Karadenizolay
Ana sayfa Galeri Fotoslayt Videolar Bölge E-bilet Medya Anketler Sitene ekle Haber ara Rss
English Deutsch arabic russian azerbaijani spanish chinese français japanese Georgian persian

Translater

Translate for your language

Gazeteleri okuyabilirsiniz

Süper loto oynamış ama

M.Kemal AYÇİÇEK

22.Mayıs.2010, 13:40

M.Kemal AYÇİÇEK

Süper loto oynamış ama

 

M. Kemal AYÇİÇEK – 2 Mart 2009

 

Adamın birisi, yani bir adem yaklaştı yanıma, bir şeyler anlatıyor. Konuşması çok açık değil, saf gibi hali var gerçi ama zaman zaman akıllılara taş çıkartacak zekice yorumlarına da tanıklığım var. Hani siz toplumda “deli” denen insanlara, tanısın tanımasın bir çok kişi de aynı gözle bakar ya, bu da öylelerinden biri. Aslında, kendisine “deli” diye bakan topluma, “hakiki deliler” diye bakan gözler var bu adamda. Gerçekte de bu toplumdaki asıl “deli”nin kim olduğunu şüphesiz sadece o’nu yaradan bilir.

 

Bir çok veli vardır “deli” denen ya, sanki günümüz de o veliler yok mudur sizce? Yoksa vardır da biz mi göremeyiz, ya da görenler yok mudur? Vardır, görenler de vardır, o toplumun “deli” dediklerine saygı duyan ve saygıda kusur etmeyenler de vardır. Bu adam, sözünü ettiğim kişilerden gibi gelir bana. bir kurumda görevlidir. Herkese selam verir ama herkesten aynı karşılığı göremeyenlerden biridir o. Yıllardır da tanırım. Zaman zaman aklım ermese de konuşuruz, ilginç sözler eder. Bu kez mırıldanışına onun moduna girerek tekrar tekrar sordum ne dediğini biraz daha açsın diye.

 

“oynadım ama bir şey çıkmadı, halbuki ben o numaraları zaten biliyordum bende onları işaretleyecektim zaten ama niye işaretlemedim. işte ama biliyordum böyle olacağını bak işte” diyor. Ama dönüp tekrar tekrar söylüyor aynısını. “devretti gene” dedi. O zaman anladım ne oynadığını. Süper loto’dan söz ediyormuş meğer. Dışarıdan baktığınız da öyle şans oyunlarına da ilgi duyabileceğini sanmazsınız ama meğer dilinin ucundaki oymuş. Ama o çekiliş yapılalı iki gün geçmiş o hala oralarda geziniyor. “çok fazla oynamıştım” diyor, sonra “18 lira vermiştim” diyor ve biraz fazla yatırım yaptığını ama buna rağmen kazanamayışına hayıflanıyor.

 

“olsun, iyi ya devretmiş, yine oynarsın bu kez iki misli oynarsın hem de” dedim. Güldü, “evet, tabi oynayacağım, zaten kimseye çıkmamış para orada duruyor. Ona bende ortak olmalıyım” diyor ama yine de sanki sohbeti ikimiz yapmıyormuşuz gibi dalıyor, biraz uzaklaşıyor tekrar dönüp aynı ifadeleri tekrarlıyor. “hiç mi tutturamadın” diyorum, “vardı üçüm vardı ama bana para vermediler” diyor. Oysa 3 sayı bilinmişse ona beş buçuk lira ikramiye vardı. Bunun mümkün olamayacağını, eğer 3 tutturmuşsa mutlaka para alması gerektiğini söylüyorum ama “vermediler bana, gittim”.  Nereye nasıl gittin, neden vermediler diye ısrar ediyorum, o zaman açıklıyor;

 “bende 3 rakam vardı ama meğer bir kuponda ve aynı satırda 3 rakamın yan yana olması gerekiyormuş, benim kuponlarımda 3 rakam tutturmuştum ama yan yana değil de ayrı sıralardaymış, onun için bana vermediler”

 

Gündem çok fazla

 

Türkiye’de 28 Şubat 1997 “post modern” darbesinin 12. yılını geride bırakmışız. Dönemin genel kurmay başkanı İbrahim Hakkı Karadayı’nın, Refahyol Hükümeti’ni nasıl düşürdüklerini açıkladığı dördüncü ses kaydı internet sitelerine düşmüş tartışılıyor. Bir yandan o günlerin kuklası Ali kalkancı denen sahte şeyh, “captagon” adlı uyuşturucu hap üretimi yapmaktan tutuklanıyor. Bir yandan 29 mart Yerel İdareler seçimi için startlar verilmiş tüm liderler sahaya inmiş meydan meydan geziyor ama Türkiye’de herkesin dilinden Süper loto’nun devretmiş olması düşmüyor.

