UZAN'LAR MASUM MU?

 
Türkiye’de kısa sürede her sahada adından söz ettiren ve bir dev haline gelen UZAN gurubu, sıkıntılı bir süreç yaşıyor. Hemen şunu belirtmeliyim ki; Allah düşmanımın(Hamd olsun öyle bir düşmanım yok zaten) başına böylesi kıskaç yaşatmasın.
Kısa sürede dedim, yani 1990’ lar dan itibaren Uzan ailesi, bu ülkede bir çok alanda hızlı adımlar attı ve bu ülkenin devleri arasında yer aldı. İmar Bankası’nın bu ülkede dövize en yüksek faizi verdiği reklamlar, ta başından beri kafamı karıştırmıyor değildi aslında. Vardı bir bit yeniği ama bunu sanki sadece ben düşünüyordum.
1995’te sabah Gazetesi devletten 10 milyon dolar kredi alıp Elazığ’a matbaa kurarken, bu kredinin ilk 5 yılı ödemesiz ve sonrada yüzde 40 faizle 10 yıl geri ödeme planlarını ben bile “ballı börek” diyerek eleştiriyordum. O 5 yıl dolup tam ödeme sırası geldiğinde bu kez aynı gazete, Elazığ’daki matbaasını “zarar ettim” diyerek kapatıyor, ve o matbaayı söküp Trabzon’a getiriyor üstüne üstlük yeni yatırım yapıyor adı altında devletten yine aynı şartlarda tekrar kredi kullanıyordu!
Kim iktidara yağ çekiyorsa krediyi kapıyordu. Tabi ben bir yerel gazetede olduğumdan bu tur gelişmeleri izlerken yokluklar içerisinde bu ülkede bizde kendi yağımızla kavrulma mücadelesi veriyorduk. Ulusal medya, Ankara kaynaklı kredilerle palazlanırken, yerel medyayı da yutma hesapları içindelerdi.
Aynı yöntemi Star Gazetesi de Meltem TV’de yaptı. O devir, uyanık tüccar gazeteci devriydi! Biz o tüccarlardan olamadık. Hasletlerimiz farklıydı. Hizmet anlayışımız farklı, etik kaygılarımız farklıydı. Her neyse ta o dönemden bazılarının devlet eliyle kayrıldığı, korunup kollandığı bu ülkede insanlar adeta sınıflandırılmış muamelesi görür hale gelmişti. Kaygılarım vardı. Korkularım vardı. Ülkem adına, insanımız adınaydı tüm bunlar. Bu ülkenin özel insanları korunurken, o korunan kesimin sömürgesine birileri göz yumuyordu!
Banker Kastelli reklamlarının yoğun olduğu dönemleri hatırlıyor ve İmar Bankası reklamlarının da bu ülkede “banker” katliamı benzerinin yaşanılacağını haber veriyordu aslında ama ben yetkili makam değildim .Komplo teorisi diyebilirsiniz belki ama yetkili makamların hedeflerinden biriydim.
Star Gazetesi’nin tek başına dağıtıma yönelmesi bugünün habercisi hareketlerdendi. Trabzon Çimento Fabrikası’nın alınması, Gümüşhane Çimentonun Uzan’ların eline geçmesi gibi bölgedeki yatırımlarda da söz sahibi olmaları ister istemez dikkatlerimizi bu guruba yöneltmemize yetiyordu. Trabzon Çimento fabrikası’nın uzanlarca alınmasının ardından yaşanan işçi kıyımı, çimento bayilerinin hesaplarının tek banka kontrolüne zorla geçirilmeleri, bir şeylerin olmaya başladığını anlatmaya yetiyordu. Fakat nasıl dikilecek ve kime kimi şikayet edecektin?
Başbakan Tansu Çillerin danışmanıyken, Azerbaycan’dan aldığı Prof’lukla övünen BTP Genel Başkanı Haydar Baş’ın, Meltem TV’yi ulusal kanal yapabilmek için o dönemde aldığı 45 milyar lira kredi de aynı mantalitenin neticesiydi. Sabah Gazetesi başta olmak üzere Türkiye Gazetesi’nin de kullandığı devlet kredileri, hep medyadan beslenen o günkü siyasetçilerin eseriydi. Herkesin bir gücü oluyordu. Her kesimin. Star da öyle bir beslemeydi işte. Onu besleyenlerin gözünü oyan oldu yine Uzanlar. Bu kez parti ile karşılarına dikildiler. Bir zamana kadar Uzan’lardan emir alanlar, emre itiraz eder olunca GENÇ Parti ortaya çıktı. Hem de Mazlumların partisini(Yeniden Doğuş Partisi) satın alarak partileştiler.
Uzanlar masum mu? Bugün yargıdan kaçıp, hesap vermekten çekiniyor olmaları sanki masum olmadıklarını gösterir gibi geliyor bana. Bekleyelim görelim.kalın sağlıcakla.28.8.2003
  

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.