Sözen, meclis başkanı olmalı!

 
 M.Kemal AYÇİÇEK - 7 Ağustos 2007 Salı 
 
TBMM(Türkiye Büyük millet Meclisi)’de 549 Milletvekili yemin etti. 23.dönem fiilen görevi üstlendi. Bundan sonrası TBMM Başkanının seçılmesi ki, takvim başladı. Ardından bir takım prosedürlerin yerine getirilmesi ve 60.TC.  Hükümetinin  oluşturulması ve ardından da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Böylece Türkiye, yeni vekilleriyle ve yeni bir dönem başlamış olacak.
Seçimlerden mağlup çıkmasına rağmen seçim öncesi söylemlerini ve söylem şiddetini kaybetmemiş tek lider olma özelliğini CHP Genel Başkanı Deniz Baykal sürdürüyor. Hani seçimdeki o parti açısından hezimet sayılabilecek bir sonuç alınmış olmasına rağmen hala aynı germe mantığıyla muhalefet yapıyor olması gerçekten anlaşılamayacak bir stratejidir doğrusu. Bunu anlayabilmek için sanırım CHP’de ya milletvekilliği  veya parti üst düzey yöneticiliği yapmış olmak gerekiyor, yoksa CHP’ye oy verenlerin bile bu mantaliteyi anlayabildiğini sanmıyorum.
CHP Lideri Baykal, Başbakan Erdoğan’ın seçim sonuçlarının alındığı gece partisinin balkonundan yaptığı konuşmanın gereğini yapacağını bekliyor. Başbakan’ın “uzlaşma” ifadesine takılmış ve ısrarla takipçisi olacağını söylüyor. Elbette Başbakan uzlaşmacı olmak zorundadır. Öyle de olacak, ona inanıyorum ama bu “uzlaşma”nın ne anlam ifade ettiğini de sanırım şu “laik”likten ne anladığımızı hala anlayamadığımız gibi algılıyoruz. Bu toplumun bir çok kesiminde aynı şekilde, ifadelerin kimlerin ağzından çıkışıyla alakalı ve yoruma açık bir anlam kazanıyor. Uzlaşma, CHP kanadından farklı Ak parti kanadından daha farklı, MHP tarafından daha da farklı algılanabiliyor ve yorumlanıyor.
Ben “uzlaşma” şu veya budur demeyeceğim ama ortalama Türkçemizdeki net karşılığı ne ise toplumun büyük kesiminin de bu ifadeyi öyle algıladığına inanıyorum. Yani sıradan, zorlama anlamlandırmalar gibi değil tabiî ki.
Madem Baykal uzlaşma istiyor o zaman ilk uzlaşma TBMM Başkanlığı seçiminde gerçekleşmeli. Bunun için bende TBMM başkanlığı için bir bayan Milletvekilini önereceğim. Tabi bu önerme, uzlaşma olabilir diye düşündüğüm için. Olabildiğince tarafsız, partiden, ya da Milli Görüş geleneğinden gelmiyor olduğundan olacak.(Başı açık) çağdaş ve üstelikte şimdiye kadar hiç bayan bir Meclis başkanımız olmamıştı. Böylece hem Türkiye’de bayan Milletvekillerinin sayısının Cumhuriyet tarihindeki en fazla Milletvekilinin olduğu bu mecliste ilk kez de bir bayan Milletvekili Meclis başkanı olursa Türkiye’nin bayanlara verdiği önem, Dünya’ya bir kez daha ispatlanmış olur ayrıca Türkiye’de bayanlar da taçlandırılmış olur. Böylece Ataerkil toplum yapımız, anlayışımız bir nebze olsun değişmiş olur.
TBMM başkanlığı için benim önerim Prof. Dr. Edibe Sözen. Edibe Sözen, Ak Parti’nin İstanbul birinci  bölgeden  milletvekili seçildi. Ak parti’nin Genel başkan yardımcısıydı.Şimdi de TBMM başkanlığı için öngörülen adaylar arasında adı anılmıyor. TBMM Başkanlığı için Bülent Arınç, yeniden talip olmayacağını açıkladığından olacak Cemil Çiçek, Köksal Toptan, Ülkü Güney, Vecdi Gönül ve Mehmet Mir Dengir Fırat’ın isimleri öngörülüyor.
