Memur, umuttur!

 
M.Kemal AYÇİÇEK - 19 Mart 2007 Pazartesi  
 
Devlet memurluğunu “çantada keklik” algısıyla yapanlar vardır ve halk, bu tip Devlet memurlarını  kısa sürede tanır ve notunu da verir. Memur, ilgili alanındaki Devleti temsilcisidir. Dolayısıyla da vatandaş, gözlerini kapayarak o memura güvenir ve umutla görevini tarafsız yapmasına umut bağlar. Bunu layıkıyla yapanlar vardır yapamayanlar vardır, işte o layıkıyla görev yapanlar sevilir ve bağırlara basılır diğerleri ise her akla gelende lanetlenir!
Trabzon ve Giresun’a yeni valiler atandı ve sayın her iki vali de görevlerine başladı. Trabzon valisi Nuri Okutan, Sakarya’dan ayrılırken kalpakla vatandaşın arasında gözyaşı dökerken görüntüleniyor. Trabzon’da ise sevgiyle karşılanıyor ve ayağının tozuyla bağırlara daha havalimanında basılıyor.Giresun’a atanan ve ilk valiliği olacak Mustafa Taşkesen, halkla el ele vererek görev yapacağını söylüyor. Her iki valimize de hoş geldiniz diyor ve başarılar diliyoruz. İllerin potansiyelini kucaklayabileceklerine inanıyoruz. Bundan önceki atamalarda bu illerde zaman zaman zaaflar yaşanmıştır. Bazı valilere şehirler maalesef küçük gelmiş bazılarına ise daha da büyük gelmiştir! 
KTÜ’ye yeni gelen bir öğrenciye Trabzon’u nasıl bulduğu soruluyor. Bu öğrenci de, “yok ya pek beğenmedim, Trabzon’a ayak bastığımda gördüm ki, çöp bidonunda Trabzon belediyesi yazıyor. Oysa ben Trabzon’u büyük şehir sanıyordum” diyor. Bir hayal kırıklığı yaşadığı belli bu öğrencinin.Oysa sözünü ettiğimiz öğrencinin geldiği yer de Amasya’nın ücra bir köyü meğer!. Ben küçümsemiyorum ama öğrencinin gözünde, Trabzon’a gelmeden önceki Trabzon belli ki bir dev şehir. Öyle ya Trabzonspor’undan tutun da Hamsi’sinden, Fındığından, Üniversitesi’nden, Türkiye gündeminde etkin rolünden olacak ki, Trabzon’a gelmeyenlerin beyinlerinde olduğunun çok üzerinde bir yer edinmiş demek ki. Öğrenci haklı, hayal kırıklığı yaşıyor olmaktan!
Trabzon’un bölgenin metropol kent konumunu maalesef zaman zaman bu ülkeyi yönetenler bile anlamıyor ve salt harita üzerinden kalkıp bu ile vali atıyorlar. Atanan valilerin kimi buradan gözyaşlarıyla uğurlanıyor kimi de, “aman iyi ki gitti” diyerek gönderiliyor. Elbette Devlet memuru için görev kutsaldır, öyle de olmalıdır ama yaptığı görevle barışık olmayanların da illa ve ısrarla böylesine görevlerde makamları dolu gibi gösterme adına görev yapması herhalde öncelikle bu ülkeye zarardır. İlla da Ahmet’e veya Mehmet’e yaranma mantığına sığınmış Devlet memuru zihniyeti, Trabzon’da yürümez, yürütülemez!
Bakmayın kimilerinin görev süresinde kimselerin ses çıkarmıyor olmalarına, gidenlerin ardından söylenenler yazılmaya kalkılsa dosyalar dolusu dokümanlar oluşur. Devlet memuru, nerde ve hangi koşullarda olursa olsun bu ülkenin her yerinde görev yapabilecek ruh, bilinç ve görev anlayışına kayıtsız şartsız sahip olmalıdır. Devlet memurluğunu seçen insan, o seçimi yaptığı anda bunu doktorların Hipokrat yeminleri gibi zaten kabul etmiş demektir ama günümüzde bu böyle mi?
Düşünsenize Kamuoyunda “torba yasa” olarak nitelenen ve İthal hekimlerin ülkemize gelmesine yol açacak yasa tartışmaları neden çıktı? Böyle bir yasaya neden gerek duyuldu? Doktorun ataması yapılıyor Van’a, “gitmem” diyor ve gitmiyor, neymiş neden gitmiyormuş, eş durumu varmış, aile birliği bozulurmuş vs. yani şimdi devlet onca imkan tanıyıp senin doktor olmanı sağlayacak ve sen görev yerinle alakalı “seçim” derdine düşecek , bireysel haklarını toplum haklarından önde tutacak , görev almayacaksın öyle mi? Bu sadece doktorlar için değil tüm memurlar için kabul edilemez bir anlayıştır.
Vali, Hakkari’ye atanacak ve ama gitmeyecek mi? Gidiyor, valinin gittiği ile öğretmen gönderemiyorsunuz, doktor gönderemiyorsunuz olacak iş mi? Yani bu ülkede adamına göre iş bulacağız Devlet memurlarına öyle mi? İşte bu mantığa itiraz adına yabancı hekimlerin bu ülkede hizmet verebilmelerine imkan tanınmak istenmektedir. Aynı şey gerekirse diğer kurumlar için de yapılabilir bu mantalite de ısrar sürerse..
Vatandaşla bütünleşmeyi beceremeyen, Devlet hizmetlerinde vatandaş yerine kendi önceliklerini düşünen hiç kimsenin memur olmaması gerekir. Memurun şu veya bir başka nedenle yasa boşluklarından yararlanarak işi savsaklama veya iş karşılığında her hangi bir şekilde devlete değil ama kendine çalışması kabul edilemez! Maalesef, bu tarz görev yapan memurluğu “çantada keklik” sayıp, Devlet görevini adeta bir hortuma dönüştürenlerin daha fazla bulundukları mevkileri yıpratmaması gerekir. Bu ister öğretmen, ister müdür, ister  hakim ve isterse vali olsun  fark etmez. Devlet, bu tip düşüncelerin esiri olmuş memurlarından arınmalıdır.
Devlet memuru, Devlet’le vatandaşın arasını açmak veya soğutmak için değil aksine halkla-devlet arasındaki bağı güçlendirmek, kaynaştırmak ve Devlet makamını o halka hizmet için aracı yapmalıdır. Devlet itibarını korumalı ve bulunduğu mevkiden devletin istismar edilmesine yol açacak ilişkilerden ve görev anlayışından da uzak durmalıdır.Bu arada halk, salt kendine yontan değil adil bir yönetimde her zaman Devletinin yanında ne pahasına olursa olsun olmayı tüm değerlerin üzerinde görüyor. Kalın sağlıcakla. 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.