Liderleri konuşturanlar, tartışılmalı

M. Kemal AYÇİÇEK – 30 Kasım 2009
Vatandaş kime bakıyor, liderlere. Onlar ne diyorsa, onların söyledikleri haber oluyor ve bu haberlerde vatandaşa yansıyor. İyi de o liderler, kendilerimi hazırlıyorlar o konuşmaları? O liderleri birbirine karşı konuşturanlar, hiç konuşulmayacak mı? Bu stratejistler, toplumu germe yarışındalar mı yoksa? Nedir bu bayram demeden seyran demeden liderlerin ağzından topluma yayılan bu olumsuz ve çirkin söylemlerin asıl sahiplerinin sıkılma, arlanma duygusu hiç mi yok? Nedir, bayramda bile liderleri böylesine birbirine kırdıracak mantık, bunu bu halka nasıl reva görür, nasıl vicdanları rahat olabilirler böyle?
Nedir liderlik;
“Liderlik, yönetim ve kurum kültürünü oluşturmakta, vizyona öncülük etmekte ve değişimi yönetmektedir. Lider, hayal ile gerçeğin uzlaştığı vizyonu oluşturan, yayan ve çalışanları başarı için ikna eden kişidir. Lider, stratejik avantajları kuruluşun çıkarına kullanabilen ve organizasyonu bu doğrultuda yönlendirebilen kişi(ler)dir.”
Ne oluyor şimdi?
 MHP Lideri Devlet Bahçeli, “"Tarih, Başbakan Erdoğan'ı ağzı bozuk edep ve hayadan nasibini almamış, vaatten başka bir şey bilmeyen, beceriksiz bir kişi olarak yazacaktır. Bizim için ne söylenmişse öncelikle kötü söz sahibine misliyle ait olacaktır." diyor.
CHP Lideri Deniz Baykal, belki daha profili düşük tarzda Başbakan Erdoğan’a yükleniyor. DTP Lideri Ahmet Türk, TP Genel Başkanı Abdüllatif Şener aynı tonda hep başbakanın konuşmasından duydukları rahatsızlıkları dile getiriyorlar. İyi de Başbakan Erdoğan’a o konuşma metinlerini hazırlayanlar, stratejistleri böylesi bir süreçte hangi mantıkla Başbakan’a “rahatsızlık yaratan” ifadeleri kullandırıyor? Belikli başbakanın çevresinde stratejistlerden daha çok “hamasetçiler” yoğunlaşmış, Başbakan Erdoğan’ın bunun farkında olması gerekir artık. Her devrin belli “tip”lerinin etkisinde kalmaması ve “Demokratik açılım süreci” gibi tarihi bir misyonun öncüsü olduğunu unutmaması gerekir.
İbrahim Hakkı Hazretleri’nin “Marifetname” adlı eserinde bakın neler söylüyor;
“Ey aziz! 
Konuşursan doğru konuş. Doğruluk keramettir. Yalan aşağılıktır. Kurtuluş doğruluktadır. Yalancı ve hileci şeytandır. Lâkin görünüşte insandır. Yalan söyleyen kimseden hayır umulmaz. 
Bos laflar ve şakalar zarara yol açar; ömrü boşa geçirmektir. Gıybet ve koğuculuktan sakin ki, bunlar insani halktan ve Haktan uzak ederler. 
Dil insanin terazisidir, âlim ve cahili ayırıcıdır. Mü’min insaf etmeyene insafla gider. Ahlâki güzel olan yumuşak söyler. Çok selâm ve tatlı dil sevgiye sebeptir. Büyüklerin yolu güzel sözlü olmak ve açık selâm vermektir. Dili tatlı olanın dostu çok olur. Sözü tatlı olanın muhabbeti lazımdır.”
Evet, “kem söz sahibine aittir” ama bu böyledir diye de her zaman her platformda hele topluma önderlik yapan insanların, daha sorumlu ve daha dikkatli sözcükler seçmesi gerekmez mi? Nasılsa siyasi partilerin liderleri, eteklerinde ne kadar  taş varsa bunları zaten TBMM’de grup toplantılarında dile getirmiyorlar mı? Oradaki konuşmaların kalkıp bayram namazlarına, veya bayram mesajlarına alet edilmesi liderliklerle ne kadar bağdaşabilir? Bu toplum, böylesi nezaketsizliği hak ediyor mu? Şu unutulmamalı ki, liderlerin ağzından çıkan her kelimeyi fırsat bilip bu ülkede kargaşa çıkarmak için bekleyenler hiç de azımsanacak düzeyde değildir. Kimsenin fitne ve fesada fırsat vermemesi gerekir. Hele günümüzde iletişimin yaygınlığı ve de özellikle de “taraf” tarlıklarla bölünmüşlüğü dikkate alındığında, toplumu germe yanlılarının ekmeğine yağ sürmekten başka bir anlam ifade etmez. Sorumluluk makamında olan insanların bu noktada elbette daha dikkatli ve de seçici olmaları ve söylediklerine özellikle dikkat etmeleri gerekir. Bilvesile herkesin Kurban Bayramını  tebrik ediyorum, kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.