Karadenizolay
Ana sayfa Galeri Fotoslayt Videolar Bölge E-bilet Medya Anketler Sitene ekle Haber ara Rss
English Deutsch arabic russian azerbaijani spanish chinese français japanese Georgian persian

Translater

Translate for your language

ANKET

Demiryolu, Trabzon'a hangi güzergahtan gitmeli?





Tüm Anketler

Gazeteleri okuyabilirsiniz

Bizim kuşağın "uyanık" babaları

M.Kemal AYÇİÇEK

17.Ekim.2011, 10:40

M.Kemal AYÇİÇEK

M. Kemal AYÇİÇEK- 17 Ekim 2011

Bizim çocukluk yıllarımızda babalık kolaydı, nasılsa babaların anlayabildiği kadar teknoloji vardı. O teknoloji dediğimiz de en ilerisi hatlı telefonlar, Almanya’dan gelmiş radyolar, teypler ve sonraları da  telsizlerdi. Hani breeek, breeek ben yıldız çağrılarının yapıldığı dönemler yani. E o zamanın en uyanık babaları, külyutmaz Mahmut hoca gibi hafiyelik yaparlardı ve çocukları kontrol edebilirlerdi belki, arkadaşı kimdir, nerde ne yapar, hangi kahveye gider vs..şimdi o günün babalarına çok çektirmiş nesil, bugünün babaları bizleri yazayım istedim.yani bizler, dünün haşere çocukları, bugünün güya aklımız sıra “uyanık baba”larını oynuyoruz ya, bugünün çocukları da bunu yiyor sanıyoruz hala..ama onlar, kafa yapıyorlar bizimle bunu farkına varmalıyız.

Önce çuvaldızı kendime batırıyorum tabi, o uyanık babalardan biride benim güya..güya diyorum çünkü, ben bile bir ev parasını bilgisayara yatırmış biri olarak kendi kuşağımın önünde sayıyorum kendimi bu yüzden. Trabzon’da dizüstü bilgisayarla ilk basın toplantısına giden biri olarak, o günü unutmuyorum tabi, biraz sıkılarak da olsa doğru dürüst not bile alamamıştım. İçinde bulunduğum ortam, aslında yadırgayacak bir ortam olmamasına rağmen, yanılmıyorsam ya Mesut Yılmaz veya  Demirel’in Karadeniz gezisinde Fehmi Koru’yu o dizüstü bilgisarı ile otobüste gördüğümüz de, “sırf desinler ki bak bilgisayarı var” lafı meslektaşlarımız arasında mizah konusu olmuştu diye çekinmiştim de açıkçası. Neyse, o nedenle kendi kuşağım arasında teknoloji ile yakından ilgili olduğumu düşünerek, aynı düzeyde teknoloji ile içli dişli olmayan kendi kuşağımı da anlayabildiğimi sanıyorum.

Babalarımız bizi bulmak için şehirdeysek belli kıraathaneler vardı, ve bilirlerdi ki oğlum şurada oturur ve aradıklarında da gerçekten de orada bulunurduk. Onlar, bizi sürekli gittiğimiz kıraathanelerde bulmayı marifet sayarlardı..ya arkadaşlarımız arasında gelip bize biraz sertçe bağırır, oradan alırlardı ya da eğer biraz medeni davranmak gerekirse de birisi ile haber gönderip, aldırırlardı. Bizim devrin uyanık babalarına göre kıraathaneler, birer kumar merkezi idi ve bizim de kumar oynamamamız için onlar kendilerinde bizi oradan ne kadar uzak tutabilirlerse o kadar bizi kumardan, kumar kağıtlarından uzak tutmuş olur ve bundan da kendilerine birer “babalık” payesi edinirlerdi. Peki ya bugünün kuşağını bizim kuşağın çocukları nasıl takip edebiliyor  veya edebiliyor mu? “uyanık” babalarız ya, kaçar mı bizden değil mi? Kaçar, kaçar..

