırlar ve insanların daha şikayetsiz ortamlarda hizmet almalarına yönelik gayret sarf ederler.
Bu şikayet bana 18 Eylül’de ulaştı. Okuyunca içim burkuldu, bir tuhaf oldum. Gerçekten de böylesi bir yakını ile bu kuruma gidip gelmemiş olanların bunu anlaması zordur ama anlayan insanların da bir yerlerden gelen feryatlara kulak vermesi, insani bir görevdir diye düşünüyorum. İşte o gelen mektup;
“LÜTFEN DİKKATE ALALIM..................... Trabzon gibi Türkiye'nin gözde ve önemli şehirlerinden birinin kanayan yarasına dikkat çekmek istiyorum; KTÜ Farabi Tıp Fakültesi Psikiyatri Servisi Trabzon’da Tıp Fakültesinde girildiği zaman insanın iyileşmek için yattığına pişman olduğu bir servis diyerek söze başlıyorum. Affınıza sığınarak şunu belirtmeliyim ki; ahırdan bozma, izbe bir yerde, bir köşede bırakılmış bakımsız bir yer. Hangi problem daha önemli bilemiyorum ama sıralamayı ben yapayım kararı siz verin. 
1-Nazi Almanya'sı toplama kampını andırıyor. Hastalar günlerce kapalı ortam tutuluyor. Balkon denen ancak inşaat alanına bakan bir yer var. Balkon camları yılların vermiş olduğu ve Psikiyatri servisinin genel ortamına uyum sağlama adına dışarı net göstermeyecek kadar kirli
2- Mutfak adı verilen ama mutfaktan başka her şeye benzeyen bir mekan. Hem uğraş saatinin yapıldığı hem yemeğin yendiği bir ortam. Yemek masasının örtüsü yıllarca yıkanmamış gibi 
3- Tuvalet; iki kapısının bulunduğu ve dolayısı ile mahremiyetin ayaklar altına alındığı bir yer. İki kapısı olması güvenlik için olabilir ama bir ikaz ışığı konamaz mı?. bu insanlar aklı melekelerini kullanmıyor olabilir ama mahremiyetinde farkında olan hastalarda olumsuz etkileniyor
 4. Hastalara sanki hasta olmaları kendi suçlarıymış gibi davranılıyor. Günlerce bir ay iki ay yatan hastalar gün yüzü göremiyor. 
5- Kadın ve erkek hastalar aynı ortamda yattıkları için bazen kadın hastalar erkek hastaların tacizine maruz kalıyor. İyileşmek için oraya yatan hastanın taciz olayından sonra ne kadar düzeleceği de sizin takdirinize bırakıyorum.
 Size sesleniyorum sayın yetkililer bunlar benim vicdanımı sızlattı, yakınlarınız inşallah psikiyatri hastası olmaz ve inşallah KTÜ Psikiyatri servisinde yatmazlar. Şu an yatan ve ileride yatacak hastalar adını elinizi vicdanınıza koymanızı ve gerekenin ilgili yerler neresi ise bildirilmesini istiyorum. Dekanın ve rektörün bunları görüp görmediğini bilmiyorum. Psikiyatri ABD başkanı ve diğer öğretim elemanları ne yapıyor onu da bilmiyorum ama şundan eminim ki; psikiyatri servisine yatan hastalar sağlıksız bir ortamda tedavi almak zorunda kalıyorlar. Şu an oradakiler sizin anneniz, babanız, kız kardeşiniz vs olabilirdi. Saygılarımla Psikiyatri servisinde yatan hastalar ve yakınları adına.....”
Sadece KTÜ Tıp Fakültesi’nde değil, hangi hastanede olursa olsun tüm hastalarımıza sağlık ve şifa diliyor, hasta yakınlarına da bol sabır ve geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.