|
Translater
Translate for your language
Gazeteleri okuyabilirsiniz
|
Anasayfa » M.Kemal AYÇİÇEK
Bizim kuşağın "uyanık" babaları
17.Ekim.2011, 10:40
M.Kemal AYÇİÇEK
M. Kemal AYÇİÇEK- 17 Ekim 2011 Bizim çocukluk yıllarımızda babalık kolaydı, nasılsa babaların anlayabildiği kadar teknoloji vardı. O teknoloji dediğimiz de en ilerisi hatlı telefonlar, Almanya’dan gelmiş radyolar, teypler ve sonraları da telsizlerdi. Hani breeek, breeek ben yıldız çağrılarının yapıldığı dönemler yani. E o zamanın en uyanık babaları, külyutmaz Mahmut hoca gibi hafiyelik yaparlardı ve çocukları kontrol edebilirlerdi belki, arkadaşı kimdir, nerde ne yapar, hangi kahveye gider vs..şimdi o günün babalarına çok çektirmiş nesil, bugünün babaları bizleri yazayım istedim.yani bizler, dünün haşere çocukları, bugünün güya aklımız sıra “uyanık baba”larını oynuyoruz ya, bugünün çocukları da bunu yiyor sanıyoruz hala..ama onlar, kafa yapıyorlar bizimle bunu farkına varmalıyız. Önce çuvaldızı kendime batırıyorum tabi, o uyanık babalardan biride benim güya..güya diyorum çünkü, ben bile bir ev parasını bilgisayara yatırmış biri olarak kendi kuşağımın önünde sayıyorum kendimi bu yüzden. Trabzon’da dizüstü bilgisayarla ilk basın toplantısına giden biri olarak, o günü unutmuyorum tabi, biraz sıkılarak da olsa doğru dürüst not bile alamamıştım. İçinde bulunduğum ortam, aslında yadırgayacak bir ortam olmamasına rağmen, yanılmıyorsam ya Mesut Yılmaz veya Demirel’in Karadeniz gezisinde Fehmi Koru’yu o dizüstü bilgisarı ile otobüste gördüğümüz de, “sırf desinler ki bak bilgisayarı var” lafı meslektaşlarımız arasında mizah konusu olmuştu diye çekinmiştim de açıkçası. Neyse, o nedenle kendi kuşağım arasında teknoloji ile yakından ilgili olduğumu düşünerek, aynı düzeyde teknoloji ile içli dişli olmayan kendi kuşağımı da anlayabildiğimi sanıyorum. Babalarımız bizi bulmak için şehirdeysek belli kıraathaneler vardı, ve bilirlerdi ki oğlum şurada oturur ve aradıklarında da gerçekten de orada bulunurduk. Onlar, bizi sürekli gittiğimiz kıraathanelerde bulmayı marifet sayarlardı..ya arkadaşlarımız arasında gelip bize biraz sertçe bağırır, oradan alırlardı ya da eğer biraz medeni davranmak gerekirse de birisi ile haber gönderip, aldırırlardı. Bizim devrin uyanık babalarına göre kıraathaneler, birer kumar merkezi idi ve bizim de kumar oynamamamız için onlar kendilerinde bizi oradan ne kadar uzak tutabilirlerse o kadar bizi kumardan, kumar kağıtlarından uzak tutmuş olur ve bundan da kendilerine birer “babalık” payesi edinirlerdi. Peki ya bugünün kuşağını bizim kuşağın çocukları nasıl takip edebiliyor veya edebiliyor mu? “uyanık” babalarız ya, kaçar mı bizden değil mi? Kaçar, kaçar.. Benim kuşaktan sürekli yurt dışına giden ama her ay mutlaka 5 tane kitap okuyan bir dostum var, Haydar..geçen gün yanıma uğradı, öfkeli biraz. Hayırdır, neyin var diye sordum, “bizim uşağa kızdım” dedi. Nedenini sordum, “beni uyuttuğunu sanıyor, videolar çekmiştim cep telefonundan, ona şunları yuotube at dedim, çok güzel videolar ama beğendiremedim, ayıp olur dedi atmadı iyi mi? Lafımı dinlemedi, ben babayım, bir şey istedim, kendi evladım bile yapmadı yav.olacak iş mi?” dedi sonra..Haydar’ın çektiği videolar, eğitici ve kimlerine ders verebilecek türden videolar. O istiyor ki, o videoları paylaşarak, bugün ki nesile farklı bakış açıları ile dersler vereyim, o video .