SGK’daki “Paralel” ciler de temizlenecek mi?

M. Kemal AYÇİÇEK – 23 Haziran 2014  

 

Önce bir soruyla başlamalıyım. Herhangi bir devlet kurumunda kişilere özel bir uygulama yapılabilir mi? Normal de “Hayır” denmesi gerekir. Türkiye’de özellikle 17 ve 25 Aralık süreçlerinin yaşanmasıyla ortaya çıkan “Paralel” zihniyet, ne yazık ki Türkiye’de özellikle de para alıp-verilen tüm kurumlar da etkin bir yapılanma içinde olduğu gibi Sosyal Güvenlik Kurumu’nda da bu etkinin esintileri sürüyor. Bu önemli bir iddia biliyorum ama aylardır konuyu araştırıyorum. Elbette bir savcı olmadığım için öyle bir edayla suçlamalarda bulunmayacağım ama somut birkaç örneği dile getireceğim.

 

Önce 16 Nisan 2014 tarihli Yenişafak Gazetesi’nde” Paralel Networke ağır darbe” başlığı ile  yer alan şu habere bir bakalım;

“Paralel yapının bilgi işlem ağına ağır darbe vuruldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın bilgi-işlem daire başkanları görevlerinden alındı. Bu isimlerin ortak özelliğinin, kurumların bilgi-işlem altyapısının kurulumunda paralel yapının yazılım şirketleri olan Sürat Yazılım ile Ngine Yazılımdan hizmet almaları olduğu öğrenildi. Bu şirketlerce kurulan altyapının da değiştirileceği, kullanılan yazılımların revize edileceği kaydedildi”.

 

Aynı haberin son bölümü de şöyleydi;

“Manipülasyon deşifre olmuştu

 

İşlemlerin neredeyse bütünü bilgisayarlar üzerinden yürütüldüğü için devlet kurumlarında bilgi-işlem daireleri, güvenlik açısından hayati önem taşıyor. Vatandaşlara verilen hizmetin kalitesi de bilgi-işlem departmanlarının kalitesiyle eşdeğer nitelikte. Paralel yapı, kontrolü ele geçirdiği iddia edilen bazı kurumlarda sistemle istediği zaman oynayarak kaosa sebep olabiliyor. Bunun bir örneği 30 Mart yerel seçimleri öncesinde yaşanmış, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), aldığı ani bir kararla iş göremezlik paraları, evlenme yardımları, emzirme yardımları, ilaç, tedavi ve tıbbi malzeme bedelleri ile benzeri ödemeleri, Ziraat Bankası üzerinden şahsa havale yöntemiyle göndermekten vazgeçmiş, bu da seçimler öncesinde 'hükümete manipülasyon' olarak yorumlanmıştı.”

 

Şimdi ne var bunda diyenleriniz olabilir ama ben aynı kanati taşımıyorum. 30 Mart mahalli idareler seçimi öncesi bu ülke de SGK üzerinden binlerce emeklinin maaşına hacizler, dikkatinizi çekerim 15 Mart’taki maaşlarına konarak başlandı. İsteyen araştırsın, burada hedef, 30 Mart seçimlerin de emeklileri AK parti Hükümetine karşı isyan ettirmekti şüphesiz! Süreci yaşayan birisi olarak 2013 yılına ait tüm ilaç kesintileri, reçete katılım payı, Muayene kesintileri de Emeklilerin 2014 yılı Ocak, Şubat ve Mart maaşlarına yansıtıldı. Yetmedi, emeklinin bir iş ortaklığı nedeniyle ödemesi gereken SGK payı ‘Şube kesintisi’adı altında, Gecikmiş SGDP kesintisi ise haciz yoluyla aynı anda maaşlarından kesilmeye başlandı. Konuyu yakından takip edeyim diye SGK’nın ilgili birimine gittim, memurla konuyu görüşürken biraz ısrarlı ve samimi sorularıma memur, “İsimleriniz bize özel bir liste ile genel müdürlük tarafından gönderildi” diyerek, bana ait dosyadaki listeyi gösterdi. O liste de kırmızı çizgilerle işaretlenmiş isimlerin arasındaydım. (Kanaatim,17 ve25 aralık sonrası yazdığım 'Paralel'lere yönelik yazılarım gerekçe olmalı)Bunlar hala o dosyalarda duruyor.