Ama unutulmasın ki bu dönemde her ne kadar 3 parti ve bağımsızlar TBMM’ye girmiş olsa da Bağımsızların DTP’ye geçişi, DSP’nin CHP listelerinden seçimlere katılıp meclise girmeye hak kazanması, BBP’nin Lideri Muhsin Yazıcıoğlu, eski Başbakan ve Rize Bağımsız Milletvekili olan Mesut Yılmaz  ve ÖDP lideri Ufuk Uras’ın da bağımsız olarak TBMM’ye girmiş olmaları, bu dönem meclisin çok sesli meclis olacağını gösteriyor. O halde, çok farklı seslerin mecliste olması diğer meclis dönemlerinden daha hareketli ve tartışmalı bir meclis çalışmasına tanık olacağımızı gösterir. Buradaki suhuleti ve sukuneti sağlamak için de elinizde kılıç olsa erkek bir meclis başkanı yerine bir bayan meclis başkanının daha makul ve mantıklı olabileceğini gün gibi gösteriyor.
23. dönem TBMM’de tartışma ve kavgaların önünü almak için oraya yani başkanlık makamına bir bayanın getirilmesi hiç de sürpriz olmayacak. Onun için Prof.dr. Edibe Sözen’in TBMM başkanlığı için önerilebileceğini düşünüyorum. Burada yanılıyor da olabilirim ama TBMM’nin yeni şekliyle böyle bir Meclis başkanlığı ile çok daha şık çalışmalara imza atabileceğini düşünüyorum.
TBMM’ye Edibe Sözen’in getiriliyor olmasına sanırım CHP’de karşı koymayacaktır ve o Başbakan Erdoğan’ın “uzlaşma” vaadinin de yerine getirilmiş olacağını düşünüyorum. Artık, TBMM başkanını uzlaşma ile çözmüş bir TBMM’nin de ondan sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri için yeniden “uzlaşma” gibi dayatmalarla karşı karşıya bırakılabileceğini düşünmüyorum. Kaldı ki, zaten MHP Lideri Devlet Bahçeli, kendisine yakışan bir şekilde “Ak parti TBMM’de çoğunlukla milletvekili sahibidir. Cumhurbaşkanlığı için aday göstermesi de o partinin sorunudur. Biz meclise gireriz” açıklaması, olgun siyaset anlayışının bir sonucudur.
Halkımız, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde onun için MHP’yi TBMM’ye göndererek, aymaz siyasete son vermiş oldu. MHP’nin CHP gibi, çoğu zaman mantığa ters bir takım girişimlere aracı olması beklenmez. MHP, Bu ülkenin gerçekten ihtiyacı olan muhalefet görevini hakkıyla yerine getirir. Bunu zamanla çok daha iyi anlayacağız ve göreceğiz ki, CHP’nin Anamuhalefet iken yapamadığı hizmeti MHP, 70 kişilik grubuyla layıkıyla yerine getirecektir. Burada parti gözüyle değil, vatandaş oy verdikten sonra bu ülkenin bir sade vatandaşı olarak tüm olaylara bakarsa ve değerlendirme yaparsa bunu rahatlıkla görecektir.
Bizim toplum olarak yanlışımız şimdiye kadar takım tutar gibi parti tutma mantalitemizdi ama bunu terk ettiğimiz, son seçimlerden sonrada açıkça ortaya çıkmış oldu. Gerçekten, partiler bireylerin oylarını almak için politika üretirler, yani bireyler partiler üstüdür ve öyle olmalıdır. Salt, bir partiye oy vermiş diye ona bir ömür boyu bağlı kalmadan, ülkenin gelişmesi ve kalkınması için hangisi daha yararlı seçenekse onda uzlaşması gerekir. Zaten, sağduyu dediğimiz çoğunluk ülkemizdeki istikrarın devamını arzu etmiş ve Ak Parti’yi yeniden tek başına iktidara getirmiştir.
Halkımızın akıl hocalarına ihtiyacı yoktur. Bu ülkede her birey, kendi sorumluluğunun bilincinde olarak sandık başına giderek meramını orada ortaya koymuştur. Bakmayın siz CHP’nin  milletvekillerinin bu sonuçları “mantık kabul etmiyor” demesine, halk neyin ne olduğunu o vekillerden çok daha iyi analiz edip, sonuçlandırıyor. Boş vaadlere değil, gerçeklere oy veriyor. Evet, sıkıntılarına rağmen, bu ülkenin geleceğini aydınlık gördüğü partiye oy veriyor ve dayatmalara itiraz ediyor. Uzlaşma, sandıkta ortaya konmuştur. Halk, uzlaşmayı okullarda nasıl öğretiliyorsa öyle ortaya koymuştur. Şimdi kalkıp, yenibaştan “illa da uzlaşma” gibi yaftalara da inanmamaktadır. Bilmem haksız mıyım?  Kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda  www.kuzeyhaber.com , www.hizmetgazete.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka)  

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.