Şahsiyetsiz Çağdaşlaşmanın Adı: Batılılaşmak

“Yenilenmek”, “çağa ayak uydurmak”, “modernleşmek” gibi ifadeler muhtemelen hepimizin kulağına hoş geliyordur. Bizim ülkemizin de bütün ülkelerin de bekası için vazgeçilmez kavramlar hepsi. Dünyada kıyasıya devam eden gelişmişlik mücadelesinde geri kalmamış toplumların gücünü borçlu olduğu kavramlar. Tarih boyunca belli dönemlerde kimileri başardı bunları uygulamaya geçirmeyi kimileri başaramadı ve farklı zamanlarda farklı milletlerin yıldızı parladı hep medeniyet yarışında.


Dünyada inanca , ırka, renge göre birçok gruplandırma olduğu gibi coğrafi olarak da Doğu ve Batı medeniyetleri diye bir gruplandırma var bildiğimiz üzere. Gelişmişlik mevzusunda genelde Doğu ile Batı gruplandırmasıyla bir kıyaslama söz konusu. Son iki asırdır batının çok gelişmiş olduğu, bizim geri kaldığımız ve gelişmemiz gerektiği düşüncesi yaygın. Buna benim de birçoğunuz gibi hiçbir itirazım yok. Ancak onlar gibi gelişmek ile onlar gibi olmak arasında çok ince ama bir o kadar da hayati bir çizgi var.


Ülkemizde “çağa ayak uydurmak”, “medenileşmek” kavramlarının yerine, bunların karşılığıymış gibi kullanılan “Batılılaşmak” ifadesi çok yaygın. Anlam veremiyorum bizim amacımız gelişmek, çağdaşlaşmak ise “Batılılaşmak” nasıl bir kavramdır? Ne kadar şahsiyetsiz bir isimlendirmedir bu. Modernleşmenin adına “Batılılaşmak” demek için ya onlar gibi gelişmiş olmak değil onlar gibi olmak amaçlanıyordur ya da tarih boyunca hep onlar medeniyette önde olmuştur ve biz de o sebeple gelişmeyi “Batılılaşmak” olarak adlandırabiliriz ki böyle bir şeyin söz konusu olmadığını söylemeye bile gerek yok herhalde. Biraz önce de bahsettiğim gibi her dönemde farklı toplumlar medeniyetin öncüsü olmuştur. En yakın örnek olarak Osmanlı Devletinin uzunca bir döneminde milletimizin Dünya’ya medeniyette örnek olduğunu gösterebilirim. Kurduğumuz birçok devlet de birçok dönem medeniyetin simgesi oldu. Mimaride, sanatta, tıp alanında ve birçok ilimde milletimizden ne denli önemli isimlerin ne denli büyük işler yaptığı herkesçe bilinmektedir. O zaman geriye sadece birinci seçenek kalıyor. Çağa ayak uydurmak adı altında, onlar kadar çağdaş olmak değil, onlar gibi olmak amaçlanıyormuş demek ki.


Çok düşündüm bu kavramın bu kadar rahatça kullanılmasının sebebini. Acaba tarih boyunca hep geride olanlar ötekileşme adıyla mı gelişme politikası izlediler? Acaba bizim daha gelişmiş olduğumuz yüzyıllarda Batılı devletlerin “Doğululaşma” diye bir devlet politikası uygulamış olması mümkün müdür? Bizden geride oldukları dönemlerde “Doğululaşma” politikası uygulayarak mı bizden daha gelişmiş oldular? Bu sorular ne kadar gülünç ve çılgınca da gelse, ben uzunca araştırdım ve en ileri olduğumuz dönemlerde dahi bizdeki Batılılaşmaya karşılık “Doğululaşma” diye bir batı politikası göremedim tarih sayfalarında.


Çağdaşlaşmanın tek yolunun tıpkı Batılılar gibi olmak, yani onlar gibi giyinmek, inanmak, yaşamak olduğunu düşünen ve bu sebeple tıpkı onlara benzemeye çalışan insanlar için tam yerine oturmuş bir kavram “Batılılaşmak”. Amaçları gerçekten tam olarak bu zaten. Ancak beni özellikle rahatsız eden nokta “Batının iyi yönlerini almak” kavramını “Batılılaşmak” adıyla kullanan insanların farkında olmadan bizim benliğimizi yok edip tıpkı Batılılar gibi olmamızı isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyor olmaları.


Toplumumuzda, tarihimizden, kişiliğimizden hep kaçıp Batılılara her gün biraz daha benzemeye çalışan insanlar çok düşündürüyor beni. Kültürümüze, benliğimize, olan bu düşmanlığa hiç anlam veremiyorum. Bu kaçtıklarınız mı geri kalmamızı sağladı bizim. Gelişmiş olan gibi giyinerek, onun dinlediği müziği dinleyerek, onun inandığı gibi inanarak gelişilebileceği hangi mantığa uygundur? Bu fikri birileri bize empoze etmeye çalışıyor. Buna diyebileceğim bir şey yok. Bize geçmişimizi, kim olduğumuzu unutturmak isteyen çoktur. Ancak bu fikir böyle bir geçmişe sahip olan bu milletin içinde nasıl kabul görüyor bunu aklım almıyor doğrusu.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

YORUMLAR
Kaan ÇAKIR
Kaan ÇAKIR - 6 yıl Önce

gerçekten düşündürücü... tebrik ederım.

arda kalaycı
arda kalaycı - 6 yıl Önce

batılılaşma yeni çıkan bir terim değil ve bana göre sizin bahsettiğiniz gibi batılıların din dil vslerini bize empoze eden bir olguda değil yabancıları örnek alma taklit etme çağımızın en büyük sorunu bence ama bunu batılılaşma terimine bağlamak ne kadar doğru ? ilkokuldan beri duyduğum batılılaşma teriminin açılımında hiç bir zamana dini veya başka birşeyi örnek gösterilmedi bize .

Furkan Tolga SITKI
Furkan Tolga SITKI - 6 yıl Önce

tebrikler güzel bir konuya parmak basmissin

Ferhat Beşiroğlu
Ferhat Beşiroğlu - 6 yıl Önce

Cumhuriyet öncesi dönemde de var olan bu batıcı fikirlerin pozitivist temsilcilerinden Abdullah Cevdet, batılılaşmayı biraz daha ileri taşıyarak, damızlık batılı Aydın getirerek ancak gerçek batı seviyesine ulaşırız demiştir. Bu sosyal darwinist kafa, tamamen farklı gibi görünse de, bugün milli değerlerden feragat ederek batı seviyesine erişebileceğini iddia edenler ile devam etmektedir. Dün damızlık batılı ile yükselemeyeceğimiz gibi bügünde milli değerlerden geçerek yükselemeyiz. Güzel bir konuya değinilmiş, tebrikler.