Sayınlı mayın!

   M.Kemal AYÇİÇEK - 27 Mart 2007 Salı
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın yabancı bir radyo’da terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’a “sayın” dediği iddiaları tartışılırken, bu olay Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi de siyasi tansiyonun yükselmesine neden oldu. Başbakanın cumhurbaşkanı olacağını her platformda dile getiren ve bunu özellikle gündemde tutan CHP Lideri Deniz Baykal, bunu oy kaygılarıyla yapmadığını söylüyor.
 
Bir süre önce yazmıştım, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını ve Bülent Arınç, yurtdışı gezisinde bunu teyid etti. İyi de etti. Şimdi CHP Lideri Deniz Baykal, illa da Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın aday olacağını varsayarak, döktürüyor bir müneccim edasıyla ve o “sayın” ifadesini sık sık ve özellikle kullanıyor. Politika tabi, bir de “Hikmetyar’ın önünde diz çökmüş” diyerek ayrı bir olayla da böyle bir olasılığı ortadan kaldırmayı ülke yararına görüyor.
Şimdi Sayın Baykal, seçime bir ay kala neden hala Cumhurbaşkanı adayının adının açıklanmadığını ve bunu bilmenin bir demokratik hak olduğunu söylüyor. Ruhat Mengi’nin Star TV’deki “her açıdan” programında Baykal, ayrıca bir yandan aday açıklanmıyor ama diğer yandan da 4 AKP’linin adı verilerek anket yapılmasında yine Başbakan’ın “aday açıklanmayacak” ifadesiyle çeliştiğini söylüyor.
Şimdi Baykal’a sormak gerekir, acaba Sayın şimdiki Cumhurbaşkanı Ahmet Sezer’in adını bu millet ne kadar sürede öğrendiydi? Ve yine sormak gerekir, o sandığa gitmedi denilen 10 milyon insanın vatandaşlıkla bağdaşmayan tavrının faturasını kalkıp Başbakan’a mal etmek ne kadar demokratiktir? Yani adamlar seçimlerde kalkıp sandığa gitme zahmetine katlanmamış, vatandaşlık haklarını kullanmamış ve “ben bu ülkede yokum” edasıyla, duyarsızlık göstermişlerse bunu kalkıp şimdi, “sana oy verenler yüzde 34, oy vermeyen de yuzde 66” demenin alemi var mı? Madem dürüst politika yapılacak o zaman o yüzde 66’nın için de o oy vermeyen, oy kullanmayan 10 milyonluk kesim yok mu? Neden onlar muhalefet reyonunda sayılıyor neden?
Ha Sayın Baykal aslında Başbakanla pazarlık yapıp kendilerinin önereceği bir adayda uzlaşmak ve Başbakan’a kendilerinin önereceği bir adayı peşinen kabul ettirme yani emrivaki yapıp, buna razı etmeye çalışıyor. O üç emekli sivil(!) generalle görüşmesinin kem, kümlü ifadelerinin satır aralarında bunlar var. 
Demokrasiyi “hep bana reb bana” zihniyetiyle sadece kendileri için hak gören bir zihniyetin bu ülkede Cumhuriyet’in kuruluşundan beri Cumhurbaşkanını seçme geleneğinin bozulmasından duyulan kaygıdır tüm bunlar. Ve evet Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı özellikle mindere çekme ve yıpratma politikalarına sadece bugün tanık olmuyoruz ki sayın Baykal’ın, o ayni şeyleri SODEP-CHP birleşme kurultay sürecinde de sayın Erdal İnönü’ye yapmıştı.Sayın İnönü, öyle bir sürecin sonunda koltuğunu gözleri arkada kalarak sayın Baykal’a devretmişti!
Türkiye için bir kabus senaryoları üretimi yarışmaları yapılsa bunlarda birinciliği sayın Baykal’ın hiç kimseye vermeyeceği açıktır. Fakat, Türkiye’deki değişimi ve insanların düzeyini hala 1970’li yıllardaki gibi algılama hatasında olan Deniz Baykal, ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde prim yapacak politikalar üretemeyince düştüğü zaafları böylesine  basit gerekçelerle kapamaya çalışıyor. 
Velhasılı Sayın Baykal, aslında Erdoğan’ın damarına basarak onun köşk adayı olmasını istiyor, seçimlerde böylesine bir rakipten kurtulmak adına yapıyor bunu ve biraz da duygusal takılıp, aslında kimseler(!) adına hareket etmediğini, ve karşı çıkışının temelinde de cumhuriyet kaygısına vurgu yapıyor. Oysa hiç kimse de sayın Baykal gibi kaygı falan taşımıyor. Böyle bir kaygıya gerek de görmüyor çünkü ortada fol da yumurta da yok! 
AK Partiden birisi Cumhurbaşkanı olacak ama bu Recep Tayip Erdoğan değil, sayın Baykal rahat olsun! Sayın Baykal, o “sayın” mayınını kullanarak, eskiden olduğu gibi bazı seslerin yükselmesini her ne kadar istiyorsa da onların tümünün artık demode olduğunu birilerinin ona anlatması gerekir. Türkiye’deki değişimi hele meclis de yasaların yapıcıları olarak öncelikle onların anlaması ve algılaması lazımken bunu yapamıyor olmaları düşündürüyor insanı. Kalın sağlıcakla. 

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.