Nasihatler işe yaramadı maalesef!

 M. Kemal AYÇİÇEK – 3 Ekim 2014 

 

 

Hani “Keşke”ler olmadan bir hayat sürebileydik ama olmuyormuş demek. Şimdiye kadar hep şiddetin, kavganın, çatışmanın, savaşların hatta bıçaklı kavgaların bile karşısında oldum. Hep öyle kalmayı çok isterdim ama olmuyormuş, olamıyormuş demek! Şu bizim TBMM’de 2 Ekim 2014 günü kabul edilen “Irak- Suriye Tezkeresi” ile maalesef, Türkiye’nin bugüne değin sağa, sola, büyük, küçük tüm Dünya ülkelerine bu bölge için söylediği sözler, nasihatlar dikkate alınmayınca, sıra tekdire hatta köteğe gelmiş demektir! Keşke, bu noktaya gelinmeseydi ama getirildik işte!

 

Ziya paşa’nın “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir,Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” beyti aklıma geldi tam da tezkere oylanırken. TBMM’de parti sözcüleri konuşurken, kimilerinin Tezkerenin amacı için “Suriye’de Esed rejimini hedef alıyor” diyerek eleştirel yaklaşımları, siyasetçi de olsa sözü söyleyenlerin halkın önünde tüm bu konuşmaları yapabiliyor olmalarına anlam veremiyorum. Hem zaten halkın büyük çoğunluğunun da anlam veremediği belli ki sürekli gidilen sandıklarda bu tarz konuşmaları yapanların önünü açmıyor.

 

Ortadoğu’da İran- Irak savaşından sonra kendini bölge petrolleri pastasının asıl sahibi sanan oyuncu ülkeler, ABD, İngiltere başta olmak üzere hem de bu bölgenin uzağındaki ülkeler,”çıkarbirliği” yaptıkları petrol paylaşımı için bölgeyi habire kaşıyıp durdu. Irak, Saddam bahane edilerek işgal edilirken, işgal gerekçelerinin sonradan öften püften meseleler olduğu ortaya çıktı! Sonrasın da  Suriye de de aynı Irak’taki gerekçeler bahane edilerek Esed’in Baas rejimi devrilmek istendiğin de Türkiye, adeta tüm Dünya’ya karşı Suriye’yi deyim yerindeyse korumasına aldı!

 

 O dönemler, Türkiye’nin nasihatleri ile Suriye’nin yasalarıyla yeni Dünya’ya ayak uydurabileceği tezi işlendi. Ancak, Suriye, her seferinde Türkiye’yi ters köşe yapınca, Türkiye, Suriye’ye “Tekdir” politikalarına yöneldi. Ama bu da fayda etmedi ve şimdi CHP ve HDP hayır, AK Parti ve MHP ise evet oyu ile Irak–Suriye tezkeresi 98 ret oyuna karşılık 298 kabul oyuyla TBMM’de kabul edildi. Oylamaya 396 milletvekili katıldı. Böylece Tekdir aşaması da geçildi ve sıra en istenmeyen “kötek” noktasına vardı! Keşke bu noktaya gelinmeseydi ama gelindi işte!

 

Ayn el-Arab yani Kobani. Türkiye sınırın da  Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinin Mürşitpınar mahallesinin hemen karşısındaki Kobani,  Suriye'nin Halep İli'nin, Ayn el-Arap İlçesi'nin merkezi olan şehirdir. Ayn el-Arap 54.681 kişilik bir nüfusa sahiptir. Nüfusun büyük çoğunluğunu Kürtler oluşturur. Ayn el-Arap'ta önemli bir miktarda Türkmen nüfusu da yaşamaktadır. Ve şimdi Irak ve Suriye’de ele geçirdiği bölgelerde güya  Hilafet ilan etmiş İŞİD terör örgütünün kuşatması altında, her an düştü düşecek kaygılarının yaşandığı bir devredeyiz! Böylesi bir çatışma ortamının tam kapımıza dayanmış olduğu bir dönemde TBMM’nin Irak-Suriye Tezkeresi’nin geçmemesi düşünülemezdi! Bu durumun müsebbibi olarak Türkiye sorumlu tutulamaz. Aksine, Türkiye’nin yıllardır hem Irak’ta El Maliki yönetimi ve hem de Suriye’de Baasçı Beşar Esad rejimlerinin bölgeyi ateş çemberine çevireceği uyarılarını dikkate almayan o “çıkarbirlikçi” şimdinin koalisyon güçleridir!

 

Türkiye, kendi için de kemikleşmiş terör sorununu çözüm sürecine sokmuş yol alırken şimdi Kandil ve yandaşlarının çözüm süreci için bile bahanesi haline getirdikleri “Kobani düşerse çözüm süreci biter” gibi yabancı ülke toprakların da ki savaş halin de Türkiye’nin herhangi bir tedbir almaması beklenemezdi. İstemesek te bir savaşın içine maalesef sürükleniyoruz! Bıçaklı kavgalara bile karşı çıkmış biri olarak, sadece Türkiye’de de değil, tüm Dünya’da bir tek insanın burnunun kanamasına bile isyan ederken şimdi bir savaştan söz ediyor olmak bile kanıma dokunuyor. 

 

Ama bu oyunu bölgemiz de oynayan ülkelerin o oyunlarının bozulması için Türkiye’nin bu oyun içinde yer alması kaçınılmazdı. İŞİD denen terör örgütü, nasıl bir örgütse son model jeeplerle cephelerde gezinirken, oluşan güya büyük koalisyonun onca bombardımanına rağmen hiç tırsmadan hala bölgede bildiğini okumaya devam edebiliyor! Bu kimin örgütü aslında bu belli değil mi? Ben o son model jeepleri ardı ardına görünce ekranlarda bile sanki o jeeplerin üzerin de Suudi Arabistan’ı, Katar’ı ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni görüyorum! Yoksa siz de mi aynı şeyleri görüyorsunuz?

 

Şimdi Türkiye’yi “Kobani düşerse çözüm süreci biter” gibi saçmalıkla itham edip, tezkereye hayır oyu veren HDP, Kürtlerin Dünya’daki hamisi konumunda olan Türkiye’nin bir etnisite siyaseti ile ABD ve İngiltere’nin, Arap ülkelerinin hamilerini kullanarak devreye soktuğu bir petrolün açık denizlere, Türkiye’siz çıkarılma siyasetine göz yumabileceğini mi umuyor? Bu mümkün mü? Türkiye, daha yeni kimliğine tam kavuşamamışken, Türkiye’deki tüm olumlu gelişmeleri göz ardı ederek, çözüm süreci için atılan tüm adımları heba edecek çığırtkanlıklar, Türk ve Kürt kardeşliğinin arasını açamayacak! 

 

Tüm o oyuncu ülkelerle birlikte işbirliği içinde olan her kimlik, bu bölge de avucunu yalamak zorunda kalacak! Umarım bir savaşa girmeyiz, umarım Türkiye’nin sözleri bundan böyle dinlenir de daha büyük afetlerle karşılaşmadan bölgemize suhulet hakim olur! Allah’dan tüm Dünya’da barış ve kardeşlik ortamının oluşmasını tüm kalbimle dilerken, inanan tüm insanların Kurban bayramını bu vesileyle tebrik ediyor, tüm kurbanların mübarek olmasını niyaz ediyorum. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.