Seyahatler ve Turizm

 M. Kemal AYÇİÇEK – 9 Eylül 2013 

Bu yaz uzun zamandır gezemediğim kadar gezilerdeydim. Ankara’ya üç kez gittim. Yolumun üzerinde olan yerleri zaten saymıyorum. Seviyorum gezileri ama öyle hesaplı, planlı veya şu navigasyon ağanın emrettiği şekilde de değil, kafama göre!
Bursa’nın Mudanya’sından, İstanbul’un adalarına, Amasya’ya, Tokat’ın Erbaa’sından, Erzurum’un İspir’ine, Bayburt’un Aydıntepe’sinden, Gürcistan’ın Kaboleti’sine, Batum’a, Rize’nin İkizdere’sinden, Trabzon’un Uzungöl ve Sümela’sına derken baya bir yoğunluklu gezim oldu. Gezdiğim her yer de büyük değişimi yazmasam olmaz. Tanıyamadığım hatta bildiğim halde bulamadığım yerlerde olmadı değil, galiba yaşlılar kervanına bizde dahil olduk!
Cep telefonum o ilk çıktığı yıllardakinden olduğundan güncel haber takibi filan yapmadım. Hem zaten o yukarda bahsettiğim Navigasyon ağayla zaman zaman bindiğim araçlarda veya birlikte olduğum arkadaşlarda çakıştık. Ben ona itibar etmesem de zaman zaman sadece sis olduğunda işe yaramadı değil, yoksa gezilerimde onlara hiçbir yerde de güvenip bağlı da kalmadım. Ara sıra rastladığım yerlerde televizyonlar açıksa veya internete girdiğimde sadece çok önemli bir olay varsa onlara baktım o kadar. Zaten Mısır, Suriye, Olimpiyat… Başka da gündem yok! Başörtülü kızların ODTÜ’deki o stand açması ve ardından yaşananlar, yine ODTÜ’de ağaç bahaneleri ile o İstanbul’daki Gezi Parkı kardeşliğini saymıyorum.
Gürcistan’ın Batum’da o devasa gökdelenlere habire yenileri ekleniyor, Karadeniz bölgesindeki HES’lerinbir çoğu tamamlanmış artık çevre düzenlemelerine ağırlık verilmiş, Uzun göl elden gitmiş tam bir panayıra dönüşmüş, Sümela Manastırında zaten çok dar olan yollarda tam bir trafik çilesi yaşanıyor, yaylalar bu yıl da soğuk ve sis yüzünden pek tat vermemiş, Bayburt’ta önceden buğday tarlası olan yerlerde hep kuşburnu luk olmuş, önceden görmeye alıştığımız büyük ve küçükbaş hayvan kalmamış, Çukur yaylada keçilere kalmış, dağlarda gevenler ot olmuyor diye ateşe veriliyor, jandarma geven yakanlarla boğuşuyor.
Adı Turistik tesis denen her yerde adeta ayrı bir vurgun anlayışı hakim olmuş, İkizdere’nin Çamlık denen bir turistik yeri var, doğası yoldan geçenlerce beğenilen bir yer ama işletmesi hak getire. Çamlık otel ve çevresini kastetmiyorum, karayollarının yaptığı yerden söz ediyorum. Yaylalarda tereyağı ve peynir, şehirlerdekinin neredeyse iki katı ve hem yaylalarda bile tereyağı bulmak için torpil gerekiyor. Gittiğim her yerde kestane balının fiyatını özellikle soruyorum, bölgenin en pahalı yeri Uzungöl ile Ayder. Çok uçuk aşırı pahalılık mesela Peynir ve tereyağı konusunda da Camiboğazı yaylası. Camiboğazı’nda tereyağı 25 lira, o da yok satıyor!
Karadeniz Bölgesi Turizm alanında giderek tanınıyor, her geçen yıl turlara yenileri ekleniyor ama yazık! Bölgeye gelen insanlar, sadece yabancılar değil. Yerli turistler de geliyor ve her gelen insan artık derdini zaten sosyal medyadan aktarıyor. Bölge valilerimizin özellikle turistik tesis niteliğindeki yerlerde denetimlerini sıklaştırması veya önlem alması gerekir. Uzungöl’de 16 kişilik bir grup yemek yiyor ama ne bir fiş ne bir fatura alınamıyor! Böylesi tesislerin, bölgenin turizmini ne kadar ciddiye aldığını artık takdirinize bırakıyorum. Her şeyin para olmadığını artık insanların anlamaları gerekir. Ayder’de de Uzungöl’de hatta Zigana dağın da da aşırı bir soygun anlayışı, en küçük işletmesinden en büyüğüne varıncaya kadar maalesef hakim. Daha fazla yazmayayım yoksa bende Nasrettin Hoca örneği olacağım. Kalın sağlıcakla.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.