Okul Müdürlerinin Rotasyonu ve Kaçak Öğrenci yurtları

M. Kemal AYÇİÇEK – 30 Ağustos 2010
Milli Eğitim Bakanlığı’nın okul müdürlerine yönelik Rotasyon olayı, sessiz sedasız gerçekleşti. Yaz tatilindeki okul müdürleri, bu yıl rahat bir tatil yapamadı dersek yeridir. Okulların yaz tatiline girmesinin ardından, okulunda 5 yılı aşkın süredir müdürlük görevinde bulunan yöneticiler, tamamen değişti. Kimileri, bu rotasyon nedeniyle yargı yoluna da başvurdular ama genelde bu rotasyon işi, başta öğrenciler olmak üzere velilerin de takdiri ile karşılandı.
Şimdi kimi okul müdürleri, bu görüşe tepkide gösterebilir, kendilerince bu rotasyon, AK Parti iktidarı’nın kendine yakın(!) okul müdürlerini “ödüllendirmek” olarak ta algılayarak, bunun siyasi bir tasarruftan ibaret olduğunda da ısrarcıdır. Ama durum hiç de onların düşündüğü veya dillendirdiği gibi değildir. Hem zaten, onca okul müdürüne, tercih imkanı da verildi. Yani böyle bir rotasyon yapılıyor, ve “sen de gitmek istediğin okulları seçebilirsin” dendi. Kendi tercihlerini yapanlar arasında tercihlerinde uygunluk varsa o tercihlerine yerleştirildi, puanı ve tercihleri arasında uygunluk olmayanlar da bilgisayar marifeti ile yeni okullarında görevlendirildi. Şimdi bunun siyasal “yandaşlık”la ne alakası var?
MEB’in bu Rotasyon olayına samimi yaklaşmayan, veya kaale almayan, tercih yapmayıp, arkasındaki siyasi güce veya hani tanıdık, bildik, kısaca  halk tabiri ile “dayı” sına güvenerek, tercih yapmayan, “dağları ben yarattım” havasındaki okul müdürleri, bilgisayar kurasıyla yeni okullara verilince, gazetelerde kendilerince haberler yaptırıp, “sürgün gibi tayin” manşetleri attırdılar. Neymiş, 15-20 yıl gibi sürelerle emek verdikleri okullarında çok büyük fedakarlıklar yapmışlarmış, bu atamalar da onların onca emeğine saygısızlıkmış vs. vs.. kısaca hikaye yani..kimisi, “ben o okulu, yeni baştan yaptım, karşılığı bu olmamalıydı” derken, kimi, “ ben saçlarımı bu okulda ağarttım” havalarındaydı. 
Oysa, Rotasyon uygulamasıyla eğitim yöneticileri yeni bir heyecan ve çalışma azmi kazanacaklardır. Türk Silahlı Kuvvetleri, Adalet Bakanlığı, Emniyet Müdürlüğü gibi birçok kurumda uygulanan rotasyon politikası; çağdaş kamu yönetimi, değişim, dönüşüm, yenilik ve verimlilik adına eğitim sistemimizin yararına olacaktır. Bahse konu olan rotasyon uygulaması kişilerin değil, ülkemizin ve eğitim bileşenlerinin menfaatine; kişileri memnun etmeye dönük değil, eğitim yönetiminin memnuniyet ve verimliliğine dönük bir politikadır.
Kurumlara, okullara yeni bir bakış açısıyla yön verilebilmesi, yeni hedefler konulabilmesi ve kimi idarecilere asli görevlerinin öğretmenlik olduğunu hatırlatması açısından önemli olan rotasyonların il dışını da göreceli olarak kapsaması gerekir. Rotasyon uygulaması, eğitim sistemimize taze kan kazandırma adına çok doğru ve yerinde bir uygulamadır. 