çekimlerinde de kendisi konuşmuş ama demek ki oğlunun hoşuna gitmemiş o konuşmalar..neler söylemişsin diye sordum, yemin billah edip, “bugün ki nesil,hiçbir şey bilmiyor, bunlar ne nazım hikmeti, ne Namık kemal’i, ne Peyami safa’yı, ne Necip fazıl’ı, Lev Nikolayevich Tolstoy’u, ne Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski, Victor Hugo, Honore De Balzac, Montaigne, Friedrich Wilhelm Nietzsche’yi bilmiyor, anam avradım olsun bu nesilden bir şey olmaz, bir Mehmet akif’i biliyorlar onuda istiklal marşından, yoksa bildikleri bir şey yok. Ya geçmişi bilmeden geleceğe yön verilir mi, nasıl bir nesil bu nesil?”diyor, yaka silkiyor.. oğlu, onun gibi kitap okumuyormuş ama bilgisayarın başından da kalkmıyormuş işte.. Günümüz çocukları oysa bugünün teknolojisinin kurdu olma hedefindeler. Dünya’nın asıl internet üzerinden yönlendirildiğini onlar kavramış, onun bilincindeler. Bizim kuşak babalar, bunun farkında değiller ne yazık. Hala internet cafeler de kendi çocuklarını bulup, onu oradan dışarı almaya çalışan bizim “uyanık baba”lar kuşağımız, Dünya’nın nereye geldiğinin hala farkında değiller. Bir başka yazımda bahsetmiştim, dün babalar çocuklarını eğitebilirlerdi ama devir tersine döndü, artık bugünün çocukları babalarını eğitmek zorundalar, Dünya’dan kopmasınlar diye. Babalar, gurur ediyor ve buna razı olamıyorlar. Bizim kuşağın uyanık babaları, çocuklarının kendilerine öğretmen olmalarına izin vermiyor ve onlarla aşık atabileceklerini sanıyorlar ve burada yanılıyorlar işte. Çocuk Balzac okumuyor ama “otuzunda kadın”ın anatomisini zaten çıkarmış oluyorlar. Ona sorsanız “ben en iyi babayım” ayaklarında ama 20 yaşındaki oğlunun akşam hala sekizde evde olması gerektiğinden taviz vermiyor. Neden diye sorduğunuz da da kendisini örnek veriyor, “bana babam, akşam ezanı okununca evinde olacaksın derdi, kazara o saatten sonra eve gitmişsek bizi eve almazdı” diye savunma yapıyor. Oysa artık çocuklar, zamanı kullanmada bizim kuşaktan bizden çok ilerdeler. Sık sık tekrarlıyorum belki ama babalık tecrübe edinilerek yapılacak bir şey değil, herkes çocuğunun her devresinin acemi babalığını sergiler aslında. Profesyonel babalık hala gelişmedi, babalığın da belli kuralları yok. Herkes, kendi çocuğunun eğitimine, ilgisine, yeteneğine ve durumuna göre baba olmak zorunda artık. Eskinin basmakalıp, babalık anlayışı tarih oldu. Devir, günümüz çocuklarının babalarına ders verebildiği bir devir halini aldı, Dünya ufak bir köye dönüştü ve toplumlar, istesek de istemesek de birbirlerini etkiliyor ve bildik tüm değer yargıları hep maziye itilmek zorunda kalıyor. Bizim kuşağın “uyanık baba”ları, işte bu durumun hala farkında değiller. Bizim kuşağın o “uyanık baba”larından biri, Facebook’tan hesap açmış, ama oğlu onun şifresini biliyor. Oğlu, kendi hesabından bir sözcük yazıyor, mesela diyor ki, “3 GünLük Dünyanın 3. Günündeyim..”diyor, ardından da babasının hesabından girip bir de bu yazdığını beğeniyor,babanın haberi yok. Aynı baba, bunu görünce, “ben beğenmedim ki” diyor. Farkında değil ki, oğlunun kendi hesabını kullandığından. Ve aynı baba, çocuğunun orada vermek istediği mesajdan da bir şey anlamıyor tabi. Bizim kuşağın o “uyanık baba”larının artık gözleri de iyi görmüyor ya, internetten erken sıkılıyor ve onu hala “şeytan işi” sanıp, pek yüz vermemeye çalışıyor. Baba eğer internete önem verirse, çocuklarının ondan ayrılmayacağını ve çocuklarına kötü örnek olacağını düşünüyor, düşünebiliyor musunuz? Bizim kuşağın “uyanık baba”ları, meğer çocuğunu takip edebilmek için internete başvuruyor, onu bir hafiye gibi izleyebilmek için “benimde Facebook hesabım var” diyebiliyor, yoksa Facebook’un sosyal bir paylaşım sitesi olduğundan, işlevinden çok da ilgili değiller. Ya da o da kendine “bir arkadaş bulur muyum, şöyle güzelinden”mantığındalar. Fazlaca medya etkisinde kalmışlığın belirtileri bunlar, çocuklarına sorup, danışmamazlığın, acemi avcılığın belki neticesi bunlar. Bugünün çocukları, internette babalarının kimlerle, nasıl bir muhabbet içinde olduklarını çok kolayca izleyebilirler ama bizim kuşağın “uyanık baba”ları, kendilerince saman altından su yürütüyorlardır, bunu onlar bilmiyor olabilir ama çocukları onu çok iyi bilir, ama bunun farkında değiller. Yani “ava giden avlanır” durumudur bu aynı zamanda, öyle değil mi? Ya çocukları ile gerçekten arkadaş olup, Facebook’taki muhabbetlerinden, işyerindeki sade muhabbetlere kadar her şeye onları da ortak edecekler, ya da günümüz neslinden hiç ama hiçbir şeyi gizleyemeyecekler. Bizim kuşak babaların atladığı şey bu durum işte. Hala çocukları “insan” değilde çocuk sanma yanılgısında ısrarcılar. Oysa, dün de bugün de çocuklar hep insandı ve hala insanlar. Çocuklar, “çocuk” değiller, birer insanlar ve bizim kuşak babaları, dünün babaları gibi çocukları “insan” yerine koymaktan imtina ediyor ve hor görüyorlar. Burada da yanılıyorlar. Çocuklarda “insan” ve o çocuklar, hiçbir babanın çocukluğunu yaşamıyor, sadece kendi devirlerinin çocukluklarını yaşıyorlar. Bunu da onlara çok görmemek ve de saygı duymak zorunda olduğumuzu hep ıskalıyorlar. Bir arkadaşımın oğlu Koray ve kardeşi yanımız ageldiler. Koray, babasına ve babasının yanındakine bir şeyler söylüyor, “o hacı, kovdu bizi yine” derken, dudakları, mimikleri ile ona çok öfkeli halini de belli ediyor. Dinledim biraz, Koray’dan ufak olan çok ciddi bir şekilde, isyan eder bir halde, “baba, bak o hacı çok oluyor, ya sen ona bir şey söyle ya da ben ne yapacağımı bilirim” edasında, “yine bize bağırdı” diyor o da ağabeyine destek vererek. Galyan yol ayrımında, Esiroğlu’nda bu çocuklar. O Koray’ın ufaklığını yanıma aldım, “kim ne diyor size?”diye sordum. “caminin sahibi, bize yolda top oynama izni vermiyor, yine kovdu bizi” diyor. Caminin sahibi derken önce imam geldi aklıma ama o değilmiş, demek ki o caminin mütevelli heyeti başkanıdır o hacı dedikleri adam, her kimse. Yol işlek bir yol değil ama o hacı, demek ki bu çocukların karabelası..dedim ki o ufaklığa, 7 yaşında biri.., “o hacı dediğiniz adamla oturun adam gibi konuşun, size yasak koyarken alternatif bir top oynama yeri göstersin, öyle anlaşın” dedim ama, “o bize, derenin karşısındaki yeri söylüyor, orası da bize uzak, biz burada dikkatlice oynuyoruz, ona ne oluyor ki” diye soruyor. Tabi ben o Hacı’yı tanımadım, ama çocukların oyun taleplerine set koyan bizim kuşağın o eski “adamlık”tarzına benim bugün bile itirazım vardır. Aynı bizim kuşağın uyanık babalarından değil mi bu Hacı da? Kalın sağlıcakla. Not: Bu yazım aynı zamanda www.kuzeyhaber.com ve Hizmet Gazetesi’nde yayınlanmıştır. (mka)
Bu haber 436 defa okunmustur.
