Yargıtay'daki Heykel

 M. Kemal AYÇİÇEK- 15 mart 2008 
Adam Bursa’da yıllarını vermiş Karagöz ve Hacivat’ı büyüklere oynayabilmek için çırpınıp duruyor. Adana’dan teklif almış bu oyunu oynamak için ama davetiyelere de özellikle “büyükler için” diye ibare koydurmuş, ona rağmen yine de küçüklerle doluymuş salon.
Adam haklı, bu ülkede “büyük” sayılabilenler, öylesine oyunlar peşindeler ki Hacivat’la Karagöz’e taş çıkartacak nitelik ve boyutta bu oyunlar hem de sürekli. Yani adamlar, bizzat oyunun içindelerse Karagöz veya Hacivat’ın oyununda işleri ne? Sen bu ülkede oyunlar içinden yeter ki oyun beğen, beğenebilirsen!
Ankara’da yeni bir oyun sergileniyor. “parti kapatma” oyunu bu, kaçıncı versiyonu olacak onu tarihçilere bırakıyorum ama belli ki bu oyun, diğerlerine de şapka çıkarttıracak cinsten olacak.
Aslında Engin Ardıç’a “küfürbaz” yakıştırmasını yapanlar, haksızlık ediyorlar. Onun bu ülkede bir şeyleri anlatabilmek için küfürbazın da küfürbazı olması gerekir ya, o kadarına aklı ermiyor.
Yargıtay’ın önündeki iki heykel dikkatimi çekti.
Kapısının bize göre solunda Atatürk’ün heykeli var, O’na lafım yok. Orada çalışanlar, görev yapanlar, pencereden baktıklarında sürekli görsün de unutmasınlar bu ülkenin nereden nereye geldiğini. O’nun la başlandığı unutulmamalı elbette, ama durağan bir heykel. Hareketsiz, aslında oradaki Atatürk’ün heykelinin , Atatürk’ün “ordular, ileri” emrini verdiği ve işaret parmağını hedefe kilitlediği heykeli daha güzel yakışırdı.
Diğer heykel, bir bayan. O da bize göre Yargıtay kapısının sağ tarafında duruyor ama gözleri bağlı. Güya “Adalet” sembolü.
Güya tabi, güya gözleri bağlı da karşısına kim çıkarsa çıksın, o Adalet çizgisinden sapmadan karar verici konumda! Gözleri bağlı bir bayanın doğru karar verici olması nasıl mümkün olur? Bari gözleri açık olsa da, sapla samanı birbirine karıştırdığını görebilse ama heykel, öyle gözleri bağlıyken zavallıyken ne yapabilir!
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, AK Parti’nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” olduğu gerekçesiyle açtığı kapatma davası haberlere ilk yansıdığında görüntülerde Yargıtay’ın binası gösteriliyordu. O an gözleri bağlı bir bayanın verebileceği ilham ne olabilir diye düşündüm. Açılmalı, öncelikle Yargıtay’ın önündeki gözleri bağlı kadının heykel de olsa gözleri açılmalıdır!
Koskoca bir taş binadan çıka çıka bir icraat çıkıyor ki, Türkiye’yi Dünya’ya bir kez daha rezil edecek, hala üçüncü sınıf bir Demo-krasi olduğunu gösterecek, son yıllardaki algılama ile pozitif olan bakışları negatif hale getirebilecek, subjektif ve de baya da ideolojik gerekçelerle.
Belli ki,AKP’yi kapatma davası dosyası , 22 Temmuz 2007 seçimleri öncesinde hazırlanmıştır. Bu dosya da siyaseten yasaklanması istenen liste de Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ün de adının geçmesi, AKP’de son seçimlerde aday olmayan Abdüllatif Şener’in adının yer almamış olması başlı başına siyasal bir ihtirasın ürünü olduğunu bal gibi ortaya koyuyor.
Bu tür garabetler, ancak Pakistan’da olabilir. “Yoksa Türkiye, biraz fazla ileri gitti, yeniden Türkiye’yi Pakistanlaştırmak gerekir” mantığımıdır ağır basan düşünce. Yoksa, “derin operasyonlar”dan rahatsızlık mı vardır? Yoksa, Yargıtay’da mahkemelerde verilen kararlardaki 1 yıl 3 ay ve 1 gün gibi kılı kırk yaran(!) şifreler mi deşifre olmaktadır? Bekleyip göreceğiz!
Gerekçelerden bir tanesi Başbakanın danışmanlarından Cüneyt Zapsu’nun “Türbanını çıkart” demek, sokaktaki kadına “donunu çıkart” demektir” şeklindeki ifadesi. Çocuklar bile bu ifadeden kastedilenin “empati” talebi olduğunu anlar. Elbette başı bağlı birine başını aç derseniz, o, onu öyle algılar. Bunu anlamak için illa da bayan olmaya gerek yok. Tamamen insani bir yaklaşımdır ve buda insan hakkı ihlalleri kapsamına girer zaten. Böyle saçma sapan bir gerekçe olabilir mi? Bu kapatma davası olayı tam da eski başbakan Necmettin Erbakan’ın ifadesiyle “fasa-fiso”olmuştur.
Böyle bir kapatma davasının açılıyor olması bir çok soruyu akla getirebiliyor. Öyle ya, bu ülkede sadece savcılar yaşamıyor ki, sadece hakimler veya doktorlar da yaşamıyor. Hastalar var, yoksullar var, garipler var, tok olanlar var. Makam ve mevkiden beslenen var, bundan haz almayanlar var. Edirne’de bir operasyon yapıldı CHP’li belediye başkanı yolsuzluk iddialarıyla tutuklandı.
Şimdi acaba bu tarz bir yolsuzluk veya herhangi bir gizli(ama takip edilen)operasyon hazırlığı mı vardı Ankara’nın yüksek tepelerine. Öyle ya, “balık baştan kokar” derler. Yolsuzluklarla çalkalanan bir ülkede Danıştay’da, Yargıtay’da veya başka bir yerde bu yolsuzluk severlerden kimse yok mudur? Acabalar, çoğaltılabilir. En son doktorlar operasyonundan haberim varda! Kalın sağlıcakla.
Not : Bu yazım aynı zamanda  www.kuzeyhaber.com , www.hizmetgazete.com  ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmaktadır.(mka)

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.