Benim kuşaktan sürekli yurt dışına giden ama her ay mutlaka 5 tane kitap okuyan bir dostum var, Haydar..geçen gün yanıma uğradı, öfkeli biraz. Hayırdır, neyin var  diye sordum, “bizim uşağa kızdım” dedi. Nedenini sordum, “beni uyuttuğunu sanıyor, videolar çekmiştim cep telefonundan, ona şunları yuotube at dedim, çok güzel videolar ama beğendiremedim, ayıp olur dedi atmadı iyi mi? Lafımı dinlemedi, ben babayım, bir şey istedim, kendi evladım bile yapmadı yav.olacak iş mi?” dedi sonra..Haydar’ın  çektiği videolar, eğitici ve kimlerine ders verebilecek türden videolar. O istiyor ki, o videoları paylaşarak, bugün ki nesile farklı bakış açıları ile dersler vereyim, o video .çekimlerinde de kendisi konuşmuş ama demek ki oğlunun hoşuna gitmemiş o konuşmalar..neler söylemişsin diye sordum, yemin billah edip, “bugün ki nesil,hiçbir şey bilmiyor, bunlar ne nazım hikmeti, ne Namık kemal’i, ne Peyami safa’yı, ne Necip fazıl’ı, Lev Nikolayevich Tolstoy’u, ne Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski, Victor Hugo, Honore De Balzac, Montaigne, Friedrich Wilhelm Nietzsche’yi bilmiyor, anam avradım olsun bu nesilden bir şey olmaz, bir Mehmet akif’i biliyorlar onuda istiklal marşından, yoksa bildikleri bir şey yok. Ya geçmişi bilmeden geleceğe yön verilir mi, nasıl bir nesil bu nesil?”diyor, yaka silkiyor.. oğlu, onun gibi kitap okumuyormuş ama bilgisayarın başından da kalkmıyormuş işte..

Günümüz çocukları oysa bugünün teknolojisinin kurdu olma hedefindeler. Dünya’nın asıl internet üzerinden yönlendirildiğini onlar kavramış, onun bilincindeler. Bizim kuşak babalar, bunun farkında değiller ne yazık. Hala internet cafeler de kendi çocuklarını bulup, onu oradan dışarı almaya çalışan bizim “uyanık baba”lar kuşağımız, Dünya’nın nereye geldiğinin hala farkında değiller. Bir başka yazımda bahsetmiştim, dün babalar çocuklarını eğitebilirlerdi ama devir tersine döndü, artık bugünün çocukları babalarını eğitmek zorundalar, Dünya’dan kopmasınlar diye. Babalar, gurur ediyor ve buna razı olamıyorlar.  Bizim kuşağın uyanık babaları, çocuklarının kendilerine öğretmen olmalarına izin vermiyor ve onlarla aşık atabileceklerini sanıyorlar ve burada yanılıyorlar işte. Çocuk Balzac okumuyor ama “otuzunda kadın”ın anatomisini zaten çıkarmış oluyorlar. Ona sorsanız “ben en iyi babayım” ayaklarında ama 20 yaşındaki oğlunun akşam hala sekizde evde olması gerektiğinden taviz vermiyor. Neden diye sorduğunuz da da kendisini örnek veriyor, “bana babam, akşam ezanı okununca evinde olacaksın derdi, kazara o saatten sonra  eve gitmişsek bizi eve almazdı” diye savunma yapıyor. Oysa artık çocuklar, zamanı kullanmada bizim kuşaktan bizden çok ilerdeler.

