Muhammed Ali’nin cenazesine gitmek isterdik Cumhurbaşkanımız!

 
 
M. Kemal AYÇİÇEK  - 6 Haziran 2016
 
 
Millet olarak sağcısı, solcusu, dinlisi, dinsizi, açığı, kapalısı, küçüğü, büyüğü ile 74 yaşın da vefat eden Muhammed Ali’yi severiz! Sevmeyenler de olabilir ama bir anket yapılsa sevenlerin sevmeyenlere oranı her halde yüzde 99 olurdu! İnsanlar, sevdiklerinin cenazelerin de bulunup, son bir vefa da bulunmak isterler. Ama Muhammed Ali’nin Cenazesi Amerika Birleşik Devletleri’n de olunca millet olarak oraya gidemeyiz! O zaman da akla bizi, yani Milleti temsil eden makam da bulunan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu cenazeye giderek, milletimizin orada vefasını eda etmesi, gönlümüzü fetheder! 10 Haziran Cuma günü yapılacak cenaze merasimin de Cumhurbaşkanımızın şahsın da biz de orada olsak fena mı olur?
 
 
Muhammed Ali’yi sevmek için herkesin kendince geçerli gerekçeleri vardır. Kimi 22 yaşın da Müslüman olduğu için, kimi ırk ayrımcılığına karşı verdiği mücadele için, kimi nüktedanlığı, kimi rengi, kimi boksör olduğu için kimi de kıvırcık saçları, belki konuşma kabiliyeti ve Dünya’ya verdiği mesajları için sever ama sever yani. Dünya ağır sıklet boks şampiyonluğunu 1964, 1974, 1978 yılların da 3 kez kazanan Muhammed Ali'nin doğduğu Kentucky eyaletinin Louisville kentin de cuma günü yapılacak törene istesek de bireyler olarak gidebilmemiz, hadi gittik diyelim orada yer bulabilmemiz mümkün olmaz. Fakat Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, bizim için orada rahatlıkla hem kabul görür hem de Türk Milleti’nin gönlün de taht kurmuş bir Efsane ismi son yolcuğun da yalnız bırakmamış olur. Hem Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan bugün yaşıyor olsaydı ve sağlığı elverseydi Muhammed Ali’nin cenaze merasimin de orada olurdu!
 
 
Sultan Ahmet’te ben de vardım
 
 
Muhammed Ali, Dünya Ağır Siklet Şampiyonluk  (WBA/WBC) unvanını  koruduğu, galibiyetini Amerika Birleşik Devletleri’nin  New York kentin deki The Bronx salonun da 28 Eylül 1976  Salı günü Ken Norton’a karşı aldığı maçın hemen ardından 1 Ekim 1976 Cuma günü İstanbul’a gelmişti. MSP (Milli Selamet partisi) Genel Başkanı ve başbakan Yardımcısı Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın daveti ile İstanbul’a gelen Muhammed Ali, Sultan Ahmet Camiin de Merhum Erbakan ve Hasan Aksay ile birlikte Cuma namazını kılmıştı. Orada o gün şimdi ki Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve bendeniz de vardım. Öylesine bir izdiham vardı ki, cemaat ne camiye ne de çevresine sığmadı.
 
 
Mücahit Erbakan, mücahit Ali sloganları
 
 
Salı günü sabahı 04.00 gibi siyah beyaz televizyondan Boks maçını izlediğimiz Efsane Boksör Muhammed Ali, üç gün sonra Cuma namazını İstanbul’da kılıyordu. Müthiş bir kalabalık   vardı. Sultan Ahmet Camiinin Alman çeşmesine bakan kapısından Merhum Erbakan ile birlikte çıktı Muhammed Ali camiden, “Mücahit Erbakan, Mücahit Ali” sloganları arasın da yürüyerek konuşma platformu (Bir kamyon kasası)na doğru ilerliyorlardı. Bendeniz de bir pikap kamyonetin kasasındaydım. Oradan Muhammed Ali’nin saçlarına dokunmak için elimi uzattığım da bir polis copundan nasiplendim ama o ana değerdi. Sonra da Sultan Ahmet ile Ayasofya Camii arasın da ki kamyon kasasından hem Merhum Erbakan ve hem de Muhammed Ali birer konuşma yapıp, birbirleri ile kucaklaşıp, Milli görüş selamı vermişlerdi. O gün orada sadece MSP’liler yoktu tabi, yukarıda saydığım her renk her türden insan da vardı, turistler de vardı.
 
 
Muhammed Ali, Müslüman olmadan önceki adı “Cassius Marcellus Clay “ adını “köle adım” olarak niteler. Muhammed Ali, sporculuğunun yanın da şairdir. Şiirleri, salyangoz, pangolins, Ren geyiği, kelebek, at, arı üzerinedir. Güzel konuşur, hızlı konuşur ve kurduğu cümleler de zekasını konuştururdu. Takma adları,  The Greatest of all time (Tüm zamanların En iyisi), The People's Champion (Halk Şampiyonu),The Louisville Lip (Louisville Lip). Muhammed Ali’yi benim burada anlatabilmem mümkün değil zira onun için şarkılar yapıldı, kitaplar yazıldı,  “Özgürlük Yolu”,  “The Greatest “ , “ Ali “ gibi filmlere konu oldu.
 
 
Cumhurbaşkanımız, cenazeye katılmalı

 
 
Dünya’da haklı bir şöhrete kavuşmuş böylesi bir şahsiyetin cenaze törenin de olmak tarihi bir olaydır. Yazıyı yazarken sevgili yeğenim Muhammed Fatih ile Ramazan ayının ilk sahurunu yapıyoruz. Ona sordum, “sen olsan Muhammed Ali’nin cenazesine gitmek ister misin?” diye, “Gitmem mi dayı” dedi, ardından da ekledi “ kaçırılır mı hiç”.
 
 Ona İstanbul’da Muhammed Ali’nin Cuma namazından çıkışı, Miting alanına gidişi ayrıca  Nation of Islam lideri Elijah Muhammed, oğlu Vârisuddîn Wallace Muhammed, Malcolm X ve Muhammed Ali'nin ilişkilerini  daha genişçe anlattım.  “Ne güzel, tarihi bir olaymış, ne mutlu o anları yaşamışsın dayı” diyerek bir de “Oofff” çekti.
 
 
 Bugünün gencini bile heyecanlandırabilen bir efsane Muhammed Ali işte. Yediden yetmişe herkes, Muhammed Ali’ye gönlünde bir yer vermiştir. Bu yüzden ben demiyorum, ülkemiz insanı içtenlikle Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Muhammed Ali’nin cenazesine katılmasını ister. Belki de Cumhurbaşkanımız, böyle bir sürpriz yapar, kim bilir? Muhammed Ali’ye Allah’dan rahmet, ailesine başta olmak üzere tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Kalın sağlıcakla.
 
.
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.