Rus bıldırcın ve wikileaks belgeleri

  
M. Kemal AYÇİÇEK – 6  Aralık 2010   
Sabahın erken saatleri..yerde bir bıldırcın, uzanıp, alıyorum yerden. Kaçmıyor, belki de kaçamıyor. Tabi ya diyorum Rusya’da soğuklar bastırınca, bıldırcınların da göç edeceği yerler, daha sıcak ülkelerdir. Rus bıldırcın da  Koskoca Karadeniz’i bir solukta uçarak geçmiş, ülkemize gelmiş ve denizin hemen bitiminde de yorgunluktan düşüvermiş demek. Gagasında hafif bir kanama vardı. Kedilere yem olmasından kaygılandım ve onu birkaç günlüğüne evimde misafir edeyim dedim.Dinlensin garip.. Öyle de yaptım.
Dilini bilmediğim bir Rus bıldırcın, ne yaparsın uğradım bizim yemci arkadaşa. Akvaryum ve aynı zaman da kuş ve yemlerini de satıyor. O bilir dedim bıldırcın ne yer ne içer sordum, önerileri aldım eve gelince iyi bir besledikten sonra artık sıra sohbete geldi. Hazır Rusya’dan gelmişken ben Rus bıldırcın misafirime ne sorayım, tabiî ki , “Rus musun?” dedim. Cevap vermedi. “bizim alemde böyle sorular sorulmaz ” dedi. Sanki ne olduğumun ne önemi var der gibi, “sendeki de can bendeki de” diyerek, başını havalara kaldırdı, sonra kabarmaya çalıştı, kocaman olduğunu göstermek için. Ben aldım cevabımı..
Rusya’dan gelen Bıldırcın’a şu wikileaks internet sitesinde, ABD büyükelçilerinin kendi Dışişleri bakanları ile yaptıkları krıptolu yazışmalarının yayınlanan belgelerini sordum. Ne deniyor Rusya’da belgeler için diye, ne desin Bıldırcın, güldü önce sonra da “Ruslar sadece gülüyor o belgelere” der gibi oldu. Sonra da kendisinin bu wikileaks’ın yayınları ile ilgili değerlendirmelerini yaptı. Rus Bıldırcın, Türkiye’de DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un, , “wikileaks belgeleri hamam dedikodusu değil” değerlendirmesinin tam aksine  “tam da kadın hamamı dedikodusundan başka bir şey değil” demez mi?. Dedi ve oldu işte..
Türkiye’de sistem “tek tip insan” yetiştirme adına tek tip söylemlere de sahip Prof. Dr’ların söylemlerinden , Rus Bıldırcın’ın değerlendirmeleri daha mantıklı geldi! Ne yalan söyleyeyim, ben onu dinlerken kendi kendime , “sanki içimi okuyor” dedim. Rus bıldırcın, suyundan bir iki yudum aldı, yeniden o şişinme hareketlerini yaptı, Hindi soyundan mıdır nedir, Hindiler gibi tüylerini kabarttı, bir iki dönüş yaptıktan sonra döndü yine konuya, wikileaks belgelerine. “belge dedikleri ne?” diye sordu, ardından da , “ABD’nin diğer ülkelerdeki büyükelçi ve elçilik görevlilerinin bulundukları ülkelerdeki dedikoduları, kendi dillerince ve kendi milletlerinin anlayabileceği şekilde yazılı haldeki sunumları değil mi? Yani belge değil, sadece duyumların dedikodusu.” Hemen “evet” diyorum ve  Bunu Türkiye’de kadınlar hamamının müdavimleri yapar ve eğlenirler diyorum. Kafa sallıyor Bıldırcın..bir de Rusça gülüyor galiba..
Rus bıldırcın’la konuşmamız devam ediyor, ben çat-pat anlıyorum ama  asıl ne söylemek istediğini anladığım kadarıyla anlatayım. Tercümanlık diyebilirsiniz bir nevi, diyor ki Rus Bıldırcın, wikileaks, aslında yayınladıkları belgelerle bir yandan Dünya’yı tek bir ülke yerine koyuyor ve globalizm gereği, tüm toplumları aynı sınıfta ve değerde sayıyor ve yayınladıklarının tüm dünyada aynı anlamda algılanabileceğini , dolayısıyla da tüm insanlığın aslında tek söylem üzerinden anlaşabileceğini söylemek istiyor. Wikileaks, bunu yapıyor ama bu söylemlerin kimi ülkelerde yaratacağı erozyonu tabiî ki de hesaba katmıyor. Yer yüzünde gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan  ülkeler de bu belgelerin anlattığı aynı şeyler, aslında çok ayrı ayrı algılarla değerlendirilebiliyor. Gelişmiş toplumlar, bu belgelere “gülebiliyor”ken, geri kalmış veya gelişmekte olan ülkeler de bu aynı belgeler, büyük toplumsal gerilimlere yol açabiliyor..