O kendi başarısıyla övünen ve bu rotasyonu hak etmediğini düşünen değerli okul müdürlerimiz, o başarılarını biraz da yeni okullarına aktarsınlar ki, ülkemizdeki eğitim ve öğrenim düzeyi de onların başarılarından bir pay alsın, öğrencilerimiz tek düzelikten kurtulsun ve yeni bir dinanizm ve heyecanla, geleceğe daha iyi hazırlansınlar. Öyle değil mi? Kaldı ki, bu rotasyon olayı okul müdürlerinin yöneticiliklerinde aldıkları puanlar ve derecelere göre gerçekleşmiştir. Hiçbir okul müdürünün şu veya bu şekilde bir siyasi hesapla yerlerinden edildikleri gibi bir düşünceye veya kayırma veya kollama gibi bir durumla karşı karşı olduğu da söylenemez. Hah şimdi Milli Eğitim Bakanlığı, bu güzel icraatını  özel öğrenci evleri uygulamalarında da göstermelidir.
Kaçak Öğrenci Evleri?
Tüm illerimiz de artık Üniversiteler var. Tabi, üniversiteler olunca da Kredi ve Yurtlar Kurumu’nun yurtları, onca üniversite öğrencisinin barınma sorununa yetmiyor ve yetişemiyor. Haklı olarak da özel öğrenci yurtları, öğrenci evleri sistem için bir çözüm olabiliyor. Ama son yıllarda sadece Trabzon’da değil, tüm illerimiz de bu özel öğrenci yurtları veya evleri, dikkat çekecek düzeyde hızla açılıyor. Ama bu özel öğrenci yurtları bir ihtiyaçtır denilerek, her ne kadar Milli Eğitim gözetimi ve valilik izni ile açılıyor olsa da bunlar arasında kaçak öğrenci yurtları olmuyor değil. Bize gelen bir ihbarda mesela bir öğrenci yurdu ile ilgili;
“Üniversite eğitimlerini tamamlamak üzere şehrimize misafir olarak gelen gençlerimiz, gözü para hırsına bürünen kişilerin hedefi olmaktalar. Kalacak yer ararken, kalma hizmeti verme izin ve ruhsatı olmayan binalarda para uğruna ikamet ettirilmekteler. Bu yerlerden birisi de…(bizde mahfuz) Öğrenci Evleri. Bu binanın inşaat ruhsatı hariç hiç bir ruhsatı yoktur. İskânı yoktur. İtfaiye raporu ve onayı yoktur. Şehir içme suyuna bile bağlantısı yoktur. Bodrum katında inşaat esnasında kullanılmak üzere açtırılan artezyen kuyudan temin edilmektedir. İnşaat sahası içerisinde olan bina etrafı çevrilip önüne bir güvenlik kulübesi kondurularak öğrencilerin gözleri boyanmaktadır. www(bizde mahfuz)…ogrencievleri.com internet sitesinde duyurdukları hizmetlerin hemen hemen hiç biri verilmemektedir. Sitede verilen resimler insanları aldatmaya yönelik karelerdir. İnsanların para uğruna nasıl gençleri bir felaketle karşı karşıya bıraktıkları kamuoyunun gözünden saklanmaya çalışılmaktadır. Öğrenci yurtları yönetmeliğinde yapılan değişiklikle (Karar Sayısı: 2009/15692)( ÖZEL ÖĞRENCİ YURTLARI YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK)
 bu tür yerlerin kapatılması için valilikler yetkilendirilmiştir” deniyor.
Elbette valilikler, bu yeni açılan veya mevcut özel öğrenci evlerine yönelik tedbirleri almışlardır ama yine de bu eğitim ve öğretim sezonu öncesinde, çocuklarının üniversite kazanmalarına sevinen ve çocukları için her türlü fedakarlığı yapan velilerin kaygılarını dile getirmek gerekir diye düşündüm. Üniversite öğrencilerine barınma yeri sunmak adına bir çok cemaat, belki Allah rızası için “hizmet” gereği diye düşüne de bilir ama bunun istismarını yapan, sırf  olaya ticari açıdan bakan, ve salt kendi yurdunda barındıracağı öğrencinin velisinin cebini, kendi cebiymiş gibi gören art niyetlilere de fırsat verilmemelidir. Bunun kontrolünün yapılması gerekir. Mutlaka yapılıyordur ama işte o istismarcı çevrelerin de iyi izlenmesi gerekir diye düşünüyorum. Kızı veya oğlu üniversite kazanmış tüm anne ve babalarında aynı kaygıları duyduğundan da şüphe etmiyorum tabi. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.