- Yevmiyelerini verdun mi Neriman?
- Bizum uşaklar, malah oynadı
- At'dan mı Ağaç'tan mı?
- Karadeniz de gençler neden evlenmiyor?
- Yargılanan 28 Şubat
- O Anderi da atmişum ağuzumdan
- Allah, kale direklerinden razı olsun!
- Başbakan,sanki bana söylüyor!
- Şehit mi değil mi?
- Karadenizlilere, Rüyalar eşlik eder!
- Jitemcileri çaya davet ettim ama
- Mecburmuyum küfür yemeğe!
- İnsanlar, doğduğu yerde yaşatılmalı
- Düş yılmaz düş..
- Başbakan Erdoğan'ı anlamak
- İyi uykular çocuklar öyle mi?
- Tabakhaneciler
- Bugün bayraam, kutlanacaaak kutla!
- Devlet'in Emir Erleri
- Uludere olayını yapanlar, açıklamalıydı
- Babalarını "salak" yerine koyan çocuklar
- Maçlarda hangi taraftara üzülürüm
- Eminbey'i Aksa Çoruh Edaş kızdırmış
- Müslümanlardan ne zaman korkulur?
- Başbakan, CHP'yi neden Dersim'e çekiyor
- Yetim kalan yavrular
- Geri gönderilen yoğurt
- Şu bayramlar hürmetine lütfen
- İstanbul'a veda ve askerlik
- Kaddafi, Tavşan ve Tilki
- Bizim kuşağın "uyanık" babaları
- Babalar,"Adam"dır ama Anneler, hep Anne..
- Bu meclisten umutluyum
- HES'ler sabrı zorlamasın!
- Arap baharı'ndaki Papatya
- Türkiye'de Asker, Libya'daki "şakir" gibiydi
- İsrail ile savaşır mıyız?
- Demokratik açılım tam olsun artık
- Ebeler ve bayramlar
- Ne yani "Devlet, Armut mu toplasın?"
- La bilamada sen anlat daa
- İlk defa oruç tutmayan birini gördüm!
- Biz Hür generalleri ilgilendiren şey
- Trabzon, EYOF'u ağırlıyor
- Kent ışıkları
- Ben O'na, O, bana şaplak atardı
- Rus kızından gelin olur mu?
- Hasretten doğan nefret!
- Siyasi partiler, seçimlerde medyayı nasıl kullandı?
- AK Parti'nin değil,Gönül dilinin zaferi
- CHP'nin bir belde teşkilatındaki balkon sohbeti
- MHP'li koca, AKP'li eşini dövmüş ama hala öfkeli!
- Gerçekte "Şampiyon kim" diye sorsanız?
- Bayburt, " Doktor yılan"larından utanıyor mu?
- Kim bu bizim Eminbey?
- Öyle bir gündü ki, sormayın!
- Kır kahvesindeki gündem
- Şu Türk Telekom, ne alem kurum
- Vekillikte "çantada keklik" dönemi bitti!
- Şimdi de YGS'de skandal öyle mi?
- Yemekler ve Çoraplar konuşur mu?
- Zorla Kaddafi'ci olduk!
- Japonya depremi ve Tsunami'den bize ne?
- Gazeteciler,"iyi çocuklar" değildir..!
- Erbakan ölünce Dünya'ya ilk fotoğrafı biz geçecektik!
- Eminbeyi dolandırmışlar
- Mısırlılar, sevgililerine kavuştu!
- Halk, protokolün neresinde?
- Erzurumluları kıskandım!
- Aslında AB,isteniyor mu?
- Karadeniz'deki Kuraklık, Rusya'nın bulut bombalarından mı?
- Naber aşkım!
- Ah şu yeni yıllar ah
- Karadeniz de fıkralar böyle doğuyor
- 12 Eylül 1980'de Evren'in konuşması
- İnsanlara saygınız yoksa, balıklara saygılı olun bari!