Wikileaks belgeleri, Türkiye’de, yarı Modern toplum ile daha çok geleneksel toplum tipini aşmış bir toplum tepkisi ortaya koyarken, mesela Pakistan, İran, Afganistan, Irak, Suudi Arabistan, Libya, Lübnan, Suriye, Katar, Azerbaycan, Kırgızistan gibi geleneksel toplum tipinin hakim olduğu yapılarda daha da tesirli bir etki yaratacaktır. Nitekim öyle de oluyor. Kimi ülkeler, mevcut yönetimlere karşı Wikileaks belgelerini adeta “can simidi” gibi görürken, kimi ülkeler de buna  karşın aynı belgelere “tuvalete atılacak kağıt parçası” (Rusya ve İran) veya “peçete” gözüyle bakabiliyor. Türkiye de özellikle muhalefet kanadın da  Wikileaks’in çok fazla ciddiye alındığı görülüyor. Yani Türkiye de geleneksel toplum tepkisini daha çok muhalefet verirken,  aynı konuda tam da tersi beklenirken, iktidar kanadında ve yandaşların da daha çok modern toplum anlayışının öne çıktığı görülüyor.  Bana kalırsa da tüm belgelerin açıklanmasını sabırla bekleyip, sonrasında gerekli cevabı vermek en doğru olandır.Hatta cevap vermek bile gerekmeyebilir.Yoksa o sözü edilen belgeler, isterse tamamı gerçek olsun, onun yabancı diplomatların bu ülkeden “ne anladıkları” ve “neyi ne kadar anladıkları” bağlamında görmek gerekir diye düşünürüm.
Konunun daha  iyi anlaşılabilmesi  için Vefa Akdoğan’ın  “GELENEKSEL TOPLUM VE MODERN TOPLUM  DİKOTOMİSİ  BAĞLAMINDA  MODERNLİĞİN  ELEŞTİRİSİ” 
Başlıklı Makalesindeki şu bölüme bakmak lazım;
“Getirilen açıklamalara göre geleneksel toplum bünyesinde şu özellikleri taşımaktadır. Durağan toplumsal yapı; tarıma dayalı ekonomi, düşük okuma yazma oranı; teknolojik düzey geriliği; düşük hayat standardı; fonksiyonel belirliliği olan durumlar mevcut değil; yatay ve dikey hareketsizlik; sosyal hayatta yüz yüze ilişkiler yoğun; yönetimde kanun ve kurallardan ziyade gelenekler hakim; inanç ve düşünüş biçimlerinde kaderci zihniyet ve uygulamalar egemen. Geleneksel toplumun bu özelliklerine karşılık modern toplum dinamik, şehirli hayat egemen olduğu endüstrileşmiş, siyasi ve sosyal yapıda kurumlaşmaların artmış, okuma yazma oranının yüksek ve yüksek öğrenimin yaygın olduğu, yönetimde görevleri fonksiyonel olarak farklılaştığı, kitlelerin giderek artan bir oranda siyasete katıldığı, siyasi gücün daha geniş gruplara dağıldığı, demokratikleşmenin yanı sıra laik düşünüş tarzlarının siyasi ve sosyal yapıda hakim olduğu bir toplum tipi olarak tanımlanmaktadır.(Coşkun,1994:299)” 
(yazının tamamını ekteki linkten okuyabilirsiniz.
http://www.toplumvesiyaset.com/yaziOku.php?id=1440 )  
Bizim misafir Rus Bıldırcın, onca Karadeniz’i geçerkenki yorgunluklarına döndü. Yolda dinlenecek bir yer bulamadığını, Dünya’da insanların boşuna zaman harcandığını buna üzüldüğünü söylüyor. Kendi dünyalarında Wikileaks belgeleri gibi bir sıkıntıları olmadığını, çünkü kendilerinin doğal hayatı özümseyerek yaşadıklarını anlattı. Bende büyük keyifle dinledim, çok büyük saygı duydum ve onu 4 gün misafir ettikten sonra bir sabah kendi dünyasına salıverdim. Şimdi bana “be manyak, Bıldırcın, her yerde bıldırcındır. Hiç Bıldırcın’ın Rus’u, İngiliz’i, Arap’ı, Zencisi, Türk’ü’, Kürdü’mü olur?  Diyenlere, ben de “E be zındık, İnsan, her yerde insan değil mi? insan’ın oluyor da hayvanın neden olmasın?! “ derim. Haksız mıyım?! Kalın sağlıcakla.
Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com  ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.(mka)  
 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.