Papa ve Türkiye!

  M.Kemal AYÇİÇEK -2 Aralık 2006 Cumartesi  
Ne oldu şimdi? O sokaklarda “gelme,sakın gelme!” “papa,sabrımızı taşırma” diye sloganlar atarak, attırarak yapılan mitingler ve tepkisyenler, ne oldular? Ne geçti ellerine, mutlu mu yoksa demoralize mi oldular. Neden di bu tepkiler, ön yargılarından tabiî ki..Oysa,inanan insanların önyargılı olmaları kadar kötü bir şey olabilir mi? Ne olacak dininde emri olan “sabrı” deneselerdi..Ne olurdu, kem sözler etmeden bir misafir ağırlasalardı. Keşke bunu yapabilselerdi değil mi? 
Vatikan Devlet Başkanı  Papa 16. Benediktus'un Türkiye dört günlük Türkiye gezisi, Türkiye’nin Dünya’daki imajına çok büyük katkı yaptı. Mükemmel bir misafirperverlik gösterilmesi bu ülke insanına, İslam dünyasına bir güzellik kazandırmaz mı? Elbette kazandırır. Şimdi Müslüman insanın oturup düşünmesi lazım, her şeyden önce en güzel ve en son dinin mensubudur Müslüman. O halde, kendi dininin gereği bir hoşgörünün en zor şartlarda bile sahibi olmayı bilmesi gerekmez mi? Ama ne oldu Türkiye’de, Papa gelecek diye “aman gelmesin “mitingleri düzenlendi. Kim düzenledi bunu, bu ülke de dinini ve diyanetini tam anlamıyla yaşamak istediğini söyleyen ve de yine en muhafazakar diyebileceğimiz bir siyasi parti yan Saadet Partisi..Başka kim, yine bu sahada yer edinme gayretindeki Haydar Baş’ın başında olduğu BTP ve bazı marjinal sayılabilecek çevreler. Yakıştı mı? Eh onlar kendilerine yakıştırdığına göre bizim söyleyecek bir şeyimiz kalmaz!
Oysa gerçekten İslam dininin mensuplarının hele de diyaloglara çok gereksinim duyulan bir dönemdeyken buna öncülük etmesi gerekirken, karşıtlık yaratma pahasına ses yükseltiyor olmaları ne garip değil mi? Oysa bu ülkeye, Medeniyetler ittifakının öncülüğü yakışır. Tıpkı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da eş başkanı olduğu bu “medeniyetler ittifakı” olayının desteklenmesine de katkı sağlayacak bir olaydır Papa’nın gelişi. Ha denecek ki Medeniyetler ittifakını isteyen kim ki? O ayrı mesele, istemeyebilirsiniz ama en son dinin emri birilerine karşı koymak değildir ki, eğer cihad emri yerine getirilmesi gerekiyorsa önce sözle anlatmak gerekmez mi hakkı bilmeyenlere? Bunun yapılmasını emreden dinin mensupları hemde bir din devleti olan Vatikan’ın liderinin Türkiye’ye geliyor olmasına karşı çıkması, salt nefsi duygularla olmamış mı dır?
Nefislerin terbiye edilmesi gerekir. Müslüman, önce nefsi terbiyeyi kendinde sağlamalı ve ardından çevresine yaymalıdır. Nasıl başardığını anlatmalıdır ve o çerçevede de ulaşabildiklerine sözle bunu anlatabilmelidir. Yoksa konuşmadan, iletişim kurmadan hangi gerçeği kime nasıl anlatacaksınız? Çağlayan meydanındaki konuşmalarla neye ne kadar hizmet edecek ve kimin hangi yüzünü kime karşı kızartmaya çalışacaksınız , ama önce kendiniz bunu başardıktan sonra o hak size veriliyor öyle değil mi? Bir insanın hata yapma hakkı yokmudur, o hatayı düzeltmeye kalkıyor olması kötü bir eylem mi dir ki, “Papa gelmesin” için bu ülkede mitingler düzenlenebiliyor. Evet,  Papa çizmeyi aşmış sözler sarfetmiştir ama bunun cevabını da Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr.  Ali Bardakoğlu,  gayet güzel yine tüm Dünya’nın gözü önünde ve hem de canlı yayınlarla Papa’nın yüzüne baka baka vermiştir, bu inanan bir insana yetmez mi? Anlatmak istenilen şey Papa’nın yanlış yaptığı değimlidir, o halde bu yapılmış üstelik aynı Papa’nın Türkiye’ye bakışı adeta yüz seksen derecelik bir dönüşle değişmiş ve Türkiye’nin AB’a girmesine de “olur” diyebilmiştir. Kendi kendini tekzip etmiş ve tüm Dünya önünde bu çelişkili kimliğini de ortaya koymuştur.
 Hem sadece Müslümanlarla Hıristiyan Dünyası arasında değil Hıristiyanların kendi aralarında bile olsa barış havasına girmiş olması Müslüman dünyasını sevindirmemelimidir? Elbette İslam Dünyasını sevindirecek bir gelişmedir bu olay çünkü uzlaşmaya yanaşmayan ve kin ve nefret o din mensuplarında İslam aleminden daha fazladır. Yer yüzünde küs olan insanların çok olası mı barış içinde olanların fazla olması mı inanan insanlar açısından olumludur? Allah, ayetlerinde insanlar neden renk renk ve farklı ırklarda yarattığını anlatmıyor mu? Nerde o “tanışsınlar, kaynaşsınlar yarattım” ayetinin gereği o zaman? Onun için tüm dinler bir yana o dinlerin mensupları ne yaparlarsa yapsınlar ama en son dinin  mensupları, tüm Dünya’ya örnek olacak hoşgörüyü elbette düşman beslediklerine de gösterme nezaketini sergileyecektir. 
Kısaca, Papa’nın Türkiye ziyareti hangi açıdan bakılırsa bakılsın gerçekten çok iyi bir zamanlamayla ve zamanında yapılmış, dinsel törenlerinin de TV’lerden canlı yayınlanması oldukça ilgiyle izlenmiş ve de Müslümanları da kapalı oldukları ve bilmedikleri Hıristiyanlık aleminin iç yüzünü bir kez daha görmüş ve de çok da özenilecek bir din olmadığını anlamış ve törensel inançların ne kadar titizlikle uygulansa bile bu inançta bireylere göre farklılıklar olabileceği de açıkça ortaya konmuştur. Bence bu dinsel törenlerin sık sık Tv’lerden verilmesi ve o inancında  törenler üzerinden sorgulanması gerekir.
 
Papa’nın gelişi salt dinlerarası diyaloglar bir yana inanç sahiplerinin aynı Allah’a iman etmedeki birlikteliklerinden de yola çıkılarak, neyin kavgasının verildiğinin iyice düşünülmesi ve yer yüzündeki insanların lehine olacak düzeylere ulaştırılmasında büyük önem vardır. Aynı Allah’a dua eden insanlar, neden  kavga ederler, bu kavgalar neden kaynaklanır veya bunlara kimler sebep olur bunun bilinmesi ve bu oyuna gelinmemesi için de her dinin mensubunun üzerine düşen görevi yapması beklenmelidir. Ülkeyse ülke, kurumsa kurum, bireyse birey her kim bu alanda barışa katkı sunuyorsa bundan daha güzel ne olabilir ki? Keşke tüm inananlar, bir kişi bile olsa ömründe bir kez dahi olsa sürekli barıştan söz edebilse ve bunun yararlı olacağını bir anlatabilse keşke. Sizce de öyle değil mi? Kalın sağlıcakla..

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.