- Rus bıldırcın ve wikileaks belgeleri
- 'Aklım' a geri dön çağrısı yaptım!
- Ayağına giymiş sedef nalini
- Kurbanlık bir "Öküz" oldum!
- Karadeniz de yaşlı anne, babalar telefon bekliyor
- Cumhuriyet Resepsiyonunun düşündürdükleri
- İkizdere vadisi, kurtuldu mu?
- Hukuk Herkese lazım öylemi?
- Kahveci'nin de Civelek'in de ölümleri araştırılmalı
- "Baba"lar ölmeden, evlatlar adam olamayacak mı?
- KTÜ Tıp Fakültesi'nden gelen isimsiz mektup
- Telgraf memurunun telefonu
- Ben böyle Ramazan görmedim ya
- Yetmez ama tabiî ki Evet
- Okul Müdürlerinin Rotasyonu ve Kaçak Öğrenci yurtları
- ÖSYM'ye "Neşter" lazım!
- Sumela'daki "ayin" için ne diyorsun?
- Trabzonspor, şimdi "Bismillah" dedi
- MHP, hala Olağanüstü hal istiyor mu?
- Referandum'da "Aptal"lar, "EVET" diyecek!
- Ve SP'de beklenen oldu!
- Evet mi? Hayır mı? Ne diyeceğiz?
- Dünya Kupası'ndaki "Top" un dili..
- İktidar sağ gözümüzse, muhalefet de sol gözümüzdür
- Anasını avradını
- Eksen mi vardı Türkiye'de?
- İsrail'e "barcod"lu protestosu
- Formula 1 ve Türkiye..
- Kılıçdaroğlu ile CHP'nin "cilali yağcılar devri"
- Bursaspor'u Trabzonspor'un şahsında kutluyorum!
- Deniz Baykal'a komployu, "derin"ler iyi bilir
- 1 Mayıs'ta Erbakan, İskenderpaşa'da durduruldu!
- Ey gidi Türkiye, sende Bayburtlaşirsen'
- Baykal, Erdoğan'a şifreli mektubu gösterdi!
- Anayasalar fani şeylermiş!
- Köye, acemi bir Azrail düşmüş!
- Artık Hürriyet'te abonelik sisteminde
- Nevruz'u bu ülkeye çok görenlere Yazıklar olsun
- Kaynanam "yazma" diyor!
- Türkiye de meseleler,çatallaşıyor
- Askeriyenin itibarıyla mı oynanıyor?
- Çok güzel haraketler bunlar
- Askerler, babasının hayrına mı askerdir?
- Kızmayın sayın Başbakan!
- Babacanasına sohbet
- "Balyoz"a neden kızıyoruz ki?
- Rusya ile vizeler kalkarsa ne mi olur?
- Demokratik açılım, Empati yapmaktır
- Nereye gidiyor Türkiye?
- Rafet bana küsmüş
- Fiskobirlik'in Fiskomar cezası
- DTP'nin kapatılması kazanç mı oldu?
- Büyükşehir için aday mı aranıyor?
- Hak aramak, eşkiyalık mı?
- Liderleri konuşturanlar, tartışılmalı
- Devlet, duygusal olamaz
- Akredite olmak mı olmamak mı?
- ADRES SORMAYIN SAKIN!
- YÖK ya da YOK!
- Rumlara gülüyorum
- Ahh Şu İmam Hatipler!
- Aslan Abaşidze kaçtı
- Patron şövalyeleri!
- "Şeyini şey ettiğimin şeyi"
- YSK-IRAK-BURGAZADA YANGINI
- YÖK VE AKP - MHP KONGRLERİ
- İŞSİZLER KONFEDERASYONU KURSAK MI?
- Vakıflar bahanesi !
- ÜLKENİN HALİNE BAK!
- Terör, kimin işi?
- Takiyye, ayakları
- ŞOVMEN VEKİLLER!
- Şirnak'taki ceza !
- SAVAŞIN ADALETİ YOK!
- SAVAŞ'A KİLİTLENDİK!
- KKTC SEÇİMİ ve Saddam'ın sonu
- RESEPSİYON VE KRİZ!
- Neden oy verelim!
- Torpil yapamadık!