O memurdan ayrılıp, kesintilerin mahiyetini sormak için bir başka isme yönlendiriliyorum.  Orada da iki aylık kesinti türü “P” olarak ifade edilen 277 liranın maaştan fazladan çekildiği ifade edilerek, verilen evraka “İade” dendi. Ama aradan iki ay geçmiş olmasına rağmen o iade denilen ücret, üstelik dilekçe vermiş olmama rağmen iade edilmedi ve bloke ugulandı. İş ortaklığı ve o ortaklıktan doğan SGK alacakları bahane edilerek 993 liralık emekli maaşının 570 lirasına haciz uygulayan SGK, emekliye sadece 420 lira ödeme yapıyor. Ama o kadarla da kalmıyor, aynı SGK, kendisinin verdiği emekli maaşına alacaklarına karşı faiz uygularken, sanki o emeklinin maaşını kendisi vermiyormuş gibi vereceğine kör, alacağına şahin kesilebiliyor!

 

Olayın yukarı da gazete haberinin yazılım hokkabazlığı ile bağlantısına gelince, SGK Resen kapatılmış iş yerinin kapanma tarihini, Ticaret ve Sanayi Odaları’ndan alınan Ticaret Sicil Gazeteleri’ndeki ilanları dikkate alırken, Maliye Bakanlığı’nın verdiği resmi belgeye itibar etmiyor. Bir şirketin düşük oranlı ortağısınız ve şirketin çoğunluk ortaklığı sahibi şirketin kapanmasını vermeyip, ortadan kaybolduğu bir süreçte olan bitenden haberdar edilmiyorsunuz. O şirket askıda kalıyor 3 yıl ve sonra çıkan bir kanunla, “hareketsiz şirketler son olarak kapatılsın” denilerek şans eseri kapatılıyor. Ama sizi SGK, o şirketin askıda olduğu süreleri de çalışıyor görerek emekli ortağın maaşına haciz uygulayabiliyor. SGK’daki görevli memur, Maliye Bakanlığı belgesini şirketin kapanması olarak baz almıyor ve bir sivil toplum kuruluşu olan Sanayi ve Ticaret Odası’nın vereceği sicil gazetesinde yer alan tarihi baz alıyor.

 

TTSO Genel sekreteri Hakan Gürhan’la konuşuyorum konuyu, “Ticaret kanunu böyle emrediyor. Her ne kadar şirket resen kapanmış olsa da ticaret sicil gazetesindeki kayıtları esas almak zorundayız” diyor. O zaman da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile  Maliye Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlıkları arasında eşgüdümlü bir uyumun olmadığı ortaya çıkmış oluyor. Oysa aynı Bakanlıkların yazılımları aynı şirketlerin elinde bulunuyor. Yani Paralel bir takım şifreli akçeli işlerin vatandaşların anlayamayacağı özel bir uyumlulukla yürütüldüğü ortaya çıkıyor.

 

SGK’nın haciz uyguladığı ortaklıktan doğan gecikmeye konu borçlar,2007-2008 dönemini kapsadığı halde, şirketin küçük hissedarlığına 2008 yılında alınan emekli ortağın takibe alınan bu dönem borç için maaşına haciz konuyor. SGK ve kararı veren İcra Dairesi, 6183 sayılı kanunun 35.maddesi, 6/6/2008 tarih ve 5766 sayılı kanunla değiştirilmişken, maaşına haciz konan emeklinin ortaklığı 5/2/ 2008 tarihidir. Limited şirketlerde payı devralan ortağı geçmiş dönem borçlarından sorumlu kılan 5766 sayılı kanunun geçici 1.maddesi, Anayasa Mahkemesinin 28/4/ 2011 tarih ve E.2009/39 K.2011/68 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

 

 Bu da yazılımların toptancı bir mantıkla ve kanun ve yasaları dikkate almadan kendine has bir uygulama mantığına ve özellikle de heb bana-reb bana mantalitesine dayanmaktadır. Yani sadece yazılımlarda da iş bitmiyor, bu yazılımları uygulayan “Paralel”cilerin de akçeli işler bölümlerinden haksızlıklara mahal vermeden büyük bir özveri ve ivedilikle temizlenmesi gerekmektedir. Umarım ilgili bakanlıklar, eşgüdüme aykırı uygulamaları yeni baştan düzenleyerek, devlet içindeki ahengi hiçbir tarafı mağdur etmeyen şekilde hayata geçirirler. Yoksa maaşına haciz konulan emeklilerin ahı, haksız ve adaletsiz uygulamalara göz yumanların sülalelerinin sevabını siler götürür. Benden söylemesi. Kalın sağlıcakla.

 

Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com ve www.Hizmetgazete.com da yayınlanmıştır. (mka)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.