MHP, hala Olağanüstü hal istiyor mu?

  

M. Kemal AYÇİÇEK – 1 Ağustos 2010  
Neler oluyor şu Referandum kampanyasının başlamasından sonra bu ülkede görüyorsunuz. Birileri, senden, benden çok sevdiği(!) bu ülke için, telefonunu eline almış, sağa, sola “Türk bayrağını yaktılar koşun” dan başlayıp devam eden mesajlar atmaya, “yaylaya, kendi evine giderken” ormanda karşılaştığı PKK’lılara aracını vermeye,  Hatay Dörtyol’da 4 polisimizin şehit olmalarına yol açan olaylarla nasıl halkı kışkırtmaya çalıştığını anlayabiliyor musunuz? Eğer, “Taraf”lı bir Gazeteniz varsa tüm bunlardan haberdar olursunuz, ya yoksa haberiniz olmaz. Çünkü, bu ülkede her şeyi her gazetenin yazmadığı durumlar yaşıyoruz.
Daha çok provakosyonlar göreceğiz bu belli. İstihbarat raporlarından, emniyetin uyarılarından bunları anlıyoruz. Mesela , MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli, Hakkâri’nin Şemdinli ilçesi Gediktepe’deki askeri birliğe yapılan kanlı terör saldırısında 8 askerimizin şehit düşmesi ve 14 askerimizin yaralanması ile ilgili açıklama yaparken ,Hain saldırının “Türk milletinin yüreğini dağlayarak derin bir yasa boğduğunu, Türk milletinin haklı bir infial ve öfke içinde olduğunu” vurgulayarak, Hükümeti bir an önce bölgede Olağanüstü Hal ilan etmeye çağırmamış mıydı? . İnegöl ve Dörtyol olaylarının arka arkaya gelmesinden sonra da hala “Olağanüstü hal ilan edilmeli mi?” diye insan sormadan edemiyor!
Önce İnegöl’de polis otolarını ateşe verenlerin trübunlerdeki amigo grupları(!) ile bağlantılarının ortaya çıkması, Hele Dörtyol’da Saldırıda kullanılan aracın sahibi, Payas Belediyesi MHP'li meclis üyesi Bestami Kılıç'ın Jandarma'nın haber elamanı olduğunun belirlenmesi, Kılıç'ın saldırıdan önce de Jandarma İstihbarat elemanları ile görüştüğünün ortaya çıkması hep dış güçlerle mi izah edilecek? Ne zamana kadar? Bu ülkede birileri bizim gözümüzün içine baka baka hala utanmadan, sıkılmadan yalan söylüyor ve bizleri aldatıyor. Şimdi Referandum için yapılan “hayır ittifakı”nın anlamı daha iyi ortaya çıkmıyor mu?
Her hangi bir olayda hemen topu “dış güçler” üzerine yıkarak yakayı sıyıranlar, tıpkı Şemdinli’de , İnegöl’de, Dörtyol’da hep aynı senaryoyu tekrarlamıyorlar mı? Mizansen hep aynı, aynı taktik ve hep aynı mantığı görmüyor muyuz? Bereket ki eski günlerde değiliz de, kimin ne halt işlediği hemen ortaya çıkıveriyor. Demek ki, artık eskiden olduğu gibi olayların üzeri rahatlıkla örtülemiyor. Onun için de bizim ülkemiz de “jitem” gizli saklı “resmen” görevini yaparken, “sivil jitem” de verilen görevde başarıyla(!) rol oynayabiliyor.
Oysa hiçbir ülkesini ve milletini seven insan, kalkıp kendini polis yerine koymaya kalkmaz. Olsa olsa bunu aslında bu ülkede polis’i de bir güvenlik gücü olarak istemeyen cenahlar yapabilir. Hiçbir vatan evladı, kalkıp bu millet için cansiperane görev yapan askere, polise ait araçları tahrip etmez. Ve hala bu tarz eylemlerde bulunup ta bunları “sarhoştular, sarhoş olmasaymışlar yapmazlarmış”  saflığı(!) ile korumaya çalışan kamu görevliliği anlayışının da son bulması gerekir. Ülkemizin değiştiğini bu ülkedeki kamu görevlilerinin en başta sivillerden önce anlaması lazım artık. Siviller değişimi anladı, kavradı ama hala kamu görevlilerinin çoğunun sanki bundan haberi bile yok. Yazık.
Velhasılı ülkemizde ne tür oyunlar oynandığını tek gazeteye bağlı kalarak, veya tek bir tv kanalını izleyerek anlamamız mümkün değil. Farklı kaynaklardan aynı haberleri izlersek o zaman olaylar hakkında objektif bilgiyi elde edebiliyoruz. Ama böyle bir alışkanlığımız henüz gelişmedi. Kaynak çeşitliliğinden çok, cep telefonu mesajları ile bile sokaklara dökülebilen insanlarımız var. Ön yargılarımız var. Bunları el birliği ile aşmamız gerekir diye düşünüyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.