- UZAN'LAR MASUM MU?
- KIŞLANIN DUVARLARI
- Kim seçilecek!
- Kamuoyu araştırmaları
- İstismara destek olunur mu?
- İŞSİZLER SENDİKASI!
- Gizli buzlanma!
- VARIN DİNLENİN BİRAZ!
- Dilsiz şeytan mı olmalı?
- DEVLET'E SORUYORUM
- Demirel, "du bakalum"
- Dayılar ve yeğenleri
- DAVETLER VE MİSAFİRLER
- CHP VE BAYKAL
- Cepler de tık yok
- BATSIN BABANIZIN GÜNÜ!
- Dinlenilmekten neden korkuluyor?
- Everest'ten seyredin Türkiye'yi
- Çok kızıyorum Başbakan Erdoğan'a
- Dağdan inmiş adamlardan ne bekliyoruz?
- AİHM de Türkiye'yi mahkum ettirenlerden hesap sorulmayacak mı?
- Türklüğümüzle övünmeyelim mi?
- Oğlunu askere göndermeyen babalar var!
- G-20 liderleri, umut tazeledi
- Çocukların harçlık hesabı
- Devletin malı deniz, yemeyenler?
- Umreye gitmiş gibiyim!
- Güneydoğu, bizim mi?
- Resmi kurumlar, rol yapmaktan vazgeçsin!
- Askerlerimiz, zabıtalara özenmemeli!
- Korkutmasın sizi imam hatipliler
- Mutluluk mu filozofluk mu?
- Kimlerin Dokunulmazlıkları var bakalım mı?
- Dokunmayın komutanlara!
- Sinekler aleminde, Obama "katildir"
- Dünya'ya kötümser bakanlar
- Mayınlar temizlensin de nasılı o kadar önemli değil
- Kürtler, "demokratik konfederalizm" istiyor
- DP ve DSP Kongreleri
- Ermenistan sınır kapıları açılmalıdır
- Numan Kurtulmuş'un planı ve İcraat Kabinesi
- AK Parti'de muhalefetsizlik rehaveti var
- Cumhurbaşkanımız Gül'e açık mektup
- Türk Milleti'nin Askeri konuştu
- TRT ye tebrikler
- Baba, bir dilekçe daha yaz
- ABD Başkanı Obama'nın Türkiye ziyareti
- ''Gömdük, gittiler'' mi yani?
- Seçim sonuçları tamamen duygusal
- Muhsin Başkan ve Helikopter kazası
- Seçimde, büyük düşünmek
- Çin atasözü ve "güneşi gördüm"
- Obama, Erdoğan'ın "kanka"sı olur !
- Süper loto oynamış ama
- Bunlar nasıl muhalefet?
- Vatandaş, partiler üstüdür
- Encümen-i Danış, Ülke odası!
- Davos ve "Monşer" yamakları
- Zigana'dan karahaber geldi
- Ergenekon, Türkiye'nin "Temizeller"i dir
- Devlete saygı gerek!
- İsrail'i kınıyoruz ama yeter mi?
- Bayram bayram olsun
- Şimdi Ana muhalefet MHP
- CHP'nin ''çarşaf'' açılımı
- Kurban'da meramı olmayanlar!
- Korsanlar, armut mu topluyor?
- Türkiye, evrim sürecini yaşıyor
- Başbakan 3 çocuk için az bile söylüyor
- Şu 'Mustafa'nın yaptırdığı
- Obama'cıyız biz!
- Değişime direniş niye?
- Gazetecisin "yaz" mı?
- BBG'den vurulduk
- Vatandaşa saygılı olunsun
- Başbakan, yalana isyan etmiştir yoksa
- Kafkaslar'da aslında ne oluyor?
- Asker, milletle kaynaşmalıdır
- Başbakan da Çin oyuncağı dağıtmamalı
- Fındık, bugün mü sorun oldu?
- İşte liderler, böyle olmalı
- Bunlar nasıl lider?
- Osman Yağmurdereli ve gurur
- Israrcıyım
- Yaylalar ve valilerimiz
- Güneydere'deki aşıklar şöleni
- Ergenekon iddianamesi ve Şener
- Telefonla ''fiş''leme mi?
- Cino'm, ölmüş meğer!
- Adnan Kahveci'nin dedikleri
- Terim'in aleyhinde yaz baskısı
- Yılmaz'ın 28 Şubat özlemi
- Çocuklar,yarış atı mı?
- AK Parti , kendini kapatmalıdır
- Gençlere güvenelim artık
- Kapatın şu AK Partiyi(!)
- Sigara, beni bırakmıyor
- Önder Sav, takıyyeyi deldi
- Yargıyı tartışalım
- Uğraşmayın Milletin sigarasıyla!
- Ağlayan ''anneler'' günü
- Hasta Trabzonsporlu
- Boğa güreşleri nedir
- Ergenekon, mergenekon!
- Herkes için demokrasi
- Değişen bir şey mi var?
- Dedelerinizin vasiyeti mi var?
- Yargıtay'daki Heykel
- Eski köye yeni kanun
- İşte ordu, işte Komutan!
- Cenaze sloganları!
- Başbakan da pokerci imiş
- Entegrasyona evet de!
- Başörtüsüyle kovulmuşlardı
- Davosun mesaji
- Ne simgesiymiş bu Türban?
- Mevlana ya ihtiyacımız var
- Boşa geçen bir yıl
- Kadınlar, çıldırmış olmalı
- İnsan hak kı nedir?
- Uçak neden düştü?
- AB, Çentik Atmiş
- Uğraşmayın Milletle
- Komonist bunlar
- Alimlerle Amirler devri
- Kime güveneceğiz!
- Referandum da evet diyeceğim
- Yeter artık, laf etmeyin!
- Yeni Anayasamız olmalı
- İstifa edin takımlarınızdan!
- Normalleşeceğiz!
- Eşleri maaşa bağlayın!
- Gül, nasıl bir Cumhurbaşkanı olacak?
- Türkiye ye yazık değil mi ?
- Çankaya ya, Gül çıkmalı!
- Sözen, meclis başkanı olmalı!
- Öpün Asım'ın elini
- Millet Yola devam dedi!
- Şener neden aday olmadı?
- Karar verilmiş!
- Görünen köy, kılavuz istemez!
- Sürgün de Nusret abi..
- Gavur kardeşlerimiz geliyor!
- İki buçuk partili meclis!
- Karamanın koyunu!
- Toplum, mühendislerin aksine!
- Askerin anlattıkları!
- Lafla peynir gemisi yürümez!
- Hah şimdi seçim olur!
- Hazmetme kapasitesi!
- Sayın Cumhurbaşkanım!
- Gül, çıkmalı!
- Sağ olasın Devlet!
- Misyonlar farklı!
- Sayınlı mayın!
- Memur, umuttur!
- Akredite olmak mı olmamak mı?
- Sosyal demokrat feryadı!
- Değişime uyacağız!
- Vadiciler üzülmemeli!
- Düşmanı da düşünmek lazım!
- Trabzon ve düşündürdükleri..
- Gül gibi Cumhurbaşkanı!
- Gazeteci idi O da !
- MİT, Raporu
- Yolsuzluk kötü şey!
- Bayram ve idam!
- Kanser!
- Erdoğan, aday olmayacak!
- Babamın rafı
- Papa ve Türkiye!
- Sigara ve Öğretmenler günü!
- Güvercinler ağlıyor!
- Ak Parti, Demokrasi sınavında!
- Demirel, ne yapmak istiyor?
- BAŞSAVCI YARGILANMALI !
- Ne Tatildi Ama!
- Acemi tatilciler!
|
           |
Karanlık Lige, Karanlıkta KupaYevmiyelerini verdun mi Neriman?Samsun ve hızlı trenEşkiyanın günlüğüDinlerin felsefesiYenilmeyeceksin aga..Ankara'da radyoaktif alarmTürk polisi için ne yazsak azTrabzonspor'dan FB açıklamasıBu skor dönmezzzAvrupa, mistik propaganda altındadır16.Mayıs.201214.Mayıs.201214.Mayıs.201212.Mayıs.201210.Mayıs.201207.Mayıs.201213.Nisan.201211.Nisan.201203.Nisan.201226.Aralık.201124.Aralık.2011 |
|
yöresel

kim kimdir?
memleket gazeteni oku
|