 

CHP’li “çarşaflı”  kadın tartaklanıyor

 

İstanbul’da CHP’nin 1999 genel seçimler öncesi milletvekili adayı olarak başvurmuş Kıymet Özgür adlı bir CHP’li kadın, profesyonel bir şekilde çarşafa bürünüp, İstanbul Büyükşehir belediye başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun  seçim otobusüyle geziyor ardından da aynı partililerce “Akp militanı” diye tartaklanıyor. CHP eski il başkanı  Gürsel Tekin, çarşaflı Meryem’in CHP üyesi olduğunu hatta bir önceki seçimde milletvekilli adaylığı bulunduğunu ama bunu neden yaptığına bir anlam veremediğini dile getiriyor. Neden bunu yazıyorum, önümüzdeki günlerde daha bakalım kaç provokasyona tanık olacağız. CHP’de Genel merkez’de dinleme cihazları bulunuyor, genel başkan yardımcısı cep telefonunu açık bırakıp ifşaatlar sunuyor ardından mahkemelere koşuluyor. Yani CHP, kendi ekseni etrafında dönmekten muhalefet görevi yapamaz hale geliyor. Tabi bunlar kolay değil, geçmişteki gibi Türkiye’de gündem aylarca sürmüyor her gün yeni bir gündem oluşunca CHP’de şaşırıp, çarşafa dolanıyor.

 

Yerel seçimler genel seçim havasına sokuldu yine. Tabi sık sık “28 şubat”lara maruz kalmış bir ülkede her şeyin güllük gülistanlık olması düşünülemez. Bu bir demokrasi mücadelesi. Mehmet Altan’ın dediği gibi “askerlerin kurduğu bir cumhuriyet’te demokrasi bu kadar olur”. Bu ülkede “çarşaf giyilecekse onu da biz giyeriz” dediler ama onu da beceremediler. Demokrasi, elbette herkesin sindirebileceği, hazzedebileceği bir sistem değil. Hele bunu kendisinden başkalarının kullanmasına asla izin vermeyen zihniyet, bu ülkede her türlü “işi” kendi elinde tutma “garantör”lüğünü elinden, avucundan kaybedince ne hallere düşüldüğünü cümle alem görüyor öyle değil mi?

 

Başbakan Erdoğan’a yakışmıyor

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her seçim öncesi medyaya yükleniyor ve bunu meydanlarda dillendiriyor. Sanırım bu eskiden kalma bir “takıntı” olsa gerek. Bu ülkede başbakan, çıkıp hala medyada yalan yanlış şeyler yazılmasına kızgınlığı ifade ediyorsa o zaman orada durup düşünmek lazım. Muhalefette olanların bu tarz söylemleri belki bir yere kadar normal karşılanabilir ama ya yıllardır bu ülkede tek başına hükümet eden bir başbakandan böylesi eleştiriler beklenmez. Bu hoş da karşılanmaz. Ne yani, bu ülkede basın yayın organlarında “yalan-yanlış”lar varsa bunları giderecek yasal düzenlemeleri yapmak Hükümetin işidir. Yasa varda uygulanmıyorsa bununda sorumlusu yine hükümettir. Onun için “yalan-yanlış yazıyorlar” demeyi bende başbakana yakıştıramıyorum. Hele bu yakınmaların, mitinglerde kullanılması, AB üyeliğine giden bir ülkenin başbakanına yakışmaz. Varsa eksikler, bunların giderilmesi için “sizi kim tutuyor” diye soranlar olur. Onun için, daha önce de yazdım, başbakan Erdoğan’ı bu konuda kim yönlendiriyorsa yanlışı o yapıyor. Umarım bu eksikliklerini giderirler. Seçime gidilirken medya üzerinden ülkede gerginlik ortamı oluşturmak belki muhalefet için normal karşılanabilir ama bunu iktidar yaparsa bu doğru anlaşılmaz ve de karşılanmaz zaten. Kalın sağlıcakla.

 

Not: Bu yazım aynı zaman da www.karadenizolay.com , www.kuzeyhaber.com ve Trabzon’da yayınlanan Hizmet Gazetesi’nde yayımlanmaktadır.

Bu haber 685 defa okunmustur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Karadeniz nasıl yeşil kalıyor sanıyorsunuz?21.Mayıs.2012

GALERİ

Yorumsuz

Yorumsuz!

ANKET

Demiryolu, Trabzon'a hangi güzergahtan gitmeli?





Tüm Anketler

önerilen linkler

yöresel

Alexa Certified Traffic Ranking for www.karadenizolay.com

memleket gazeteni oku

Subscribe in a reader

Copyright©Tüm hakları saklıdır.Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.karadenizolay.com Sadece İnternet Üzerinden Yayın yapmaktadır. 2003- 2012 Haber Merkezi iletişim e-mail: info@karadenizolay.com
RSS Kaynağı | iletişim | künye | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapy: MyDesign Haber Sistemi