Sık sık tekrarlıyorum belki ama babalık tecrübe edinilerek yapılacak bir şey değil, herkes çocuğunun her devresinin acemi babalığını sergiler aslında. Profesyonel babalık hala gelişmedi, babalığın da belli kuralları yok. Herkes, kendi çocuğunun eğitimine, ilgisine, yeteneğine ve durumuna göre baba olmak zorunda artık. Eskinin basmakalıp, babalık anlayışı tarih oldu. Devir, günümüz çocuklarının babalarına ders verebildiği bir devir halini aldı, Dünya ufak bir köye dönüştü ve toplumlar, istesek de istemesek de birbirlerini etkiliyor ve bildik tüm değer yargıları hep maziye itilmek zorunda kalıyor. Bizim kuşağın “uyanık baba”ları, işte bu durumun hala farkında değiller. Bizim kuşağın o “uyanık baba”larından biri, Facebook’tan hesap açmış, ama oğlu onun şifresini biliyor. Oğlu, kendi hesabından bir sözcük yazıyor, mesela diyor ki, “‎3 GünLük Dünyanın 3. Günündeyim..”diyor, ardından da  babasının hesabından girip bir de bu yazdığını beğeniyor,babanın haberi yok. Aynı baba, bunu görünce, “ben beğenmedim ki” diyor. Farkında değil ki, oğlunun kendi hesabını kullandığından. Ve aynı baba, çocuğunun orada vermek istediği mesajdan da bir şey anlamıyor tabi. Bizim kuşağın o “uyanık baba”larının artık gözleri de iyi görmüyor ya, internetten erken sıkılıyor ve onu hala “şeytan işi” sanıp, pek yüz vermemeye çalışıyor. Baba eğer internete önem verirse, çocuklarının ondan ayrılmayacağını ve çocuklarına kötü örnek olacağını düşünüyor, düşünebiliyor musunuz?
 Bizim kuşağın “uyanık baba”ları, meğer çocuğunu takip edebilmek için internete başvuruyor, onu bir hafiye gibi izleyebilmek için “benimde Facebook hesabım var” diyebiliyor, yoksa Facebook’un sosyal bir paylaşım sitesi olduğundan, işlevinden çok da ilgili değiller. Ya da o da kendine “bir arkadaş bulur muyum, şöyle güzelinden”mantığındalar. Fazlaca medya etkisinde kalmışlığın belirtileri bunlar, çocuklarına sorup, danışmamazlığın, acemi avcılığın belki neticesi bunlar. Bugünün çocukları, internette babalarının kimlerle, nasıl bir muhabbet içinde olduklarını çok kolayca izleyebilirler ama bizim kuşağın “uyanık baba”ları, kendilerince saman altından su yürütüyorlardır, bunu onlar bilmiyor olabilir ama çocukları onu çok iyi  bilir,  ama bunun farkında değiller. Yani “ava giden avlanır” durumudur bu aynı zamanda, öyle değil mi? Ya çocukları ile gerçekten arkadaş olup, Facebook’taki muhabbetlerinden, işyerindeki sade muhabbetlere kadar her şeye onları da ortak edecekler, ya da günümüz neslinden hiç ama hiçbir şeyi gizleyemeyecekler. Bizim kuşak babaların atladığı şey bu  durum işte. Hala çocukları “insan” değilde çocuk sanma yanılgısında ısrarcılar. Oysa, dün de bugün de çocuklar hep insandı ve hala insanlar. Çocuklar, “çocuk” değiller, birer insanlar ve bizim kuşak babaları, dünün babaları gibi çocukları “insan” yerine koymaktan imtina ediyor ve hor görüyorlar. Burada da yanılıyorlar. Çocuklarda “insan” ve o çocuklar, hiçbir babanın çocukluğunu yaşamıyor, sadece kendi devirlerinin çocukluklarını yaşıyorlar. Bunu da onlara çok görmemek ve de saygı duymak zorunda olduğumuzu hep ıskalıyorlar.
 Bir arkadaşımın oğlu Koray ve kardeşi yanımız ageldiler. Koray, babasına ve babasının yanındakine bir şeyler söylüyor, “o hacı, kovdu bizi yine” derken, dudakları, mimikleri ile ona çok öfkeli halini de belli ediyor. Dinledim biraz, Koray’dan ufak olan çok ciddi bir şekilde, isyan eder bir halde, “baba, bak o hacı çok oluyor, ya sen ona bir şey söyle ya da ben ne yapacağımı bilirim” edasında, “yine bize bağırdı” diyor o da ağabeyine destek vererek. Galyan yol ayrımında, Esiroğlu’nda bu çocuklar. O Koray’ın ufaklığını yanıma aldım, “kim ne diyor size?”diye sordum. “caminin sahibi, bize yolda top oynama izni vermiyor, yine kovdu bizi” diyor.  Caminin sahibi derken önce imam geldi aklıma ama o değilmiş, demek ki o caminin mütevelli heyeti başkanıdır o hacı dedikleri adam, her kimse. Yol işlek bir yol değil ama o hacı, demek ki bu çocukların karabelası..dedim ki o ufaklığa, 7 yaşında biri.., “o hacı dediğiniz adamla oturun adam gibi konuşun, size yasak koyarken alternatif bir top oynama yeri göstersin, öyle anlaşın” dedim ama, “o bize, derenin karşısındaki yeri söylüyor, orası da bize uzak, biz burada dikkatlice oynuyoruz, ona ne oluyor ki” diye soruyor. Tabi ben o Hacı’yı tanımadım, ama çocukların oyun taleplerine set koyan bizim kuşağın o eski “adamlık”tarzına benim bugün bile itirazım vardır. Aynı bizim kuşağın uyanık babalarından değil mi bu Hacı da? Kalın sağlıcakla.
 Not: Bu yazım aynı zamanda  www.kuzeyhaber.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmıştır. (mka)

Bu haber 436 defa okunmustur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Karanlık Lige, Karanlıkta Kupa16.Mayıs.2012

GALERİ

Yorumsuz

Yorumsuz!

önerilen linkler

yöresel

Alexa Certified Traffic Ranking for www.karadenizolay.com

kim kimdir?

memleket gazeteni oku

Dünya'da izlenim

free counters
Free counters

Subscribe in a reader

Copyright©Tüm hakları saklıdır.Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.karadenizolay.com Sadece İnternet Üzerinden Yayın yapmaktadır. 2003- 2012 Haber Merkezi iletişim e-mail: info@karadenizolay.com
RSS Kaynağı | iletişim | künye | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi